Orta Çağ Kentleri

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Edebi Türler Bölümünden Orta Çağ Kentleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Orta Çağ Kentleri

    Reklam



    Orta Çağ Kentleri

    Forum Alev
    Orta Çağ Kentleri

    Sınıflı toplumun önceki biçimleri gibi feodalizm de, gelişimi sırasında kentlerde yeni bir toplumun tohumlarını üretti.
    Roma kentleri feodal Orta Çağ kentlerinden daha büyük ve daha etkileyiciydi, ancak aynı gelişme olanaklarına sahip değildi. Roma kentleri, lüks malların ticaretini yapan toprak sahiplerinin toplanma yerleri olarak ve çevresindeki kırı soyan idari merkezler olarak yola çıkmıştı. Orta Çağ kentleri ise zanaat ve ticaret merkezleriydi.
    Üretkenlik geliştikçe, ticaret zorunlu olarak büyüdü. Karanlık çağlarda aristokratların evlerine ve manastırlara bağlı olan zanaatkârlar, kırsal bölgelerle daha hızlı ve bu nedenle de daha ucuz üretilebilecek ya da sadece yetenekli uzmanlar tarafından üretilebilecek malların ticaretini yapmak için bir araya geldiler.
    Bu kentler başlangıçta ister yeni bir ticari sınıfın embriyosu tarafından isterse de yeni gereksinimleri sömürmek için ilerici feodal lordlar tarafından kurulmuş olsun, yeni bir eğilimi temsil ediyorlardı. Evrensel egemenlik ilişkilerinin ve feodalizmin uşaklık ruhunun tersine, bunlar feodal lordların temsilcilerinden birinin “yeni ve iğrenç bir isim” olarak adlandırdığı komünü ortaya çıkaran tüccarların özgür birliğiydi.
    Bu kentlerde üretim ve ticaret, zanaat dallarına ayrılan loncalar halinde örgütlendi. Bunlar üretimi, fiyatları ve kaliteyi düzenlemeye çalışıyorlardı.
    Kara Ölüm (on dördüncü yüzyılda Avrupa’ya yayılan korkunç veba) Polonya’ya uğramadan geçtikten sonra, loncalar daha fazla kutsal gün kutlayarak tanrıya şükretmeye karar verdiler. Aslında yaptıkları şey, şüphesiz, siparişlerin azalması nedeniyle işi paylaştırmaktı.
    Loncalar eşitler arasındaki birlikler olarak işe başladı, ama kentler daha iyi bir yaş** uman mülteci serflerin sürekli akını yüzünden hacimce büyüdükçe, lonca ustaları, ustaların kendi saflarına katılmasını daha zor hale getirebiliyorlardı.
    Aynı zamanda, tüccar loncalar da, bir kent eliti haline gelmek için zanaat loncaları üzerindeki konumlarını kötüye kullanabiliyorlardı. Orta Çağın sonunda gerçekleşen, yoksul zanaatkârların meclisin yönetiminde söz hakkı elde etmek için çıkarttıkları bir dizi ayaklanmaya kadar, birçok kente küçücük bir oligarşi hakimdi.
    Bu doğal farklılaşma meta üretimiyle yeniden üretildiği için, oligarşi zamanla ilk statüsünü tekrar kazandı. Aynı zamanda tüm kentler toprak sahibi sınıftan hürriyet ayrıcalığını almak için savaşa girişti.
    Emeğin üretkenliği arttıkça, ticaret de artıyordu, pazar için üretim, meta üretimi ve para ekonomisi de öyle. Giderek daha çok tahıl ürünü, kentleri beslemek amacıyla satış için üretildi. Bir köylüler katmanı, akranları pahasına zengin oldu ve pazara üretim yapan toprak sahibi çiftçiler olma tutkusuna kapıldılar.
    Bununla birlikte, İngiltere’de, üretimin pazara yönlendirilmesine asıl önayak olanlar feodal lordlardı. Yün üretimi önem kazandığı için, lordlar ortak toprakları gasp etmeye ve köylüleri mülksüzleştirmeye uğraşacaklardı.
    İngiltere’de serflik genel olarak on dördüncü yüzyılın sonlarında ortadan kalktı, ama toprak köleliğinin yerini kısa vadeli kiralamalar aldı, giderek artan bir yoksul köylü ordusu dışarıya atıldı ve serseriliğe (geçimini sağlamak için aylak aylak toprakları dolaşmaya) zorlandı.
    On yedinci yüzyılda, nüfusun dörtte birinden fazlasının dilenmekten başka geçim aracının olmadığı hesap ediliyordu. İlerleme, her zaman olduğu gibi, sıradan insanların sırtından başarıldı.
    Feodalizm Altında Sınıf Mücadelesi

    Soylularla plebler arasındaki sınıf mücadelesi politikken, devlet iktidarına erişmekle ilgiliyken, feodal sınıf mücadelesi esas olarak ekonomik düzlemde yürüdü.
    Toprak sahipleriyle köylüler arasında sürekli ve dur durak bilmeyen bir mücadele gerçekleşti. Bazen bu, devrimci kavgaya döküldü. İngiltere’deki 1381 Köylü Ayaklanması, bu olayların en dikkate değer olanıdır.
    Kara Ölümden sonra, köylüler emek kıtlığından dolayı güçlü bir konumdaydı. Toprak sahipleri geleneksel yükümlülükleri daha büyük bir şiddetle dayatarak kayıplarını telâfi etmeye kalkıştılar. Bu toplumsal bir patlamaya neden oldu.
    Öncü devrimci köylülüğün güneydoğunun ticari ürün bölgelerinde olması çok anlamlıdır. Ticaretin gelişmesi ulaşımı da geliştirdi ve geniş alanlardaki insanların birbirine bağlanmasını sağladı. Ayaklanma, yakın hedeflerinde başarısız olsa da, feodal lordların yağma tutkularının gerilemesine neden oldu.
    Köylülük birbiriyle kavgalı dağınık bir sınıf olduğundan, ayaklanma temelde başarısızlığa uğradı. Kral II. Richard onları “kendi otlaklarına geri dönmeleri” için sıkıştırdı ve en zayıf noktalarından vurdu. Köylülüğün sürekli bir seferberlik durumunda tutulması mümkün değildi. Üretimin gelişkinliği, nüfusun çoğunluğu toprağı işlemek zorundayken, sadece küçük bir azınlığın savaşçı olarak tutulabildiği bir noktadaydı
    Aynı dönemde Fra Dolcino önderliğinde gerçekleşen İtalyan köylü ayaklanması bunu gösterir. Dini fikirlerle süslenmiş olsa da, köylülüğün ileri kesimleri ilkel komünist özlemler geliştirmişlerdi.
    Fra Dolcino ve taraftarları İtalyan Alplerine çekildiler. Beslenmek ve kendilerini korumak zorundaydılar. Saflarında, korkaklar ve hainler arasında bölünmenin başlaması, moral bozukluğuna ve yenilgiye yol açtı.
    Bu örnekte, feodalizmin kurumlarının üretici güçlerin o sırada varolan durumuna nasıl da karşılık geldiğini görebiliriz. Geçmişin acıları insanoğlu için zorunlu bir doğum sancısı olmuştur.




  2. 2
    BAKİYE
    Bayan Üye

    Cevap: Orta Çağ Kentleri

    Reklam



    Orta çağda kentler ülkeler aynı sistem üzerinde yönetilmekteydi. Toprak sistemi üzerine kurulan yönetim yöneten ve yönetilen ilişkisi söz konusuydu.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi