Miraç kandili ile ilgili ayetler

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Miraç kandili ile ilgili ayetler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    ESKİÇERİ.
    Özel Üye
    Reklam

    Miraç kandili ile ilgili ayetler

    Reklam



    Miraç kandili ile ilgili ayetler

    Forum Alev
    Miraç gecesi Hakkında Ayet-i Kerimeler

    “O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

    İsrâ Suresi 1. Ayet ve Tefsiri


    ” Sübhânellezî esrâ bi abdihî leylem minel mescidil harâmi ilel mescidil agsallezî bâreknâ havlehû li nüriyehû min âyetinâ. İnnehû hüvessemiul basîr (İsra 1)



    Türkçe Meali:

    “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.”
    (İsra :1)




  2. 2
    Ziyaretçi

    Cevap: miraç kandili ile ilgili ayetler

    Reklam



    Ayet meali paylaştığın için teşekkür ederim







  3. 3
    Ziyaretçi
    sağolun ödeve yardımcı oldu....







  4. 4
    mum
    Özel Üye
    miraç kandili ile ilgili ayet meali ve tefsiri

    Meali

    Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... 1. Bir gece, kendisine bazı âyet­lerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haranı'dan çevresini mübarek kıl­dığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, ger­çekten işitendir, görendir.

    Tefsiri


    1. Hz. Peygamberin Mekke'deki Mescid-İ Harâm'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya götürülmesi şeklinde gerçekleşen olağan üstü olay İslâmî kaynaklarda, metindeki ilgili fiilin nıasdan olan ve "geceleyin yürüme, gece yolculuğu" anlamı­na gelen isrâ kelimesiyle anılır. Bu yolculuğun, hadislerde anlatılan "göklere yük­seltilme" safhasının da dahil olduğu tamamı İse ''yükselme, yukarı tırmanma" an­lamındaki urûc kökünden türetilmiş olan ve "yükselme vasıtası, aleti" mânasına gelen nıi'râc kelimesiyle ifade edilir.
    Hz. Muhamtned'in peygamber olmasıyla birlikte putperestlerin müslümanlar üzerinde kurduğu baskılar, muhtemelen risâletin 6. yılından itibaren Peygamber ai­lesiyle az sayıdaki miislümantara karşı ekonomik ve sosyal bir boykota dönüştü. Üç yıl süren ve büyük acılara sebep olan bu boykotun ardından Resulullah, kısa aralık­larla eşi Hz. Hatice ile amcası ve hamisi Ebû Talib'i kaybetti. Dolayısıyla bu yıla hüzün yılı denildi. Bu acılı olayların ardından Allah Teâlâ, bir bakıma resulünü, sa­bır ve tahammülü dolayısıyla hem teselli etmek hem de ödüllendirmek istedi ve bu­nun için genellikle mi'rac diye anılan büyük mucizevî olayı gerçekleştirdi.
    tsrâ sûresinin 1. âyeti ile Necm sûresinin ilk âyetleri mi'rac olayına işaret et­mektedir. Aynı konuda hadis mecmualarında da kırk beş kadar sahâbî vasıtasıyla bizzat Hz. Peygamber'den bilgiler nakledilmiştir. Ancak özellikle bu hadislerdeki ayrıntılı malûmat değişik yorumlara yol açacak nitelikte olduğu için, mi'racm ta­rihi ve nasıl cereyan ettiği hakkında farklı bilgiler verilmiştir. Yaygın kabule göre mi'rac, peygamberliğin 12 veya 13. yılında[6] vuku bulmuştur. Konuyla ilgili çok sa­yıda hadis bulunmakta olup özellikle Buhârî'nin el-Câmiu 's-sühWmâs[7], yer alan hadislere göre bir gece Hz. Peygam­ber Kabe'nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühânî'nin evinde) "uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken" Cebrail yanına geldi, göğ­sünü açarak kalbini zemzemle yıkadı, sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs'e götürdü. ResûLullah'ı burada önceki bazı peygamberler karşıladılar ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar (Başka bazı riva­yetlere göre Hz. Peygamber önce Mekke'den göklere yükseltildi, dönüşte de Ku­düs'teki Mescid-i Aksa'ya götürüldü. Bu bilgiye göre âyette Resûlullah'ın bu ma­nevî yolculuğa Mekke'den başlayıp semalara yükseldikten sonra Mescid-i Ak-sa'ya geldiği, oradan da Mekke'ye döndüğü özetlenmiştir). Daha sonra semaya yükseltilen Resûlullah, semanın birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. îsâ ve Hz. Yahya, üçüncü kalında Hz. Yûsuf, dördüncü katında Hz. İdrîs, beşinci ka­tında Hz, Hârûn, altıncı kalında Hz. Mûsâ, yedinci katında ise Hz. İbrahim ile gö­rüştü. Kur'an'da "sidrelü'l-nıimtehâ" (hudut ağacı) denilen ve bir görüşe göre[8] yaratılnııslai-ca bilinebilen alanın son sınırını İşaretlediği kabul edilen hudut noktasının ötesine, Cebrail'in geçme imkânı olmadığı için Hz. Pey­gamber refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürdü. Bu sırada ken­disine evrenin sırları, varlığın kaderiyle hükümlerin tespiti için görevlendirilmiş olan meleklerin çalışmaları gösterildi. Nihayet bir yoruma göre[9] bir beşerin insan olma özelliğim koruyarak Allah'a yaklaşabileceği son nok­taya kadar yaklaştı. [10]
    Peygamber'in rabbinc selâm ve ihtiramını arzettiği, Allah'ın da ona selâmla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dile getirildiği "Tahiyyat" duasındaki diya­logun mi'rac olayı sırasında gerçekleştiği kabul edilir. Mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ ile Kur'an'ın "âlemlere rahmet" olarak gönderildiğini bildirdiği Hz. Muhaınmed arasında, insan idrakinin kavramaktan âciz olduğu bir şekilde gerçek­leşen bu buluşma sırasında Resûlullah'a, İçlerinden günahkâr olanlar -eğer affedil-mezlerse- bir süre cehennemde cezalandırıldıktan sonra bütün ümmetinin cennete kabul buyurulacağı müjdelendi; ayrıca kendisine bir hediye olarak Bakara sûresi­nin "Âmene'r-resulü..." diye başlayan son iki âyeti verildi; İslâm'ın temel ibadet­lerinden beş vakit namaz emredildi. Bazı rivayetlere göre mi'racdan dönüş sırasın­da kendisine cennet ve cehennem ile buralarda bulunacak İnsanların durumları gösterildi. Nihayet Hz. Peygamber Mekke'den ayrıldığı noktaya getirildi.
    Söz konusu hadislerin baş kısmında yer alan ve mi'racm Hz. Peygamber "uy­ku ile uyanıklık arasında" bir durumdayken başladığını, uyandığında kendisini Mescid-i Harâm'da bulduğunu belirten ifadeler dolayısıyla (Buhâiî'deki rivayet­lerin birinin sonunda[11] "Peygamber uyandı ki Mes-cİd-i Harâm'dadır" denilmektedir) bu olayın bedenle gerçekleşen bir yolculuk mu olduğu, yoksa bunun bir tür rüyada vuku bulan ruhanî bir durum mu olduğu husu­sunda erken dönemden itibaren tartışmalar yapılmıştır. [12]Biri uykuda diğeri uyanıkken olmak üzere iki mi'racdan bahsedildiği de olmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu mi'ract Hz. Peygamber'in hem bedeniyle hem de ruhuyla uyanıkken yaşadığı bir olay olarak kabul etmişlerdir. Miracın uykudayken veya uyanık iken ruhen vuku bulduğunu söyleyenler olmuş­tur. Doğru olsa bile bu iddia miraç mucizesinin değerini ve önemini azaltmaz. Çünkü genel bir ilke olarak vahiy yollarından birinin de rüya olduğu kabul edilir. Nitekim bu sûrenin 60. âyetinde mi'rac olayı kastedilerek "sana gösterdiğimiz rü­ya ..." şeklinde bir ifade yer almaktadır. Buradaki rüya kelimesinin uyanıkken gör­me anlamına gelebileceği gibi bundan uykuda görülen rüyanın kastedilmiş olabi­leceği de belirtilmektedir[13] Ayrı­ca Hz. İbrahim de oğlu İsmail'i kurban etme emrini rüyasında almıştı[14]
    Ancak, mi'rac Hz. Peygamber'in tamamen mucizevî bir tecrübesi olduğun­dan onu illâ da aklın kalıpları İçinde açıklamanın gerekli olmadığı muhakkaktır. Taberî'ye göre Allah, kulunun ruhunu değil, mutlak bir ifadeyle kulunu geceleyin götürdüğünü İfade buyurduğuna göre "Peygamber sadece ruhuyla mi'raca çıkmış­tır" diyerek âyetin anlamım sınırlamaya hakkımız yoktur. [15]
    Buharı'nin naklettiği rivayetlerde Hz. Peygamber'in önce göklere çıkarıldı­ğı, sonra Kudüs'e getirildiği bildirilirken, önce Kudüs'e getirildiğini ifade eden ri­vayetler de vardır. [16] Konumuz olan âyette isrâ anlatılırken açıkça ''Mescid-i Haram'dan Mescİd-i Aksa'ya" ifadesinin kullanılmış olması, Resûlullah'ın semâya yükselmesinden önce Mescid-i Aksâ'ya uğradığı görüşünü teyit etmektedir. Öte yandan Muhammed Hamîdullah, âyette geçen "en uzak mes­cid" anlamına gelen Mescid-i Aksâ'mn Kudüs'teki mescid olamayacağını, bunun "semavî bir mescid" olması gerektiğini savunan görüşü tercih eder. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de Filistin'den "en yakın yer" diye söz edilmektedir. [17] Şu halde "en uzak mescid"[18] Kudüs'te olmamalıdır. Öte yandan Kudüs'te eski mabed (Süleyman mabedi) İslâmiyet'ten çok önce ortadan kaldırıl­mış, şimdiki Mescid-i Aksa ise henüz yapılmamıştı. [19] Bununla birlikte müfessirlerin tamamına yakını bunun Kudüs'teki Süleyman mabedi oldu­ğunda müttefiktirler. Bu görüşe katılan İbn Âşûr, âyette Hz. Muhammed'in um- meti tarafından eski mabedin yeniden inşa edileceğine bir işaret bulunduğu kana­atindedir. [20] Nitekim müsliimankr hicrî 66-73 yıllan arasında bugünkü Mescİd-İ Aksâ'yı inşa etmişlerdir.
    Ayette Mescid-i Aksâ'nm çevresinin mübarek kılındığı bildirilmektedir. Çünkü burası İbrâhimî geleneğin merkezi olup burada Hz. İbrahim'den Hz. îsâ'ya pek çok peygamber gelmiş geçmiş; çoğu burada vefat etmiş ve buraya defnedİl-miştir. Nihayet Peygamber efendimizin mucizevî bir şekilde buraya getirilmesi ve daha sonra bir süre buranın müslümanlar tarafından kıble kabut edilmesi de Mcs-cid-i Aksâ'mn çevresinin mübarek bir mekân oluşunun başka bir ifadesidir.

+ Yorum Gönder
miraç kandili ile ilgili ayetler,  miraçla ilgili ayetler,  miracla ilgili ayet,  miraç kandili ile ilgili ayet,  miraç kandili ayetleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi