Kaderde Cennet Yada Cehenneme GİdeceĞİmİz Bellİ İken Neden DÜnyaya Gelİrİz

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Kaderde Cennet Yada Cehenneme GİdeceĞİmİz Bellİ İken Neden DÜnyaya Gelİrİz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    suleymanemre
    Üye
    Reklam

    Kaderde Cennet Yada Cehenneme GİdeceĞİmİz Bellİ İken Neden DÜnyaya Gelİrİz

    Reklam



    Kaderde Cennet Yada Cehenneme GİdeceĞİmİz Bellİ İken Neden DÜnyaya Gelİrİz

    Forum Alev
    Kader hakkında düşünen ve kaderin sırlarına vakıf olmayan kişilerin, kendi kendilerine en çok sordukları ve cevabını en çok merak ettikleri sorulardan bir tanesi de şudur: "Allah benim cennete veya cehenneme gideceğimi biliyor. Ve bunu kader defterimde yazmış. O halde beni bu dünyaya niçin gönderiyor?" Bu sorudan anlaşılıyor ki; Soru sahibi, akıbetinin ne olacağının Allah tarafından bilinmesinden dolayı bu aleme gelişini hikmetsiz zannetmektedir. Ona göre eğer Allah cennete veya cehenneme gideceğini bilmeseydi yaratılışın bir manası olabilirdi, ama madem biliyor, o halde bu yaratılış manasızdır. Bu soru son derece mantıksız bir sorudur.
    Zira bizim yaratılışımızın gayesi ve bu dünyaya gönderilişimizin hikmeti ile Allah'ın akıbetimizi bilmesi arasında hiçbir münasebet yoktur. Başka bir ifade ile: bu dünyaya gönderilişimizin hikmeti, Allah'ın cennete veya cehenneme gideceğimizi bilmesiyle yok olmamaktadır.
    Bu sorunun sahibi, kainatın ve kendisinin yaratılış sebebini bilmemektedir. Yaratılış maksadından habersiz olması, bu soruyu sormasına sebep olmuştur. Ona göre, bu dünyaya sadece; "Cennete mi, yoksa cehenneme mi gidecek, bu sırrın belli olması için gelmiştir." Ve madem Allah da onun nereye gideceğini ve akıbetini ezeli ilmi ile bilmektedir, o halde bu dünyaya gönderilmesi ona göre abestir.
    Demek soru sahibi, yaratılışın hikmetinden gafildir. O halde bu sorunun cevabını, alemin ve insanın yaratılış hikmetinde aramalıyız. Bu hikmet anlaşıldığında, sorumuz cevabını bulacaktır:
    Cenab'ı Hak Kur'an'ı Kerim de, insanının yaratılış sebebini şu ayetiyle bildirmektedir.

    "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım."(Zariyat:56)
    Demek insanın yaratılışının gayesi; Allah'a ibadet etmek ve ona kul olmaktır.
    Kulluğun ve ibadetin esası da şu sayacağımız emirlerdir;
    1- Allah-u Teala şu alemdeki sanat eserleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek istemektedir. İşte insanın yaratılış vazifesi; Kendi sanatının mucizeleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek isteyen yaratıcısına iman edip, onu mevcudat aynalarında tecelli eden kudsi isimleri ile tanımaktır.
    2- Allah-u Teala şu alemdeki rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek istemektedir. İnsanın vazifesi ise; Rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek isteyen Rabbi rahimine itaat edip ibadet ile kendini ona sevdirmektir.
    3- Allah-u Teala şu alemde insana maddi ve manevi nimetlerinin lezzetleriyle ikram etmektedir. Buna karşı insanın vazifesi; Maddi ve manevi nimetlerin lezzetleriyle kendine ikramda bulunan ve onu besleyen Allah'a karşı fiiliyle,haliyle, diliyle,hatta elinden gelse bütün duygu ve azalarıyla şükür ve hamdü sena etmektir.
    4- Allah-u Teala şu alemde yarattığı varlıklar ile azametini ve kemalini göstermektedir. Her bir mevcut o azamet ve kemale boyu nisbetinde bir aynadır. İşte insanın vazifesi; Mevcudat aynalarında Azametini ve kemalini gösteren rabbine karşı tam bir mahviyet içinde hayret ve muhabbetle secde etmektir. 5- Allah-u Teala şu alemde nihayetsiz servet ve hazinelerini sergilemektedir. Bu servete seyircilik yapan insanın vazifesi ise; Sonsuz cömertliğini nihayetsiz servet ve hazineleriyle gösteren Rabbine karşı fakirliğini hissedip yalnız ondan istemektir.
    6- Allah-u Teala şu alemi bir sergi hükmünde yaratmış ve o sergide sanatını teşhir etmiştir. Buna karşı insanın vazifesi; Yeryüzünü bir sergi hükmünde yaratıp bütün sanat eserlerini o sergide teşhir eden sanatkarına karşı Maşaallah, bârekallah diyerek takdir edip, Sübhanallah , Allahu ekber diyerek hayret ile mukabele etmektir.
    7- Allah-u Teala şu aleme birliğinin nihayetsiz damgalarını vurmuştur. İnsanın vazifesi ; Kainat sarayında taklit edilmeyen mühürler ile ve kendine has turralar ile herşeye birliğinin damgasını vuran Allah'ı bir olarak bilmek ve öyle şehadet etmektir.
    8- Allah-u Teala, şu alemdeki her şeyi kendisine itaat ettirerek saltanatının haşmetini göstermektedir. insanın vazifesi; Kainatta görülen Allah'ın bu saltanatını itaat ederek tasdik etmektir.Yani zerrelerden güneşlere kadar her şeyin kendisine boyun eğdiği zata itaat ederek ona boyun eğmektir ve onun saltanatını tasdik etmektir. 9- Allah-u Teala şu alemin her köşesini isimlerinin nakışları olan sanat eserleriyle süslemiştir. İnsanın vazifesi ise; Allah'ın kudsi isimlerinin nakışlarından olan bu sanat eserlerini diğer insanlara da gösterip Dellallık ve ilancılık vazifesini icra etmektir.
    10- Allah-u Teala bu alemdeki her mahluku bir kitap hükmünde yaratıp, onda güzel isimlerini yazmıştır. İşte insanın vazifesi: Kudret kaleminin mektupları hükmünde olan Mevcudat sayfalarını arz ve sema yapraklarını tefekkür etmektir. Ve onlarda yazılan güzel isimleri keşfetmektir. İşte Cenabı Hak böyle ulvi maksatlar ve yüce gayeler için bu alemi yaratmış ve insanı bu aleme zikredilen maksatlar için göndermiştir.Yani yaratılışımızın ve şu anda bu alemde bulunmamızın sebebi bu vazifeleri icra etmektir.
    Bu maksatların hiçbirisi bizim cennete veya cehenneme gideceğimizin Allah tarafından bilinmesiyle yok olmamaktadır.
    İşte bu yüzden Cenabı Hakkın ezeli ilmi akıbetimizi bilmesi bizim bu aleme boşuna geldiğimiz manasına gelmez. O halde biz; "kaderimizde cennete veya cehenneme gideceğim belli iken bu dünyaya niçin gönderildik diyemeyiz.

    Zira alemin yaratılmasındaki en yüce gaye insanların cennete veya cehenneme gitmesi değil Allah'a iman ve itaatdir. Ve az önce saydığımız vazifeleri yapmaktır.
    Eğer insan bu aleme niçin geldiğini, bu kainatın niçin böyle muhteşem bir şekilde yaratıldığını ve tüm bunlardaki ilahi maksatları bilseydi elbette böyle manasız bir soru sormayacak ilahi kaderin her şeyi bilmesinin bu saydığımız hikmetleri ve gayeleri yok etmeyeceğini anlayacaktı.
    Hem insan küçük bir alem olarak yaratılmıştır. Büyük alemde tecelli eden bütün isimler, bir küçük alem olan insanda da tecelli etmektedir. İnsanın yaratılışın bir sebebi de Allah'ın isimlerine yaptığı bu aynadarlıktır.
    Hatta diyebiliriz ki, şu koca alemde ve meleklerde tecelli edemeyen isimler, şu küçücük insanda tecelli ederler.
    Mesela insan günah işler ve af diler, Allah ta onu affeder. İşte Allah'ın affetmesiyle insanda; Gafur, Afuv, Tevvab, Gufran gibi isimler tecelli etmektedir ki, bu isimler sadece insanda gözükebilir. Bu isimler dağlarda, denizlerde, güneşlerde, meleklerde tecelli edemez, çünkü onlar günah işlemez.
    Allah'ın böyle cemali isimleri sadece insanda tecelli edebileceği gibi, celali bir çok isimde sadece insanda gözükebilir.
    Mesela bir kul isyan eder ve Allah onu cezalandırır. İşte bu cezalandırmak ta "Muntakim" ismi, onun kaçamayıp yakalanmasında"Vâcid" ismi, Allah'a karşı mağlup olmasında "Aziz" ismi, onu hesaba çekmesiyle "Hasib" ismi, onu alçaltmasıyla "Muzil" ve "Hafid" ismi ve daha birçok isimler o insanda tecelli eder ki, bu isimlere koca alem aynadarlık yapamaz. Çünkü onlar isyan edemez. Bu isimler ise ancak isyan eden kulda tecelli edebilir.
    O halde eğer isyan ederek cehenneme gidecek kullar bu aleme gönderilmeseydi, biraz önce saydığımız isimler ve daha onlar gibi onlarca isim asla tecelli edemeyecekti. Halbuki bu isimler de kendini tanıttırmak ve bildirmek istemektedirler. Hatta isyanın bir neticesi olan cehennem de, günahkar kullar olmadığı için yaratılmayacak, ve celali isimler ahiret aleminde de gözükemeyecekti demek cehenneme gideceği bilinen bir kulun bu aleme gelmemesini temenni etmek, bu alemin, celali isimlerin tecellisinden mahrum olmasını talep etmektir ki, bu talep kainatın yaratılış maksadını bilmemenin bir neticesidir.
    Hem bu soru sahibi şu hakikatı da unutmamalıdır. Tecrübeli bir öğretmen sınıfındaki öğrencileri imtihana tabi tutmadan onlara not verip bir kısmını cezalandırıp bir kısmını mükafatlandırsa elbette ceza görecek olan öğrenciler öğretmene itiraz edip eğer sen bizi imtihan etseydin biz zayıf not almazdık diyerek öğretmeni suçlayacaklardı.
    Aynen öylede Cenabı Hak bizleri şu dünya imtihanına sokmadan cennete veya cehenneme gönderse o vakit cehenneme giden insanlar bu karara karşı çıkıp eğer sen bizi imtihan etseydin biz cehenneme gitmeyecektik diye itiraz edeceklerdi.
    Cenabı Hak ezeli ilmi ile bizim akıbetimizi bildiği halde bu neticeyi bizlere de bildirmek ve hesap gününde itiraza mahal bırakmamak için şu dünyayı bir imtihan yurdu olarak yaratmış bizleri de bu aleme bir memur olarak göndermiştir.




  2. 2
    fahrettinkucuk
    Yeni Üye

    --->: Kaderde Cennet Yada Cehenneme GİdeceĞİmİz Bellİ İken Neden DÜnyaya Gelİrİz

    Reklam



    Kaderin nasıl birşey olduğunu bilemeyiz. Zaten kader konusuna dalan bir insanın imanın tehlikeye girmesinden korkulur.
    Belki bunun zamanla ilgisi vardır. Çünkü zaman her yerde aynı değildir. Ainstein ışık hızını geçtiğimizde zamanda geri gidebileceğimizi ileri sürmüştür. Belki dfe Allah katında dün, bugün ve yarın aynı anda var.(En doğrusunu Allah bilir.)
    Biz bunlarla uğraşacağımıza elimizden gelen her türlü iyilikleri yapmalıyız. İbadetler bizim Allah'a karşı vazifemizdir. Bir kulun bu vazifesinden dolyı cennete gitmeyi garanti ettiğini de söyleyemeyiz. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır. Vazifelerimizin yanında bu düstur da akıldan çıkarmamalıyız.







+ Yorum Gönder
dunyaya niye gelıriz
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi