Yemlerin verimliliğini artırmak

+ Yorum Gönder
Her Telden ve Balıkçılık Bölümünden Yemlerin verimliliğini artırmak ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Hasan
    Özel Üye
    Reklam

    Yemlerin verimliliğini artırmak

    Reklam



    Yemlerin verimliliğini artırmak

    Forum Alev
    Yemlerin verimliliğini artırmak

    Tatlı suda yemli avcılık için çok büyük bir avantaj söz konusudur. Yemin kokusu dediğimiz genelde yağlardan müteşekkil bileşenleri, tatlı suda pek iyi çözünmez ve yemle balık arasında nerdeyse görünmez bir hat oluşturur. Ayırca su miktarı ve akıntıların düşük olması nedeniyle, yemin etkinliği artar. Elbette kullanılacak çeşitli cezbedicilerde aynı oranda etkili olurlar.
    Peki denizde? Öncelikle deniz suyu tatlı sudan çok farklı bir karakteristiğe sahiptir. Bu yağlar süratle denizin üstüne çıkarlar, tuzlu sudan daha hafiftirler. Üstelik tuzlu su, yağı çok kolayca bağlayacak minerallerde içerir. Bu nedenle denizde cezbedici ve yemlerin etkisi daha düşüktür.
    Ama en kötü tarafı, denizin çok büyük bir su kütlesi olmasıdır. Şöyle düşünün, suni yeme döktüğünüz cezbedici, yem uygun derinliğe inene kadar su tarafından kolayca yıkanır, çünkü bahsedilen derinlik on metrelerce olur kolayca. Yada yemli takım attınız, tüm yağı dibe inene kadar yıkanmış olur nerdeyse.
    İşte bu yüzden, denizde yemleme genelde tatlı su kadar iyi netice vermez. Konu yemlemenin fayda etmemesi değil, tatlı suya göre çok daha yoğun yemleme yapılması gereğidir. Tatlı suda bir avuç ezilmiş balık bile tatmin edici olurken, sığ ve az akıntılı bir deniz havzasında bile kilolarca balık gerekli olur.
    Elbette, balıkların zaten yoğun olarak yerleştiği bölgelerde mevcuttur. Bu bölgelerde yapılacak yemleme, yem civarında balık miktarının yükselmesini sağlar ve etkili olur. Ama böyle yerler son derece nadirdir, dahası genelde hep dolu olurlar..
    Bu durumda, yemlemeden netice almak için, tatlı suya göre daha etkili teknikler kullanmak icap edecektir.
    Peki ne yapabiliriz? Bunu söyleyebilmek için, yemlemenin doğasına biraz bakmak ihtiyacı doğar.
    Yemleme ile ne yapmış oluruz. Suya besin eklemiş oluruz. Peki balık bunu nasıl görür ve anlar? Aslında cevap büyük oranda kokuda gizlidir. Fakat bu tek başına bir açıklama değildir. Yemleme, denizde en iyi etkisini, amaçlanan balıkların avlarını başına toplamakla gösterir. Ama bu kadarla bitmez.
    Örneğin, çipura avlamak istiyorsanız, yengeçleri başına toplayacak bir kaç kokmaya yüz tutmuş balık kullanın. İyide çipura bunları yemez. Elbette, fakat çipura yengeçlerin bu kokunun olduğu yerde bol olacağını bilir. Yemleme için kokmaya yüz tutmuş balık, yem olarakta yengeç kullanmak iyi netice verir bu durumda.
    Buna ben dolaylı yemleme diyorum. Elbette bu durumda bir de doğrudan yemleme söz konusu olacaktır. Bu ise, doğrudan doğruya hedeflenen balığın yemlenmesi anlamına gelmektedir.
    Ama her iki durumda da, deniz için bahsettiğimiz sorunlar yerinde kalmaktadır.
    Bize gereken, denizdeki su kütlesinin sorunlarını aşabilecek bir şeyler düşünmektir.
    Bu amaçla balıkların nasıl koku aldıklarını düşünmek gerekir öncelikle. Tipik koku alma sinirleri, bir kaç molekülle iş görebilen sinirlerdir. Bu bir iyi haber, bir de kötü haber demektir. İyi haber, balığın bir kaç molekülle bile çekilebileceğini gösterir. Kötü haber ise bu sinirlerin istenmeyen kokularca kolayca bloke edilebileceğidir.
    Derdimiz büyük kütle içinde molekülleri uygun süre su içinde tutabilmek. Bunun için neler yapabiliriz?
    İlk ve basit çözüm, koku miktarını artırmaktır. Bunun için en kolay çözüm, yem miktarını artırmak olur. Kolay açıklamasını şöyle yapabiliriz. Bildiğimiz kıbrısa 1 karış kadar bir köstekle iğne takılır. Ekmek bilindiği gibi sarılır, köstekte ekmekle yemlenir ve dibe yada yüzeye atılır. Kıbrıstaki büyük ekmek yemleme işini yapar. Küçük kefaller gelip bunu dağıtacaktır zaten. O küçük tek iğne ise, asıl balık yakalama görevini görür.
    Bu yöntemden esinlenerek farklı çözümler uygulanabilir. Ne yapılır mesela? Diyelim ki karides kullanıyoruz. Bir avuç karides iyice ezilir, bir sık gözlü fileye (süzgeç teli vs.) doldurulur. Yakınına da yemlenmiş iğneler konur. Böylece fileden dağılan koku ve parçalar balıkları başına çabucak çekecektir.
    Bu tür bir takımın avantajları bol balık çekmesidir ama, atışa vs. pek uygun olmaz. Bilhassa uzağa atılacak takımlar için daha etkili bir yol gerekir. Bu yol bellidir, yemleri küçük tutmak ki, takımın dengesini ve aerodinamiğini çok fazla etkilemesin.
    İşte bu kontada devreye cezbediciler dediğimiz şeyler girer. Ama konvansiyonel bir cezbediciye ne olur? Söylediğimiz gibi, denizde, takım dibe ulaşana kadar, yıkanıp gidiverir. Etkisi sadece elimizden gelecek kötü kokuyu bastırmak olarak sınırlı kalır.
    Bu durumu önlemek için, cezbediciyi suda zor yıkanacak ama yem etkinliğini de kaybetmeyecek bir hale sokmamız gerekir.
    Bunu nasıl becereceğiz? Eskiler şöyle şeyler yaparlar. Bir miktar balığı ezerler, kumla vs. karıştırıp iyice sıkıştırırlar ve yemleme için kullanırlar. Akıntı ve derinliğin az olduğu yerlerde bu çözüm son derece etkili olacaktır. Kum ve balık topu suda yavaş yavaş çözülecek, yem balıkları ağır ağır suya bırakacaktır.
    Ama bu kum toplarını kamışla takım attığımız yere kolay kolay ulaştıramayız maalesef. Dahası, bazen kum vs. bulmakta bir sorun olacaktır.
    Bu durumda ne yapmak gerekir? Koku almanın iyi ve kötü ynlarını göz önünde tutmak gerekir öncelikle. Kum taneleri balığın respetörlerine yapışmayacak kadar büyük ve kokusuzdur. Bu nedenle yemin kokusunu bozmaz. Biz öyle bir şey yapmalıyız ki, balığın burnunu doldurup yemden gelen kokuyu engellememeli. Hatta, kendisi de yem gibi etkili olabilmeli.
    Öncelikle cezbedici denen şey nedir, bunu bilmek lazım. Bunların pek çoğu balıkyağından ibarettir. Hemen hepsi etkiyi artırmak için anason veya sarımsak gibi koku ilavesi taşırlar. Örneğin anason Lüferler için cezbedici bir etkiye sahipken, kefaller için itici olmaktadır.
    Demekki, cezbedici olarak balık yağı kullanmak yeterli olacak temelde. Peki bunun suda yıkanıp gitmemesi için ne yapabiliriz?
    İşte bu noktada çözümler çok fazla değil. En azından benim bildiklerim. Bunları şöyle özetleyebilirim kabaca..
    Kapsüller kullanmak. Şu ilaç kapsülleri, suda eriyen bir yapıya sahiptir. İçlerine bir miktar balık yağı konur. Balık yağı yerine hazır veya kendi yapacağımız cezbedicilerde olabilir. Bu da, yemin, özellikle mesela şak şak yemin ağzına yerleştirilir. Bir süre sonra bu kapsül erir ve ortalığı balık yağı kaplar.
    Elbette hazır jelatin kapsüller içinde de satılan balık yağları mevcuttur. Fakat bunlar insanlar için hazırlanırken kokuları çıkarıldığı için o kadar etkili olmazlar.
    Bir diğer yöntem ise, cezbedicileri kıvamlı hale getirmektir. Bunun en kolay yolu, jelatin kullanmaktır. Jelatin, kaplık veya poşet yapılan bir malzeme değil, deri, kemik vs. gibi hayvansal ürünlerden elde edilen bir proteindir. Sağda solda toz jelatin olarak bilinen hali bulunabilir. Bu jelatin, ılık suda eritilir. İçine balık yağı katılır ve gölgede soğumaya bırakılır. Soğuyunca pelte kıvamını alır ve suda 10-15dk’da ancak eriyen bir malzemeniz olur. Jelatinin kendisi bir hayvansal protein olduğu için balık tarafından yadırganmaz. Üstelik uzun bir zincir olduğu için kokusuzdur, yağın koku ve tadını bastırmaz.
    Duruma göre jelatin yerine, un, nişasta vs. de kullanılabilir. Örneğin ekmeğin üstüne balık yağını dökmek. Ama bu durumda ekmek kendi kokusu ile yağın kokusunu oldukça bastıracaktır. Pamuk vb. üzeiren yağ dökmekte, faydalı ama çok çok etkili olmayan bir çözümdür. Kalaycı pamuğu gibi sert dokulu bir pamuk bulmak ve kullanmak gerekir. Ayrıca, bu durumda bile kullanıması gereken miktar, bilhassa atış için takımın dengesini bozacak kadar fazla olacaktır.
    Ama bu balığın olduğu yerde, balığı takıma doğru çekmek için işe yarar. Bu çözümler ciddi bir yemlemenin vereceği randımanı vermez.
    Peki daha küçük hacimlerle büyük yemlemenin etkisini nasıl sağlayabiliriz?
    Doğrusu bunu %100 sağlamanın bir yolu yok. Alacağız bir kasa balık, parçalayıp bir kocaman PET şişeye/şişelere dolduracağız. Şişeyi delik deşik ederek suya bırakacağız. Ama aynı neticeyi vermesede, makul netice verebilecek bir kaç çözüm olabilir..
    Balıkları kışın ucuzken alın, dondurucuya koyun. Yazın, güneş ısıtmaya başlayınca, bunlaır çıkarıp kıyma makinesinden 2-3 defa geçirin. Ortaya çıkan balık kıymasını güneşe serin. İyice kuruyup un gibi olunca, poşete doldurup serin bir yerde veya buzdolabında saklayın.
    Bu elde ettiğiniz unu, azıcık balık yağıyla hamur kıvamına getirebilirsiniz kolayca. Yapışması için birazcık yumurta akı, şeker vs. ile yoğurun. İrice, tenis topu kadar filan top haline getirin. Daah küçük toplarda yapabilirsiniz elbette.
    Fakat kullanırken mutlaka bunları süzgeç bezi gibi iri gözlü bir torba içinde kullanın Hazırladığınız topu hemen kullanmalısınız. Yani top top yapayım, koyayım, her balığa gittiğimde kullanayım diye düşünmeyin. Bu elbette fayda sağlar, ama top kurudukça, etkinliğini yitirdiği gibi, aynı zamanda hızla bozulmaya başlayacaktır.
    Elbette bunları daha küçük parçalar halinde yapıp, yemin yakınına takmak, hatta doğrudan yem olarak kullanmakta mümkündür. Balık yerine karides, boru kurdu vs. de kullanılabilir.


    Alıntıdır.



  2. 2
    sagocu_kız
    Bayan Üye

    --->: Yemlerin verimliliğini artırmak

    Reklam



    Elbette bunları daha küçük parçalar halinde yapıp, yemin yakınına takmak, hatta doğrudan yem olarak kullanmakta mümkündür. Balık yerine karides, boru kurdu vs. de kullanılabilir.

    Teşekkürler...









+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi