Necmettin Erbakan Kimdir

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Devlet ve Siyaset Biyografileri Bölümünden Necmettin Erbakan Kimdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Mattet
    Usta Üye
    Reklam

    Necmettin Erbakan Kimdir

    Reklam



    Necmettin Erbakan Kimdir

    Forum Alev

    Necmettin Erbakan

    1926 yılında Sinop'ta doğdu.1948 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitirerek mühendis oldu.Aynı kurumda öğretim üyesi oldu, 1962 yılında profesörlüğe yükseldi.TOBB Başkanı seçildi.1969'da bağımsız olarak milletvekili seçildi.1970'de Milli Nizam Partisi'ni kurdu.Parti 1971 yılında kapatıldı.1973'te Milli Selamet Partisi adıyla kurulan yeni partiye girdi ve bilahare genel başkan seçildi.1973'te MSP Bülent Ecevit'in genel başkanı olduğu CHP ile koalisyon yaptı.Kurulun bu hükümette Erbakan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu.1974-1977 yılları arasında Milliyetçi Cephe hükümetlerinde aynı sıfatla yer aldı.12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra siyaset yapması yasaklandı.Siyasi yasağının kalkması üzerine 1987 yılında Refah partisi'nin genel başkanı seçildi.RP-DYP Koalisyon hükümetinde başbakanlık yaptı.28 Şubat 1997 süreciyle yıkılan hükümetten sonra Refah Partisi kapatıldı ve Necmettin Erbakan'ın siyasi yasağı başladı.Erbakan hakkında ayrıca Bingöl'de yaptığı bir konuşmadan dolayı 1 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.Af kanunuyla hapis cezasından kurtuldu.

    HAKKINDA YAZILANLAR

    Şevket Kazan 'Refah Gerçeği'ni yazdı. Sırada, MSP ve MNP'nin tarihi ile Erbakan'ın hayatı var
    Adalet eski Bakanı ve kapatılan Refah Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, kendi bakış açısıyla 12 Eylül'den 1998 yılına kadar olan siyasi tarihi yansıttığı ''Refah Gerçeği'' başlıklı kitabının ilk cildini tamamladı. 2. ciltte RP'nin kapatılmasını, 3. ciltte "RP'nin kapatılmasına ilişkin komploları" anlatacağını açıklayan Kazan'ın daha sonraki hedefi ise Milli Selamet Partisi, Milli Nizam Partisi ve Erbakan'ın hayatını yazmak.
    Şevket Kazan, ASKİ Sosyal Tesisleri'nde düzenlediği basın toplantısında, ilk cildi Keşif Yayıncılık tarafından piyasa çıkartılan ''Refah Gerçeği'' kitabını tanıttı.
    Bugüne kadar Refah Partisi hakkında 100'e yakın kitap yazıldığını ancak yazarların gerçekleri yansıtmadıklarını, kurguları dile getirdiklerini anlatan Kazan, ''1983'te limandan açılmışız ama 1998'e kadar seyir defterimizi kimse yazmamış. Biz yazmayınca sağdan soldan bazı insanlar günün siyasi konjektürüne göre yazmışlar'' diye konuştu.
    Kitabının ilk cildinde, 1983 yılından 24 Aralık 1995 seçimlerine kadar olan bölümü ela aldığını ifade eden Şevket Kazan, 2. ciltte RP'nin kapatılmasını, 3. ciltte ise RP'nin kapatılmasına ilişkin komplolara yer vereceğini anlattı.
    Kazan, bundan sonra Milli Selamet Partisi'ni, daha sonra Milli Nizam Partisi ve Erbakan'ın hayatını kaleme alacağını bildirdi.
    'AMAÇ PARA DEĞİL...'
    Kitabı maddi beklentisi olmadan yazdığını belirten Kazan, ''Bulutlar dağılsın, bulutların ardındaki RP aydınlansın, birçok yanlış ve kötü düşünceler aydınlansın diye yazdım'' dedi.
    Kazan, kitabına ''Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla yazmaya başlıyor ve...'' şeklindeki ithaf sözlerinin sorulması üzerine, ''Ben inancım gereği böyle yazdım. Bizim geleneğimiz açısından tabii bir üslup. Bunun hafife alınmasının bir gereği yoktur'' karşılığını verdi.
    Hürriyet 07/04/2001


    Hangi Erbakan
    Soner Yalçın
    Öteki Yayınevi / Araştırma -İnceleme Dizisi

    Ataları, babası, üvey ağabeyleri, okul günleri ve tavuklu pilavı...
    ''41 yaşındaki aşkı ve 33'üncü dereceden Mason nikah şahidi...''
    Gümüş Motor'dan, Odalar Birliği'nden ve AP'den kovuldu...
    ''Milli Nizam Partisi'nin perde arkasındaki "Genel Başkanı"; Şeyh Mehmet Zahid Kotku...''
    Milli Nizam Partisi kapatılıyor, Erbakan İsviçre'ye "hicret" ediyor...
    ''MSP illegal olarak kuruldu. İsim babası Aziz Nesin...''
    MSP'nin generalleri. Erbakan'ın "İstihbarat Örgütü"...
    ''MSP'den Masonlara kıyak. Akgün Erbakan'ın komisyonları...''
    MSP'de nakşi-nurcu kavgası...
    ''Yağmur bombaları pazarlayan MSP'li Senatör...''
    "Eroinleri Erbakan'dan aldım" diyen MSP'li milletvekili...
    ''Akıncı gençlerin silahlı 32 kampı...''
    Erbakan'dan Kral Faysal'a mektup; "Beni güçlendirin!"
    ''MSP'yi aklayan üç askeri hakim. İkisi RP'de biri Suudi Arabistan'da...''
    Suudiler'in Nurculara hediyesi Faisal Finansman, Nakşibendilerin hediyesi Al
    Barak Türk...
    ''Erbakan'ın 50 milyarlık villası...''
    "Erbakan Hareketi"nin Ortadoğu'daki müttefiki; Rabıta, İhvan...
    ''Erbakan, ABD'ye niçin gizli gidiyor? Kimlerle görüşüyor?''
    Suudiler'den bir yılda gelen para 300 milyar...
    ''Masonların seçtiği Şeyhülislam...''
    Erbakan'ın Mercedes'leri, banka hesapları, tefecileri ve gizli kasaları...
    "Erbakan hareketine ilişkin yapılan ilk gazetecilik araştırması..."

    Erbakan ödülünü aldı
    Bayram Öz
    Milli Gazete 3 Eylül 2001

    Kuzey Amerika İslam Topluluğu’nun (İSNA) 38. yıllık toplantısına katılmak üzere ABD’nin Chicago kentinde bulunan Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan, cumartesi gecesi düzenlenen bir törenle ‘İnsanlığa Hizmet Ödülü’ aldı.
    ABD’nin ceşitli kentlerinden gelen Müslümanların katıldığı törende Türkçe olarak bir konuşma yapan Erbakan’ı, ödülünü alması için sahneye kendi gibi yasaklı eski milletvekili Merve Kavakçı davet etti. Erbakan sahneye ‘Mücahit Erbakan, Milli Kahraman ve Erbakan Başbakan’ sloganları arasında çıktı. Törende ABD’nin tanınmış Müslüman liderlerinden İmam Siraj Wahaj ve Hamza Yusuf da birer konuşma yaptı. Her iki konuşmacı da Türkiye’deki siyasi yasakların çağdaş dünya normlarına uymadığını dile getirdi.
    Erbakan Chicago’da iki gün daha kalarak temaslarına devam edecek. Daha sonra Başkent Washington’a geçecek olan Erbakan, Georgetown Üniversitesi’nde salı günü bir konferans verecek. Yasaklı lider aynı gün Amerikan Müslümanlar Konseyi’ni ziyaret ettikten sonra Türkiye’ye dönecek.

    Erbakan’a yoğun ilgi
    Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı Amerika Müslümanları bağrına bastı. Amerikalı Müslümanlar, bu yıl 38.’si yapılan fuara her yıl davet edilen ama gelmesi bu yıla nasip olan Erbakanı sevgiyle kucakladılar.

    Erbakan’ın gelmesiyle fuara katılımda artış olduğunu gözlemleyen değişik İslam ülkelerinden gelen medya grupları Erbakan’la görüşmek için adeta kuyruk oluşturdu. Necmettin Erbakan kısa kısa da olsa her medya organına zaman ayırdı. İslam ülkeleri medya grupları bundan çok memnun kaldılar.

    Erbakan dünkü öğlen yemeğinde ISNA’nın kuruluşundan bugüne emeği geçen Ahmed Elkadi’ye ödül verdi. Erbakan’ın gelişi Amerika’ya güzellikler getirdi. Amerika tarihinde ilk defa İslam alfabesiyle bayramınız mübarek olsun yazılı pul kullanıma sunuldu. Erbakan bu hayra vesile olanları tebrik etti. ISNA yetkilileri de Erbakan’ın toplantılarına şeref verdiğini “Belki de sizin gelişiniz bizim başarımızı sağladı” dediler.




  2. 2
    fecr
    Özel Üye

    --->: Necmettin Erbakan

    Reklam



    Kötü kaynaklar xxxxxx :)


    29 Ekim 1926 yılında Sinop’ta doğdu. Babası Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde uzun zaman hüküm sürmüş bulunan, Selçuklu soyu Kozanoğullarından, Mehmet Sabri Erbakan’dır.

    Ağır caza reisi olan babasının görev yerlerinin değişmesi nedeniyle, çocukluğu çeşitli yerlerde geçen ERBAKAN’ın Annesi de, Sinop’un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım’dır.

    Erbakan hocanın ağabeyleri Nizamettin Erbakan cilt ve deri hastalıkları profesörü, Selahattin Erbakan, göz hastalıkları profesörüdür.

    Küçük kardeşleri Kemalettin Bey, diş doktoru, Atifet Hanım eczacı, Rahmetli Akgün Erbakan ise mühendislik eğitimi almış ama ticarete atılmıştır.

    Necmettin ERBAKAN ilkokula, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başlamış, babasının tayin olup Trabzon’a gitmesi üzerine, ilkokul öğrenimini burada ve okul birincisi olarak tamamlamıştır.

    Erbakan Hocanın ilk manevi etkilenişi daha 3 yaşındayken, Kayseri’de kaldıkları evin karşısındaki tarihi Laleli Camiinde okunan ezanlar ve kılınan cemaat namazlarıyla başlamıştır. Ve çocukluk dönemi bu camiinin avlusunda geçmiştir. Özellikle 1928’in sonlarında bu camii’de kılınan bir cenaze namazından oldukça etkilenmiştir.

    Çok küçük yaşlarda namaza ve oruca başlayan Erbakan, daha sonraları yine babası M. Sabri Beyin emekli olup yerleştiği İstanbul Fatih’teki İskenderpaşa Camii imamı M. Zahit Kotku Hz.leri gibi devrin önemli ilim ve irfan ehlinden istifade edecek ve manevi olgunlaşma sürecinde bu büyük Zatların terbiyesinde yetiştirecektir.

    1937 yılında ilkokulu bitirdikten sonra, aynı yıl İstanbul Erkek lisesi’nde orta tahsiline başlamış, okuldaki çalışkanlığı nedeniyle arkadaşları tarafından kendisine “DERYA NECMETTİN” diye isim takılmıştır. “Sıfırcı Avni” olarak bilinen Fizik hocasından, ilk defa 10 alan öğrenci ERBAKAN’dır.

    Orta ve lise de bütün sınıfları iftiharla geçen Necmettin ERBAKAN, İstanbul Erkek Lisesi’ni 1943 yılında birincilikle bitirdi. O tarihlerde lise birincileri, Üniversitelere imtihansız alınıyordu. Fakat Necmettin ERBAKAN, bu imtiyazı kabul etmeyerek girdiği imtihanda büyük başarı gösterince, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin İkinci sınıfından yüksek öğrenimine başladı. İlkokula 6 yaşında, Üniversiteye de ikinci sınıftan başlaması dolayısıyla, kendisinden iki yaş büyük olanlarla aynı sınıfta öğrenim gördü. Bu arkadaşlarından biri de Sayın Süleyman DEMİREL’dir.

    Trabzon’da henüz ilkokul yıllarında iken bile, Temsili devlet kurmak, buna uygun mesai saatleri ayarlamak, arkadaşları arasında, hak ölçüsü olduğu için değeri değişmeyen ve enflasyonla erimeyen “özel paralar” çıkarıp kullanmak gibi olağan üstü oyunlar sergileyen Erbakan Hoca Üniversite yıllarında da okuldaki talebelerin namaz kılmaları için mescid açılması konusunda büyük gayret göstermiş ve açılan mescitte hem ibadetlerini yapmışlar, hem de ilmi ve dini sohbetler başlatarak manevi bir halka oluşturmuşlardır.

    1948 yılı yaz döneminde, İTÜ Makine Fakültesi’nden üstün başarı ile mezun olan ERBAKAN, aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1948 - 1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde, O zaman doktara tezi karşılığındaki yeterlilik tezini hazırladı.

    Sınıflarda ders vermek sadece, Doçent ve Profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen, asistan olduğu halde, ders anlatmasına ve hocalık yapmasına özel izin çıktı. Yeterlilik tezindeki yüksek başarısından dolayı, Üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve becerisini arttırmak üzere Almanya’ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için teknolojik araştırma yapan DVL araştırma merkezinde, Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı.

    Aachen Teknik Üniversitesi’nde çalıştığı 1.5 yıl süre içersinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman Üniversitelerinde geçerli olan ve çok zor kazanılan “DOKTOR” ünvanını aldı.

    Alman Ekonomi Bakanlığı için “motorların daha az yakıt yakmaları” konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da Doçentlik tezini hazırlayan ERBAKAN’ın “ Dizel Motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu?” matematiksel olarak izah eden bu tezi, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin önemli dergilerde yayınlanması üzerine, o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ firmasının genel müdürü, Prof. Dr. FLATS tarafından LEOPAR tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere fabrikaya davet edildi.

    Alman Ekonomi Bakanlığı’nın, RUHR sahasındaki fabrikalar üzerinde araştırma yapmak amacıyla görevlendirilen ekipte, özellikle ERBAKAN`ın da yer almasının istenmesi üzerine, 15 gün süreyle RUHR sahasındaki bütün Ağır sanayi fabrikalarını gezip, bunları inceleme fırsatını yakaladı.

    2. Dünya Harbinden sonra, Alman Üniversitelerinde ilk Türk bilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul’a döndü. İmtihan sonucunda, 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’nın DEUTZ fabrikalarına çağrıldı. Burada 6 ay süreyle “motor araştırmaları başmühendisi” olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

    1953’ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 / Ekim -1955 yılları arasında askerlik görevini tamamladı. İstanbul Kağıthane’deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra, Halıcıoğlu’ndaki İstihkâm bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinaların bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.

    Bu görev esnasında, her yıl Türkiye’nin Amerika’dan istediği teçhizatların listesini hazırladı. Hazırladığı bu liste, Amerikan yardım heyetinin dikkatini çekmiş ve bir Amerikalı albay bu listeyi hazırlayan kişiyle görüşmek istediğini, okul komutanı Şeref ÖZDİLEK’e bildirmiştir. ÖZDİLEK Paşa bu Albay’ı alıp ERBAKAN’ın yanına getirmiş ve Albay, “ Siz bu güne kadar Amerika’dan yardım olarak, sadece “gizleme ağı, kürek sapı, kazma, vs.” gibi şeyler isterken, bu sene bakım bölüğündeki iş makinalarının tamiri için gereken çeşitli parçaları üretmek üzere tezgâhlar istemişsiniz. Bunları ne yapacaksınız ve nasıl kullanacaksınız? tarzında konuşunca, ERBAKAN Amerikan ordusunun kuruluş tüzüğünü açarak: “ Bizim yaptığımız görevi yapan Amerika’daki birliklerde bu tezgâhlar var da, biz de niçin olmasın? Diye karşılık verince, Amerikalı Albay söyleyecek bir şey bulamamış ve bu tezgâhlar Erbakan’ın girişim ve gayretleriyle Türkiye’ye getirilmiştir.

    Askerlik görevinden sonra, tekrar Üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN, 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor Aş.’yi kurup faaliyete geçirmiştir.

    ERBAKAN’da böyle bir fabrika kurma fikri, Almanya’daki çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş verdiği motorları gördüğünde uyanmış ve planlarını ta o zaman tasarlamıştır.

    Yurda dönünce hemen hazırlıklara girişmiş ve bugün pancar motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956’da atmıştır. Gümüş Motor fabrikası 1 Mart 1960 tarihinde seri üretime başlamıştır.

    Dönemin Başbakanı rahmetli Adnan MENDERES, 1960 yılı başlarında fabrikayı gezerken: “ Ben de çiftçiyim, bu motorları kendim kullandım. Bunun ne kadar büyük bir adım olduğunu çok iyi biliyorum. Türkiye de bunların yapılabileceğini görmek, beni son derece memnun etmiştir. Keşke ben bu fabrikayı 1960’da değil, 1950’de görseydim. O takdirde Sümer bank’ın bir çok fabrikalarını özel sektöre satar, oradan aldığım para ile Türkiye de Ağır Sanayi fabrikalarını kurardım” diyerek duygularını dile getirmiş ve Erbakan’a tebrik ve takdirlerini iletmiştir. MENDERES ayrıca, fabrikanın ihtiyacı olan 1.300.000 Dolar’lık dövizi de hiç bekletmeden, bir gün içinde tahsis ettirmiştir.

    1960 yılında Ankara da yapılan sanayi kongresi’nde, Gümüş Motorun ürettiği makineleri ve parçaları tanıtan ERBAKAN, “Yeni hedefimiz, Türkiye’mizde artık yerli otomobillerin de yapılmasıdır.” fikrini dile getirmiş, o zaman yönetimde olan askerlerce kabul gören bu fikir üzerine, Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “DEVRİM OTOMOBİLİ” adıyla ilk yerli otomobilimiz ERBAKAN tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim ekibi, Gümüş Motor fabrikasını gezmişler, büyük hayranlık ve heyecanlarını ifade etmişlerdir. Bunun üzerine 200’e yakın General ve üst rütbeli Subay’a, ERBAKAN tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir. “Türkiye’nin kalkınma ve savunma sorunlarını ve çözüm yollarını” dikkatle dinleyen Generaller, oldukça etkilenmişlerdir.

    1965 yılında Profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966 da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığını üstlenmiş, 1968 Mayıs’ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyeliğine getirilmiş, Mayıs 1969’da ise, Odalar Birliği Genel Başkanlığına seçilmiştir. O zamanki Demirel Hükümeti, her türlü kanuni hükümleri hiçe sayarak ERBAKAN’ı polis zoruyla görevinden uzaklaştırma yoluna gitmiştir.

    Necmettin ERBAKAN bunun üzerine siyasete atılmaya karar vermiş ve Milletvekili adayı olmak için Adalet Partisine müracaat etmiştir. Buradan veto edilen ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koyup seçilerek meclise girmiştir.

    Hoca, Türkiye Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanı iken tanıştığı, aynı kurumda görevli olan, İktisat mezunu, iyi İngilizce, yeterince Almanca ve Fransızca bilen... Ülke ve dünyadaki gelişmeleri yakından izleyen olgun ahlaklı, anlayışlı, ağırbaşlı ve alımlı bir hanımefendi olan Nermin Erbakan’la 10 Ocak 1967’de evlendi.

    1967’nin sonlarında büyük kızları Zeynep, 1974 Ekiminde küçük kızları Elif Hanımlar, 1979’da ise biricik oğulları Muhammet Fatih Bey dünyaya geldi.

    Hoca, Odalar Birliğinde bulunduğu dönem de, Ankara’da bir arkadaşının Selanik Caddesi 9 nolu evini karargâh haline getirmiş, rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, Arif Hikmet Güner, Aslan Topçuoğlu, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu ve Hasan Aksay gibi gönüldaşlarıyla gece yarılarına kadar “Türkiye’nin geleceği ve sorunlarının çözülmesi” konularını görüşüp plan ve projeler üretmişlerdir.

    24 Ocak 1970 tarihinde, Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisini kuran ERBAKAN, 1971 Nisan’ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi antidemokratik bir biçimde kapatılınca, tatil ve tedavi için kısa bir süre İsviçre ye gitmiştir.

    Daha sonra, 11 Ekim 1972 yılında kurulan Milli Selamet Partisi, S. Arif Emre’nin resmi riyasetinde, Erbakan Hocanın ise tabii Liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde, 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenter ile meclis’e girip, grup kurdu.

    1974 yılında kurulan MSP - CHP Koalisyonunda, Başbakan yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlenen Necmettin ERBAKAN, böylece Türkiye`nin maddi ve manevi kalkınması yolundaki çalışmalarını da fiilen başlatmış oldu.

    9 Aylık bir hükümet döneminin ardından MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra oluşturulan 4’lü koalisyonda da yer alan, MSP genel Başkanı Necmettin ERBAKAN, yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerinde bulundu.

    5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3’lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren ERBAKAN liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı oldu.

    1978 yılı başından, 12 Eylül 1980’e kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin ERBAKAN, 12 Eylül ihtilalinin getirdiği antidemokratik uygulamalar ve yasaklarla, Eylül 1987 yılına kadar politikadan resmen uzak tutuldu.

    Eylül 1987’deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden ERBAKAN, 19 Temmuz 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisi’nin; 11 Ekim 1987’de yapılan tarihi kongresinde, oy birliği ile tekrar Genel Başkanlık makamına oturdu. 20 Ekim 1991 seçimlerinde yeniden Milletvekili seçilen ERBAKAN, daha sonra Belediyeler devrimini gerçekleştirmiş ve nihayet 1995 Genel seçimlerinde büyük bir başarı kazanarak Refah’ı birinci parti konumuna getirmiştir. 29 Haziran 1996’da ise kurulan Refah -Yol hükümetinde Başbakanlığı üstlenen ve 1 yıl da çok önemli hizmetler gören ERBAKAN, malum merkezlerin hıyanetleri sonucu oluşturulan suni krizler yüzünden ve hile ile hükümetten uzaklaştırılmış, haksız ve dayanıksız gerekçelerle partisi kapatılmış, ama O büyük sandık ihtilalini ve tarihi demokratik değişimini gerçekleştirmek üzere şimdi son hazırlıklarına girişmiştir.







  3. 3
    yalnızkurt35
    Yeni Üye
    sayın erbakan hoca memura engüzel maaşa zammı senin zamanında gördük sen milligörüşcü hoca olarak ögrencilerin kapitalistlik yolunda hızla başarıyla ilerliyorlar atalarımız kazandıklarıyla övünürlerdi bunlar yani talebelerin sattıklarıyla gurur duyuyorlar ögrencilerin kötü bir egitim almış milligörüş gömlegini çıkarıp yahudi gömlegi giyenler yahudiden üstün cesaret ödülü bile aldı.bu kötü ögrencillerin vatana ihanet edenlere hizmeti altın tepside servis yapıyorlar dün mehmetakif necip fazılcı olan ögrencilerin bugün yılmaz güneyci ahmet kayacı şirvan perverci oldular. keşke ögrencilerini siyasetci yerine tiyatrocu senarist veya oryantal yetiştirseydin bu meslekleri çok güzel icra ederlerdi kendilerine olurlardı zararıama ülkeye millete budenli zarar veremezlerdi hoca hoca ögrencilerini keşke siyasete sokmasaydında bu milletin anası ülkenin anası aglamasaydı haburda törenlerle terörist karşılayanlar pkk anasını güldürüp sevindirip şehit anasını aglatmasaydı keşke hocam keşke bunları siyasete hiç sokmasaydın bir alimden bir zalim ,bir zalimden de bir alim olurmuş zalim ögrencileri siyasete sokmakla sende suçlusun hocam.öbür dünyada bu milletin eki eli ikiyakanızda







  4. 4
    metropolis8886
    Emekli
    ne alakası var !

    saçmalıktan öteye geçmez yadıklarınız yalnızkurt35

    Hoca bu adamları siyasete soktu diye odamı suçlu yani ?

    o zaman anaları hiç doğrmasaydı bu insanları !

    Hoca zamanında doğruyu yanlışı göstermişse , onlar hala yanlışta ısrarlıysa Hocanın suçu yoktur !

  5. 5
    yolcu365
    Emekli
    necmetin hoca uzun süre iktidar olsaydı yada cumhurbaşkanı türkiye ağacından kuşuna insanından böceğine kadar daha iyi ülke olurdu

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi