Splinter Cell: Chaos Theory Demo İnceleme

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Demo inceleme Bölümünden Splinter Cell: Chaos Theory Demo İnceleme ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    InKusTe
    Usta Üye
    Reklam

    Splinter Cell: Chaos Theory Demo İnceleme

    Reklam



    Splinter Cell: Chaos Theory Demo İnceleme

    Forum Alev
    Yıllarca, pervasızca davranmanın ve insanın kendisini keşfetmesinde en rahat olmasını sağlayan mekanda yani sanal ortamda, bilgisayarının karşısında sürekli gizlendi bu saf ve keskin tatminin hazzedilme tınısı. Sürekli gürültülü silahlar, makineli tüfekler, roketatarlar, minigunlar ve gürültüsünün yanında insanın kendisini dorukta hissettiren sniper riflelar vardı. Ancak ne yaptığımızı bilmeden sadece görevin peşinden gitmek için; önüne geleni öldür saçmalıklarıyla zamanımızın harcandığını hissediyorum. Hissediyorum, çünkü Siplinter Cell ile karşılaşınca bir boşluğumuzun olduğunu ve bunun yıllardan beri boş olduğunu farkediyorum. Tam dolduruyorum derken, elimden kayıveriyor...

    Ama tüm bunları yeniden geride bırakıyoruz. En azından bir süre daha hazzederek yapacağız en sevdiğimiz işimizi, hobimizi; yani oyun oynamayı. Hem de limitsiz, aklın alabildiğine yettiği kadarıyla... Hazırım! Başlayalım rolümüzü oynamaya. Splinter Cell: Chaos Theory için Sam Fisher oluyorum. Yine keskin bir bıçak gibi ayırıyorum tüm oyun dünyasını "ben ve diğerleri olarak." Yeniden türün köküne iniyorum. Solid Snake kadar sessiz; hatta ondan daha sessiz oluyorum. Sessiz ve ölümcül...

    Yapımcı Mathieu Ferland "Chaos Theory'nin en büyük hedeflerden birisi 'yakınlık' " diye belirtiyor Xbox World'le yaptığı röportajda "Oyun tamamen tehlikeye yakınlık üzerine güçlü duygularla çevrili ve bunu tercüme edecek birçok yeni hareket sunduk; Sam'in ayaklarından kenetlenmiş vaziyette başaşağı sarkarak hemen önünde bulunan düşmanın boynunu kırması hareketini çok seviyoruz" diye devam ediyor. Neyse, bırakalım Bay Ferland'ı, mükemmel yaptıkları işlerine devam etsinler. Biz dönelim SC:CT'ye...

    Görev: 2008 yılında sıradan gibi görünen bir adam kaçırma olayı gerçekleşir Peru'da. Ayrılıkçı grup "İnsanların Sesi" tarafından, mühendis Bruce Morgenholt kaçırılır. Tahminlerin üzerine bir Amerika'lı vatandaştır Bruce. Tabi burada parantez açmak lazım ki adam kaçırma sonrasında yapılacak operasyonlar Third Echelon'ın işi değil. Zira TE çok daha önemli ve karmaşık görevlerde bulunuyor. Ama bu kaçırılan şahıs önemli bilgiler taşıyor. O kadar ki, Dünya üzerinde herhangi bir ülkenin eline geçmesi durumunda bile tüm dengeleri alt-üst edebilecek düzeyde. Sam Fisher da bunun üzerine olayın sükunetini sağlamak için Asya'ya doğru yola çıkıyor. Yalnız, Morgenholt zorla konuşturulmuş olabilir; Hugo Lacerda -İnsanların Sesi grubunun lideri, bu bilgiyi almış olabilir. Hey Sam, açıktaki herhangi bilgiyi kurtarmaya çalış ya da yoket. Ha, hazır işe başlamışken; kurtarabilirsen Morgenholt'u kurtar. Kurtaramazsan vatan sağolsun... Aah Amerika, burada da karşımıza çıkıyorsun. Hem de Ubisoft'ta (Tom Clancy?)



  2. 2
    InKusTe
    Usta Üye

    --->: Splinter Cell: Chaos Theory Demo İnceleme

    Reklam



    Yağmur...sever misin? Ben severim

    Ortam karanlık, Talara dışında suyun üzerine bırakılıyoruz, yakınımızda Zodiac bot var (askerliğimi Ege Ordu İstihkam Savaş Taburu'nda Türkiye'de bir adet bulunan Bot Bölüğü'nde Tk Komutanı olarak yaptığımı da belirtmeden geçmeyeyim; iyi bilirim zodiac ve avon botları :)) Neyse, kendimizi sahilde buluyoruz; Sam botu deniz fenerinin ışığından etkilenmeyecek şekilde bir kayaya yaslamış, güzel. İçimden ıslık çalmak geliyor yağmurun fısıltısına, fiuuuv. Ama olmaz! Ses çıkartırsam etrafta dolaşan insandan bozma beyni az çalışan askerler duyabilir. Hey, yoksa onlar başka yerde miydi? Etrafa bakınıyoruz, kimse yok! Hadi yürüyelim... Shetland bahsetmişti bundan: yakınlarda yapay mağaralar var, buradan geçerek içeri girebilirsin. Yağmur fısıltısına ayak seslerimiz karışmadan, belki kendimiz bile duymadan ilerliyoruz. Mağarayı bulduk, içeride sırasını bekleyen zavallı bir koruma var. Hatta iki. Çok kolay değil mi? Hemen SC 20K'yı çıkart ve sessiz nefretini kus...

    Ama hayır, sadece görevini yapmaya ne dersin? Kimsenin canı yanmasın... SC:CT aslında seleflerinden bile ayrılıyor bir bakıma. Zira adını sıkça duyduğumuz ama başka başlıklarda hep hüsrana uğradığımız non-linear gameplay yani çizgisel olmayan oyun CT'ye sahip olmuş. Görev sırasında birden fazla çözüm yolu mevcut ve hepsi de oyuncuya kalmış, dinamik bir sistem üzerine kurulu. Öldürmeden gidebilirsin, sessizce gerekeni yapabilirsin, katliam da yapabilirsin. Kesinlikle bu konuda uygulanmış/uygulanacak en başarılı deneme olacak SC:CT. Varlığımı farkeden düşmanı öldürmezsem görevim dinamikler içerisinde değişecek. Bir mühendisi kurtarmak için çıktığımız görev, birden bire kaçanları kovalamaca ve kaçmadan öldürmece şekline dönüşüyor. Görev neydi hatırlayalım; bilgiyi ele geçirmelerine izin verme ya da geçirdikleri kadarını kurtarmaya çalış. Kurtaramazsan bileni öldür. Görüyorsunuz ya, görevin devamı dinamik olarak değişiyor hem de kendi çerçevesi içerisinde.

    Ferland'ın yukarıdakileri söylerken eklediği birkaç nokta daha var. Diyor ki: "Oyunun bir hata sonrasında zırt diye bitmesini engellemeye çalıştık. Oyuncu bir yerde hata yaparsa, başa geri dönmesi gerekmeyecek zira oyun hemen yön değiştirecek. Mesela açılacak kapının şifresini bir yerde unuttunuz ya da hiç uğramadınız. Keypad hacklenebilecek ve devam edilebilecek."







  3. 3
    InKusTe
    Usta Üye
    "Gun. I need gun"

    Silahlar ve kullanımlarına da eklentiler var. Mesela bıçak! Sessiz keskinliğin anlamı. Karanlıkta sessizce ifa edilmesi gereken infaza en uygun çözüm. Ama tek yol bu mu? Düşmana keskinliği tattıralım; arkasından yaklaşalım, kendi gölgesinden bile daha yakına girelim ve bingo! Bir el çeneyi yukarı diğer el bıçağı boğaza götürsün. -"Sessiz olursan şansın olabilir. Şimdi, adımlarımı taklit et"... Demonun ortalarına doğru da bıçağı nasıl başka şekilde kullanabileceğimizi anlıyoruz. Bilgi toplamaya çalışırken çadırın birindeki kutuya bakmamız lazım; çek bıçağı kes kumaşı.

    SC20K, birincil silah. Resimdeki ise FN Herstal'ın geliştirdiği silah; bombaatara sahip. Benzerlikleri çok açık. Ancak Sam'in silahı bunun aynısı değil. Aslında Sam'in silahının P90'ın modifiyelisi olduğunu iddia edenler de var. Ancak yapı olarak P90'dan oldukça farklı. Daha ziyade F2000'e çok benziyor. 30 adet 5.56 x 45 mm kalibre kapasiteli, 900m/sn namlu terk hızı, 850 rpm atış hızı ve 1.6x optik nişangah.

    Five-seveN Tactical, yine FN Herstal imzalı bir silah. İki modeli var: Normali ve taktik olanı; ufak tefek farkları var. Taktiksel olanı çok daha hassas bir tetiğe sahip. 20 adet 5.7x28 mm mermi kapasiteli, 50 m etkili menzilli tabanca. Hafif ve etkili olmasıyla ünlü olup Sam olarak vazgeçemediğim silahtır.

    Herşey iyi hoş da, ATI'cileri bekleyen bir sürpriz var. Modeldeki parlaklığın, bulanıklığın ve yumuşak gölgelendirmenin oluşmasında devreye giren Floating Point Blending (kayar nokta verilerini son renk değerini elde etmek için karıştırmanın yanında HDR için de esastır) olmadığından HDR çalışmayacak. Oyun Shader Model 1.1 ve 3.0'a destek veriyor. Aslında demo için bu geçerli. Bazı kaynaklarda, full versiyonda SM 2.0'ın da olacağı söyleniyor. Eğer olmazsa, grafik kalitesi (kalın harflerle yazıyorum ki şimdi birisi çıkıp yüksek çözünürlük diye itiraz etmesin) için AF ve AA'yı dahil etmediğimiz sürece ATI'nin aşağı seviye kartlarıyla en üst seviye kartı arasında bir fark kalmayacak. Oyunun tüm güzellikleri yeni nesil nVidia NV4x serisi ile görülebilecek. Ancak büyük ihtimalle SM2.0'ın olmayışı bu demodan kaynaklanıyor. Tam sürümde olacaktır; yoksa kıyamet kopar :) Benim göremediğim (9600xt) özellikler, oyunun ayar menüsünde SM 3.0 aktive edildiğinde meydana çıkıyor. Shader ayarları altında, HDR (High Dynamic Range) lightning açma kapama, VDM (Virtual Displacement Mapping) açma kapama, yüksek kaliteli yumuşak gölgelendirme (Riddick'ten hatırlayacaksınız) gibi özellikler mevcut. Bu da oyunun kalitesini, gerçekçiliğini bir kat daha artırıyor. Servet akıttığınız kartlarınızı kökleyebileceksiniz!

    Oyunun tam sürümünde, demoda videosunu izlediğimiz ve SC:PT'dekinden daha gelişmiş ve yeni görevleriyle "versus mode" yani karşılıklı takımların birbirini alt etmeye çalışmaları, 4 görevli co-op mode ile solo modda 10 campaign bulunacak. Co-op denilince birlikte hareket etmek geliyor akla... Co-op mode için bulunan 4 görev offline olarak da oynanabilecek. Ekran ikiye bölünecek.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi