Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

+ Yorum Gönder
Hayvanlar Alemi ve Diğer Hayvanlar Bölümünden Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    rengigül
    Usta Üye
    Reklam

    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Reklam



    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Forum Alev
    Bir erkek ve bir dişi bireyden oluşan karınca topluluğu, kısa zamanda bir çiftten, binlerce bireye ulaşır. Hızla çoğalmalarına rağmen, 300 milyon yıllık bir deneyim ile, alt yapısı tüm gereksinmeleri karşılayacak şekilde oluşturulmuş yerleşim birimleri içinde, bireysel çıkarcılıktan uzak bir toplumsal yaşam sürdürmeyi başarırlar.
    Karınca dünyası çoğunlukla yeraltında oluşturulur. Bazı türler ise yuvalarını toprak yüzeyinde veya ağaçlarda kurarlar. Galerilerden oluşan yeraltı kentlerinde, kanatları artık yaşamsal etkinliklerine bir yarar sağlayamayacığı için, koloniler kanatsız bireylerden oluşur. Nüfus artışı sonucu yeni kentler kurma aşamasına gelindiğinde, kanatlı ve cinsiyetli bireyler oluşmaya başlar. Bu bireyler yeni kentler kurmak için yuvalarını terk ederek çiftleşme uçuşuna giderler. Çiftleşme uçuşuna diğer yuvalardan gelen bireyler de katılınca bir göç başlar. Bazı karınca türlerinde birbirlerini bulan çiftler havada, diğerleri ise çiftleşme uçuşunun bitiminde yere konduktan sonra çiftleşirler. Döllenmeden sonra dişi karınca, diğer deyişle kraliçe, kolonisini kurmaya hazırdır. Erkek karınca ise, kraliçenin ömrü boyunca vereceği yumurtaların döllenmesi için gerekli spermin tamamını ona aktarıp, görevini yerine getirdikten kısa bir süre sonra ölür.



  2. 2
    rengigül
    Usta Üye

    --->: Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Reklam



    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Kraliçe, kuracağı yeni kentin temellerini atmak amacıyla uygun bir yer arayıp bulduğunda, kanatlarını atar. Kent başlangıçta kraliçenin ilk yavrularının gelişmesini sağlayacak olan küçücük bir odadan ibarettir. Bu odacığı hazırlayan kraliçe, yumurtalarını bırakmaya başlar ve 6-8 hafta içerisinde kraliçeye yardımcı olacak işçi karıncalar gelişir. Kraliçe, işçi bireylerin büyümesini sağlamak için kendi vücut salgılarını kullanır. Bu nedenle zaman içinde vücudundaki yağların %73’ünü, proteinin ise %61’ini yitirir. Tamamı kraliçenin kız çocuklarından oluşan işçi bireyler kentin kurulması için gerekli görevleri üstlenince, kraliçe sadece yumurtlama işlevini yüklenir. İşçi bireyler, koloni büyüdükçe birbirine düzenli galerilerle bağlı olan özel amaçlı yeni odalar yaparlar.
    Bunlar, yumurtaların gelişmesi için yapılan kuluçka odaları, yavruların beslendiği kreşler, besinlerin depolandığı kilerler ve hatta mantar üretiminin yapıldığı bahçelerdir.
    Koloni büyüdükçe işçi bireyler işbölümü yaparlar. Genç ve deneyimsiz olanlar kentin temizliğini ve yavruların bakımını üstlenirken, deneyimli ve yaşlı olanlar kent dışına çıkarak besin sağlama ve avcılık görevini üstlenirler. Toplanan besinler yuvaya taşınır ve gereği yerine getirilmek üzere diğer işçilere teslim edilir. Kraliçe zaman zaman yalnızca yavrularının yemesi için özel yumurtalar da bırakır. Belki besin azlığı belki de dengeli beslenme nedeniyle bırakılan bu yumurtalar, işçi bireyler tarafından hiç şaşılmaksızın, kuluçka odalarına götürülmek yerine yavrularına besin olarak sunulur.
    Karıncaların, sosyal yaşamları içinde etkili bir şekilde işlevlerini yerine getirebilmelerinin nedeni, tüm koloninin tek bir organizma gibi çalışmasını sağlayan iletişim yollarıdır. Karıncalarda, koku, görme ve dokunma gibi iletişim yollarından en etkilisi koku, yani kimyasal etkileşimdir. Bazı kimyasal maddelerin bazı bireyler tarafından salgılanıp diğer bireyler tarafından algılanmaması sonucu, birbirleriyle kolay ve etkin bir şekilde haberleşirler. Karınca katarlarının hem düz bir doğrultuda gidip gelebilmelerinin, hem de besin bulduktan sonra kaybolmadan yuvalarına dönebilmelerinin nedeni bu kimyasal izlerdir.
    Aynı kentte yaşayan bireyler arasında hiç çekişme olmamasına rağmen, dışarıdan gelebilecek bir saldırı karşısında, işçi karıncalar kurdukları düzeni sağlamak için birer savaşçıya dönüşürler.
    Hepsi birbiriyle kardeş ve aynı annenin kızları olan karınca dünyasında, belirli bir aşamaya gelindiğinde, yuvalarından bazıları erkek ve dişi bireylere dönüşmeye başlar. Bu yavrular, yine bireysel çıkarcılıktan ve çekişmeden uzak, altyapısı sağlam yeni bir sosyal yaşamın ve yeni kentlerin müjdecisidir.

    Karıncalar uzun yola çıktıklarında yuvaya geri dönmek için, katedilen yolu attıkları adımlarını sayarak akıllarında tutuyor.


    Yem avına çıkan karıncalar, yuvanın yolunu bulmak için insanlar gibi doğadan işaretlerden yararlanıyor. Bilim insanları, karmaşık doğal bitki örtüsünün içinde karıncaların yolunu nasıl bulduğunu araştırdı. Sonuçta, karıncaların attıkları adımları saydığı ve aynı ölçüde geri dönerek yuvaya ulaştıkları ortaya çıktı.
    Bilim insanları, Sahra Çölü’nde yaşayan Cataglyphis fortis türüne ait karıncaları bir çizgi boyunca yürümelerini sağlayacak şekilde eğitti. Karıncalar yuvadan çıkarak 10 metre uzaktaki yeme doğru yol almayı öğrendiler. Bilim insanları, deneyin birinci etabında yuvanın veya yemin yerini değiştirerek karıncaların reaksiyonlarını ölçümledi. Yem veya yuvanın yeri değiştirildiğinde karıncalar, alıştıkları mesafeyi katettikten sonra afallıyor ve yem veya yuvayı bulma ümidiyle etraflarını kontrol etmeye başlıyorlar. Bu bulgu karıncaların mesafeyi öğrendiği şeklinde yorumlandı.







  3. 3
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Amazon karıncaları (Polyergus) diğer karınca cinslerinden çalışmaları, yuva inşa etmeleri ve yemek bulmaları için larva tutsak ederler. Amazon karıncalarının kendi başlarına yemek bulmaları ve kendi kendilerine bakmaları imkânsızdır ve bundan dolayı hayatta kalabilmek için bu "köle" karıncalara ihtiyaç duymaktadırlar. Amazon karıncalarının tümü askerdir. Savaş için yaratılmış büyük, keskin çene kemikleri vardır. Besin toplayamaz ve yavrulara bakamazlar. Bu karıncalar, bazı küçük yapılı kara karınca türlerinin yuvalarına saldırır, koza ve larvalarını çalarlar. Yuvalarına taşıdıkları kozalardan çıkan karıncalar, Amazon karıncalarının işlerini üstlenir, kendi yuvaları çok yakında olsa bile Amazon kolonisinde kalırlar. Hatta Amazon karıncaları göç etmeleri gerektiğinde, tüm taşıma işlemlerini bu kölelerine yaptırır; bu şekilde çok hızlı bir taşınma gerçekleştirirler.









  4. 4
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    KARINCALAR
    Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip olan canlılar, karıncalardır. Her yeni doğan 40 insana karşılık, 700 milyon karınca dünyaya gelir. Ve bu canlılar hakkında öğrenebileceğimiz çok fazla bilgi vardır.
    Böcek türlerinin en "sosyal"lerinden biri olan karıncalar, son derece iyi "örgütlenmiş" bir düzen içinde, "koloniler" denen topluluklar halinde yaşarlar. Örgütlenmeleri öyle gelişmiş bir düzen içindedir ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa sahip oldukları bile söylenebilir.
    Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve savaşırlar. Hatta "terzilik" yapıp, "tarım"la uğraşan, "hayvan yetiştiren" koloniler bile vardır. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.
    Günümüzde toplumsal örgütlenmeleri sağlamak, sosyo-ekonomik sorunlara kalıcı çözümler bulabilmek için kurulan "düşünce grupları"nda (think-tankler), üstün zeka ve eğitim düzeyine sahip araştırmacılar geceli gündüzlü çalışmalar yapmaktadırlar. İdeologlar asırlardır sosyal modeller üretmektedirler. Bunca yoğun çabaya rağmen dünya geneline baktığımızda, henüz ideal bir sosyo-ekonomik toplum düzenine ulaşılabilmiş değildir. İnsan toplulukları içinde daima rekabete ve kişisel çıkarlara dayalı bir düzen anlayışı olduğundan, kurulan düzenlerin kusursuz olması hiçbir zaman mümkün olamamaktadır. Oysa karıncalar kendileri açısından en ideal olan sosyal sistemi milyonlarca sene öncesinden günümüze kadar hiçbir aksaklığa meydan vermeden sürdüregelmişlerdir.

    Peki bu milimetrik canlılar nasıl oluyor da böyle bir düzeni sağlayabiliyorlar? Bu mutlaka cevap aranması gereken bir sorudur.
    Bu soruya cevap vermeye çalışan evrimciler, karıncaların 80 milyon yıl önce arkaik bir yabanarısı türü olan "Tiphiidae"den türediklerini, 65-40 milyon yıl önce aniden "kendi iradeleriyle" sosyalleşmeye başladıklarını ve böceklerin evriminin en üst basamağını oluşturduklarını iddia ederler. Ancak bu sosyalleşmenin sebeplerini ve oluşumunu herhangi bir şekilde açıklamazlar. Çünkü evrimin temel mekanizması, hayatlarının devamı için canlıların birbirleriyle kıyasıya mücadele etmelerini gerektirmektedir. Buna göre her tür ve o türün içindeki her birey yalnızca kendisini ve kendi yavrularını düşünür. (Yavrularını düşünmeye neden ve nasıl başladığı sorusu da Evrim için ayrı bir çıkmazdır, ama şimdilik bu noktayı atlıyoruz.) Bu tür bir "evrim kanunu"nun nasıl olup merkezinde fedakarlığın yer aldığı bir sosyal sistemi oluşturabileceği sorusu elbette cevapsızdır.
    Yanıtlanması gereken sorular bu kadarla sınırlı değildir. Bir milyon tanesinin sinir hücrelerinin toplamı ancak 20 gram olan bu canlılar, "aniden" gruplar halinde sosyalleşme kararı almış olabilirler mi? Veya böyle bir karara vardıktan sonra toplanıp bu gruplaşmanın kurallarını belirleyebilirler mi? Belirlediklerini kabul etsek bile, hepsi bu yeni sisteme itirazsız itaat eder mi? Bütün bu imkansızları gerçekleştirdikten sonra mı milyonlarca üyeli koloniler kurup ileri bir sosyal düzen sağlayabilmişlerdir?
    Peki bu mücadele içinde bir "kast sistemi" nasıl ortaya çıkmıştır? Öncelikle şu sorunun cevaplanması gerekir: Kraliçe ve işçi farkı nasıl ortaya çıkmıştır? Evrimciler bu noktada, işçilerin arasından bir grubun çalışmayı bıraktıklarını ve uzun bir zaman dilimi içinde genetik farklılıklar yaşayarak işçi karıncalardan farklı bir fizyolojiye sahip olduklarını öne süreceklerdir. Ancak bu dönüşüm süreci içinde sözkonusu "kraliçe adayları"nın nasıl beslendiği sorusu karşımıza çıkmaktadır. Çünkü kraliçe karıncalar yiyecek aramazlar, işçilerin getirdikleri besinlerle beslenirler. Eğer bazı işçiler kendilerini "kraliçe" olarak görmeye başlamış olsalar bile, bu hiyerarşi nasıl ve neden diğer işçiler tarafından kabul edilmiştir? Dahası, neden bu kraliçeyi beslemeye razı olmuşlardır? Evrim'e göre içinde bulundukları "yaşam mücadelesi", yalnızca kendilerini düşünmelerini öngörmektedir çünkü.
    Tüm böcekler hayatlarının büyük kısmını yiyecek aramakla geçirirler. Yiyecek bulurlar, yerler, yeniden acıkır, yeniden ararlar. Bir de tehlikelerden kaçarlar. Evrim'i kabul ettiğimizde, karıncaların da bir zamanlar böyle "bireysel" yaşadıklarını fakat milyonlarca yıl önce bir gün sosyalleşmeye karar verdiklerini kabul etmemiz gerekir. Aralarında ortak bir iletişim yokken -çünkü iletişim Evrim'e göre sosyalleşmenin bir sonucudur- bu sosyal düzeni "kurmaya" nasıl "karar verdikleri" sorusunun ise hiçbir cevabı yoktur. Dahası, bu sosyalleşme için gerekli olan genetik farklılaşmayı nasıl elde ettikleri sorusunun da hiçbir bilimsel izahı yoktur.
    Tüm bunlar bizi tek bir noktaya götürmektedir: Karıncaların milyonlarca yıl önce günlerden bir gün "sosyalleşmeye" başladıklarını iddia etmek, aklın ve mantığın tüm temel kurallarını çiğnemek demektir. Konunun tek açıklaması ise şudur: Detaylarını ileriki bölümlerde göreceğimiz sosyal düzen karıncalarla birlikte yaratılmıştır ve yeryüzündeki ilk karınca kolonisinden bugüne dek bu sistem değişmemiştir.
    Kuran'da, karıncalarınkine benzer bir sosyal düzene sahip olan arılardan söz ederken, bu sosyal düzenin onlara "ilham" edildiği şöyle haber verilir:
    Rabbin bal arısına vahyetti:
    Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. (Nahl, Suresi 68-69)
    Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
    Ayet, bal arılarının tüm işlerinin onlara Allah tarafından yapılan bir "ilham"la yürüdüğünü bildirmektedir. Buna göre bu hayvanların kurdukları tüm "evler", yani kovanlar-ve dolayısıyla bu kovanlardaki tüm sosyal düzen-bal yapmak için sürdürdükleri tüm işlemler, Allah'ın onlara verdiği bir ilhamla gerçekleşmektedir.
    Karıncaları incelediğimizde onlardaki durumun da bundan farksız olduğunu görürüz. Onlara da Allah tarafından belirli bir sosyal düzen ilham edilmiştir ve buna harfiyyen uymaktadırlar. Her karınca türünün kendisine verilmiş olan görevi eksiksiz yerine getirmesinin ve tam bir teslimiyetle daha fazlasına uzanmamasının nedeni budur.
    Nitekim doğanın kanunu da budur. Doğada evrimin iddia ettiği gibi başıboş ve tesadüfi bir "yaşam mücadelesi" yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Aksine, tüm canlılar kendilerine belirlenen "rızkı" yerler ve Allah tarafından kendilerine verilen görevleri ifa ederler. Çünkü
    "O'nun (Allah'ın) alnından yakalayıp denetlemediği hiç bir canlı yoktur" (Hud Suresi, 56)
    ve "O (Allah) rızık verendir". (Zariyat Suresi, 58)






  5. 5
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...


    Karıncalar Kapıcılık Yapabilir mi?
    Karınca kolonilerindeki sistemin detaylarını incelediğimizde, bu sistemi kuran ve yöneten, gözle görülmeyen iradenin gücünü daha somut bir biçimde hissederiz. Şimdi bu detaylara bir göz atalım.
    Karınca yuvalarının dış dünya ile bağlantıları, genellikle sadece bir karıncanın geçebileceği genişlikteki küçük bir delik vasıtasıyla sağlanır. Bu deliklerden geçmek ise bir "izine" tabidir. Koloni içinde sayıları çok fazla olmayan ve tek görevi "kapıcılık yapmak" olan karıncalar vardır. "Kapıcılar" giriş deliğine tam uyan geniş baş yapılarıyla, canlı bir tıkaç vazifesi görürler. Dahası, bunların baş kısmının rengi ve deseni etraftaki ağaçların kabuklarıyla aynıdır. Kapıcı, giriş deliğinde saatlerce oturur ve sadece kendi kolonisinden olduğunu anladığı karıncaların girişine izin verir.
    Anlaşılan, binaları korumak için kapıcı bulundurma fikri insanlardan önce, vücutlarının en güçlü bölümüyle girişi kapayan, aynı zamanda kendini kamufle eden ve doğru "parolayı" söylemeyenleri içeri almayan kapıcı karıncalar tarafından uygulamaya konmuştur.
    Yukarıda bahsettiğimiz kapıcı karıncanın kafasının tam deliğe uygun olmasının, rengi ve deseninin çevreyle uyum içinde bulunmasının, tanımadığı hiç kimseyi içeri almamasının kendi isteğine bağlı olamayacağı çok açıktır. Karıncanın bedenini bu şekilde tasarlayan ve yaptığı işe ona ilham eden bir akıl sahibi vardır mutlaka. Karıncanın bu görevlerini tek başına düşünebildiğini ve hiç bıkmadan ve vazgeçmeden kapıcılık yapmayı aklettiğini söylemek, kuşkusuz makul bir açıklama olamaz.
    Düşünelim: Bir karınca niye kapıcı olmak istesin ki? Üstelik bir seçim hakkı olsa, neden en zahmetli ve en özveri gerektiren işi tercih etsin? Bu tür bir imkanı olsa, kendisine en rahat ortamı ve en iyi hizmeti sağlayacak bir görevi tercih ederdi şüphesiz. Ancak karıncaları yaratan, sanatındaki çarpıcılığı göstermek için, böyle mükemmel bir koloni yaşamı tasarlamış ve bu sistemi oluşturan karınca topluluğuna da belirli görevler vermiş olabilir. Seçim, Allah'ın belirlemesi ile oluşmuştur. Kapıcı karınca da büyük bir itaatle görevini yerine getirmektedir.
    Evrim teorisine göre ise karıncaların her alanda gelişme göstermesi ve çok daha rahat yaşayabilecekleri bir kasta dahil olmak için uğraşmaları gerekmektedir. Oysa kapıcı karıncaların bu yönde bir çabası hiç olmamaktadır ve tüm ömürleri boyunca, kendilerine ilham edileni kusursuzca yerine getirmektedirler.

  6. 6
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Uzman Karıncalar
    Karıncalarda organizasyon, belirli bir işte uzmanlaşma ve iletişim, neredeyse insanlar arasında olduğu kadar başarılıdır. Öyle ki, insanlar bugün karıncalar arasındaki uyumlu sistemi örnek almaktadırlar. Aşağıdaki alıntı bu konuyu örneklendirmektedir:
    Bilgisayar uzmanları bugün, karıncalardaki kollektif davranış biçimlerini laboratuvarlarda robotlarla üretmeye çalışıyorlar. Çok gelişmiş, ileri programlar yerine, kendi aralarında işbirliği yapan, "basit" enformatik unsurlardan oluşan robotlar üzerinde yoğunlaşıyorlar. Bu çalışmalarda temel ilke aynı: Çok gelişmiş bir robot oluşturmak yerine, daha az "zeki" bir sürü robot geliştirmek, ama bunlardan tıpkı karınca kolonisinde olduğu gibi en "karmaşık" görevleri üstlenmelerini beklemek... Bu robotlar tek tek ele alındıklarında "zeka" açısından çok gelişmiş olmayacaklar, ama ortak hareket dürtüsüyle işbölümünü gerçekleştirecekler. Çünkü, en basit enformatik bilgileri birbirleriyle değiş tokuş etme yeteneğine sahip olacaklar. Bir karınca kolonisindeki hayat ve işbölümü tarzı , NASA'yı bile etkilemiş... Kuruluş, Mars gezegenindeki araştırmalar için gelişmiş bir tek robot göndermek yerine, birçok karınca-robot göndermeyi planlıyor. Böylece birkaç tanesi tahrip olsa bile, ekibin ayakta kalanları görevlerini tamamlayabilecekler.
    Bu açıklamalardan sonra, "uzman karıncalar"ın dünyasından ilginç bir örneğe göz atalım.

    Grup Halinde Yaşamak Karıncaları Nasıl Etkiler?
    Karıncalarda işbirliğinin en belirgin örneği, bir işçi karınca türünün (Lasius Emarginatus) davranışlarıdır. Bu türün bireylerinin birbirlerine karşı ilginç bir bağlılıkları vardır. Toprakla uğraşan gruba ait dört işçi karıncanın, büyük gruptan ayrıldığında faaliyetleri hızla devam eder. Fakat dördünün aralarına cam, taş gibi birbirlerini görmelerine engel olan bir cisim girdiğinde çalışma tempoları düşer.
    Başka bir örnek de, ateş karıncalarının gruplarından ince bir bariyerle ayrıldığında hemen bu engeli delerek koloninin diğer üyelerine ulaşmaya çalışmalarıdır.
    Ayrıca grubun sayısı değiştiğinde de, karıncaların davranışlarında pek çok farklılıklar görülür. Yuvadaki karınca sayısı arttığında, her bir üyenin faaliyetlerinde artış olduğu gözlenmektedir. İşçi karıncalar grup olarak biraraya geldiğinde, toplanıp sakinleşirler ve az enerji harcarlar. Bazı karınca türlerinde sayı yükseldikçe, harcanan oksijen miktarının düştüğü tesbit edilmiştir.


    Karıncalar gruplar halinde yaşayabilen canlılardır. Tek başlarına hayatlarını sürdürmeleri mümkün değildir.
    Bütün bu örneklerin bize gösterdiği, karıncaların tek başlarına yaşamayı başaramayacaklarıdır. Bu küçük yaratıklar, ancak gruplar hatta koloniler halinde yaşayabilecek özelliklerle yaratılmışlardır. Bu da bize evrimcilerin, karıncaların sosyalleşme süreci ile ilgili iddialarının ne kadar gerçek dışı olduğunu göstermektedir. Çünkü, karıncaların ilk varoldukları zamanlarda tek başlarına yaşayıp da, sonradan sosyalleşerek koloniler oluşturmuş olmaları mümkün değildir. Böyle bir ortamla karşılaşan bir karıncanın hayatını sürdürmesi imkansız hale gelmektedir. Hem üreyebilecek, hem kendine ve larvalarına uygun bir yuva yapacak, hem kendisini ve tüm ailesini besleyecek, hem kapıcılık, hem askerlik yapacak, aynı zamanda larvaları yetiştiren bir işçi olacak... Son derece geniş bir işbölümü gerektiren bütün bu işleri, bir zamanlar bir veya bir kaç karıncanın yaptığını söyleyemeyiz. Üstelik tüm bu zahmetli işlerle uğraşırken, bir yandan da sosyalleşme yönünde çaba harcadıklarını düşünmek imkansızdır.
    Bu durumda anlaşılan şudur: Karıncalar ilk yaratıldıkları günden beri sosyal bir sistem içinde ve gruplar halinde yaşayan varlıklardır. Bu ise, karıncaların tek bir anda tüm özellikleriyle varolduklarının, daha doğrusunu söylemek gerekirse, "yaratıldıklarının" kanıtıdır.

  7. 7
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Örnek Bir Karargah
    Önceki sayfalarda verdiğimiz ordu örneğini biraz genişletelim. Şaşırtıcı derecede büyük ama aynı zamanda tam bir düzenin hakim olduğu bir karargaha geldiğinizi düşünün. İçeri girmeniz imkansız gibi görünüyor, çünkü kapılardaki güvenlik görevlileri tanımadıkları hiç kimseyi içeri almıyorlar. Bina çok sıkı denetlenen bir güvenlik sistemiyle korunuyor.
    Ama bir şekilde içeri girdiğinizi farzedin. İçeride çok sistemli ve dinamik bir faaliyet dikkatinizi çekecek; çünkü binlerce asker çok düzenli bir şekilde işlerini yapıyorlar. Bu düzenin sırrını araştırdığınızda, binanın, içindekilerin çalışmasına son derece uygun şekilde dizayn edildiğini farkediyorsunuz. Her iş için özel bölümler var ve bu bölümler, askerlerin çalışmasına en uygun şekilde tasarlanmış. Örneğin bina yerin altına doğru katlar halinde iniyor ama güneş enerjisine ihtiyaç duyan bölüm, güneşi en geniş açıyla alabileceği yere yerleştirilmiş. Ayrıca sürekli bağlantı içinde olması gereken bölümler de ulaşımın en kolay olacağı şekilde, birbirlerine çok yakın olarak inşa edilmiş. Fazla maddelerin yığıldığı depolar, binanın yan tarafında ayrı bir bölüm olarak dizayn edilmiş. İhtiyaçların saklandığı ambarlar ise rahat ulaşılabilecek yerlerde. Tam binanın ortasında da, gerektiğinde herkesin toplanabileceği geniş bir salon var.
    Karargahın özellikleri bunlarla bitmiyor. Bina, büyüklüğüne rağmen eşit bir şekilde ısınıyor. Çok gelişmiş bir merkezi ısıtma sistemi sayesinde, sıcaklık gün boyunca olması gerektiği derecede sabit kalabiliyor. Bunun bir nedeni de, binada her türlü hava koşuluna karşı geliştirilmiş, son derece etkili bir dış yalıtım uygulanması.
    Bu tarz bir karargahın nasıl ve kimler tarafından dizayn edildiği sorulsa, herkes üstün teknoloji ve profesyonel bir ekip çalışması ile olduğunu söyler. Çünkü böyle bir karargah, ancak belirli bir eğitim, kültür, akıl ve zeka düzeyine sahip kişiler tarafından yapılmış olabilir.
    Oysa bahsettiğimiz bu karargah aslında bir karınca yuvasıdır.
    Bu tip bir karargah meydana getirebilmek için gerekli bilgiyi edinmek, insan ömrünün uzunca bir bölümünü kapsar. Oysa yumurtadan çıkan bir karınca görevini o anda bilmekte ve hiç vakit kaybetmeden uygulamaya geçirmektedir. Bu durum, karıncaların bu bilgilere henüz dünyaya gelmeden sahip olduklarını gösterir. Daha doğrusu tüm bu bilgiler, yaratılmalarıyla beraber, kendilerini yaratan Yüce Allah tarafından karıncalara ilham edilmektedir.

    Karıncalarda Oto-Organizasyon
    Karıncalar dünyasında bir şef veya plan-program yoktur. En önemlisi de, daha önce söylediğimiz gibi emir-komuta zincirinin olmamasıdır. Müthiş gelişmiş bir oto-organizasyon sayesinde bu toplumdaki en karmaşık görevler bile hiç aksamadan yerine getirilir. Şöyle bir örnek verebiliriz:
    Kolonide yiyecek sıkıntısı başgösterdiğinde, işçi karıncalar hemen "besleyici" karıncalara dönüşürler ve yedek midelerindeki besin maddeleriyle diğerlerini beslemeye başlarlar. Kolonide besin fazlası söz konusu olduğunda ise, hemen bu kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncalar haline dönüşürler.


    Üstteki resimde karıncaların bir ağacın kökleri arasında kurdukları yeraltı şehri görülüyor. Zaman içinde ağacın kökleri zarar görmüş ve ağaç devrilmiştir. Dolayısıyla da bu gizli şehir ortaya çıkmıştır.

    Burada gösterilen fedakarlık gerçekten de ileri bir seviyededir. İnsanlar dünya üzerindeki açlık tehlikesiyle mücadelede bir türlü başarı elde edemezken, karıncalar bu işe pratik bir çözüm bulmuşlardır: Yiyecekleri dahil herşeyi paylaşmak. Evet bu gerçek bir fedakarlık örneğidir. Hiç bir karşılık beklemeden, yediği yiyeceğe kadar herşeyini karşısındaki karıncanın varlığını sürdürebilmesi için hiç düşünmeden verebilmek, evrim teorisinin açıklayamadığı, doğadaki fedakarlık örneklerinden sadece biridir.
    Karıncalarda aşırı nüfus diye bir problem de söz konusu değildir. Bugün insanoğlunun metropolleri, göçler, altyapı eksiklikleri, kaynakların yanlış kullanımı ve işsizlik nedeniyle yaşanmaz hale gelirken, karıncalar 50 milyon nüfusu barındıran yeraltı kentlerini müthiş bir düzen içinde hiç bir şeyin eksikliğini hissetmeden yönetebilirler. Her karınca çevresindeki koşullarda meydana gelen değişikliklere anında uyum gösterir. Böyle bir şeyin gerçekleşebilmesi için, karıncaların kesinlikle fiziksel ve psikolojik anlamda özel olarak programlanmış olmaları gerekmektedir.
    Son derece iyi organize olmuş bu sistemin oluşması için, mutlaka karıncaları yönlendiren, hepsine kendi işini yapmasını ilham eden, onlara
    emir veren bir "irade sahibi"ne ihtiyaç vardır. Aksi takdirde bir düzen değil, büyük bir karmaşa ortaya çıkacaktır. İşte bu "irade sahibi", herşeyin sahibi olan, herşeye gücü yeten, bütün canlıları yönlendiren, yapmaları gereken şeyleri ilham ile emreden Allah'tır.
    Yuva yapımının ilk aşamasında, koloni üyeleri, ince bir giriş deliği açtıktan sonra bu deliğin ilerisini bir bölmeler labirenti haline dönüştürürler. Bu bölmelerin çoğunda bakteri bahçeleri mevcuttur. Bu bahçeler genelde yüzeye yakın olan bölmelerde yer almaktadırlar. Daha derinde ve daha geniş olan bölmelerde ise bitki artıklarının çürümüş halleri vardır. Bu deliklerin (odaların) bazıları, değişik bir şekilde organik maddelerden ziyade toprak içermektedir. Sanki zararlı atıkları örtmek için gerekli olan bir katman hazırlanmış gibi... Sıcak hava bu istenmeyen bölmelerden yukarıya doğru yükselir. Serin, bol oksijenli hava yuvanin içinde itilir ve yuvanin üstüne kadar çıkar. Bu sistem havalandırma ve yol açma için kullanılır. Bu delikli ve mağarasal tünellerin çevresi yuvanın girişinden 7.5 metre genişlikteki bir kemer gibidir.Burada göz önünde bulundurulması gereken en önemli şey ise, bu metropolün, herhangi bir mimari ve zirai eğitim almamış olan karıncalar tarafından inşa edilmiş olduğudur.
    Karıncaların herhangi bir şahsi çıkar gözetmeksizin durmadan çabalamaları, onların belirli bir "denetleyici" tarafından ilham ile hareket ettirildiklerinin ispatıdır. Nitekim aşağıdaki ayet, herşeyin sahibinin ve denetleyicisinin Allah olduğunu, her canlının onun ilhamıyla hareket ettiğini çok açık bir şekilde anlatır:
    Ben gerçekten, benim Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. Onun alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. (Hud Suresi, 56)

  8. 8
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...

    Karıncalar Dünya’yı ele geçiriyor!
    Mutfaklardan tropik ormanlara dünyanın her köşesinde 20 bin karınca türü var. Peki 60 milyon yıllık kısa bir evrim sürecinde, karıncalar tüm dünyaya yayılmayı nasıl başardı?

    Bilim insanları karıncaların topluluklar halinde yaşamalarını ve bulundukları bölgelerde koloniler kurarak yayılmalarını bir tür ‘ekolojik hüküm’ hali olarak niteliyor.

    60 MİLYON YILLIK BİR EVRİM
    Bilim insanları karıncaların son 120 milyon yıl içinde bugünkü halini aldığını düşünüyor. Ancak bulunan fosiller, karıncaların 120 milyon yıl önce, bugün olduğu gibi kalabalıklar halinde toprakta yer kapabilen bir
    tür olmadıklarını gösteriyor.



    Avustralya'da bulunan katil çeneye sahip Myrmecia Nigriscapa türü.

    Araştırmalar, karıncaların en erken 60 milyon yıl öncesinden itibaren, bitkilerin ortaya çıkmasıyla beslenme rejimlerini değiştirdikleri ve kalabalıklaşarak bugünkü özelliklerini kazanmaya başladıklarını gösteriyor. Karıncaların bu derece kalabalıklaşması, bu hayvanların beslenme rejimi ve fabllara da konu olan çalışkanlığı ile açıklanıyor.

    HER KÜLTÜRDE KARINCALI BİR DEYİM VAR

    Karıncaların arasında da geniş bir biyo-çeşitlilik var. Örneğin, 1 millimetre büyüklüğündeki Oligomyrmex Atomus ile 4 cm’lik Dinoponera türleri gibi. Karıncalar sarıdan siyaha farklı renklerde, çölden yağmur ormanlarına, bataklıktan evlerin mutfaklarına kadar birçok coğrafyalarda yaşıyor. Bu nedenle de, her kültürde ve her dilde karıncalarla ilgili bir deyim bulmak mümkün, Türkçe’deki ‘karınca gibi çalışkan’ gibi.



    Dolichoderus türü bitkiden nektar emerken.

    Karıncalar besinleri için gerekirse dövüşüyor; kafalarındaki antenler karıncaların diğer karıncalara karşı kullandıkları en büyük silahları. Kimi türlerin ise çenesi diğer hayvanları kıskandıracak cinsten, örneğin, Odontomachus türü öldürücü çenelerini öyle sert bir şekilde kapıyor ki, laboratuvar ortamında insan kulağıyla işitilebiliyor.

    Karıncalar, bitkilerin karbohidratlarıyla besleniyor. Kimi karıncalar, gerek diğer hayvanlardan korunmak gerekse besinlerini saklamak için kendilerine bitkilerin köklerinde sığınaklar inşa ediyor. Sıcak ve kurak ortamlarda yaşayan karıncalar ise bu koşullara alıştıklarından besinlerini yer altında biriktiriyor. Kimi türlerse besinlerini sürekli üstlerinde taşıyarak saklıyor.

    SOSYAL ÖRGÜTLENME YETENEĞİ
    Karıncalar aralarında kraliçe, bahçevan gibi çeşitli işlevlere ayrılıyor, her bir karınca görevinin karşılığı olarak belirli yetenekler geliştiriyor. Karıncaların diğer hayvanları kıskandıracak görev bölüşümü ve toplumsal örgütlenme, içindeki ‘birey’lerin yaşları ve cinsiyetlerine göre bir hiyerarşi ile düzenleniyor.

    “UÇAN SPERM FÜZELERİ”
    Daha genç olanlar, yuvada kalıp çocukların bakımını üstlenirken, yaşlılar yuvanın korunması ve besin elde
    etme işini yürütüyor.


    Avustralya'da 'Yeşil Başlı' olarak da adlandırılan Rhytidoponera Metallica türü.

    Örneğin, Hymenoptera türünde dişi karınca ev işlerini üstlenirken erkek karınca da sadece çiftleşme işlerini üstleniyor. University of Arizona uzmanı Alex Wild, erkek karıncaları “Uçan sperm füzeleri” olarak betimliyor.

    Karınca türlerinin sosyal alışkanlıkları kendi aralarında farklılaşıyor. Kimi türler topluluklar halinde avlanırken kimileri ise tek başlarına ava çıkıyor.

    KİMYASAL İLETİŞİM SİSTEMİ
    Karıncalar, kimyasal salgılardan oluşan bir iletişim sistemi geliştirdiler. Karıncalar birbirleri arasında oldukça zekice sayılabilecek bir iletişim sistemi geliştirdiler; kimyasal salgılar aracılığıyla alarm verebiliyor,
    besinlerin yerini birbirlerine bildirebiliyor.


    Dünyada çok ender bulunan ve sadece soğuk gecelerde dışarı çıkan Nothomyrmecia türü.

    Karıncalar bu ‘kimyasal iletişim sistemi’ni, tehlike anında da devreye sokuyor. Alarmı duyan karıncalar larvalarını kaparak yerin altında daha güvende olduklarını hissettikleri tünellerine kaçıyorlar. Muhafız karıncalar ise bu anlarda yuva ağzında savunmaya geçiyor. Çiftleşme de yine bu iletişim sistemiyle yapılıyor; dişi karınca çiftleşmeye hazır olduğunda kraliçe karınca ağzından özel bir çağrı yaparak erkek karıncaları çağırıyor.

    İNSANLAR DA BU KOKUYU FARKEDEBİLİR
    Bazı karınca türlerinin salgıladıkları bu kimyasallar, insanlar tarafından da farkedilebiliyor. Kuzey Amerika’daki turucu renkli Citronella türünün salgısını insan burnu turunçgillere benzer bir koku şeklinde algılıyor. Kimyasal salgılar aynı zamanda iz ve işareti bırakmak, yeni işçileri işe almak gibi işlerde de kullanılıyor.

  9. 9
    rengigül
    Usta Üye
    Karıncalar (Hymenoptera) - Karınca Resimleri ve Özellikleri...





+ Yorum Gönder
karınca çeşitleri,  karınca çeşitleri ve özellikleri,  karinca cesitleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi