Bozkurt Destanı Türk Destanı

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Destanlar ve Efsaneler Bölümünden Bozkurt Destanı Türk Destanı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Bozkurt Destanı Türk Destanı

    Reklam



    Bozkurt Destanı Türk Destanı

    Forum Alev
    Bilinen en önemli iki Göktürk Destanından birisidir. Bir bakıma, M.S. altıncı
    yüzyıldan sekizinci yüzyıl ortalarına kadar egemen olmuş bu Türk Devletinin
    Göktürklerin soy kütüğü ve var olma hikâyesidir. Ayrıca, Türk ırkının yeni bir
    dal hâlinde dirilişi de diyebileceğimiz Bozkurt Destanı, Bilge Kağan'ın Orhun
    Âbidelerindeki ünlü vasiyetinin ilk cümlesi olan: "Ben Tanrıya benzer, Tanrıdan
    olmuş Türk Bilge Kağan, Tanrı irade ettiği için, kağanlık tahtına oturdum"
    cümlesi ile birlikte düşünülecek olursa soyun ve ırkın nasıl bir şekilde
    ilahileştirilmek istenildiğini de anlatmaktadırlar. Destan Çin kaynaklarında
    kayıtlıdır. Değişik söyleyişler durumunda ise de, çizgileri aynı fakat isimler
    üzerinde, anlatıştan doğma veya Çinlilerce yazılırken isimlerin Çince
    söylenmesinden meydana gelme değişikler yüzünden ayrı görünen belli üç söylenti
    şeklinde yazılmıştır.



    Birinci söyleyiş:





    Hun Ülkesinin kuzeyinde So adı verilen bir ülke vardı. Burada, Hunlarla aynı
    soydan olan Göktürkler otururdu. Bir gün Göktürkler So Ülkesinden ayrıldılar. Bu
    sırada başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı. Kağan Pu'nun on altı kardeşi
    bulunuyordu. On altı kardeşten birinin annesi bir kurttu.





    Annesi Göktürklerce en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen ve böyle kabul
    edilen bir kurt olduğu için delikanlı, rüzgârlara ve yağmura söz geçirir, bu iki
    kuvveti buyruğu altında tutardı.





    Bununla beraber, So Ülkesindeki yurtlarından ayrılan Göktürkler düşmanlarının
    baskınına uğradılar.



    Bu baskında düşmanlar bütün Göktürkler'i yok ettikleri gibi on altı kardeşten
    sadece birisi kurtulabildi. Kurtulan delikanlı annesi kurt olan idi.





    Bu delikanlının da, birisi yaz diğeri de kış ilâhının kızı olan iki karısı
    vardı. Baskından sonra her ikisinden ikişer oğlu oldu. Zamanla kalabalıklaşıp
    çoğalan halk, çocuklardan en büyüğünü kendilerine Hakan seçtiler; o zamanki adı
    Göktürk dilinde değildi. Hakan seçilir seçilmez Göktürkçe olmayan bu adını
    bıraktı ve Türk adını aldı.





    Ondan sonra Türk on kadınla evlendi, bir çok çocukları oldu. içlerinden Asena
    adını taşıyan biri hakanlık tahtına geçince boyun adı da Aşine oldu.



    İkinci söyleyiş:





    Hunların bir boyu olan ve adına Aşine denilen Türk boyu Hazar Denizinin batı
    taraflarında yerleşmişti. Türklerin ilk atası olarak biliniyordu. Rahat ve huzur
    içinde otururlarken bir gün ansızın düşmanların baskınına uğradılar. Baskının
    sonunda kimse sağ kalmadı.





    Her nasılsa küçücük bir çocuk bu baskından sağ kalmış bir köşeye sığınmıştı.
    Düşmanlar onu da gördüler. Fakat, cılız ve küçük bir çocuk olduğu için kimse
    ondan korkmadı ve ona aldırmadı. Hattâ içlerinden acıyanlar bile çıktı. Ama
    düşman yine de her ihtimali düşünüp, çocuğu öldürmektense kolunu bacağını kesip
    orada öylece bırakmayı uygun gördü; düşündükleri gibi yaptılar.





    Kolunu bacağını kesip, yan ölü hâle getirdikleri çocuğu alıp bataklıkta bir
    sazlığa attılar; bırakıp gittiler.





    O sırada, nereden çıktığı bilinmeyen bir dişi Bozkurt göründü, geldi, çocuğu
    emzirdi. Yaralarını yalayıp iyi etti. O günden sonra da, avlanıp getirdiği
    yiyeceklerle çocuğu besleyip büyüttü, gücünü kuvvetini arttırdı.





    Zamanla Bozkurd'un beslediği çocuk gürbüzleşti.





    Günlerden sonra bir gün, baskın yapıp Asine soyunu yok eden düşman başbuğu,
    kolunu bacağını keserek sazlığa attıkları çocuğun yaşadığını öğrendi. Adamlar
    gönderip durumu öğrenmek, sağ kaldı ise öldürtmek istedi.





    Düşman başbuğunun gönderdiği asker geldiğinde, kolu bacağı kesik gencin yanında
    bir dişi Bozkurt gördü. Dişi Bozkurt tehlikeyi sezmişti, dişleriyle gerici
    yakaladığı gibi denizin öte yanına geçirdi; orada da durmayıp Altay Dağlarına
    doğru götürdü. Orada, her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir yaylada bir
    mağaraya yerleştirdi, onunla evlendi; on oğlan doğurdu!





    Mağaranın bulunduğu yayla yeşillikti; serin gür suları, meyve ağaçlan, av
    hayvanları vardı. Oğlanlar orada büyüdüler, orada evlendiler. Her birinden bir
    boy türedi. Bunlardan birinin adı da Asine boyu idi.





    Asine, kardeşlerinin içinde en akıllı, en gözü pek, en yiğit olanı idi. Bu
    yüzden Türk Hakanı o oldu.



    Soyunu unutmadı. çadırının önüne her zaman, tepesinde bir kurt başı bulunan bir
    tuğ dikti.





    Aradan çok yıllar geçti. Aşine boyuna Asençe adlı bir başka yiğit hakan oldu.
    Bunun zamanında ise Aşine boyu, bulundukları yerden çıkıp daha güzel yurtlara
    yerleştiler.





    Üçüncü söyleyiş:





    Bir not halindedir. Çin devlet adamlarından Cjan-Ken'in, Milattan önce 119
    yılında, Çine göre batı ülkelerinde yaptığı gezi sonunda gördüklerini ve
    duydukların yazıp o zamanki Çin împaratoruna sunduğu notlan arasında kayıtlıdır.
    Notu, Abdülkadir înan'ın, Türk Dili Araştırmalan Yıllığı (1954) ndaki Türk
    Destanlanna Genel bir bakış adlı yazısından olduğu gibi alıyoruz:





    "Hun Ülkesinde bulunduğum zaman duydum ki Usun Hanı, Gunmo unvanını taşıyor.
    Gunmo'nun babası, Hunlann batısındaki bir ülkeye sahipti. Gunmo'nun babası bir
    savaşta Hunlar tarafından öldürüldü. Yeni doğmuş olan Gun-mo'yu kırlara attılar.
    Kuşlar çocuğu sineklerden koruyor; bir dişi kurt sütüyle besliyordu. Hun Hakanı
    buna şaştı. Bu çocuğu saydı. Onu kendi terbiyesine aldı, büyüttü. Babasının
    ülkesini ona geri verdi."



  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Bozkurt Destanı Türk Destanı

    Reklam



    Türk filmlerinde gördüğümüz gibi kimsesiz bir bebeğin dişi bir bozkurt tarafından emzirilip büyüncede soyunun intikamını alan bir yiğiti analatan destandır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi