Isparta

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Akdeniz Bölgesi Bölümünden Isparta ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    elifizmir
    Özel Üye
    Reklam

    Isparta

    Reklam



    Isparta

    Forum Alev
    Isparta / Aksu
    isparta Aksu.jpg

    Akdeniz Bölgesi’nde, Isparta İli’ne bağlı bir ilçe olan Aksu, doğusunda Şarkıkaraağaç, Yenişarbademli, güneyinde Sütçüler, batı ve kuzeyinde de Eğirdir ilçeleri ile çevrilidir. İlçe adını aldığı Anamas Dağlarının eteklerinde, Aksu Ovası’nın kuzeydoğusunda kurulmuştur. İlçe toprakları dağlık ve ormanlık bir arazi yapısına sahip olup, buradaki Anamas Dağlarının (2.388 m.) en yüksek yeri olan Dedegöl Dağı’nın zirvesi 2.992 m. dir. Anamas Dağlarında Sorgun ve Çayır yaylaları bulunmaktadır. İlçe merkezine 5 km. uzaklıktaki Sorgun Yaylası’ndan doğan Köprü Çayı, ilçeyi ikiye böler, Aksu Ovasını suladıktan sonra Antalya Serik yakınlarından Akdeniz’e dökülür.Dağlık bir arazi yapısına sahip olan Aksu’daki dağlarda jeolojik zamanlardaki evrelerden bir çok doğal mağara oluşmuştur. Bunların en önemlisi Zindan mağarası ile Sorgun Mağarası’dır. İlçenin dağları orman ve çalılıklarla kaplı olup, yüksek kesimlerde karaçam, meşe, titrek kavak ve ardıçlardan oluşan ormanlar bulunmaktadır. Ayrıca az sayıda ıhlamur, dişbudak, çınar ve sedir ağaçlarına da rastlanmaktadır. Denizden 1.250 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 426 km2 olup, toplam nüfusu 8.937’dir. İl Merkezine 65 km. uzaklıktadır.

    İlçede Karasal İklim hüküm sürmekte olup, kışları uzun, yağışlı ve soğuk, yazları ise kısa ve ılımandır. İlçede metrekareye 1000-1200 kg. yağış düşmektedir

    İlçenin ekonomisi tarım hayvancılık ve küçük sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, patates, kekik, nohut, soğan, fiğ, üzüm, elma, erik, kiraz, şeftalidir. Sebze yetiştiriciliğinde seracılık son zamanlarda gelişmiş olup, bu seralarda kışın kekik fidesi, marul, ıspanak gibi kışlık sebzeler yetiştirilirken, yazın domates, salatalık, biber, patlıcan gibi yazlık sebzeler yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır. Ayrıca suni tohumlama çalışmaları da yapılmaktadır. İlçe merkezi ve köylerinde alabalık üretimi havuzlarda gerçekleştirilmektedir. Karacahisar Köyü’nde kaynak suyu şişeleme ve dolum tesisi bulunmaktadır.

    Aksu yöresinde yeterli arkeolojik araştırma yapılmadığından, yörenin tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla birlikte Gelendost ve Şarkikaraağaç ilçeleride bulunan höyüklerde Geç Neolitik (MÖ 8000-5500), Erken Kalkolitik (MÖ 5500-4500) ve Tunç Çağ (MÖ 3000-1200) çağlarına ait buluntuların ele geçirilmiş olması, Aksu’nun da bu dönemlerde yerleşim yeri olduğunu düşündürmektedir.

    Hitit (MÖ l800-l200) tabletlerinde, bugünkü Aksu’nun da içinde bulunduğu bölgenin adı Pitaşşa olarak geçmektedir. Bu da yörede bir Hitit yerleşmesinin varlığına işaret etmektedir. Isparta’daki diğer yerleşim alanları göz önüne alındığında da burada Frigler, Lydialılar, Persler, Makedonyalılar, Seleukoslar, Pergamon Krallığı,Romalılar ve Bizanslıların egemen oldukları sanılmaktadır. Nitekim Aksu yöresinin Pergamon Krallığı hakimiyetinde kaldığını gösteren kalıntılara, Mirahor mahallesinde Timbriada, Terziler köyü yakınında Tynada, ve ilçenin kuzeybatısında Senitli Yaylasında rastlanmıştır. İlçe merkezinde, Mirahor mahallesinin kuzeyindeki Asar Tepe üzerinde bulunan Timbriada kentinden ilk kez Strabon söz etmiştir. W.M Ramsey, gördüğü bir yazıtta şehrin adını okumuş ve şehrin yerini kesinleştirmiştir. Küçük bir kent olan Timbriada Eurymedon (Köprüçay) kaynakları yakınındadır. Kentin Zindan Mağarası önünde Eurymedon Tanrısına adanmış bir açık hava tapınağı bulunmaktadır. Açık hava tapınağı mağaranın önünden alt kısımdaki dere yatağına kadar basamaklı inşa edilmiştir. Kutsal alanın önünde mağara girişinde durduğu bilinen Tanrı heykeli Isparta Müzesi’ndedir. Kutsal alanının önüne Roma döneminde bir köprü yapılarak, kutsal alan ile güneyindeki mezarlık birbirine bağlanmıştır. Antik kent Roma İmparatoru Hadrianus’dan (MS 117-138) İmparator Severus Alexandere (MS 222-235) kadar para basmıştır. Aksu, Terziler Köyü yakınında Asar Tepe mevkiinde bulunan Tynada antik kentinin kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, kent üzerinde Helenistik dönem tapınak ve bazı bina kalıntıları bulunmaktadır. Aksu İlçesinin 15 km. kuzeybatısında yer alan Senitli Harabelerinin ise adı ve kuruluş tarihi bilinmemektedir. Tepelerin güneybatısında geniş nekrapol alanı bulunmaktadır. Bu alan Pisidia mezar taşlarının Timbriada ve Sofulardan sonra çıktığı en önemli yerdir.

    Romalılar MÖ. l30’da yöreyi ele geçirmiştir. MÖ. 102-49 yılları arasında Kilikia Eyaleti içerisinde bulunan yöre, daha sonra Asia Eyaletine bağlanmıştır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntas’ın yönetimine giren bölge, MÖ.25 yılından Galatia eyaletine bağlanmıştırRoma İmparatorluğu’nun MS.395 yılında parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmış ve Prostanna Piskoposluğuna bağlanmıştır.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, daha önce Arap akınlarına uğrayan yöre, Selçuklu hükümdarı II.Kılıç Arslan döneminde Selçuklu topraklarına katılmıştır (1204). Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra 130l tarihinde kurulan Hamitoğulları Beyliği yönetimine girmiştir. Hamidoğullarından sonra 1374’te yöreye Osmanlılar hakim olmuş, Yıldırım Beyazıt Karamanoğullarının üzerine yürümüştür. Timur'un Anadolu'yu istilasından sonra Isparta yöresi Sultan I.Murat döneminde 1381’de Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.


    Aksu, Eğirdir’in bucak merkezi iken, 1954’te, Yenice, Bucak, Mirahor ve Akcaşar köylerinin birleşmesi ile Anamas beldesi olmuş, 1965’te Aksu ismini almış,1988’de de ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında;

    Yılanlıoğlu Cami
    Roma (Zindan) Köprüsü
    Zindan Mağarası
    Sorgun Mağarası
    Köprüçay Kanyonu
    Kapız Kanyonu bulunmaktadır.




  2. 2
    elifizmir
    Özel Üye

    --->: Isparta

    Reklam



    Isparta / Atabey


    isparta atabey.jpg

    Akdeniz Göller Bölgesi’nde, Isparta İli’ne bağlı bir ilçe olan Atabey, kuzeyden Senirkent ve Uluborlu, batıdan Gönen, güneyden Isparta Merkez İlçe, doğudan da Eğirdir İlçeleri ile çevrilidir. İlçenin kuzeyini ve batısını Barla Dağı engebelendirir. Kuzeydoğu ve güneybatı doğrultusunda uzanan Barla Dağı’nın güneyinde 1000-1500 m. yüksekliğinde platolar yer alır. Ayrıca güneyde Bozanönü Ovası’nın bir bölümü de ilçe toprakları içerisinde kalmaktadır. Isparta Ovası’nın kuzeye doğru uzantısı olan Bozanönü Ovası deniz seviyesinden 950 m. yüksekliktedir. İl merkezine 23 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 202 km2, toplam nüfusu ise 9.525’tir.

    İlçe, iklimi itibariyle Akdeniz ve kara iklimi arasında bir özellik göstermektedir. Yıllık ortalama yağış miktarı metrekareye 330 kg.dır.

    İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık, halıcılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, kiraz, elma ve pancar yetiştiriciliği son yıllarda önemli aşamalar kaydetmiş ve pazarda söz sahibi olur duruma gelmiştir. Atabey kirazı ihraç özelliği olan ve tüccar tarafından öncelikle tercih edilen bir üründür. İlçede gül, şeftali, ayva, kavun yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Hububat yetiştiriciliği ise son yıllarda sulu tarıma geçilmesi nedeniyle azalmıştır. Hayvancılıkta ise sığır, koyun ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir.İlçede sanayileşme, özellikle 1970 yılından sonra hız kazanmıştır. Isparta’ya yakınlığı ve arazinin uygunluğu sonucunda ilçe, fabrika sahası haline gelmiştir. Atabey’de bulunan sanayi kuruluşlarından bazıları şunlardır; Gülbirlik İslâmköy Gülyağı Fabrikası, Sema Makina Halı Fabrikası, Ayes Çelik Hasır Fabrikası, Elça Salça Fabrikası, İslâmköy Soğuk Hava Tesisleri.

    İlçe sınırları içerisindeki en eski yerleşim yeri, Erken Kalkolitik (MÖ.5500-4500) döneme ait buluntuların ele geçtiği Pembeli Höyük’tür. Harmanören köyünde bulunan Göndürle I ve Göndürle II Höyüklerinde yapılan kazılarda ele geçen buluntuları İlk Tunç Çağ (MÖ.3000-1200) dönemine tarihlendirilmiştir.


    Hitit (MÖ.l800-l200) tabletlerinde, bugünkü Atabey ilçesinin de içinde bulunduğu bölgenin adı Pitaşşa olarak geçer. Hititlerden sonra Frigler (MÖ.750-690), Lydialılar (MÖ. 690-547), Persler (MÖ .547-334), Makedonyalılar (MÖ.334-323) ve Seleukoslar buraya egemen olmuşlardır. Seleukoslar döneminde Atabey’de Seleukeia Sidera (Bayat) antik kenti kurulmuştur. Bu kentin kurucusu Seleukos Kralı I. Seleukos (MÖ. 312-280) veya oğlu I.Antiokhos’tur (MÖ. 280-261). Roma İmparatoru Cladius (MS. 41-54) tarafından şehrin adı Claudia Seleukeia olarak değiştirilmiştir.

    Pisidya bölgesinin Frigya’ya komşu olan kuzey sınırlarında yer alan Agrai antik kentinin bugünkü Atabey ilçesinde olduğu sanılmaktadır. Bu kentten günümüze herhangi bir kalıntı gelememiştir. Atabey ilçe merkezinin kuzeybatısında Kelian (Kapıcak) köyü yakınındaki bir kayalıkta Parlais (Barla) ve Prostanna (Eğirdir) şehirlerinin sınırlarını belirleyen bir yazıt bulunmaktadır.

    MÖ. l88 yılında Roma ordusuna yenilerek, Apameia Barışını imzalayan Seleukoslar Toroslara kadar olan kısımdan çekilmişler ve bölge Romalılar tarafından Pergamon Krallığı’na bırakılmıştır. MÖ. l88-133 yılları arasında Pergamon Krallığının elinde bulunan bölge, MÖ. l30 yılında III.Attalos’un vasiyeti gereğince Romalıların hakimiyetine girmiştir. Romalılar yöreyi MÖ.102-49 yılları arasında Kilikia Eyaleti içerisine almış, daha sonra Asia Eyaletine bağlamıştır. MÖ.39’a Galat Kralı Amyntasın kontrolüne giren bölge MÖ 25 yılına kadar bu durumda kalmış daha sonra Galatia eyaleti içine alınmıştır. Bölge Roma İmparatorluğunun MS.395’de parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmıştır.Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Batı Anadolu’nun birçok kısmını ele geçiren Selçukluların bu egemenliği yörede, Bizans’ın güçlü savunması ve Haçlı Seferlerinden ötürü uzun süreli olmamıştır. II. Kılıç Arslan zamanında (ll56-1192) yoğunlaşan savaşlar ll76 yılında yapılan Miryakefalon Zaferiyle dönüm noktasına ulaşmıştır. Isparta ve civarının 1204’te III. Kılıç Arslan zamanında ele geçirilmesinden sonra, Atabey Anadolu Selçuklularının uç kumandanlarından Gazi Ertokuş Bey tarafından Bizanslılar’dan alınmış ve askeri bir üs haline getirilmiştir.

    1301 yılında kurulan Hamitoğulları Beyliği hakimiyetine giren Atabey, beyliğin ikiye ayrılmasından sonra Dündar Bey’in hakimiyetinde kalmıştır. İlyas Beyin oğlu Kemaleddin Hüseyin Bey, 1380 yılında Osmanlı Padişahı I. Murat ile yaptığı anlaşma sonucunda 80.000 altın karşılığında Isparta ve havalisini Osmanlı egemenliğine bırakmıştır. Atabey de bu dönemde Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde bir kasaba olan yöre, özellikle dokumacılığın geliştiği sanayi ve bir ilim merkezi durumundadır.


    Millî Mücadele döneminde İşgallere karşı Isparta’da teşkilatlanan Kuvvâ-i Milliye’ye bağlı olarak Atabey’de de Müdür Hamdi Efendi, Naip Hüseyin Atıf, Onaçlı Hafız, Hacı Esat, Sırrı, Saatçizade Musda Efendilerden oluşan Milli Müdafaa Heyeti oluşturulmuştur. Bu heyet, yaptığı çalışmalarla Kuvva-yı Milliye’ye süvari toplamış ve cepheye göndermiştir. Bunun yanında Atabey’in önemli ziraat ürünlerinden olan tütün üreticilerden toplanarak, cephedeki askerlere ulaştırılmıştır.

    Eski adı Agros olan ilçe, 1868 yılında Kütahya’ya bağlı bir kaza, 1870 yılında Senirkent’e bağlı bir köy ve 1908 yılında ise Bucak olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1926 yılından itibaren TBMM tarafından kabul edilen bir yasa ile; Agros’taki Medrese’yi kuran Selçuklu komutanı Atabey Ertokuş’tan dolayı ismi Atabey olarak değiştirilmiştir. 1 Nisan 1960 tarihinde de ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında;

    Sinan Camisi (Kurşunlu Cami)
    Feyzullah Paşa Camisi
    Mübarizeddin Ertokuş Türbesi
    Gazi Ertokuş Medresesi
    Bayat (Seleukeia Sidera) Su Yolu bulunmaktadır.








  3. 3
    elifizmir
    Özel Üye
    Isparta / Gelendost


    isparta gelendost.jpg

    Akdeniz Bölgesi’nde, Göller yöresinde, Isparta İli’ne bağlı bir ilçe olan Gelendost, kuzeyinde Yalvaç, güneyinde Eğirdir, doğusunda Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli, batısında ise Eğirdir Gölü ile çevrilidir. İlçenin doğusunda Toros dağlarının uzantısı olan Anamas Dağları yer alır. İlçenin kuzeyinde Kirişli Dağı ve Ak Dağ (Boz Dağ) ilçenin en yüksek yerini oluşturur. Güneyinde de Dedegöl Dağı’nın kuzey yamaçları yer almaktadır. Bu dağların arasında Gelendost Ovası ile Eğirdir Gölü bulunmaktadır. İlçe topraklarını Sultan dağlarından kaynaklanan Doğanoğlu (Yalvaç) Deresi sulamaktadır.

    Afşar-Gelendost ovaları arasında yer alan tepecik ve bozkırlar kırıklı yapıya sahiptir. İlçe toprakları 3. ve 4. jeolojik zamanlarda meydana gelmiştir.Topraklar tuzlu, tınlı ve killi özelliklere sahiptir. Kahverengi step toprakları çoğunluktadır. Göl kenarları alüviyal ve göl tabanı toprakları özelliğindedir. Alçak yerlerdeki tepecikler küçük meşe koruluğu ve bozkır bitki örtüsüne sahiptir.Yükseklere doğru çıkıldıkça pıynar (pınar meşesi), daha yukarılarda ise köknar, ardıç, dişbudak, kara ağaç, dağ armudu, dağ eriği, karamık ve seyrek yapıda çam çeşitleri yer alır. İl merkezine 81 km. uzaklıktadır.Yüzölçümü 624 km² olan Gelendost’un deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 940 metredir.İklimi, Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş özelliği gösterir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Göl kıyısında ise, gölün yumuşatıcı etkisinden dolayı iklim biraz ılımanlaşır. Ancak kış mevsiminin çok sert geçtiği yıllarda göl yüzeyinin buz tuttuğu zamanlar da olur.

    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, elma ve sanayi bitkileridir. Tarım ürünlerinde elma üreticiliği ilk sırayı almaktadır. Hayvancılıkta sığır, koyun ve kıl keçisi besiciliği ön plandadır. Ayrıca Eğirdir Gölü’nde kerevit, levrek ve sazan avcılığı yapılmaktadır. Ev tezgahlarında halıcılık yapılır.

    Eğirdir Gölünün doğusunda bulunan, Senirkent İlçe sınırları içindeki Kötürnek Höyük (Madenli), Yaka Höyük (Yakaköy), İskele Höyük’de (İskele Mevkii) bulunan bulgular, yörenin Tunç Çağında (MÖ.3000-1200) yerleşime açık olduğunu göstermektedir. Yörede Hitit, Frig, Lydia, Pers, Makedonya, Seleukos, Pergamon Krallığı ve Romalıların hakim olduğu sanılmaktadır. MÖ. l30 yılında Romalılar tarafından MÖ.102-49 yılları arasında Kilikia Eyaletine, daha sonra da Asia Eyaletine bağlanmıştır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntas’ın kontrolüne giren bölge, MÖ.25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti içine alınmıştır. Bölge Roma İmparatorluğunun MS.395 yılında parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmıştır. MS 713-714 yıllarında Arapların egemenliğine geçmesine rağmen, bu durum kısa sürmüş ve tekrar Bizanslıların egemenliği altına girmiştir. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türk boyları Gelendost ve çevresini ele geçirmiştir. Ancak bu yörelerdeki Selçuklu egemenliği, Bizans’ın güçlü savunması ve Haçlı seferlerinden ötürü, uzun süreli olmamıştır. Ele geçirilen yerler Bizanslılar’la Selçuklular arasında el değiştirmiştir. II. Kılıç Arslan zamanında (ll56-1192) yoğunlaşan savaşlar ll76 yılında yapılan Miryakefalon Zaferiyle dönüm noktasına ulaşmıştır. 1182 yıllarında Gelendost ve çevresi Selçuklu egemenliğine geçmiş ve adı "Gelende" veya "Gelindi" olarak değiştirilmiştir. Bölgeye çok sayıda Türkmen aşireti yerleştirilmiştir. Arap seyyahı İbn-i Bibi’nin Muhtasar Selçuknamesi’nde Gelende’yi Anadolu Selçuklu Sultanının yazlık taht ve eğlence şehri olarak belirtilmektedir.

    1301 yılında Hamitoğulları Beyliği hakimiyetine giren bölge, 1324 yılında İlhanlıların eline geçmesine rağmen kısa bir süre sonra Hızır Bey zamanında tekrar Hamitoğullarına bağlanmıştır. Isparta ve çevresi ile birlikte Gelendost, 1380 yılında Kemaleddin Hüseyin Bey döneminde Osmanlı Padişahı I. Murat ile yapılan anlaşma sonucunda Osmanlılara verilmiştir. Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra bölge, 1415 yıllarında Konya vilayetine bağlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet zamanında Gelende ismi Gelendost’a dönüşmüştür. Daha sonraki dönemlerde Afşar Köyü gelişerek nahiye olmuş, Gelendost Afşar’a bağlanmıştır. Afşar nahiyesine bağlı bir köy iken, 1930 yılında nahiye olmuştur. Kaza merkezi Şarkikaraağaç’a bağlı Afşar da Gelendost nahiyesine bağlı bir köy durumuna getirilmiştir. Sonradan Yalvaç’a bağlı bir bucak olan Gelendost, 1954’te ilçe durumuna getirilmiştir.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında, Afşar Köprüsü ile Korudağı Şehitliği, Tozugan Şehitliği, Çaltı Köyü Mağarası bulunmaktadır.








  4. 4
    elifizmir
    Özel Üye
    Isparta / Gönen

    isparta-gonen.jpg

    Akdeniz Bölgesi’nde, Isparta İli’ne bağlı bir ilçe olan Gönen, doğusunda Atabey, batısında Keçiborlu, kuzeyinde Uluborlu ilçeleri ile çevrilidir.Tınaztepe’nin hafif meyilli yamaçlarında kurulmuştur. İlçenin kuzeyinde Tınaz Dağı ve Yaylası, Kale Dağı, güneyinde Söbü Dağı yer almaktadır. Bu dağların arasında geniş ve verimli ovası vardır. En önemli ormanı Manastır Koruluğudur. İlçe topraklarını Döğer Çayı, Kızıldere, Kisderesi ve Kızlcık Çayı sulamaktadır. Ayrıca Döğer Çayı’nın önündeki Bagaran Göleti ilçenin tarım alanlarının sulanmasında kullanılmaktadır. İl merkezinin 24 km. uzağındaki ilçenin denizden yüksekliği 1.050 m.dir. Yüzölçümü 372 km2, toplam nüfusu da 16.894’tür.

    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen bitkisel ürünler; arpa, buğday, elma, sebze yetiştirilmekte olup, son yıllarda seracılık gelişmiştir. Özellikle salçalık domates yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ayrıca gül yetiştirilip, gül yağı üretiminde kullanılmaktadır. Hayvancılıkta ise sığır, koyun, keçi besiciliği yapılır. İlçede Gümüşgün Köyü civarında kurulmuş olan Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi 1998 yılında tamamlanmıştır. Konfeksiyon ve izolasyon fabrikası ile bir soğuk hava deposu bulunmaktadır.Gönen tarih boyunca Kaue, Kawana, Iustinianopolis, Gonana, Konana, Könan ve Gönan adlarıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Augustos’un Pisidia adı verilen bölgede kurduğu dört şehirden biridir. Daha sonraları Gönen seklinde söylenmiş ve günümüze kadar bu adı taşımaktadır.
    Gönen’in tarihi M.Ö.III. ve IV.yüzyıla kadar dayanır. Yapılan araştırmalara göre ilk yerleşim yeri Yuvacca, bugünkü yayla adıyla bilinen yerdir. Buraya ilk gelenler Yürekçi göçerleridir. O zamanlar Gönen’in bulunduğu yer ve ova göl halinde olduğu için yerleşim Yuvacca’da gerçekleşmiştir. Yürekçi Yörüklerinin önemli geçim kaynağı da hayvancılık olmuştur.


    Isparta yöresindeki yerleşimler ve arkeolojik araştırmalar göz önüne alındığında Gönen’de de ilk yerleşimin MÖ.3000 yıllarında başladığı sanılmaktadır. Yörede, Hitit, Frig, Lydia, Pers, Makedonya, Seleukos, Pergamon Krallığı ve Romalıların hakim olmuştur. MÖ. l30 yılında Romalılar tarafından MÖ.102-49 yılları arasında Kilikia Eyaletine, daha sonra da Asia Eyaletine bağlanmıştır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntas’ın kontrolüne giren bölge, MÖ.25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti içine alınmıştır. Bölge Roma İmparatorluğunun MS.395 yılında parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmıştır. Roma Döneminde, bugünkü Gönen ilçesi yakınında olduğu sanılan Konana antik kenti hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Gönen’in doğusunda yer alan antik kentten, ilk olarak Ptolemaios’da söz etmiştir. Şehrin yerini 1879 yılında G. Hirschfeld tespit etmiştir. L. Robert’in İğdecik Köyü’nde bulduğu mil taşı ile bu iddia kesinleşmiştir. Konana’da MÖ I. yüzyıldan itibaren sikke basılmış ve bu durum, İmparator Hadrianus (MS 117-138)’dan Gallienus (MS 260-268) dönemine kadar sürmüştür.MS.713-714 yıllarında Arapların egemenliğine geçmesine rağmen, bu durum kısa sürmüş ve tekrar Bizanslıların egemenliği altına girmiştir. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Anadolu topraklarının büyük bir bölümüne hakim olan Selçuklular buraya kadar uzanmışlardır. Selçuklulardan sonra Hamidoğulları Beyliğine bağlı olan yörenin bir bölümü, Hamidoğlu Hüseyin Bey tarafından Osmanlı Padişahı I.Murat’a verilmiştir. Osmanlı döneminde Gönen’in bulunduğu alanda on altı köy kurulmuş ve Osmanlı kayıtlarına da “Hamitelindeki Gönen” olarak geçmiştir. Ayrıca Selçuklu dönemine ait bir hamam kitabesinde “Sehr-i Gönen Kasaba-i Isparta” yazılı oluşu, Gönen’in önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. 1522 ve 1568 yıllarındaki tahrirlerde ise Pazar, Kadı, Dutluca, Yağıbasan, Yakaköy, Alaca, Mescid ve Cüneyd Mescidi isimli yedi mahallenin yer aldığı görülmektedir.


    Kurtuluş Savaşı öncesi, İtalyanların Antalya’yı işgallerinden sonra, işgale Burdur ve Isparta yönünde devam edeceklerinin anlaşılması üzerine Isparta’da yerel direniş çalışmaları başlatılmıştır. Bu çalışmaların önderliğini İbrahim Bey (Demiralay) ile Müftü Hüseyin Hüsnü yapmışlardır. Hafız İbrahim teşkilatlanmayı gerçekleştirmek için 22 Haziran1919 tarihinde bir bildiri yayınlamış, bu bildiriyi duyan Gönenliler bir toplantı yaparak, Gönen’den 76 gönüllüyü Isparta’daki birliğe hemen göndermişlerdir.

    Gönen’in 1948 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, 1991 tarihinde de ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Gönen’in doğusunda yer alan antik Konana kentinin bulunduğu yerde ele geçen mimari buluntular ve mezar stelleri Isparta Müzesi’nde sergilenmektedir. İlçede Yunus EmreTürbesi bulunmaktadır. Ayrıca ilçede geleneksel olarak Kuru Fasulye ve Aşure Günleri yapılmaktadır.


  5. 5
    elifizmir
    Özel Üye
    Isparta / Keçiborlu

    isparta-keciborlu.jpg

    Akdeniz Bölgesi’nde, Isparta İli’ne bağlı bir ilçe olan Keçiborlu, Batı Torosların kuzey uzantılarında yer almakta olup, doğusunda Isparta Merkez ilçesi, güneyinde Burdur Gölü, kuzeyinde Gönen ve Uluborlu ilçeleri ve batı ve kuzeyi Afyon İlinin Dinar ve Başmakçı ilçeleriyle çevrilidir. İlçe toprakları, Isparta’nın batı kesiminde İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgeleri arasındaki engebeli geçiş alanındadır. Kuzeydoğudan Karakuş, güneybatıdan Söğüt, doğudan da Kapı Dağlarının uzantıları ilçe topraklarını engebelendirir. İlçenin en yüksek yeri, 1890 m. ile Akdağ’dır. Bu dağların ortasında da oldukça geniş bir plato alanı bulunmaktadır. İlçenin güney ve güneydoğusunda, Kılıç, Senir ve Gümüşgün ovaları vardır. İlçe toprakları su yönünden oldukça fakir olup, yalnızca yaz aylarında kuruyan küçük akarsular bulunmaktadır. İl merkezine 40 km. uzaklıktaki ilçenin denizden yüksekliği 1.010 m.dir. Yüzölçümü 562 km2, toplam nüfusu 20.474’tür.Keçiborlu, Akdeniz Bölgesinde bulunmasına rağmen kışlar kurak, soğuk ve sert, yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir. Genellikle yağışlar kış ve bahar aylarındadır. Yıllık yağış ortalaması 615 mm.dir. Önemli akarsuyu olmamasına karşın 1986-1989 yılları arasında yapımı gerçekleştirilen bir göleti vardır.


    İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve halıcılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, arpa, şekerpancarı, kekik, yem bitkileri, ve elmadır. Meyve ve sebzecilik de yapılmaktadır. Az miktarda patates, soğan, baklagiller ve armut yetiştirilir. Ayrıca gül ve bağcılık da yapılır. Hayvancılıkta Sığır,koyun ve kıl keçisi üretilir ve bunlar canlı hayvan ticaretine yöneliktir. Buna yönelik et, süt, deri, yapağı ve kıl üretimi ve arıcılık da yapılmaktadır.Yaygın olarak da halı ve kilim dokumacılığı yapılmaktadır. İlçe topraklarında kükürt yatakları bulunmaktadır. Bunlar Keçiborlu Kükürt İşletmesince üretilmektedir.


    Keçiborlu ilçesi sınırlarında Keçiborlu Höyük (Dörtyol) ve Kılıç Höyük’de (Kılıç) yapılan araştırmalar, yöredeki ilk yerleşimin Tunç Çağı’na (MÖ.3000-1200) kadar indiğini göstermektedir. Hitit kaynaklarında yöreden Pitaşşa olarak söz edilmesi, Hititlerin bu bölgeye kadar indiğini de göstermektedir. Frigler (MÖ. 750-690), Lydialılar (MÖ. 690-547) ve Persler (MÖ. 547-334), Makedonyalılar (MÖ.334-323), Seleukoslar, Pergamon Krallığı yöreye hakim olmuştur. Seleukoslar MÖ. l88’de Roma ordusuna yenilerek, Apameia (Dinar) Barışını imzalamış ve Toroslara kadar olan kısımdan çekilmişlerdir. Bundan sonra bölge Romalılar tarafından Pergamon Krallığına bırakılmıştır. Pergamon Kralı III.Attalos’un vasiyeti üzerine burası da çevre ile birlikte Romalılara verilmiştir. Romalılar çevredeki diğer yerleşim yerleri ile birlikte Keçiborlu’yu da MÖ.102-49 yılları arasında önce Kilikia Eyaletine daha sonra da Asia Eyaletine bağlamışlardır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntas’ın kontrolüne giren bölge MÖ.25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti içine alınmıştır.Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra yöre Bizanslılarla Selçuklular arasında sık sık el değiştirmiştir. II.Kılıç Arslan zamanında 1176’da yapılan Miryakefalon Savaşı’ndan sonra Keçiborlu ve civarı Selçuklu egemenliğine girmiştir. Isparta ve çevresinin 130l yılında Hamitoğulları Beyliği hakimiyetine girmesinden sonra ikiye ayrılan Beyliğin, Dündar Bey’in payına düşen bölümde Keçiborlu da bulunmakta idi. Merkezi Uluborlu olan Hamidoğlu Beyliği bünyesinde Keçiborlu bucağı olarak İlyas Bey zamanında Gönen’e bağlanmıştır. İlyas Beyin oğlu Kemaleddin Hüseyin Bey de 1380 yılında Osmanlı Padişahı I. Murad ile yaptığı anlaşma ile Osmanlılara bırakılmıştır.


    Keçiborlu, tarih boyunca Eudoxiopolis, Keçik-Borlu, Kiçi-Borlu isimleriyle anılmıştır. Keçiborlu’nun 1478-1501 tahrir kayıtlarında nahiye, 1522 ve 1568 tarihlerinde kaza, Katip Çelebi’nin “Cihannüma”sında kaza olduğu belirtilmiştir.

    Keçiborlu adının nereden geldiğine dair bazı söylentiler bulunmaktadır. Keçiborlu’ya gelip yerleşenlerin Niğde’nin Bor ilçesinden geldikleri, bunların bir kısmının Uluborlu’ya yerleştikleri, Keçiborlu’ya yerleşenlerin ise buraya küçük borlu anlamına gelen “Kiçiborlu” adını verdikleri ifade edilmektedir. Ayrıca bölgenin kırık, küçük tepeciklerden meydana gelen arazi yapısına atfen küçük taşlık yer manasına gelen “Kiçiborlu” adının verildiği de ifade edilmektedir. Daha sonraları bu isim Keçiborlu olarak değiştirilmiştir.


  6. 6
    elifizmir
    Özel Üye
    Isparta / Şarkikaraağaç


    isparta sarkikaraagac.jpg


    Akdeniz Bölgesi’nin Göller bölgesinde, Isparta İli’nin bir ilçesi olan Şarkikaraağaç, güneyde Beyşehir; kuzeyde Yalvaç, Akşehir, Doğanhisar; batıda Gelendost ve Eğirdir; doğuda Hüyük; güneybatıda ise Yenişarbademli ile çevrilidir. Şarkikaraağaç’ın yüzey şekilleri engebelidir. Kuzey ve kuzeydoğu kesimini Sultan Dağları, güney kesimini Dedegül Dağı, batı kesimini de Anamas (Güllüce) Dağı engebelendirir. Dağlık alanlarla çevrili olan ilçenin orta kesimi düzlüktür. İlçe topraklarından çıkarak Beyşehir Gölü’ne dökülen Eğri Çayı vadi tabanında küçük düzlükler oluşturur. Beyşehir Gölü’nün kuzeybatı kesimi de ilçe sınırları içerisinde bulunur. İlçenin dağlık alanları göknar, sedir, ardıç ve karaçam ormanları ile kaplıdır. İl merkezine 120 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 1.232 km², nüfusu 20.900’dür.

    İlçenin iklimi; Akdeniz iklimi ile kara iklimi arasında ama kara iklimine yakın bir iklim yapısına sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlıdır.

    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa, patates, soğan, nohut, armut, haşhaş, üzüm, elma, şeker pancarıdır. Ayrıca sebzecilik de yapılmaktadır. Hayvancılıkta ise sığır, koyun ve kıl keçisi yetiştirilmektedir. Beyşehir Gölü kıyısında tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır. İlçe topraklarında barit madeni öğütülerek yurt dışına ihraç edilmektedir.

    Beyşehir Gölünün kuzeyinde kalan Şarkikaraağaç’ta, çeşitli uygarlıklar birbirini izlemiştir. Yörede bulunan Yeniköy Höyük (Yeniköy) ve Örenköy Höyük’de (Örenköy) Geç Neolitik (MÖ 8000-5500) döneme tarihlenen bulgularla karşılaşılmıştır. Arak Höyük (Arak), Örenköy Höyük (Örenköy), Beyköy Höyük’de (Beyköy) Erken Kalkolitik (MÖ 5500-4500) ; Çavundur Höyük (Çavundur), Ördekçi Höyük (Ördekçi), Salur Höyük (Salur), Armutlu Höyük (Armutlu), Karayaka Höyük (Karayaka), Kıyakdede Höyük (Kıyakdede), Karaçayır I ve II höyükleri (Ş.Karaağaç) ile Nudra Höyüklerin’de (Göksöğüt) de Tunç Çağ (MÖ 3000-1200) dönemine ait kalıntıları ile karşılaşılmıştır.


    Hitit tabletlerinde (MÖ l800-l200) bugünkü Şarkikaraağaç topraklarının da içinde bulunduğu bölgenin adı Pitaşşa olarak geçer. Hitit (MÖ l800-1200), Frig (MÖ 750-690), Lidya (MÖ 690-547) ve Pers (MÖ 547-334) , Makedonya, Seleukoslar, Pergamon Krallığı, Roma ve Bizanslılar yöreye hakim olmuşlardır.Karalis Gölü’nün (Beyşehir) kuzeyinde Salur Köyü yakınında Anabura antik kenti kurulmuştur. MÖ. I. yüzyılın ilk çeyreği içinde Strabon’un Geographika isimli eserinde kent halkından Anaburalılar diye söz edilmiştir. J.R. Sterrett, Enevre denilen yerde ortaya çıkan yazıtlarda “Anabura” ismini bularak kentin yerini kesinleştirmiştir. Kent Roma İmparatorluk döneminde bölgede kurulan Tetrapolisin bir üyesidir. Şehir kuzeye alçalan bir yamaç üzerinde yer alır. Bu kentten günümüze gelebilen yeterli bir kalıntı bulunmamaktadır.

    Romalılar MÖ. 102-49 yılları arasında burasını Kilikia Eyaletine, sonra da Asia Eyaletine bağlamışlardır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntasın kontrolüne giren bölge MÖ.25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti içine alınmıştır.


    Roma İmparatorluk döneminde, Beyşehir Gölü’nün kuzeyinde Antiokheia’dan (Yalvaç) Likaonya ve Pamphilya’ya giden Roma yolu üzerinde bugünkü Şarkikaraağaç civarında kurulduğu bilinen Neapolis kenti hakkında yeterli bilgi yoktur. Plinius, kentten “Naturalis Historia” isimli eserinde kısaca değinmiş, antik kentin Galatia’da olduğu yazmıştır. Ptolomaios ise, kenti Pisidia’nın Galatia’ya yakınında göstermiştir. Neapolis’in Trakyalı kolonistler tarafından kurulduğu sanılmaktadır. MS.III.yüzyıla ait bir yazıttan bölgede bir tetrapolisin olduğu bilinmektedir. Tetrapolisin, Anabura (Enevre) ve Neapolis (Şarkikaraağaç) kentleri bilinmekte; diğer ikisi bilinmemektedir. Bölge Roma imparatorluğunun MS 395 yılında parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmıştır.Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Oğuz boylarına mensup aşiretler buraya yerleşmiştir. Yöre Bizanslılar’la Selçuklular arasında el değiştirmiş, II. Kılıç Arslan zamanında (ll56-1192) yapılan Miryakefalon Savaşı’ndan (1176) sonra, 1182 yılında Uluborlu’nun fethinden kısa süre önce Karaağaç ve havalisi Selçuklu egemenliğine girmiştir. Türk Boylarından Saçıkara aşireti buraya yerleşmiştir. Hamitoğulları Beyliği hakimiyetine giren (1341) Şarkikaraağaç, İlyas Bey zamanında Karamanoğulları tarafından ele geçirilmiştir. İlyas Beyin oğlu Kemaleddin Hüseyin Bey’de 1380 yılında Osmanlı Padişahı I. Murad ile yaptığı anlaşma sonucunda bölge Isparta ve çevresi ile birlikte Osmanlı egemenliğine bırakmıştır. Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra Timur Yıldırım Beyazıt’ı yenmiş ve yöreyi Karamanoğulları’na vermiştir. Çelebi Sultan Mehmet 1414 yılında Karamanoğullarından yöreyi tekrar geri almıştır.

    Osmanlı döneminde Karaağaç-ı Yalvaç ve Karaağaç isimleri ile tanınmıştır. Bu isim Denizli’deki Karaağaç (Acıpayam) ile karıştırılmaması için ve daha doğuda olduğundan Karaağaç-ı Şarki olarak isimlendirilmiştir. Bu isim Cumhuriyet döneminden sonra Şarkikaraağaç’a dönüştürülmüştür.

    XIX.yüzyılda Konya vilayetinin Hamid sancağına bağlı Karaağaç kazasının sınırları içerisinde idi. Kurtuluş Savaşı sırasında Delibaş Ayaklanması olarak bilinen Konya ayaklanması yöreyi de etkilemiştir. Belediye teşkilatı 1864 yılında kurulmuştur. İlçe 1876 yılında Konya’dan ayrılarak Isparta iline bağlanmıştır.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında;

    Ulu Cami (Cami-i Kebir)
    Zengibar Kalesi
    Ördekçi Kalesi
    Anabura Kalesi
    Kızıldağ Milli Parkı bulunmaktadır.


+ Yorum Gönder
ıspartanın tarihsel gelişim süreci resimlerle
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi