Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz?

Konu Kapatılmıştır
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    delinin biri
    Yeni Üye
    Reklam

    Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz?

    Reklam



    Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz?

    Forum Alev
    Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz?
    Olduk değil mi? ama bulamadık.
    Daha önce tanıdığımız arkadaşlarımızdan kaçıyla görüşüyoruz; bir kaçıyla görüşüyoruz belki, belki de hiçbiriyle görüşmeyenlerimiz çoğunlukta. Bazılarımız bu durumu anlamadığını ve düşünmeyi bıraktığını söylüyor belki de. Birçoğumuz için fark eden bir şey yok aslında. Bazılarımız ise sırf değişmedi desinler diye haberleşmeye devam ediyor. Bir de birçoğumuzda olan şu düşünce; beni aramayanı bende aramıyorum.
    Zaman değişti değil mi? artık herkes böyle. Bir zamanlar çocukluğumuzu paylaştığımız, aynı sınıfı paylaştığımız, aynı mahallede oturduğumuz, aynı yerde çalıştığımız. Kısacası tanıdığımız herkes. Acısıyla-tatlısıyla kimisiyle beş gün, kimisiyle beş ay, kimisiyle beş sene, kimisiyle de daha uzun bir süre beraber olduğumuz. Tanıdıklarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız.
    Aslında değişen zaman değil bunun farkında mıyız acaba? Değişen insanlar, biziz! Hiç kimsenin bizi anlamadığını düşünüyoruz, bizi anlamadıklarını düşündüklerimizi de anlamaya çalışmayı bırakın; muhatap olmaya bile tenezzül etmiyoruz değil mi? ne oluyor peki sonuçta? Herkes kendi içinde yaşıyor bir şeyleri, çok küçük şeyler bile olsa yeri geldiğinde taşınamaz hale geliyor. Çağımızın en büyük sorunu iletişimsizlik. Ve bunun getirisi her zaman kendini yalnız hissetme.
    Zaman değişti. Şimdi bulunduğumuz ortamlardaki arkadaşlarımız, tanıdıklarımız, muhatap olduklarımızda bir süre sonra eskiyecek o zaman; bulunduğumuz ortamlardan ayrıldığımızda. Onlarla paylaştıklarımızın da, şuan ki arkadaşlarımızın da, tanıdıklarımızın da bir anlamı olmayacak. Onlarda unutulacak. Sonuç ne olacak peki? Yalnızlığımız devam edecek. Hani bir de şu kimse anlamadı, zaten anlayamaz düşüncesi var ya. Bu her şeyi açıklar değil mi sizce?
    Nerde olursak olalım, kimle ne yaparsak yapalım; zaman geçince bir anlamı olmuyor değil mi hiç birimiz için. Olmayacakta böyle devam ettikçe.
    Aman boş ver diyenlerimizde olabilir içimizden, her şeye boş vere boş vere nereye kadar gidebiliriz? Böyle iyi, ben yalnızlığımla mutluyum diye teselli edip duracağız değil mi kendimizi. Kimse anlamadı, anlamaz, anlayamaz, anlamasını da beklemiyorum deyip duracağız değil mi?
    Hiç birimizin kendini yalnızlığa mahkûm etmeye hakkı yok!
    Arkadaşlarınızın, tanıdıklarınızın değerini bilin. Ne görüşte, ne fikirde, ne halde, ne kadar uzakta olursa olsun; hepimizi yaratan tek!
    Teknoloji ne kadar gelişti değil mi? Şu da bir gerçek ki; teknoloji ne kadar gelişirse; insanlar birbirinden o kadar uzaklaşıyor. Herkes kendini yalnızlığa, birçok şeyi kendi içinde yaşamaya başlıyor. Ve böyle devam ediyor. Ve dur denilmediği sürece yalnızlıklar devam edecek. Daha da kötü olacak, daha da dayanılmaz olacak. Ama buna dur demek çok kolay. Çözümü de çok basit, ama ya göremiyoruz, ya göz ardı etmek işimize geliyor/ya da görmek istemiyoruz.
    Şu zamanda kızlar ilk bakışta erkek olarak değerlendiriyor karşındakini. Erkeklerde ilk bakışta kız olarak değerlendiriyor. Kimsenin insan gözüyle değerlendirdiği yok kimseyi.
    Bugüne kadar ömrü hayatımız boyunca tek bir kişiye kızmadık mı aslında; kendimize. Birine bağırmamız bile aslında kendimize bağırmamız olmadı mı? Neden mi? Çünkü kendimizi ifade edemediğimizden. Kendimizi ifade edebilmiş olsak karşımızdaki anlar.
    Kendi kendimize düşünüp kızmadık mı hep? Hiç kimseye anlatmak istediklerini anlatamıyorsun. İfade etmen gerekenleri ifade edemiyorsun, niye düşünmüyorsun diye!
    Ailesiyle sorun yaşamayan kimse nerdeyse kalmadı bu zamanda. Zaman değişti değil mi? Birçoğumuz çocukluğunda sorun yaşadı, çevreden, ortamdan, aileden. İlgi göremedi ailesinden. Anlatmak istediklerini, ifade edemediklerini hep yuttu. Ne oldu? Yalnız kaldık hepimiz değil mi? “beni benden başka anlayan yok” diyenler kervanına katıldık hep. Peki, beni benden başka anlayan yok diyenlerimize soruyorum? Kendinizi anlayabiliyor musunuz? “Ben anlarım kendimi” diyenlerimiz. Nasıl anladığınızı anlatsanıza bana? -unutarak, farklı olduğunu düşünüp, bir süre sonra öyle yapmışçasına hatırlayarak mı? Yada aman! Boş ver! Diyerek mi?
    Kendimizi gerçekten anlayabiliyor muyuz? Ben vereyim cevabını. Kendi içimizde tuttuklarımızla, kendi içimizde yaşadıklarımızla. Herkese belli ölçüler doğrultusunda yaklaşmakla. Sorunlarımızı içimize atarak, bir süre sonra boş ver diyerek; kendi kendine üzülerek değil mi?
    Ama zaman değişti değil mi? artık herkes böyle. Kimse kimseyi anlamıyor bu zamanda! Peki, hiç birbirinizi anlamayı denediniz mi? çok denediniz değil mi? yok ne desen boş. Olmuyor. Herkes böyle. Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor. Herkes bir yol tutturmuş gidiyor ama nereye gittiğini biliyor mu acaba? Nereye gittiğimizi bilen varsa bana da söylesin? Yâda durun ben söyleyeyim: yalnızlığa! Ve her geçen zamanda daha da büyüyor yalnızlığımız.
    Çocukluğumuzu yaşayamadık belki birçoğumuz. Bazı sebeplerden dolayı ailemizden ilgi göremedik belki de. İş, güç, koşuşturma. Ailevi problemlerden dolayı. Ama her birimiz kendi çocuklarına göremediği ilgiyi gösterecek değil mi? onlar seviyorsunuz? Peki, mutlu bir çocuk gördüğünüzde içiniz burkulmuyor mu? Yalnızlığınız aklınıza gelmiyor mu? Kendi çocukluğumuz geliyor aklımıza. Bizim çocuklarımız böyle olmayacak diyoruz. Çocukları severim diyoruz kendimize ve herkese. Hangi çocuğa gösteriyoruz sevgimizi? Kendi çocuğumuza gösteririz, bırak bu ağızları demeyin şimdi; her şeyin zamanı var değil mi? zamana bıraktığınız şeyleri, hayallerinizi, mutluluklarınızı gerçekleştirebiliyor musunuz? Çocukluğumuzda ilgi göremedik diye; hiç bir çocuğa gösteremediğimiz ilgiyi kendi çocuklarımıza gösterebilecek miyiz?
    Peki, kardeşleri olanlar bu ilgiyi gösterebiliyor mu? Olmuyor değil mi? kendi çocukluğumuz geliyor aklımıza.
    Yapmak isteyip de, içimizde kalanları yapamadık diye, yeri geldiğinde kendimize bile ifade edemediğimiz kıskançlıklarımız olmuyor mu çocuklara karşı? Sen büyü de gör dünyanın kaç bucak olduğunu diye geçirdiğimiz olmuyor mu içimizden? Bunun yerine onlarla vakit geçirsek. Önce insan oldukları için, yaratılanı hoş görsek, yaratandan ötürü!
    Ama olmuyor değil mi? her şeyimizi kendi içimizde yaşıyoruz. Beni benden başka anlayan yok! Anlayan olmadı! Olamaz. Anlamasını da beklemiyorum zaten.
    Aman kim ne derse, ne düşünürse düşünsün bizim hakkımızda umurumuzda bile değil, değil mi?
    Peki, içimizde kalanlar olsun. Yapmak istediklerimiz olsun. Neden yapamıyoruz?
    Hem, kim ne düşünürse düşünsün benim hakkımda deyip duruyoruz ama kimse hakkımızda bir şey düşünmesin diye hep kabuğumuza çekiliyoruz. Çekildikçe çekiliyoruz kabuğumuza, yalnızlığa itiyoruz kendimizi, yalnızlığa mahkûm ediyoruz.
    Ailemizle yaşadığımız sorunlar yüzünden ailemizle aramızda kopukluklar oldu değil mi zaman zaman? Peki, onlar büyük, onlar göremiyorsa ben hiç görmem, onlar görsün. Şöyle. Böyle. Falan. Filan.
    Bu düşünceleri bir tarafa bırakıp yıkıcı taraf değil de, yapıcı taraf olmaya niye çalışmıyoruz?
    Olmuyor değil mi? beni kıranlarla olmuyor, ne yapsam ne etsem olmuyor!
    Peki, bizi kıranları ne kadar tanıyoruz? Kırıldığımız insanların yaşadıklarının ne kadarını biliyoruz? Yeri geldiğinde yaşadıklarımız yüzünden kırmış olduklarımızın bizi anlamasını bekliyoruz da; neden bizi kıranların niye böyle yaptığını düşünmeye çalışmıyoruz?
    Zaman değişti değil mi?
    İşteler.
    Aman! Boş ver demeler..
    İyi değişsin bakalım.
    İçimizde evlilikten korkmayan var mı? Hatta ben evlenmeyeceğim diyenlerimiz? Evlilik dediğin nedir ki? Alt tarafı bir imza değil mi? peki ya sonrası? Mutlu olup olamama. Zaman değişti değil mi? sevmek yok bu dünyada! İnsani ihtiyaçlar için bir kurum sadece evlilik. İki taraf içinde.
    Televizyonlar bangır bangır bağırıyor değil mi? sevip de evlenenler bile boşanıyor diye? Artık ya nasip ya kısmet diyoruz. En büyük isyanı böyle yapıyoruz yaratana biliyor musunuz? Tepkisiz kalarak. Önümüze ne gelirse onu yapıyoruz. İyi mi kötü mü ne sonuçlar doğuracak diye düşünmüyoruz.
    Peki, liseyi bitirme, üniversiteye girme, bir an önce iş hayatına atılıp hayatını kurmaya çalışma. Vb. bunların sebepleri arasında sadece okuma, çalışma hevesi mi var? Yoksa hayatınızı kurtarma, kendinizi garantiye alma, çevrenizdekiler başaramadı demesinler diye. Evlenip de anlaşamazsanız eğer, tabi evlenmeyi düşünüyorsak; ben kendime yeteyim düşüncesi mi? hepimiz için geçerli bu! Hepimiz maddeye yönelmişiz. Başka her şeyi silmişiz. Önce okumak/önce çalışmak/önce evlenmek ama değil mi? bunları halledince gerisini hallederiz. Peki, her şey istediğiniz gibi gidiyor mu? Sıkıntı ve stres. Tek nedeni yalnızlık. Bir konuşabilsek öyle rahatlayacağız ki aslında; ama farkında bile değiliz.
    Ama kendi içimizde yaşamamız gerekenler var değil mi? peki kendi içimizde yaşayabiliyor muyuz? Yaşayamıyoruz değil mi? ama boş ver diyoruz kendi kendimize. Elbet bir gün düzelir. Peki, o gün neden hiç gelmiyor? Yada hiç gelmeyecek mi? alıştık değil mi artık her şeye.
    Zaman değişti.
    Şu dünyada sevmekten daha değerli, daha anlamlı bir duygu var mı? Var değil mi maddiyat! Peki, şu gerçeği göz önünde bulunduruyor muyuz? Maneviyat maddiyatı kabul ediyor da; maddiyat maneviyatı neden kabul etmiyor? İkisi bir arada olmuyor değil mi? eskiden nasıl oluyordu peki? Zaman değişti ama değil mi; masallarda o zamanlar.
    Ortam olarak her girdiğimiz ortamda arkadaşlarımız var mı? Ya da her gittiğimiz yerde bir ortamımız var mı? Diyebiliyor muyuz? Kimi zaman diyoruz değil mi? ama bir süre sonra o da olmuyor.
    Olmuyor.
    Benim ömrü hayatım boyunca en büyük sorunum ne oldu biliyor musunuz? İnsanların geceleri bile çıkartmadıkları, şeytanın gözlerine takmış oldukları güneş gözlükleri.
    Hepimiz huzur aramıyor muyuz? Sadece huzur arıyoruz değil mi? bir de bulabilsek aslında.
    Yönelmiş olduğunuz maddiyattan, maddeden; başınızı kaldırıp maneviyatınızı, sevginizi görün artık. Mutsuzluklarınız, yalnızlıklarınız bitmez yoksa! Maneviyatınıza yöneldiğinizde; sıkıntı stres içinde bir türlü halledemediğiniz, istediğiniz gibi olmayan madde bile o kadar kolay olacak ki.
    Her şeyin başı sevgi!
    En büyük hayalimiz huzur değil mi?




  2. Alev
    Özel Üye

    Hep bilmediğimiz farkına varamadan aramaktan vazgeçemediğimiz bir arayış içinde olmadık mı hepimiz? Makalesine henüz yorum yazılmamış. ilk yorumu siz yapın


Sponsor Bağlantılar
Konu Kapatılmıştır
kimse kimseyi anlamıyor
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi