Cumartesi Şiirleri

+ Yorum Gönder
Erkeklere Özel ve Asker Ocağı Bölümünden Cumartesi Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    alicanavar
    Özel Üye
    Reklam

    --->: Cumartesi Şiirleri

    Reklam



    Şiirler, nereden geldiği belli olmayan, tanımı yapılamayan, bütün yaşamımızı etkileyen boyutları evrence süren o ateşböcekleridir. Şiir yazan sözcüklerin "yeri" vardır. Bu yerler sandığımızdan büyüktür.
    Yanyana geldiklerinde eski ya da yeni yeryüzlerini ulaştırırlar bize. Şiir yazan sözcüklerin şiir yazmayan sözcüklerden nasıl ayrıldıklarını yazar, düşüncelerindeki boyutla sezebilir. Bu ayrımı yaparken neyin şiir olduğunu, neyin olmadığını kişisel varlığının o andaki soluk almasıyla anlar.
    21 Mart aynı zamanda dünya şiir günü . Tüm şairlerimizin şiir gününü de ayrıca kutlarız....
    Gönlünüzden geçen şiirleri buraya ekleyebilirsiniz.....

    Ben değerli meslektaşım Hüseyin Bacanak'ın Amasya hakkında yazdığı şiiri buraya almak istedim..

    Amasya'm
    Her karışı tarih ile dopdolu,
    Dağlar arasında kalmış Amasya’m.
    Hemen girişinde Ferhat suyolu.
    Ferhat ile suya kanmış Amasya’m.

    Nereye bakarsam tarihten izler,
    Bedestenler, müzeler ve camiler,
    Bir kez gelen bir daha gelmek ister,
    Tarihinle çok güzelsin Amasya’m.

    Bir abide gibi durur Kalesi,
    Çokta ihtişamlı yeşil Türbesi,
    Dua’ya gelirler yaşlısı genci,
    Kültürünle çok güzelsin Amasya’m.

    Çok ünlüdür elmasıyla bamyası,
    Son zamanda meşhur oldu kirazı,
    Sebze, meyve bahçesi dört bir yanı,
    Yeşilinle çok güzelsin Amasya’m.

    Halden anlar insanları medeni,
    Güler yüzle karşılarlar geleni,
    İkram için yakarlar semaveri,
    Misafir seversin güzel Amasya’m.

    Boraboy gölünde mangal sefası,
    Kapaklıda temiz orman havası,
    Soğuk sulu Boyalı’mın yaylası,
    Doğasıyla çok güzeldir Amasya’m.

    Amazonlardan mirassın bizlere,
    Bağrında yer verdin şehzadelere,
    İlk harç sende kondu Cumhuriyete,
    Cumhuriyetle çok yaşa Amasya’m.

    Yeşilırmak yalı boyu evleri,
    Misafir etmişti Büyük Önderi,
    Birleştirdi milletimi tamimi,
    Kurtuluşun temelisin Amasya’m.

    Hüseyin BACANAK

    ForumAlev --->: Cumartesi Şiirleri

  2. 14
    alicanavar
    Özel Üye
    VERGİ HAFTASI (Mart Ayının Son Haftası)

    Kamuoyunda sağlıklı bir vergi bilincinin oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi için 1990 yılından itibaren her yıl Mart ayının son haftası “Vergi Haftası” olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

    Vergiyi kısaca devletin gerçek ve tüzel kişilere yüklediği ekonomik yükümlülük, olarak açıklayabiliriz. Devletin bizlere yani vatandaşlara yüklediği bu ekonomik yükümlülüğün asıl işlevi, devlet harcamalarını karşılayarak yol, su, elektrik, sağlık gibi altyapı hizmetlerini sağlayabilmektir. Vergi ödemenin en temel ilkelerinden biri, toplumsal sınıf farkı tanımadan tüm vatandaşların bu görevi yerine getirmeleridir.

    Vergilendirmenin asıl işlevleri;
    Devlete kaynak yaratarak, yatırım ve harcamalarını karşılanmasını sağlar. Büyümeye katkıda bulunarak, gelir ve servet paylaşımını düzenler. Devletin sağlamakla yükümlü olduğu sağlık, güvenlik gibi temel hizmetleri ve altyapı hizmetlerinin gerçekleşmesini sağlar.

    Vergi ödemenin yararları ;
    Aynı ülkede yaşayan, devletin sunduğu hizmetlerden yararlanan vatandaşlar olarak hepimizin devlete vergi ödemesi gerekir. Bu ödediğimiz vergiler ile devlet bizlere çeşitli olanaklar sağlamaktadır. Devlet, vatandaşlarının çok daha rahat yaşayabilmesi için, biz vatandaşlardan aldığı vergiler ile halkına çeşitli kullanım olanakları yaratır. Bu olanakları, eğitim aldığın okulu yaptırmak, kullandığın suyu veya televizyon seyredebilmen için harcadığın elektriği evine getirmek olarak sayabiliriz. Vergi ödemek, bir ülkede yaşayan her vatandaşın en kutsal görevlerinden biridir. Devletin de bu vergilerden topladıklarıyla en iyi şekilde hizmet sunması da, vatandaşlarına karşı yerine getirmesi gereken en önemli görevlerden biridir.
    Bizde bu ülkenin bir vatandaşı olmamız nedeniyle "Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır" diyor, zamanında devlete olan vergi borcumuzu canı gönülden ödüyoruz.
    Allah devlete millete zeval vermesin.....

    VERGİ
    Dünyaya gücünü göstereceksen,
    Her işin başında verelim vergi.
    Medeniyetleri geçmek istersen,
    Her işin başında verelim vergi.

    Vergi mukaddestir ve de kutsaldır,
    Vergisini ödeyen gerçek insandır,
    Vergi Türkler için şereftir şandır,
    Her işin başında verelim vergi.

    Sanmayın ki vergi yaban ellere,
    Verdiğimiz vergi yine bizlere,
    Düşmanı getirmek için dizlere,
    Her işin başında verelim vergi.

    Bu ülkenin her köşesi vergiyle,
    İmar ediliyor inan vergiyle,
    Esnafı, memuru ve tüccarıyla,
    Her işin başında verelim vergi.

    Dünyadaki en güzel üniversiteyi,
    En güzel okulu ve hastaneyi,
    İstiyorsak eğer tüm teknolojiyi,
    Her işin başında verelim vergi.

    Bir de vergi adaletli olursa,
    Fakir ile zengin ayırtılırsa,
    İnsanımız gerçek dürüst olursa,
    Her işin başında verelim vergi.

    Vicdanımız kalbimizle bir olsa,
    Baştakiler başımıza baş olsa,
    Devletimiz milletimiz bir olsa,
    Her işin başında verelim vergi.
    Hüseyin Çelik








  3. 15
    mehmetberber
    Yeni Üye
    hakikaten çok güzel bir site yalnız muhabbet edemiyorum kimseyi tanımadığım için olmalı ben eskişehirliyim







  4. 16
    alicanavar
    Özel Üye
    Şahin Bey'in asıl adı Mehmed Said'tir. 1877 yılında Antep'te doğdu. 1899'de Yemen'e er olarak giden Mehmed Said, Yemen cephesinde gösterdiği muvaffakiyet ve kahramanlık üzerine başçavuş oldu. 1911'de Trablusgarb'a gönüllü olarak gitti, Balkan savaşlarında Çatalca cephesinde savaştı. Halk tarafından Şahin Bey diye isimlendirildi.
    Galiçya'da 15. Kolorduda, 1917 Ekiminde ise Sina Cephesinde vazife aldı. Tehlikeli vazifelere gönüllü olup, görevi başarıyla ifa edince teğmenliğe yükseltilti. 1918 yılında İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düştü. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kaldı, ateşkesden sonra serbest bırakıldı. Şahin Bey, 13 Aralık 1919'da İstanbul'a geldi ve Harbiye Nezaretine müracaat ederek vazife istedi.Harbiye Nezareti tarafından Urfa'nın Birecik kazası Askerlik Şubesi Başkanlığına tayin olunan Şahin Bey, işgal altındaki Antep'in vaziyetini görerek Antep'te kalmaya karar verdi. Antep Heyet-i Merkeziyesine müracaat ederek vazife isteyen Şahin Bey, heyetin kendisine Kilis-Antep yolunu kontrol altında tutma vazifesini vermesi üzerine derhal çalışmaya başladı.
    Kilis-Antep yolunu tutarak Fransızların Antep'e yardım göndermesini 28 Mart 1920'ye kadar 100 kişilik birliğiyle engelledi. Kilis'ten hareket eden Fransızlar'ın Şahin Bey'in kontrolündeki savunma noktalarına 26 Mart 1920'de 3 piyade alayı 200 süvari bir batarya top, 4 tank ile saldırmasıyla çatışmalar başladı. Birinci gün Fransızllar Şahin Bey ve kuvvetlerinin tuttuğu siperleri akşama kadar top ve tank ateşi yağdırdı. Şahin Bey ve kuvvetleri silahlarının yetersizliğinden mukabale edemedi. Aynı günün gecesi Şahin Bey bir gece baskını yapmaya çalışdıysada başarılı olamadı. Savunma hattını geri çekti. Son kurşununa kadar savaştı, 28 Mart 1920'de bu çatışmalar sırasında şehit oldu. Gaziantep ve yöresinde milli mücadalenin destanlaşan isimlerindendi. Adına pekçok türkü, şiir yazılmıştır.

    Türk Kurtuluş tarihine; GAZİANTEP'in kurtuluşu için şehit olmuş "Şehit ŞAHİN BEY'i" bu anlamlı gününde rahmetle anar kendisine Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet dileriz. Mekanı Cennet olsun.
    Kendisi için yazılmış şiirlerden beğendiğimi buraya sizler için aldım...

    ANTEPLİ ŞAHİN

    Ben Antepliyim, Şahin’im ağam.
    Mavzer omuzuma yük.
    Ben yumruklarımla dövüşeceğim.
    Yumruklarım memleket kadar büyük.

    Hey, hey!
    Yine de hey hey!
    Kaytan bıyıklarım, delişmen çağım
    Düşman kurşunlarına inat köprü başında
    Memleket türküleri çağıracağım.

    Bu dağlarda biz yaşarız, bu dağlar bizim dağımız.
    Namusumuz temiz, bayrağımız hür
    Analarımız, karımız, kızımız, kısrağımız
    Burda erkekçe döğüşür

    Bir bayrak dalgalanır Antep kalesi üstünde
    Alı kanımdaki al, akı alnımdaki ak
    Bayraklar içinde en güzel bayrak
    Düşüncem senden yanadır

    Hep senden yanadır çektiğim kahır
    Bu senın ülkende, senin gölgende
    Düşmesin kara kalpaklar, kirlenmesın duvaklar
    Korkum yok ölümden kâfirden yana
    Alacaksa alsın beni şafaklar.

    Hey, hey!
    Yine de ey hey!
    Al bayraklar altında kara bir kartal gibi
    Yaşamak ne güzel şey.

    Bir sır var bu mavzerde, attığım gitmez boşa
    Çıkmış bir eski savaştan
    Türk ün bir karış toprak parçası için
    Destanlar yazacağız yeni baştan.

    Yıktım toprağın üstüne bir sarı kurşunla birini
    Çıktı karşıma biri,
    Çıktıkça çektim tetiği bismillâhlarla beraber
    Vurdum alnından kâfiri.

    Bu kaçıncı kurşundur, bu kaçıncı bismillâh
    Bu kaçıncı ölüdür?
    Bir türkü söylenir siperlerde her sabah
    Vurun Antepliler namus günüdür!

    Ben Antepliyim Şahin’im ağam
    Mavzer omuzuma yük
    Ben yumruklarımla dövüşeceğim
    Yumruklarım memleket kadar büyük
    Yavuz Bülent BAKİLER

  5. 17
    alicanavar
    Özel Üye
    BURSA'NIN FETHİ
    Osmanlı Devleti'nin ilk başkentlerinden biri olması nedeniyle Bursa, devletin, idarî, siyasî, dinî, ilmî, kültürel, sosyal ve ekonomik hayatında önemli derecede rol oynayan bir merkezdi.
    İşte bütün bu nedenlerden dolayı Orhan Bey, 1326 yılında büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. Bursa önlerine gelen Orhan Gazi, Pınarbaşı mevkiinde karargahını kurup kaleyi kuşatır. Bizans'tan beklenen yardımın gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi, Gazi Mihal Bey vasıtasıyla ve bazı şartlarla Bursa'yı teslim edeceğini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlılara teslim edilir.
    Gerek strateji, gerekse psikolojik bakımdan Osmanlılar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nın fethi gerekOsmanlı ve gerekse Dünya tarihi için önemli bir dönüm noktası olmuştu.
    Bursa'nin zaptından sonra Osmanlı Beyliği'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Yeni hükümdar burayı yeni binalarla süslemişti. İnşa edilen dinî ve sosyal eserlerle şehir, Müslüman Türk şehri olma hüviyetini kazanıp yeni bir çehreye büründü.
    İşte bundan dolayı şiirimizde güzel ilimiz BURSA üzerine olacaktır.

    BURSADA ZAMAN

    Bursa'da eski bir cami avlusu,
    Küçük şadırvanda şakırdayan su.
    Orhan zamanından kalma bir duvar...
    Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
    Eliyor dört yana sakin bir günü.
    Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
    İçinden gülüyor bana derinden.
    Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
    Ovanın yeşili göğün mavisi
    Ve mimarilerin en ilahisi.

    Bir zafer müjdesi burda her isim:
    Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
    Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
    Hala bu taşlarda gülen rüyanın
    Güvercin bakışlı sessizlik bile
    Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
    Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
    Muradiye, sabrın acı meyvası,
    Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
    Türbeler, camileri eski bahçeler,
    Şanlı hikayesi binlerce erin
    Sesi nabzım olmuş hengamelerin
    Nakleder yadını gelen geçene.

    Bu hayalde uyur Bursa her gece,
    Her şafak onunla uyanır, güler
    Gümüş aydınlıkta serviler, güller
    Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
    Başındayım sanki bir mucizenin,
    Su sesi ve kanat şakırtısından
    Billur bir avize Bursa'da zaman,

    Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
    Duyduk Bir musikî gibi zamandan
    Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
    Fetih günlerinin saf neşesini
    Aydınlanmış buldum tebessümünle.

    İsterdim bu eski yerde seninle
    Başbaşa uyumak son uykumuzu,
    Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
    Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
    Havayı dolduran uhrevi ahenk.
    Bir ilah uykusu olur elbette
    Ölüm bu tılsımlı ebediyette
    Belki de rüyası büyük cetlerin,
    Beyaz bahçesinde su seslerinin.


    AHMET HAMDİ TANPINAR



  6. 18
    alicanavar
    Özel Üye
    Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma yararlı olamaz.
    Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş Milletler Örgütü 7-13 Nisan tarihleri arasını Sağlık Haftası olarak kabul etti. Her yıl Sağlık Haftası Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde aynı zamanda değerlendirilir. Sağlık Haftası’nın amacı, sağlık bilgisinin ve yardımının geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır.

    İşte bu haftanın önemine binaen şiirimizi sağlık konusundan seçmeyi uygun bulduk. Umarım beğenirsiniz.

    Sağlık
    Yollarında yalın ayak koştuğum
    Köyümün, dağlarında dolaştığım
    Daha dün gibi değil mi?

    Çoktan bulmuş yarım asrı;
    Geçmeye korktuğum dönemeçleri
    Yeğenler, gelinler, torunlar almış
    İyi mi?

    Gönlümün en özel köşesine göçürdüğüm,
    Gelin diye alıp anama götürdüğüm
    “İki baş, bir yastık” geçirdiğim
    Yıl otuz olmuş, iyi mi?

    Dalında açmaya davranan,
    Biri tomurcuk, diğeri fidan
    Gözüm nuru bildiklerim.
    Çoktan boyumu aşmış, iyi mi?

    Başladığım günkü heyecan
    Emekli oluvermişim, daha durulmadan.
    İyi mi?

    Dostlar, sanman saçımdaki boya.
    Allah’ın verdiği, anamın yaktığı kına.
    Böyle perişanlığı mı?
    Onu karıştıran el ki adı zaman;
    Boraca savurdu, duman duman.

    Şükür bu günüme:
    Allah’tan sağlık, devletten aylık.

    Kotarıp soframa sunan ellere sağlık,
    Gönlümü hoş eden dillere sağlık.
    Sabah akşam açıp
    Solmak bilmeyen güllere sağlık.
    Yaşar Çağbayır


  7. 19
    alicanavar
    Özel Üye
    ŞANLIURFANIN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ

    Birinci Dünya Savaşının galip devletleri tarafından işgal edilen güzel ülkemizin bu cennet köşesi, tam 12 ay 5 gün düşman işgali altında kalmıştır. 15 Eylül 1919 tarihinde, İngilizler ile Fransızlar arasında yapılan Suriye Anlaşması sonucu İngiliz kuvvetleri Urfa'dan çekilmiş ve şehir, 31 Ekim 1919'da Fransız işgaline uğramıştır. Maraş, Antep ve Adana'nın işgalinde olduğu kadar, Urfa'nın da Fransızlar tarafından işgaline, Anadolu'nun her tarafından tepkiler gelmiştir.
    Fransızlar, halkı yıldırmak için baskı, zulüm ve sert uygulamalara yönelmiş, bununla da yetinmeyerek uzun süreli işgal planları yapmışlardır. Fransızlar, işgal ettikleri diğer Türk şehirlerinde olduğu gibi, Urfa'da da, Ermeni azınlığına dayanarak, Urfalıların onurlarını kırıcı davranışlarda bulunmuşlardır. Fransızların işbirlikçileri olan Ermenilerin, halka karşı kışkırtıcı ve tahrik edici davranışları tepkiyle karşılanmış olup, yöre halkı, birlik ve beraberlik içerisinde, işgalci Fransızlara karşı tek vücut olmuştur.
    Bağımsızlığı, kişiliğinin bir parçası olarak gören kahraman Urfa halkı, bu işgale daha fazla dayanamamış ve Mustafa Kemal Paşanın emir ve direktifleriyle kurtuluş hareketini başlatmıştır. Millî amaçlar uğruna, yerel imkânlarla savaşa başlayan yürekli ve inançlı millî kuvvetler, silah ve teçhizatı zayıf olmasına rağmen, işgalci Fransızları topraklarından atmayı başarmıştır; Şanlıurfa'nın bağımsızlığı için yürüttükleri anlamlı mücadele, ülkemizin kurtuluşunda önemli rol oynamıştır. Şanlıurfa'da başlatılan kurtuluş mücadelesinin kazanılması, diğer şehirlerde başlatılan millî hareketler için de esin kaynağı olmuştur.
    Urfa halkının kararlı tutumu ve vatan aşkıyla gösterdiği güçlü direniş üzerine, Cerablus'tan bekledikleri yardımı almayan Fransızlar, 8 Nisan 1920 tarihinde, mütareke yapmak ve bazı şartlarla şehri terk etmek istediklerini bildirmişlerdir. Fransız kuvvetleri, 11 Nisan 1920 sabahı, Urfa'yı terk etmeye başlamışlardır.

    İşte Fransızlara karşı kahramanca mücadelesinden dolayı "ŞANLI" kelimesiyle beraber anılan bu kentimiz için aşağıdaki şu anlamlı şiiri forumdaki arkadaşlarında okuması için buraya alıyorum....

    URFA
    Zaman tamam,vuslat vakti, hey Urfa
    Sana geldim, kollarını aç Urfa
    İkramınla mest et bizi sofranda
    Şanın gibi anın olsun ey Urfa


    Zalime mekansın, mazluma beşik
    Sırattan köprüdür durduğun eşik
    Nemrutla, İbrahim sende birleşik
    Şanın gibi canın olsun ey Urfa


    Nice firavunlar kalmış ateşde
    Nice ibrahipler yatmış gülşende
    Kaç zülüm bilmem ki sönmüş sinende
    Şanın gibi, sevdan olsun ey Urfa


    Eyüp peygamberdir sabırın başı
    zalimin yıkılmış taç ile tahtı
    Karanlık olmazmış doğrunun bahtı
    Şanın gibi malın olsun ey Urfa


    Yol üstü Birecik gitmemek olmaz
    'Kelaynak' kuşların görmemek olmaz
    Sevdayı yürekte saklamak olmaz
    Şanın gibi vefan olsun ey Urfa


    Harran Fakülten ki tarihi değer
    Kupbeli evlerin modaymış meğer
    Görülecek yerlere etmeli sefer
    Şanın gibi seyrin olsun ey Urfa


    Her tarafın, çayır çimen yeşillik
    'Fırat'ın gezdiği yerler zenğinlik
    Uzak dursun, uzak,aman fakirlik
    Şanın gibi şifan olsun ey Urfa


    'Şıllık' tatlısını tatmamak ayıp
    'Mırra' kavhesini içmemek ayıp
    Yurdumu bilmemek, gezmemek ayıp
    Şanın gibi tadın olsun ey Urfa


    Sevdanın sırrıdır'sıra' gecesi
    Hoyratla,türküyle artar neşesi
    Baş koymuş sevdaya her bir nicesi
    Şanın gibi seyrin olsun ey Urfa


    Çiğ köfteyi unutursam kızacak
    Aksarayla dostluğunu bozacak
    Hatırdan,gönülden bizi atacak
    Şanın gibi dostun olsun ey Urfa


    Aşık oldum.'bindal'lına 'poşu' na
    Hayran kaldım,ekmegine aşına
    Akbaş'ı yaşattın bir dem koynunda
    Şanın gibi zevkin olsun ey Urfa

    Yaşar AKBAŞ



  8. 20
    alicanavar
    Özel Üye
    Değerli Forum Arkadaşlarım;
    15-22 Nisan tarihleri arasını Turizm Haftası olarak kutluyoruz. Dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan gezilere turizm, bu gezilere katılan insanlara da turist diyoruz. Yabancı turistler ülkemize hangi amaçla gelirse gelsinler, para harcarlar. Böylece birçok üretemediğimiz ürünleri yabancı ülkelerden döviz ile satın alırız. Döviz elde etmenin en kolay yollarından biri ise turizmdir. Ülkemize ne kadar çok turist gelirse, o kadar çok döviz elde ederiz.

    Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü olan yurdumuz, turistlerin ilgi duyduğu bir ülkedir. Ilıman iklimi, zengin bitki örtüsü, eski medeniyetlerin bıraktığı tarihi eser ve anıtlarla yurdumuz, turistler için adeta bir cennet gibidir. Bütün bunlara rağmen ülkemiz, hak ettiği turist sayısına bir türlü ulaşamamıştır. Ülkemize daha çok turist gelebilmesi için, yollarımızın daha güzel, insanlarımızın daha centilmen, ulaşım araçlarının daha gelişmiş, konaklama yerlerinin bol, rahat ve temiz olması gerektiğini biliyoruz. Turistlere karşı güler yüzlü olmak, onları rahatsız etmemek, değerinden yüksek ve zorla satış yapmamak gerekir. Onların memnun ayrılması, ülkemize daha çok turistin gelmesini sağlar. Daha çok turist ise, daha çok döviz demektir.

    İşte bu günkü şiirimiz de turizm üzerine olacaktır. Umarım beğenirsiniz....

    YURT TÜRKÜSÜ

    Güzel yurdum dağlarını,
    Uzaktan göresim gelir.
    Keskin esen yellerine,
    Kendimi veresim gelir.

    Gözümde tüter damların,
    Sakız kokulu çamların,
    Türkü söyler akşamların;
    Bana kendi sesim gelir.

    Su içtim kaynaklarından,
    Gölgelerinde uyudum,
    Kuşlarının söylediği
    Şen türkülerle büyüdüm.

    Ninniyle salladın beni,
    Şefkatle kolladın beni,
    Sevginle bağladın beni;
    Güzel yurdum, güzel yurdum.

    Vasfi Mahir KOCATÜRK


  9. 21
    alicanavar
    Özel Üye

    --->: Cumartesi Şiirleri

    Reklam



    Düşünce ufkumda büyük bir gelişmeye neden olan nadir siyasetçilerden birisidir merhum Turgut ÖZAL. Lise hayatından beri takip ettiğim bu büyük şahsiyeti maalesef üniversite hayatımın devam ettiği İstanbul'da 15 yıl önce bir 17 Nisan günü aramızdan ebediyete intikal etti.
    Gerçekten çok yakınımı kaybetmişcesine üzüldüm ve ağladım. Cenazesi gerçekten çok muhteşem diyebileceğim bir kalabalıkla kaldırıldı.
    Allah nur içinde yatırsın, mekanı cennet olsun.

    Turgut Özal Giderken
    Sen ey boğulmuşken ufukları aşan adam
    Yıkılımışken hayaller ayağa kalktın dirilttin
    Etrafa gülücükler saçarak
    Nasıl böyle kısa geldin ve gittin

    Bir dağ gibiydik aramızda sen varken
    Tabuları yıktın dağıttın kara bulutları
    Gülmüştü yüzümüz ve bir sabah derken
    Arkadan koca bir milletin ağıtları

    Kara mizah gibi geldi tekrar üç ibiş
    O bildik tiyatro konuldu sahneye
    Hayal yedik hayal içtik hayal soluduk

    Sonra umudumuz kaldı seneye
    İlhan Yüksel


  10. 22
    alicanavar
    Özel Üye
    Çeçen ülkesini Rus mezaliminden ve esaretinden kurtarmak için destansı bir mücadele veren "CAHAR DUDAYEV" 21 Nisan 1996'da bir rus füzesi ile şehit edildi.
    Bu gün şiir konumuzu bu müstesna kahramana ayırıyor ve kendi ülkesinin milli marşını buraya alıyorum.
    Allah nur içinde yatırsın.....

    ÇEÇEN MİLLİ MARŞI
    Gece kurt yavrularken geldik dünyaya
    Sabah kükrerken arslan, ismimiz kondu
    Kartal yuvalarında emzirdi analarımız
    Eyer üstünde savaşı öğretti babalarımız
    Halk için, vatan için yetiştirdi analarımız
    Onlar tehlikede olduğunda yiğit kesildik
    Dağların şahinleri gibi özgürce yetiştik
    Gururla çıktık zorluklardan, bozgunlardan
    Tunçtan dağlar kurşun gibi erisede
    Onursuz çıkmayız hayattan ve savaştan
    Ey kara toprak her zerren çatlasada soğuktan
    SANA -------- ŞEKİLDE DÖNMEYECEĞİZ.
    HİÇ BİR ZAMAN HİÇ KİMSEYE PES ETMEDİK BİZ,
    YA ÖZGÜRLÜK, YA ÖLÜMDÜR SEÇENEĞİMİZ.
    Yaralarımızı ağıtlarla sararken bacılarımız,
    Maharetle canlanır değerli gözlerimiz.
    Açlık kıvrandırsa da kök yeriz,
    Susuzluk bezdirsede taşların suyunu içeriz.
    Gece kurt yavrularken geldik dünyaya
    Halka, vatana ve Allah'a bağlıyız biz.


  11. 23
    alicanavar
    Özel Üye
    Türk kültürü içinde canlılığını koruyan geleneklerden biri de “Hıdrellez”dir. Hıdrellez geleneği, bir bayram olarak bütün Türk milletinin topluca katıldığı, kutladığı, bir takım töreleri yerine getirdiği bir bahar bayramıdır. Oldukça eski bir devire inen bu kutlamalar, babadan oğula günümüze kadar intikal etmiştir. Hıdrellez’den sonra yazın geldiği inancını yaşatan Türk toplumu, Hıdrellez’le birlikte artık karakışın geride kaldığını görmekte ve gelecek günlerin tabiatın canlandığı, yeşerdiği bahar ve yaz günleri olduğunu vurgulamaktadır. İşte böyle bir günü, bir dönüm noktasını “bahar bayramı” olarak bütün imkanlarıyla, duygularıyla, sevinciyle kutlamaya çalışmaktadır. Yüzyıllardır kültürümüz içinde var olan ve günümüzde de canlı bir şekilde hayatını devam ettiren Hıdrellez geleneği, halkın ortak ürünleri olan: maniler, ninniler, atasözleri, bilmeceler vb. ürünleri yanı sıra halk şairlerinin şiirlerine de yansımış, aşıkların tellerinde türkü, dillerinde koşma, semai ve destan olmuştur.

    Bizde bugüne özgün olarak şiirler, maniler, semailerle doldurmak istedik.....


    ŞAH HIZIR BABA
    Ağlaya ağlaya murada geldim
    Ver benim muradım Şah Hızır Baba
    Yüz sürüp dergâha feryada geldim
    Ver benim muradım Şah Hızır Baba

    Dergâhına geldim ben derviş oldum
    Hakikat mâdenin ben anda buldum
    Tuttu elimden de ummana daldım
    Ver benim muradımı Şah Hızır Baba

    Senin dervişlerin semahlar döner
    Pişerek özleri kazanda kaynar
    Hakikat kânısın, çırağın yanar
    Ver benim muradım Şah Hızır Baba

    Derviş Ali diler özüne himmet
    Mahrum etme bizi nesli Muhammed
    Pirim Ali sensin, senden mürüvvet
    Ver benim muradım Şah Hızır Baba.
    Anomim

    -------------------------------------------------------------



  12. 24
    alicanavar
    Özel Üye
    Hiçbir karşılık beklemeden kan bağışı yaparak insanları sağlığına kavuşturmanın, toplumsal dayanışmaya katkı sağlayan örnek bir davranış olduğunu hepimiz biliriz.
    Gelişen tıp teknolojisiyle ortaya çıkan yeni iyileştirme yöntemlerine rağmen kanın sağlanabildiği tek kaynağın insan olması, kana ulaşma sorumluluğunu sağlıklı ve bilinçli insanlara yüklemiştir. İnsanlığın kana ve kan ürünlerine duyduğu gereksiniminin artmasına bağlı olarak, bu gereksinimi karşılamaya yönelik kurum ve kuruluşlar sayıca artmaya başlamıştır. Diğer gönüllü hizmetlerinin yanında Kızılay, kan bağışı ve kan ürünlerinin değerlendirilmesi konusunda yıllardır ülkemizde önemli çalışmalarda bulunmaktadır.''

    İşte toplum olarak inanç değerlerimizin bir insanın kurtulmasında ve yaşamasında katkı sağlayanların büyük sevap işlediği belirtilmektedir. Hepimiz üzerimize düşen bu insanlık görevini yapacağı inancıyla.

    Bu haftanın kan bağışı haftası olmasına binaen şiirimizide bu konudan seçmeye çalıştık.

    KAN BAĞIŞLA
    Kızılay bizim canımız
    Helal olsun ona kanımız
    Hastalar sağlığına kavuşunca
    Kalmaz üzüntü ve gamımız

    Kızılay'dan geçer bizim yolumuz
    Dünyanın her yerine yetişir kolumuz
    Sevap almaktır parolamız
    Kimsesizlerin yanında yer alırız

    Bizlerin en çok ihtiyacı kandır
    Kan merkezinin kurtardığı candır
    Sağlıklı insanlardan istediği
    Sadece bir kaç ünite taze kandır

    1980 yılından beri kan bağışladım
    Bir çok hastadan hayır dua aldım
    Kan merkezinden bir çok ödül aldım
    Yaş 65'e kadar kan vermeye karar aldım
    Ömer MERSİN



+ Yorum Gönder
bursanın işgalden kurtuluşu ile ilgili şiir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi