Almanya - Dünya Tarihi

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Dünya Tarihi Bölümünden Almanya - Dünya Tarihi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aybuke
    Usta Üye
    Reklam

    Almanya - Dünya Tarihi

    Reklam



    Almanya - Dünya Tarihi

    Forum Alev
    Almanya - Dünya Tarihi
    Tarihöncesi dönemlerde bugünkü Almanya topraklarinda Germen, Kelt ve Slav kabileleri yasiyordu. IÖ 58 dolaylarinda Jül Sezar Ren Irmagi’nin batisindaki Germenler’i Roma’nin egemenligi altina aldi. IS 4. yüzyilda Hunlar’in batiya dogru hareketinin yol açtigi Kavimler Göçü, Germen kabilelerini dalgalar halinde Roma Imparatorlugu'nun içlerine itti. Imparatorlugun zayiflamasi üzerine Kuzey Avrupa'daki Germen kabilelerinin saldirilari artti. Bazi kabileler Italya'ya ve Ispanya'ya kadar ulasti. Angillar ve Saksonlar (bak. ANGLOSAKSONLAR) Ingiltere'yi ele geçirdiler. Franklar ise Fransa'ya yerleserek Fransiz ulusunun çekirdegini olusturdular. Bu sirada Avrupa'da, Almanya olarak bilinen ülkenin kuzeyine Saksonlar ve Frizyalilar, batisina Franklar, ortasina Thüringenliler, güneyine ise Alamanlar ve Bavyeralilar yerlesmisti. 8. yüzyilda bu kabileler Hiristiyan oldular.

    Dinsel Reform Hareketi
    Britanya Adalari disinda bütün bati Hiristiyan toplumlarinin yöneticisi olan Frank Krali Sarlman’a 800'de Papa III. Leo Kutsal Roma Imparatoru olarak taç giydirdi. Bu tarihten sonra imparatorlugun adi Kutsal Roma-Germen Imparatorlugu oldu. Sarlman zamaninda doguya dogru genisleyen imparatorluk onun ölümünden sonra ogullari arasinda bölüsüldü. Fransa ile Almanya'nin ayrilmasi da o döneme rastlar. Imparatorluk özünde Alman'di ve imparator, elektör (seçmen) sifatini tasiyan önde gelen Alman prenslerince seçiliyordu. Ama imparatorlarin hiçbiri güçlü bir merkezi yönetim kuramadi (bak. KUTSAL ROMA-GERMEN IMPARATORLUGU). Güçlerini iç savaslarda ve Italya'ya karsi düzenledikleri seferlerde büyük ölçüde yitirdiler. Bu sirada Hiristiyan toplumlarin dinsel önderi papa ile imparatorlar arasinda zaman zaman ciddi gerginlikler oldu.
    Güçlü ve akilli bir önder olan Friedrich Barbarossa (1123-1190) döneminde Almanya bir süre dirlige kavustu. Torunu II. Friedrich (1194-1250) çok bilgili ve kültürlüydü. Onun döneminde ozanlar, ressamlar ve bilim adamlari sarayda büyük saygi gördü. 1273'te Habsburglar’dan Rudolf tahta geçti ve 1805'te imparatorluk çökünceye kadar Habsburg hanedani ülkeyi yönetti.
    Bu dönemde Frankfurt, Mainz ve Köln gibi kentler büyük ticaret merkezleri haline gelerek imparatorluk içinde oldukça genis bir özerklige ve ayricaliga sahip oldular. Kuzeyde ise Hamburg, Bremen ve Lübeck liman kentleri çok gelisti. Daha sonra özerk cumhuriyetler olan bu kentler bir araya gelerek bir ticaret ortakligi olan Hansa Birligi'ni kurdular (bak. HANSA BIRLIGI). Gene bu dönemde Alman mimarlar ve yapi ustalari Köln, Strasbourg ve daha birçok yerde Avrupa'nin en güzel katedrallerini yaptilar.
    15. yüzyila gelindiginde dünyada Hiristiyan dinini benimsemis bütün insanlar üstünde Roma Katolik Kilisesi'nin önderi papanin ve ona bagli kiliselerin büyük bir gücü vardi. Ne var ki, Roma Kilisesi'nin lükse ve dünya nimetlerine düskünlügünün artmasi Ingiltere'de oldugu gibi Almanya'da da giderek büyüyen bir hosnutsuzluk yaratmaktaydi. Prag'da, Hiristiyanlik dininde reform yapilmasi gerektigini ögütleyen Johannes Huss'u Almanya'da da kitleler destekledi. 1415'te Johannes Huss kiliseye karsi çiktigi için kaziga baglanarak yakildi. Bu olay üzerine Almanya'da dinde reform isteyenler ile istemeyenler arasinda iç savas çikti. Hiristiyanlik dininde ve onun kurumlari olan kiliselerde yeni bir düzen arayisi anlamina gelen Reform hareketi, bilgin bir papaz olan Martin Luther'in de Katolik Kilisesi'ne karsi oldugunu açiklamasiyla Almanya'da güç kazandi. Luther, Katolik Kilisesi'nin insanlarin günahlarini bagislamak için aldigi paralara ve bagislanma belgelerinin para karsiligi satilmasina karsi çikti. 1517'de Wittenberg Kilisesi'nin kapisina bir protesto bildirisi asti. Bunun üzerine papa, Luther'in artik Katolik Kilisesi'nin bir üyesi olmadigini (aforoz ettigini) açikladi.
    Luther'in düsünceleri daha sonra Protestan mezhebinin dogmasinda etkili oldu. Gene bu olay Katolikler ile Protestanlar arasinda yillar yili sürecek mücadelenin baslangici oldu (bak. LUTHER, MARTIN; REFORM).
    Yaklasik 100 yil sonra bu mücadele, nedenleri artik yalnizca dinsel olmayan Otuz Yil Savaslari'nda (1618-48) sürdürüldü (bak. OTUZ YIL SAVASLARI). Bu savasta Alman prensleri bazen imparatora karsi, bazen onun yaninda yer alarak, daha fazla toprak ve bagimsizlik için birbirleriyle kiyasiya dövüstüler. Isveçliler ülkeyi yagmaladilar. Fransizlar ise Alsace bölgesini topraklarina kattilar. Almanya bu savaslarin sonunda büyük bir yikima ugradi.





  2. 2
    aybuke
    Usta Üye

    --->: Almanya - Dünya Tarihi

    Reklam



    Prusya'nin Yükselisi
    1648'de Vestfalya Baris Antlasmasi'ndan sonra Katolik Avusturya ile Protestan Prusya arasinda yaklasik 200 yil boyunca Almanya'ya egemen olma mücadelesi basladi.
    Prusya, 1701'de krallik ilan edilinceye kadar Hohenzollern hanedaninin yönetimi altinda doguya ve batiya dogru yayilmisti. Büyük Friedrich döneminde (1740-86) Prusya Kralligi, Avusturya'dan sonra en güçlü Alman devleti oldu. Friedrich büyük bir beceriyle kumanda ettigi güçlü ordusuyla Silezya'yi ve Polonya'nin büyük bir bölümünü topraklarina katti. 1789'da Fransiz Devrimi basladigi sirada Almanya 360 devlete bölünmüs durumdaydi. Napolyon Prusya'yi Jena'da büyük bir yenilgiye ugratti ve Almanya'yi isgal etti. 1805 Petersburg Antlasmasi'yla Kutsal Roma-Germen Imparatorlugu son buldu. Ama Prusyalilar kisa zamanda toparlanmayi basardilar. Maresal Gebhard von Blücher yönetimindeki Prusya ordusu ile Wellington yönetimindeki Ingiliz ordusu Napolyon'u 1815'te Waterloo'da yenilgiye ugratti.
    1789 Fransiz Devrimi Alman halkini çok etkilemisti. Onlar da Fransizlar gibi daha fazla özgürlük istiyorlardi. Halkin ülke yönetiminde söz sahibi olmasi için güçlü bir hareket vardi. Buna karsilik kral ve soylular ayricaliklarini korumak için direniyorlardi. 1848'de Berlin'de baslayan büyük halk gösterileri öbür kentlere de yayildi. 1848'de Frankfurt'ta, anayasa hazirlamak için bir meclis toplandi. Ne var ki Prusya krali anayasayi destekleyen halk hareketlerini kanli bir biçimde ezdi; meclisi de kapatti.
    1861-88 arasindaki I. Wilhelm döneminde Almanya'da birligi saglayan Prusya Basbakani Otto von Bismarck oldu. Sert karakterli ve siki disiplinli bir yönetici olmasi yüzünden ona "Demir Basbakan" denirdi (bak. BISMARCK, OTTO VON).
    1866'da Avusturya Sadova'da yenilgiye ugratildi ve Prusya önderliginde Kuzey Almanya Birligi gerçeklesti. 1870'teki Fransa-Prusya Savasi'nda ise Fransizlar birlesik Alman ordusu karsisinda yenildiler. 1871'de Versailles'da Almanya'nin imparatorluk oldugu ilan edildi ve I. Wilhelm ilk Alman imparatoru olarak taç giydi. Berlin'i baskent yapti. 1648'den beri Fransa'nin olan Alsace bölgesini Almanya topraklarina katti.
    Bu dönemde Almanya'nin ticareti ve sanayisi hizla gelisti. II. Wilhelm Almanya'nin denizasiri ülkelerde de gücünü kanitlamasini istiyordu. (II. Wilhelm Almanca'da imparator anlamina gelen "Kayzer" sifatiyla anilir.) Avrupa'nin en üstün ordusuna sahip olmanin yani sira, Ingiliz donanmasiyla yarisacak güçte bir donanma olusturdu. Bu dönemde Almanya ile Osmanli Devleti arasindaki siyasal, ekonomik ve askeri iliskiler hizla gelisti. Osmanli Devleti I. Dünya Savasi'nda Almanya'nin yaninda yer aldi.
    I. Dünya Savasi 1914'te, Almanya'nin Belçika ve Fransa'ya saldirmasi üzerine basladi. Ingiltere saldiriya ugrayan ülkelerin yardimina kostu. Her iki tarafta da büyük kayiplara yol açan savas dört yil sürdü ve Almanya'nin yenilgisiyle sonuçlandi (bak. BIRINCI DÜNYA SAVASI). Hollanda'ya kaçan Kayzer, 1941'de ölünceye kadar orada kaldi. 1918'de Weimar Cumhuriyeti adi altinda yeni bir Almanya dogdu.
    1919'da imzalanan Versailles Antlasmasi'na göre Almanya denizasiri sömürgelerinin hepsini yitirdi. Polonya'dan almis oldugu topraklari Polonya'ya, Alsace'i Fransa'ya, Kuzey Schleswig'i de Danimarka'ya vermek zorunda kaldi. Alman ordusu 100 bin askerle sinirlandirildi. Almanya'nin Ren Irmagi’nin batisinda kalan kesimi Müttefikler tarafindan isgal edildi. Almanya, savasi baslatmis olmaktan dolayi, agir savas zararlarini ödemek zorunda birakildi.
    Fransa 1923'te borcunu ödemedigi gerekçesiyle Almanya'nin Ruhr bölgesini topraklarina katti. Bu olay zaten savastan zararla çikmis olan Alman ekonomisinin daha da kötülesmesine yol açti. Alman parasi degerini yitirdi; ülke yoksulluk ve kargasaya sürüklendi. Bunun üzerine ABD ve Ingiltere Almanya'ya büyük miktarlarda borç para verdiler. Ekonomide bir süre isler yoluna girmis gibi göründü. Ama cumhuriyet güçlü degildi. Bu sirada ülkedeki ekonomik bunalim, farkli çözümler öneren siyasal partiler arasinda gerginligin artmasina yol açiyordu. 1921'de Nasyonal Sosyalist adli siyasal bir hareket baslatan Hitler, 1923'te Münih'te hükümet darbesi girisiminde bulundu. Ordunun ise karismasi sonucu yenilgiye ugradi ve 13 ay hapse mahkûm oldu. Hapisten çiktiktan sonra partisi güçlenmeye basladi. Nazi olarak adlandirilan Nasyonal Sosyalistler'in (bak. HITLER, ADOLF; NAZIZM) silahli çeteleri sokaklarda kendilerinden olmayanlara karsi kiyasiya saldiriya geçtiler.
    Bu sirada 1925'te cumhurbaskani seçilen Maresal Paul von Hindenburg, ordunun güçlendirilmesine önem vermeye basladi. 1929'da dünyanin neredeyse tümünü etkisi altina alan issizlik ve ekonomik bunalima, zaten zayif durumda olan Almanya da karsi duramadi. Halk içinde bulundugu zor durumdan bir an önce kurtulmak istiyordu. Milyonlarca issizin ise, esnafin yardima gereksinimi vardi. Gençler kendilerine geçim olanagi taniyacak bir gelecek düslüyorlardi. Hitler girdigi seçim kampanyalarini asiri milliyetçilik, irkçilik, saldirganlik ve savas üzerine oturttu. Almanya'yi yeniden güçlendirmeyi, Versailles Antlasmasi'ni yirtip atmayi, Yahudiler'i ezmeyi, komünistleri yok etmeyi, her Alman'a is ve ekmek saglamayi vaat ediyordu. Durumundan memnun olmayan milyonlarca insan Naziler'i umut olarak gördü. Hitler bir yandan görkemli propaganda gösterileriyle halki etkilemeye, öte yandan siyasal karsitlarini sindirmeye çalisiyordu. Naziler'in olusturdugu baskin birlikleri (SA) ve muhafiz müfrezeleri (SS) sendikalari, demokratik örgütleri basiyor, öbür parti üyelerine karsi kanli terör hareketleri düzenliyordu. Bu kosullar altinda yapilan seçimlerde Naziler 1928'de 810 bin oy alirken 1930'da oylarini 6.409.600'e çikardilar. Seçim sonuçlari Almanya'nin büyük sanayicilerinin de Naziler'i desteklemesini sagladi. 1932 Temmuz'unda yapilan genel seçimlerde Hitler'in partisi 13.745.000 oy alarak en güçlü parti durumuna geldi. Mecliste, Sosyal Demokratlar ikinci, Komünistler üçüncü parti oldular. Ocak 1933'te Cumhurbaskani von Hindenburg, Hitler'i basbakanliga getirdi.

    Nazi Yönetimi
    Yönetime geçer geçmez Naziler'in ilk isi demokrasinin tüm izlerini yok etmek oldu. Mart 1933'te Almanya'nin son seçimleri yapildi. Naziler iktidarda olmanin sagladigi olanaklarin yani sira hile ve baskiyla parlamentoda çogunluga sahip oldular. Gerçi oylarin ancak yüzde 44'ünü almislardi, ama bu onlarin ülkeyi tek basina yönetmelerine yetiyordu. Temmuz 1934'te bir yasa çikartarak ülkenin tek partisinin Nasyonal Sosyalist Parti oldugunu, öteki partilerin kapatildigini ilan ettiler. Artik Reichstag, yani parlamento, çok seyrek, o da Hitler'in konusma yapacagi ya da yeni bir karar açiklayacagi zaman toplaniyordu. Seçimlerde Propaganda Bakani Joseph Goebbels demokratik düsüncelere ve demokratik ülkelere karsi saldiriya geçti. Naziler gibi düsünmeyen memurlar, ögretmenler ve profesörler islerinden oldular. Okullarda Alman irkinin güçlülügü, üstünlügü ve bir gün dünyaya egemen olacagi ögretiliyordu. Almanya'nin düsmani olduklari ilan edilen Yahudiler üzerinde kanli baskilar basladi. (II Dünya Savasi sirasinda Orta ve Dogu Avrupa'da Naziler 5 milyondan fazla Yahudi'yi öldürdüler)
    Hitler silahlanmaya büyük önem verdi 1936'da genel seferberlik ilan edildi. Ülke adim adim savasa hazirlaniyordu Besin ve hammadde stoku yapmak amaciyla Balkan ülkeleriyle olan ticaret artirildi. Bu arada Türkiye'nin dis ticareti de hizla Alman ekonomisine baglandi 1938'e gelindiginde Türkiye'nin ithalatinin yüzde 47'si, ihracatinin yüzde 63'ü Almanya’yla yapiliyordu
    Almanya'da her sey Hitler'in çikarmayi planladigi büyük savasa göre düzenleniyordu. Devlet gizli polisi Gestapo, emirlere uymayanlari aninda ezmeye yetkiliydi II Dünya Savasi sirasinda Almanlar’in isgal ettigi Avrupa ülkelerinde Gestapo'nun acimasizligi, bu ülkelerin halklarinin Almanlar’dan nefret etmelerine yol açti
    Hitler'in dis siyaseti de iç siyasetiyle ayni dogrultudaydi. Almanya 1933'te, baris için ülkelerin birlikte çalismalari ilkesini benimsemis olan Milletler Cemiyeti örgütünden ayrildi. Bundan üç yil sonra Ren yöresini ele geçirdi 1938'de Alman ordusu Avusturya'yi Almanya'nin bir eyaleti durumuna getirdi Ayni yil öteki Avrupa ülkelerini sindirerek Çekoslovakya'nin, halkin çogunlugu Alman kökenli olan Südet bölgesini isgal etti Bir yil sonra ise Çekoslovakya'nin tümünü egemenligi altina aldi Hitler bu yayilmaci siyasetini 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girerek sürdürdü
    Ingiltere ve Fransa, Polonya saldiriya ugradiginda yardim edeceklerine söz vermislerdi Nitekim Hitler'in Polonya'ya girmesi üzerine Almanya'ya savas ilan ettiler Daha sonra öbür ülkeler de savasa katildi (bak IKINCI DÜNYA SAVASI)
    1944 Haziran'inda, neredeyse bes yil savasildiktan sonra, Amerikan, Ingiliz ve öteki müttefik güçler Fransa'nin Normandiya kiyilarina çiktilar Fransa düsmandan kurtarildiktan sonra Müttefikler'in öncü birlikleri Almanya'ya girdiler. Yüksek rütbeli bazi Alman subaylari Hitler'e bir komplo düzenleyerek onu öldürmek ve demokratik bir hükümet kurarak Müttefikler’le baris yapmak istediler. Ancak bu girisim basarisizliga ugradi ve olaya adi karisanlarin çogu idam edildi 1945'in ilk aylarinda Ingilizler, Kanadalilar, Amerikalilar ve Fransizlar Ren'i geçerek Bati ve Güney Almanya'yi isgal ettiler. SSCB ordusu ise Polonya, Macaristan ve Çekoslovakya üzerinden Berlin'e girdi On gün süren çetin bir savastan sonra Berlin düstü. Bu sirada Hitler intihar etti Bundan birkaç gün sonra, 7 Mayis 1945'te, Fransa'daki Alman ordusu General Dwight Eisenhower'a teslim oldu
    Almanya'nin tümü Müttefikler'ce isgal edilmisti ABD, Ingiltere ve SSCB'nin 17 Temmuz-2 Agustos 1945 tarihleri arasindaki Potsdam Konferansi'nda aldiklari karara göre Almanya tek bir ülke gibi yönetilecekti. Ama bu karar hiçbir zaman uygulamaya geçmedi ve Müttefikler'in her biri isgali altindaki bölgeyi kendi kurallarinca yönetti
    Ingiltere, ABD ve Fransa ile SSCB arasindaki görüs farkliliklari giderek keskinlesmeye basladi. Sonunda birlikte çalisma olanagi ortadan kalkti. Almanya dogu ve bati olmak üzere ikiye bölündü Berlin'in bir bölümü SSCB bölgesinde kaldi








  3. 3
    aybuke
    Usta Üye
    Iki Alman Cumhuriyeti
    II. Dünya Savasi'nda Almanya büyük yikima ugramisti. Milyonlarca insan açliktan kiriliyor ve evsiz kalan milyonlarca Alman derme çatma yerlerde, yikintilar arasinda yasamaya çalisiyordu. Fabrikalarin çogu yerle bir olmustu. Ayakta kalanlar da yakitsizliktan ya da hammadde yoklugundan çalisamiyordu. Bunlari disardan satin almak için para da yoktu. Pek çok köprü, lokomotif, kamyon yok edilmis, demiryollari kullanilmaz duruma gelmisti. Sonuç ise yogun issizlikti. Müttefikler bu sorunlarla ugrasirken Haziran 1948'de aralarinda yeni bir bunalim çikti. SSCB, Berlin ile Bati Almanya arasindaki ulasimi kesti. Bunun üzerine Ingiltere ve ABD, Berlin kentinin yiyecek ve öteki gereksinimlerini dokuz ay boyunca havayoluyla karsiladilar.
    Bu sirada ABD, Ingiltere ve Fransa yeni bir Alman hükümeti olusturma çalismalarina basladilar. Bati Almanya'nin federal bir cumhuriyet olmasi kararlastirildi. Agustos 1949 seçimlerinin ardindan yeni parlamento Bonn kentinde çalismaya basladi. Konrad Adenauer Almanya Federal Cumhuriyeti'nin (AFC) ilk basbakani oldu. SSCB de Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin (ADC) kurulmasina önayak oldu. 1955'te ABD, Ingiltere ve Fransa, Almanya Federal Cumhuriyeti'nin isgaline bir yil içinde son verilmesini ve ülkenin Kuzey Atlantik Antlasmasi Örgütü'ne (NATO) üye olmasini kararlastirdilar. Ayni yil SSCB de Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin bagimsiz oldugunu açikladi. Böylece Almanya ikiye bölündü ve yaklasik 40 yil boyunca Soguk Savas olarak bilinen, batili güçler ile SSCB arasindaki çekismenin ortasinda kaldi.
    Adenauer’in Avrupa Ekonomik Toplulugu’nun (AET; bugün Avrupa Birligi-AB) kurulmasinda önemli katkilari oldu ve AFC 1957’de AET’nin ilk üyeleri arasinda yer aldi. SSCB 1958’de batili askeri güçlerin Berlin’den çekilmesini isteyince çikan bunalim, 1961’de Berlin Duvari’nin kurulmasiyla sonuçlandi. Berlin’in doguda kalan kismi ADC’nin, Bonn ise AFC’nin baskenti oldu.
    1950’lerden baslayarak, AFC kisa sürede savasin yol açtigi zararlarin üstesinden gelmeyi basardi ve ABD, SSCB ve Japonya’dan sonra ekonomik bakimdan dünyanin dördüncü gücü durumuna geldi. Sosyalist yönetimli ADC ise Dogu Bloku ülkeleri arasinda en yüksek yasam düzeyine sahip olmakla birlikte, hiçbir zaman AFC’nin ekonomik düzeyine ulasamadi.

    Birlesik Almanya
    1989’un sonlarinda ADC’de demokrasi yanlisi gösteriler artti. 9 Kasim 1989’da Berlin Duvari açildi ve 3 Ekim 1990’da Dogu ve Bati Almanya yeniden birlesti. Aralik 1990’da yapilan seçimleri Helmut Kohl önderligindeki koalisyon partileri kazandi. Birlesmenin ardindan 1991’de Berlin yeniden ülkenin baskenti oldu. Dogu ve bati arasindaki uçurumu kapatma çabalari ülke ekonomisine agir bir yük getirdi. Agustos 1994’te Berlin’deki son Rus birlikleri çekildi. Ayni yil yapilan seçimleri yeniden Kohl önderligindeki koalisyon kazandi. Eylül 1998’de Sosyal Demokrat Parti (DPD) önderi Gerhard Schroeder sansölye seçildi ve Yesiller’le koalisyon hükümeti kurdu. Eylül 2002’de yapilan seçimleri de ayni koalisyon kazandi








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi