Cumartesi Şiirleri

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Erkeklere Özel ve Asker Ocağı Bölümünden Cumartesi Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    alicanavar
    Özel Üye
    Reklam

    Cumartesi Şiirleri

    Reklam



    Cumartesi Şiirleri

    Forum Alev
    Arkadaşlar burada her hafta Cumartesi günleri hafta içinde olan bazı olaylara göre çeşitli şairlerden şiirler yazacağım.
    Aynı şekilde sizlerde buraya Cumartesi günleri şiir ekleyebilirsiniz.

    Bu hafta beni etkileyen olay maalesef bugün Şırnak'ta bayrağımıza karşı yapılan çirkin hakaret etkiledi. Kendini bilmez terör sempatizanları bayrağımızı gönderden indirme cüretinde bulundular.
    İşte bu akşam Bayrağımız için yazılan şiiri buraya alıyorum.

    BAYRAK

    Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    Sana benim gözümle bakmayanın
    mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun
    yuvasını bozacağım.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
    Gölgende bana da, bana da yer ver !
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
    Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
    Kızıllığında ısındık,
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
    Gölgene sığındık.

    Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı...
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
    Yer yüzünde yer beğen !
    Nereye dikilmek istersen,
    Söyle, seni oraya dikeyim !

    ARİF NİHAT ASYA



  2. 2
    ZEYCANSU
    Emekli

    --->: Cumartesi Şiirleri

    Reklam



    bu şiiri biliyorum 7. sınıftayken ezberlettirmişlerdi bende ezberlemiştim tbbii ezberimde hala paylaşım için saol:)







  3. 3
    alicanavar
    Özel Üye
    "İsrail Savaş Uçaklarının Dün Gazze'ye Düzenlendiği Hava Saldırılarında 19 Kişi Hayatını Kaybetti. Saldırılarda Öldürülenlerin 5'inin Çocuk Olduğu Bildirildi."

    Arkadaşlar bu hafta iki gündür Filistin'de İsrail'in acımasızca öldürdüğü insanlar ve maalesef duyarsız olan bir dünya....
    İşte bu haftaki cumartesi şiirimi Filistinliler için seçtim.....

    Bekle Filistin...
    Gözlerin hasretle, bekler müjdeyi..
    Yıllar geçiyor da bitmiyor derdin...
    Tarihe not düştük biz bu seneyi,
    Elbet hesabın sorulur Filistin! ...

    Bir avuç siyonist, kudurdu gene,
    Anlamadım bu öfke, bu kin de ne,
    Hayasızca kutsallarıma, dine,
    Saldıranlarda vurulur Filistin...

    Adalet tecelli edecek elbet...
    Sabır kalmadı ah! .. Bitiyor mühlet.
    Dayan ey ümmetin yetimi sabret...
    Hak terazisi kurulur Filistin! ...

    Mescid-i Aksa'da vurulan çocuk...
    Suçlu diye tankla ezilen çocuk...
    Her saat kurşuna dizilen çocuk...
    Elbet hesabın görülür Filistin! ...

    İstanbul, Kahire, Bağdat neresi...
    Bu suç kimden yadigar, kimin eseri
    Bir kaç --------le, bir kaç serseri
    Sende tükenir yok olur Filistin! ...

    Bu ümmet uyansa, İslam içinde..
    Hangi zulüm kalır, dünya ilinde,
    Ya RABB biliyorum günün birinde...
    Ümmete vatan, yurt olur Filistin! ...

    Kenan Yördan KENTUĞ...

    İstanbul..







  4. 4
    alicanavar
    Özel Üye
    Bu cumartesi günkü şiirimde bu günün Dünya Kadınlar Günü" olması nedeniyle konumuz kadınlar olsun dedim.

    TÜM GÜNLER BENİM

    ünya kadınlar günümü dediniz?
    Bir gün kadınların ha!
    Diğer üç yüz atmış dört gün kimin?
    Kadın o kadar kutsal ki,
    Kadın o kadar büyük,
    O kadar özel ki...
    Bir güne sığar mı? .
    Mümkün mü, kadınsız bir dünya,
    Kadın, analarımız.
    Kadınsız bir dünya olamaz,
    Kadın eş, kadın kardeş,
    Kadın aşk, kadın sevgili, kadın büyü...
    Ana kucağı, aile ocağı, vatandır kadın...
    Kadınsız bir iş, bir aş var mı ki..?
    Bir gün verdin onlara.
    Ben istemem almam asla,
    Sizin olsun sekiz mart.
    Bütün günler benim,
    Diğer günlerime dokunmayın.
    Hepsi benim bensiz bir dünya varsa,
    Kim bunu savunuyorsa,
    Oraya taşınsın.
    Ben Ana rahmi, ben ana kucağı.
    Ben ana vatan, ben ana dolu,
    Ben sevda yoluyum.
    Evladıma ana, kardeşime abla,
    Nineme torun, anneme evladım ben.
    Sekiz martı unutun.
    Diğer günler unutmayın,
    Böyle günlerle kendinizi avutun ama,
    Bizleri avutmayın..
    Hafize KILIÇ



  5. 5
    alicanavar
    Özel Üye
    Arkadaşlar bugün İstiklal Marşı'nın kabul edilişinin 87. yılını kutluyoruz. Bu anlamlı günde elbette merhum Mehmet Akif Ersoy'un şiirini buraya aldım.

    İSTİKLÂL MARŞI
    Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim mîlletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.
    * * * * * * * * * *
    Çatma; kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl,
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
    Hakkıdır, hakka' tapan, milletimin istiklâl.
    * * * * * * * * * *
    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
    * * * * * * * * * *
    Garbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var,
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
    * * * * * * * * * *
    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana vaadettiği günler hakkın.
    Kim bilir belki yarın... Belki yarından da yakın.
    * * * * * * * * * *
    Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı;
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
    * * * * * * * * * *
    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
    * * * * * * * * * *
    Ruhumun senden, ilâhi şudur ancak emeli.
    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli,
    Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
    * * * * * * * * * *
    O zaman vecdile bin secde eder -varsa- taşım,
    Her cerihamdan, ilâhi boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruhu mücerret gibi yerden naaşım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki basım.
    * * * * * * * * * *
    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;.
    Hakkıdır; hakka tapan, milletimin istiklâl.
    Mehmet Akif ERSOY


  6. 6
    alicanavar
    Özel Üye
    "Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor. 14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.

    Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anl***** gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır.

    Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.

    İşte bu vesileyle canla başla bizim sağlığımıza kavuşmamız için mücadele eden doktorlarımızın tıp bayramını en içten dileklerimle kutlar ve aşağıdaki şiiri onlara armağan ediyorum.....

    TABİBİM
    Hayatta babana güvenme derdik
    Emanet hayatı eline verdik
    Sırlarımızı da sana söylerdik
    Sıhhat ve afiyet için tabibim

    Sağlı korumak makbuldür dince
    Bir sızı içimde inceden ince
    Dostu / postu bile bilmezdik önce
    Kaybedince kıymet bildik tabibim

    Mikrobu / aşıyı bilmez kaçarız
    İnsanız doğaya mikrop saçarız
    Sağlıksız ortamda ilgin yaşarız
    Sağlıklı yaşamı öğret tabibim

    Neremiz ağrırsa canımız orda
    Dikkatsiz davranıp kalırız zorda
    Acı haber çabuk duyulur zor da
    Alıştır acıya bizi tabibim

    Hayatın kaynağı duru su bizde
    Sonsuzluğu arar dururuz sizde
    Ab-ı hayat nerde hangi denizde
    Bulup yeter bir doz versen tabibim

    Zeki İ. KIZILIŞIK

  7. 7
    alicanavar
    Özel Üye
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    "Türk çocukları ecdadını tanıdıkça , ona sahip çıktıkça yine çok büyük işler yapacaktır.
    Medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacak, tarih sayfalarına yine Türk adı ve kahramanlığı yazılacaktır."
    Bazen bir konu hakkında sayfalarca kompozisyon yazarsın ama bir şiir senin vermek istediğini bir kaç dizede verir geçer.
    İşte böyle konulardan birisi de ÇANAKKALE savaşlarıdır. Merhum şairimiz Mehmet Akif ERSOY'un yazdığı "Çanakkale Şehitlerine" adlı şiir de bu sayfalarca yazacağımız konuyu ustalıkla bizlere aktarabilme kabiliyetini göstermiş.
    Neyse daha fazla sizin kafanızı ağrıtmadan sözü Mehmet Akif ERSOY şairimize (Allah nur içinde yatırsın) bırakıyorum.

  8. 8
    alicanavar
    Özel Üye
    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,


    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

    Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"

    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
    Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
    Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,

    Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...
    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
    Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.

    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;

    Bu göğüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;
    "O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi.



  9. 9
    alicanavar
    Özel Üye
    Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
    Seni ancak ebediyetler eder istiab.

    "Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
    Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;

    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
    Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

    Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana ağuşunu açmış duruyor son Peygamber.
    Mehmet Akif ERSOY


  10. 10
    hackeremin
    Emekli
    hepsini okuyamadım ama güsel paylaşım kardeşim emeğine sağlık

  11. 11
    alicanavar
    Özel Üye

    --->: Cumartesi Şiirleri

    Reklam




    Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı.

    Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.

    Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

    1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.

    Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya’nın, Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.

    Bugün nevruz olması nedeniyle şiirimizi bu günle ilgili olarak seçtim.....

    Nevruz
    Dostluk duygusudur temelde yatan
    Bu değil mi bizi ayakta tutan?
    Kini ve nefreti bir yana atan
    Kardeşin kardeşi sözüdür nevruz.

    Doğanın yeniden dirilmesidir
    Yeşilin toprağa serilmesidir
    Bağların bir daha örülmesidir
    Türklüğün baharı, yazıdır nevruz.

    Gelecek nesile tohum ekilir
    Burçlara yeniden bayrak dikilir
    Horonlar tepilir, halay çekilir
    İnsanların, gülen yüzüdür nevruz.

    Kuşlar vatanına göç etmektedir
    Mânâlar, maddeyi hiç etmektedir
    Sevdayı başlara taç etmektedir
    Odunun ateşe, közüdür nevruz.

    Nevruz birliktelik, nevruz barıştır
    İnsanlığı kucaklayıp sarıştır
    Hasretleri yok edecek yarıştır
    Sevginin sembolü, özüdür nevruz.
    Murtaza Ekici



  12. 12
    alicanavar
    Özel Üye
    Ormanlar bir ülkenin akciğerleri ve en büyük zenginlik kaynağıdır. Kullandığımız kalem, okuduğumuz kitap, yazdığımız defter, oturduğumuz sandalye, yemek yediğimiz masa ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz yüzlerce ihtiyacımızı ormanlardan karşılarız. Bizim için orman, hava gibi, su gibi, ekmek gibi ihtiyaç duyduğumuz doğal kaynaklardandır.
    Binlerce bitki, hayvan türünün yaşadığı ormanların faydalarını saymakla bitiremeyiz. Her orman birer oksijen ve yağmur fabrikası gibidir. Ormanlarını bilinçsizce tüketen ülkeler, sadece çölleşmekle kalmazlar, sahip oldukları en değerli şeyi ve en büyük doğal zenginliği de kaybetmiş olurlar.
    Ormanları korumak hepimizin görevidir. Ağaç dikerek yeni ormanlar oluşmasını sağlamalıyız. Ormanların en büyük düşmanı insanlardır. Tarla açmak için ormanı yok eden de, attığı sigara izmariti ya da yaktığı ateşle koca bir ormanı yakıp kül eden de insandır.
    Ormanların çoğaltılmasında bizlerin de katkısı olabilir. Orman işletmeleri ya da belediyelere müracaat ederek ağaçlandırma çalışmalarına katılabiliriz.

    İşte 21 - 26 Mart arası orman haftası olması nedeniyle aşağıdaki şiirde haliyle bu konu üzerine olacak....


    Sakın Kesme
    Ey hemşehri, sakın kesme! Yaş ağaca balta vuran el onmaz;
    Bu kütükler 'Nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz'
    Bunları kes, o baltanla çürümüş ağaçları yere ser.
    Bak, sizin köy şu yemyeşil koruluğun gölgesinde ne güzel!
    Gönülleri açmadadır yaprakların arasından esen yel.
    Yazık, günah olmaz mı ki, çıplak kalsın bu zümrüt yurt, şirin yel.

    Hem dünyada en birinci borç değil mi her kula,
    Bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman?
    Eğer böyle olmasaydı ne kalırdı oğula:
    'Mirasımı artır' diye öğüt veren Atadan?

    Sakın kesme! Her dalında bir güzel kuş ses versin.
    Sakın kesme! Gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin.
    Sakın kesme! Şu verimli köye kanat, kol gersin.
    Sakın kesme! Aziz vatan günden güne şenlensin.
    Mehmet Emin YURDAKUL


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
bursanın işgalden kurtuluşu ile ilgili şiir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi