Antik Yunanistan'da Mutfak Kültürü

+ Yorum Gönder
Diğer Konular ve Dünya Ülkeleri Bölümünden Antik Yunanistan'da Mutfak Kültürü ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    LoveNess
    Bayan Üye
    Reklam

    Antik Yunanistan'da Mutfak Kültürü

    Reklam



    Antik Yunanistan'da Mutfak Kültürü

    Forum Alev
    Antik Yunanistan'da mutfak kültürü



    Kiliks Antik Yunan kültüründe şarap içmek için kullanılan en yaygın kap MÖ 500 British Museum
    Antik Yunanistan'da mutfak kültürü yalınlığı ve dönemin tarımsal[1] Bu dönemde beslenme alışkanlıkları Akdeniz mutfağının üç ana ögesi olan buğday zeytin yağı ve şarap üzerine kuruludur
    Günlük beslenme

    Antik Yunanistan'da MÖ 5 yüzyıldan kalma bir tuzluk Louvre
    Antik Yunanistan'da insanlar günde genelde 3 öğün yemek yerlerdi
    (ἀκρατισμός / akratismós) Kahvaltı; Şarap içine bandırılrak yenen arpa ekmeği (ἄκρατος / ákratos) bunun bazen incir ya da zeytinle tamamlanan türü;
    (ἄριστον / ariston)[2] Gün ortasında ya da biraz sonrasında yenen öğle yemeği;
    (δεῖπνον / deĩpnon) günün en önemli öğünü; akşam yemeği genelde hava kararmaya başlayınca yenirdi
    Bu ana öğünlerin yanı sıra kimi zaman ikindi vakitlerinde (ἑσπέρισμα / espérisma) adı verilen atıştırma da yapılırdı
    Yunanlar genelde masalarda oturarak yemeklerini yerlerdi Masalar günlük yemekler içinse yüksek ziyafetler içinse alçak olurdu İlk görülen masalar dikdörtgen biçimliydi Daha sonra MÖ 4 yüzyılda masalar yuvarlak biçimli olarak yapılmaya ve ayaklarına hayvan ayağı görüntüleri verilmeye başladı Bunun en çok görülen örneklerinden biri de aslan pençesi biçiminde olanlardı Yunanlar ölen çocukların mezarlarına sahip oldukları ev eşyalarının pişmiş topraktan yapılmış minyatürlerini koyarlardı bu da bugün Antik Yunan
    Yemekler ekmek arasında ya da kalın ekmekler içine tabağa koyar gibi yenilerek tüketilse de pişmiş topraktan ya da ****lden yapılan kase ve tabaklar çok daha yaygın olarak kullanılmıştır Tabaklar zamanla daha ince işlenmeye başlamış ve Roma döneminde paha biçilemez ****l ve camlardan tabaklar yapılmaya başlanmıştır Çatal kullanımından haberdar olunmamış katı yiyecekler elle yanmiştir Bıçaklara sadece et kesmek için başvurulmuş kaşık bugünkü işlevinde olduğu gibi çorba ve diğer sıvı yiyeceklerin tüketilmesinde kullanılmıştır
    Ekmek

    Ekmek yapan bir kadın heykeli MÖ 500 - 475 Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi
    Tahıllar (σῖτος / sĩtos) beslenme kültürünün başlıca ögeleriydi Tahıllardan en önemli ikisi buğday ve arpaydı Bunlar suya yatırılarak yumuşatılır daha sonra ya yulaf lapası yapılır ya da öğütülerek un (ἀλείατα / aleíata) hâline getirilirdi Un daha sonra suyla yoğurularak somun (ἄρτος / ártos) ya da düz ekmek yapılırde ve peynir ya da balla karıştırılarak pişirilirdi Hamur mayalandırma yöntemleri bilinirdi ancak taştan yapılma fırın türlerinden Roma dönemine dek haberdar olunmadı Atinalı devlet adamı Solon'un çıkardığı yasalara göre mayalanmış hamurla yapılan ekmek festival günlerinde satılıp tüketilmeye başlandı Ancak fiyatı çok yüksek olmasına rağmen klasik çağlara gelindiğinde bu tür ekmekler fırın dükkânlarında satılıyordu
    Arpanın üretimi kolay olan bir besindi ama arpadan ekmek yapmak oldukça güç bir işti Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu Bu nedenle arpalar öğütülerek un (ἄλφιτα / álfita) hâline getirilmeden önce kızartılırdı Bu un Antik Yunanistan'da geleneksel bir yemek olan μᾶζα / mãza'yı yapmada kullanılırdı Tahıllar günlük yaşamda da büyük yer edinmişti Aristofanes (Εἰρήνη /İreneyalnızca arpa yemek gibi bir deyim kullanmıştır Maza'nın tarifini veren pek çok kaynak vardır Bunlara göre maza hem pişmiş hem de çiğ olarak servis edilebilirdi Küçük parçalar hâline getirilebilir yufka gibi açılabilir buğday ekmeği gibi içine peynir vb dolgular koyularak tatlandırılabilirdi adlı komedyasında
    Meyve ve sebzeler
    Tahıllar genel olarak ὄψον / ópson adı verilen şeylerle birlikte sunulurdu Bu sözcük ilk olarak ateş üzerinde pişirilmiş her türlü yiyeceği anlatmak için kullanırdı ancak zamanla ekmekle birlikte tüketilen besinleri anlatmak için kullanılmaya başlandı Ópson terimi İlyada'da sadece et anlamında kullanılmış Odysseia'da balık eti de buna dâhil edilmiştir Klasik dönemde lahana fasulye soğan mercimek gibi çorbalar içinde kullanılan tüm sebzeleri de kapsamaya başladı Genel olarak ἔτνος (étnos "fasulye çorbası") adı verilen bu çorbalara zeytin yağı sirke ve γάρον/gáron (bir balık türü) da ilave edilerek yenirdi Aristofanes'in belirtiğine göre bu fasulye çorbası Yunan komedyalarında bir obur olarak canlandırılan Herakles'in en sevdiği yiyeceklerden biriydi Çiğ ya da salamura edilmiş zeytinler yaygın bir biçimde garnitür olarak tüketilirdi
    Şehirlerde taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirlerdi Yoksul şehir sakinleri kurutulmuş meyvelerle idare etmek zorundalardı Soğanlar ise askerî açıdan sembolik bir öneme sahiplerdi Gerek kurutulmuş gerek ise taze meyveler ve kabuklu yemişler yemek sonlarında tatlı yerine yenirdi En önemli meyveler incir nar ve kuru üzümdü Kuru incirler ayrıca aperitif olarak da yenir ya da şarabın yanına katık edilirdi Daha sonraki zamanlarda incirler kızartılmış kestane nohut ve kayın ağacı meyvesi ile tüketilmeye başlandı
    Et ve balıklar

    Kurban; kişilerin et yeme fırsatı buldukları başlıca etkinlik MÖ 350'lerde kalma bir Kratiras üzerinde resmedilmiş Louvre
    Balık ve et tüketimi ailenin ülkenin hangi bölgesinde yaşadığına ve ne ölçüde varlıklı olduğuyla bağlantılı olarak değişiklik gösterirdi Avcılık (genelde genç erkeklerce tuzaklar kurulması) kuş ve yabani tavşanların büyük ölçüde tüketilmesine olanak verirdi Köylüler ayrıca çiftliklerinde geçimlerini sağlayacak kadar kaz ve tavuk da yetiştirirlerdi Daha varlıklı kişilerin bunların yanı sıra koyun keçi ve domuz da yetiştirdiği görülebilirdi Şehir merkezlerinde domuz eti dışındaki et türlerinin fiyatları oldukça yüksekti Aristofanes'in İrene adlı eserinde (374 dize) bir domuz yavrusunun o dönemin parasıyla 3 drahma tuttuğu belirtilmiştir Bu da normal bir işçinin üç günlük çalışma sonucu kazanabileceği paraya eşitti
    İlk şiir örnekleri ile karşılaştırıldığında MÖ 5 yüzyıldan sonraki eser ve yazılarda etten çok daha az söz edilmektedir Ancak bu azalmanın et tüketiminin azalmasından değil daha çok şiir ve yazındaki tür değişiminden kaynaklandığı sanılmaktadır Taze et yeme işlemleri çoğu zaman tanrılara kurbanların verildiği dinî törenlerde gerçekleşirdi Buna karşın tuzlanmış vb gibi din adına bir ibadet gerektirmeden tüketilenilen tuzlanmış ve saklanmış etin büyük bir pazar payı vardı
    Bulundukları bölge nedeniyle Spartalıların yediği başlıca (μέλας ζωμός / mélas zômós) yemek domuz yahnisiydi Antik Yunanistanlı filozof Dikearhos'un Ἀθήναιος Nαυκράτιος / Ãtineos Nauktrios adlı eserinde belirttiklerine göre bu yemeğin içindekiler domuz eti tuz ve sirkeydi ve yemek incir ya da peynir ile birlikte tüketilirdi 2 ve 3 yüzyıllarda pek çok Yunanca eser vermiş olan Romalı yazar Claudius Aelianus'un söylediklerine göre bu dönemde Sparta'daki aşçıların et dışında yemek yapmaları yasaktı Sardunya ve ançuez Atinalılar için günlük bir yiyecek durumundaydı Bazen taze olarak satıldıkları görülse de çoğu zaman tuzlanmış olanlar satılırdı
    Yunan Adaları'nda ve kıyı illerinde taze balıklar ve diğer deniz ürünleri (kalamar ahtapot ve kabuklu deniz canlıları gibi) yaygın bir biçimde tüketilirdi Yerel olarak tüketildikleri gibi iç bölgelere deniz olmayan yerlere de pazarlanırlardı Ton balığı ve yılan balığı gibi pahalı ve saygın yiyecekler soylular tarafından satın alınır ve yenirdi Bu balıklar Boeotia ve Kopaida
    İçecekler

    Attika'da bulunmuş bir Riton MÖ 450'lerden Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi
    Antik Yunan toplumlarında en çok tüketilen içecek suydu Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi Kuyular yaygın olmasına karşın kaynak suları en çok tercih edilenlerdi Bu suların besleyici olduğu sanılıyordu ve bitkilerin çabuk büyümesine de yardım ettiği sanılıyordu Pindar kaynak suyunu bal kadar tatlı olarak nitelendirmiştir (bölüm 198 B4)
    Yunanlar içme suyunu ağır kuru ekşi asitli ve şarap gibi vb terimlerle sınıflandırılırdı Yunan komedya yazarlarından biri olan Antifanes'in yarattığı karakterlerden biri oyunda Attika'nın neresinden olursa olsun her tür suyunu ayırt edebileceğini söyler (Blm 179 Kock) Athenaeus (II 44) bu dönemde bazı filozofların vejeteryanlıkla birlikte uygulanan sudan başka içecek içmeme hakkında da bir tartışma yaptığını belirtmiştir Suyun yanında genelde evcil keçilerden sağlanan süt de sık tüketilen bir içecek olmuştur
    ****lden pişmiş toprakta ya da tahtadan yapılan skifos adındaki kaplar yaygın olarak kullanılan içecek kaplarından biriydi İçki içmede en çok kullanılan kap türü kilikslerdi (sığ ayaklı bir kap türü) Ziyafetlerde kantarosriton adı verilen insan ya da hayvan başı biçimi verilmiş ayaksız kaplar kullanılırdı
    Şarap

    Kişi elindeki kiliksi doldurmak için inohi adı verilen sürahi ile kratere yaklaşırken Mö 480'lerdenLouvre
    Yunanların pembe şarap ve beyaz şarabın yanı sıra kırmızı şarap yapmayı da bildikleri düşünülmektedir Bugün de olduğu gibi şarap üreticiliğinde pek çok kriter ve özelliğin olduğu bilinmektedir Normal sofra şarapları ile yüksek kalitedeki şaraplar birbirlerinden farkılı olarak hazırlanırdı Genel bir kanıya göre en iyi şaraplar Taşöz Limni ve Sakız adalarında yapılırdı Bunların yanında daha sonraki dönemlerde Girit şarabı da öne çıktı Şarap yapmak için ezilmiş üzümlerin posasının suyla karıştırılması ile elde edilen ikinci kalite şaraplar içlerine mayalandırıcı atlıarak köylü kesim tarafından kendileri tüketmek amacıyla yapılırdı Yunanlar bazen şaraplarını bal ile tatlandırırlardı (bu işlem için şeker kullanılmazdı) Bunların içine kekik yarpuz ya da başka baharatlar eklenerek tıp alanında iyileştirici olarak kullanılırdı Milattan sonraki ilk yüzyılda şarapların tatlandırılmasında çam reçinesi de kullanılmaya başlandı
    Şarap genelde sulandırılarak içilirdi Akraton (karıştırılmamış) adı verilen sek şarap kuzeydeki barbarlarca yenirdi ve böyle şaraplar içmenin deliliğe ve erken ölüme neden olacağı düşünülürdü [3] Şaraplar krater adı verilen büyük kaplarda saklanırdı ve köleler sahiplerinin kilikslerini buradan doldurdukları onihilerle doldurulardı Şarap genel olarak hastalıkların tedavi edilmesinde de kullanılırdı Arkadia'da yapılan şarapların erkekleri sersemlettiğine kadınları ise daha doğurgan yaptığına inanılırdı Aksine Ahaia şarabının ise kadınlarda düşük yapmaya neden olduğu düşünülürdü Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı Aelian'a (II 38) göre Marsilya'da yasalar kadınların şarap içmesini yasaklıyor ve onları içecek olarak yalnızca su ile sınırlandırıyordu
    Satış amacıyla üretilmiş şaraplar πίθοι / píthoi (büyük toprak kaplar) içine boşaltılırdı ve bunlar içinde saklanırdı Daha sonra buradaki şaraplar dağıtıma gidecekleri zaman dikkatle amforalar içine dökülür ve perakende satışa sunulurdu Yüksek kalite seçkin şaraplar üreticilerinin ya da şehir meclisinin bir damgasına sahip olurdu ve bu da ürün için bir garanti niteliği taşırdı Bu bir ürünün coğrafi ya da üretimsel kaynağının belirtilmesinin tarihteki ilk örneğidir
    Kikeon
    Yunanlar ayrıca kikeon (κυκεών κυκάω / kykáô "karıştırmak" sözcğünden) adı verilen içeceği de sıkça türketilirdi Ancak bu tam bir içecek olmadığı gibi yiyecek ile içecek arasında bir besindi Arpadan yapılan bir lapa içine su ve çeşitli otların eklenmesi ile elde edilirdi İlyada destanında belirtildiğine göre (XV 638-641) bazen içine rendelenmiş keçi peyniri de koyulurdu Odysseia'ya göre (X 234) büyücü nemf Kirki kikeonun içine bal ve büyülü iksir de eklerdi Yunan mitolojisinde bereket tanrıçası olarak nitelenen Demeter kırmızı şarabı reddeder ancak su un ve yarpuz ile yapılmış kikeonu kabul ederdi Bazen dinî törenlerde tüketilse de günlük yaşamda kırsal kesimde de oldukça yaygındı Theophrastus'un Kişiler adlı eserinde (IV 2-3) çok fazla kikeon içerek meclise gelen ve kokan soluğuyla herkesi rahatsız eden kaba bir kişiyi de kaleme almıştır
    Toplu yemekler

    Davetli ve müzisyen kızıl-figürlü kaplar üzerine resmedilmiş MÖ 5 yüzyıl Louvre
    Antik Yunan kültüründe erkeklerin topluca buluşup yemek yemeleri içki içmeleri konuşmalar yapmaları çok sık bir durumdu Genelde bir ev sahibi olur ve tanıdıklarını evine davet ederdi Sadece erkeklerin katıldığı bu yemeklerin pek çok çeşidi olmasına karşın içlerinde en yaygınları eğlence ve oyun amaçlı yapılan (συμπόσιον / symposion) ve herkesin katılmasının zorunlu olduğu şehirle ilgili vb kararların alındığı resmî (τὰ συσσίτια / ta sussitia) idi
    Sempozyum
    Sempozyumlar (συμπόσιον / symposion) bugünkü kaynaklarda ziyafet olarak çevirilir ve "içenlerin toplantısı" anlamına gelir Bugünkü anlamda sempozyumların adının ve yapılış amacının kaynağıdır Bugün önemli kararların alındığı resmî toplantılara verilen sempozyum terimi geçmişte Yunan erkekleri arasında sık sık düzenlenir ve genel de yalnızca eğlenme amacıyla yapılan iki bölümden oluşurdu Birinci bölümde hafif bir yemek yenir ya da hızlıca birşeyler atıştırılırdı ikinci bölümse bütünüyle içki içmeye ayrılırdı Hemen hemen her zaman şarabın içildiği toplantıların bu ikinci bölümlerinde de eğlenceyi uzun tutabilmek amacıyla (τραγήματα / tragếmata) adı verilen kestane kızartılmış buğday ya da ballı keklerden oluşan çerezler yenirdi
    Sempozyumun ikinci bölümü genelde Dionysus olmak üzere tanrıların şerefine kadeh kaldırmak suretiyle başlatılırdı Bunu topluca yapılan tartışmalar ya da kotavos gibi masa oyunları izlerdi Konuklar yakınlarında sunulan yiyeceklerin ya da oyun tahtalarının koyulduğu alçak boylu sehpalar bulunan (κλίναι / klínai) adı verilen taş oturaklar üzerine uzanırlardı Dansçıların akrobatların ve müzisyenlerin de bu tür toplantılara katılarak kişileri eğlendirmeye çalıştığı görülebilirdi Kura ile seçilen yemek başkanı köleleri şarapları sunmada yönlendirme görevini yürütürdü
    Dansçılar ve geceye özel kiralanmış ******ler dışında bü ziyafetler yalnızca erkeklerin katıldığı toplantılar olur ve Antik Yunanistan'da sosyal yaşamın en önemli ögelerinden biri olma özelliğini taşırdı Büyük festival ve kutlamalar varlıklı kişilerce yapılırken daha gösterişsiz aile kutlamaları ya da dinî kutlamalar hemen her evde yapılırdı
    Sempozyumlar dönemin edebiyatında da oldukça önemli yer tutardı Platon'un ve Ksenofon'un aynı adlı Sempozyum eserlerinin yanı sıra Plutarhos ve Athenaeus da bu sempozyumlarda konuşulan knularda yola çıkarak bir çok eser vermişlerdir
    Sisitya
    Sisitya (τὰ συσσίτια / ta sissitia) özellikle Sparta ve Girit'te yetişkin ve genç erkekler arasında sosyal ya da dinsel amaçlarla toplanan kişilerin yediği resmî bir yemekti Hetairia pheiditia ya da andreia gibi adlarla da anılırdı ve "erkeklere ait" anlamına gelirdi Kentlerde sosyal yaşamın bir parçasıydı Yalnızca soyluların katılabildiği seçkin bir yemekti ve önemli kararların alındığı toplantılardı Sempozyum gibi bu yemekler de yalnızca erkeklere özgüydü Sadece kadınların katıldığı sisityalar olduğuna ilişin kayıtlar olsa da bu yemekler de baskınlık erkeklerdeydi Sempozyumlardaki eğlence ve oyunların aksine sisityalar ağırbaşlı yalın yemekler olarak ayrılmıştır
    Yunan mutfağının genel özellikleri

    Yunanların en değer verdikleri yiyeceklerden tazze balık kızıl-figürlü tabaklar üzerine işlenmiş MÖ 350 - 325 Louvre
    MÖ 3 yüzyıla dek Antik Yunan mutfağında iklimin ve fiziksel şartların doğurmuş olduğu sadelik göze çarpıyordu ve bu sadelik bir erdem olarak kabul görüyordu Toplum yemek zevklerini ve damat tatlarını umursamazlık etmiyorsa da yalınlığa ve gösterişsizliğe büyük önem veriyorlardı İran İmparatorluğu'nun gösterişli yemek kültürünü yadırgıyorlarsa da bu dönemde Fars kültürünün Yunan mutfağı üzerindeki etkisi açıkça görülmüştür Bunun yanında dönemin yazarları İran krallarının sofralarını sık sık kaleme almışlardır Aksine kendi mutfaklarındaki sadeliği ve basitliği ise her zaman az göstermeye çalışmışlardır Plutarhos'un Likurgus'un Yaşamı adlı kitabında belirttiğine göre ünü çok büyük olan ve bütün Yunanistan'da yayılan Sparta'nın yulaf lapasını (maza) denemek isteyen Pontus Kralı Lakonya'dan bir aşçı getirtir ve bu yemeği yaptırır İlk kez bunu tadan kral bu gösterişsiz yemeği tadar ve beğenmez Yemeklerine laf söyletmek istemeyen ve ona bakan aşçı hemen söze karışarak "Efendim bu yemeğin tadını Evrotas Nehri'nde bir kez yıkanmadan varamazsınız" diyerek durumu kurtarmaya çalışır [4] Polyaenus'un belirttiklerine göre İranlıların kraliyetteki yemek salonlarını keşfetmeye çalışan Büyük İskender onların damak tadıyla ve aldıkları yenilgiyle alay etmiştir
    Bu kalıplaşmış yalınlık düşüncesi ve pek değer verilmeyen mutfak olgusu nedeniyle mutfaklar uzun bir dönem -köle ya da özgür- yalnızca kadınların tekelinde kaldı Klasik çağlara gelindiğinde mutfakla ilgili yavaş yavaş yazılı kayıtlar vermeye başladılar
    Beslenme biçimleri

    Triptolemus bereket tanrıçası Demeter'den buğday tomarlarını alırken MÖ 5 yüzyıl Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi
    Vejetaryenlik
    Antik Yunanistan'da bir din olarak ele alınabilecek iki büyük olgu olan Orfecilik ve Pisagorculuk kişiler için değişik bir yaşam biçimi teklif ediyordu Bu sadelik ve basitlik üzerine kuruluydu Orfecilik felsefesinde etyemezlik baş ögeydi Pisagorculuğun da pek çok yerinde adı geçerdi
    Empedocles (MÖ 5 yüzyıl) vejetaryenliği ruh göçleriyle bağdaştırmıştır Kesilmek üzere olan bir hayvanın ruhunun bir insanın bedenini de mesken edinebileceği inancına hak vermiştir [5] Orfecilikte vejetaryenliğin nedeni başka canlıların yaşamlarına son vermeme erdemidir [6]
    Atletlerin rejimleri
    Antik Yunanistan'da olimpiyat oyunlarına katılmak ve iyi dereceler yapmak için her zaman antrenma yapan ve beslenmelerine çok dikkat eden atletler içinde kendini ilk kez bütünüyle grçek bir diyet içine sokan atley Torontolu İkkus olmuştur Platon'un anlattıklarına göre çok sıkı bir rejim içine giren atlet eğitim süreci boyunca pek çok şeye yaklaşmamıştır Bütünüyle cinsel yaşamdan uzaklaşan atlet yalnızca kuru incir ekmek ve peynir yemiş beceriler kazanabilmek için pek çok ilkel inanç doğrultusunda hareket etmiştir Keçi gibi sıçramak için keçi etine baş vurmuş "öküz" gibi güçlü olmak içinse sığıt eti yemiştir
    Notlar
    ^ Bu madde ilk olarak 26 Mayıs 2006 tarihinde Wikipedia'nın Fransızcafr:Alimentation en Grèce antique adlı maddeden İngilizceye çevrilmiş oradan Türkçeye uyarlanmıştır sürümündeki
    ^ Bir çelişki olarak bu öğün adı Homeros'un zamanında ve erken Yunan tragedyalarında günün ilk öğünü olarak geçmektedir
    ^ Eg Menander Samia 394
    ^ Plutarch Life of Lycurgus XII 13 trans John Dryden accessed 26 May 2006
    ^ E R Dodds "The Greek Shamans and the Origins of Puritanism " in The Greek and the Irrational (Sather Classical Lectures) University of California Press 1962 (1st edn 1959) p 154-155
    ^ Aristophanes Frogs trans Matthew Dillon accessed 2 June 2006
    Kaynaklar
    (Fransızca) Marie-Claire Amouretti Le Pain et l'huile dans la Grèce antique De l'araire au moulin Belles Lettres Paris 1989
    Andrew Dalby Siren Feasts: A History of Food and Gastronomy in Greece Routledge 1996 ISBN 0-415-15657-2
    (Fransızca) Armand Delatte Le Cycéon breuvage rituel des mystères d'Éleusis Belles Lettres Paris 1955
    (Fransızca) Marcel Détienne et Jean-Louis Vernant La Cuisine du sacrifice en pays grec Gallimard "Bibliothèque des histoires" collection Paris 1979
    Robert Flacelière Daily Life in Greece at the Time of Pericles Phoenix Press 2002 (İlk baskı 1959) ISBN 1-84212-507-9
    (Fransızca) Léopold Migeotte L'Économie des cités greques Ellipses "Antiquité : une histoire" collection 2002 ISBN 2-7298-0849-3 p 62–63



  2. 2
    HADİE
    Bayan Üye

    Cevap: Antik Yunanistan'da Mutfak Kültürü

    Reklam



    antik yunanistan milattan önce 600 ila mö 150 yılları arasında yaşanılan dönem dönemin beslenme alışkanlık ve yiyecekleri günde üç öğün olmak üzere buğday zeytin yağı ve şarap üzerine kuruludur







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi