Edebiyat Terimleri Sözlüğü

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Öğretim ve Edebi Türler Bölümünden Edebiyat Terimleri Sözlüğü ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    BERFİN
    Üye
    Reklam

    Edebiyat Terimleri Sözlüğü

    Reklam



    Edebiyat Terimleri Sözlüğü

    Forum Alev
    -A-

    Abdal: Hem şiir hem de düzyazıda derviş anlamına gelen bu sözcük, halk ozanlarının adının başına ya da sonuna gelerek onların mahlası olarak da kullanılmıştır. (Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal gibi)

    Acem Koşması:
    Aşıkların, özellikle Anadolu'nun kimi yörelerinde Azerbeycan'a özgü bir ezgiyle okudukları koşma türü.

    Açık Mektup:
    Bir kişiye seslenen ancak başkalarının da okuması için gazete veya dergilerde yayımlanmak amacıyla yazılan mektup...

    Ağıt: Bir ölünün ardından onu yüceltmek amacıyla söylenen halk şiiri. Divan Edebiyatı'nda Mersiye'nin karşılığıdır.

    Ağız: Bir ülkede görülen değişik konuşma biçimlerini, söyleyiş türlerini ve ayrılılıklarını yansıtan kullanımlardan her birine verilen ad.

    Akrostiş: Bir şiirde dizelerin ilk harfleri, yukarıdan aşağı doğru okunduğunda ortaya konu olarak alınmış şeyi karşılayan bir sözcük, ozanın ya da şiirin adandığı kişinin adı çıkacak biçimde düzenlenmiş olmasıdır.

    Alegori:
    Bir düşünceyi, bir davranışı ya da eylemi daha kolay kavratabilmek için simgelerle canlandırılıp anlatılması.

    Alıntı: Öne sürülen bir savı ya da düşünceyi açmak, geliştirmek için o sav ya da düşüncenin ilgili olduğu alanda tanınmış bir kimsenin söylediği bir sözle pekiştirme.

    Aliterasyon: Bir dizede ya da cümlede kulağa hoş gelecek bir uyum sağlamak amacıyla aynı seslerin yenilenmesi.

    Anakronizm: Zamanda yanılma. Özellikle sözlü edebiyatta kimi ozanları değişik zaman dilimleri içinde yaşatma halkın onları benimseme kaygısıyla ortaya çıkmıştı.

    Anıştırma: Söz arası ya da sözün gelişine göre ünlü bir olayı bir özdeyişi, bir atasözünü anımsatma ve düşündürme sanatı.

    Anlatı: Roman, öykü, oyun, masal gibi türlerde bir olay dizisini yazınsal biçimde anlatma eylemi.

    Anlatımcılık: Sanat ve edebiyatı sanatçının kişiliğini temel alarak açıklamaya çalışan kuram. Bu kavrama göre bir duygunun varolabilmesi; onun dile getirilmesine bağlıdır ve dille biçimlendirilmemiş bir duygunun varlığından sözedilemez.

    Arkaizm: Bir anlatıda dilden kaybolmuş ya da geçerliliğini yitirmiş sözcüklere ya da sözdizimlerine yer verme sanatı.

    Artıklama: Sözü ya da yazıyı gereksiz yere uzatma durumu.

    Aruz: Hecelerin uzunluk ya da kısalık derecesine göre çeşitli ses kalıplarından oluşan bir tür şiir ölçüsü. Daha çok Divan Edebiyatı'nda kullanılır.

    Aşık: Halk ozanı ya da saz şaiiri.

    Ayak: Halk şiirinde kafiye yerine kullanılan terim.



  2. 2
    BERFİN
    Üye
    Reklam



    -B-

    Bade: Halk ve Divan edebiyatında 'şarap' anlamında kullanılır.

    Bağfiil: Fiillerden oluşan, cümlede belirteç olarak kullanılan fiil soylu sözcük.

    Bağlam: Bir sözcüğün cümle, cümlenin paragraf, paragrafın metin içindeki yerini belirleyen, ondan önce veya sonra gelen sözkonusu sözcük, cümle ya da paragrafın anlamını, değerini belirleyen öğeler bütünü.

    Balad: Eski Fransız şiirinde görülen yazım biçimlerinden biri. Üç bentten ve bir ağırlama dizesinden oluşur.

    Barok: 17. yüzyıl Batı edebiyatında, dengeden çok devinime, düşünceden çok duyguya ağırlık veren yazın akımı.

    Basmakalıp:
    Çok kullanılan, hemen herkesçe bilinen sözlerin olduğu gibi kullanılması.

    Bayronculuk:
    İngiliz şair Lord Bayron'un başlattığı bu akım toplumun yerleşik düzenine, töresel kurallara uymadan yaşama düşüncesini taşır. 19. yüzyılda ortaya çıkan akım başkaldırıcı bir yapısı olmasına rağmen fazla taraftar bulamamıştır.

    Beğence: Bir yapıtın başına konan; yetkili bir kişinin yazdığı ve o yapıtı tanıtmayı amaçlayan yazı.

    Belgesel Roman:
    Gerçek olaylara, belgelere, araştırma ve incelemeye dayanarak oluşturulan roman türü.

    Belginlik: Düşünce ve duyguların, eksiksiz ve anlaşılır biçimde anlatılması.

    Bent: Bir şiirin 4, 5, 6, .... dizeli bölümlerinden her biri.

    Beş Hececiler: Milli edebiyat döneminde bu dönemin temel ilkelerini benimseyerek o doğrultuda yazan Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç ve Enis Behiç Koryürek'in oluşturduğu topluluk.

    Betimleme: Bir varlığı, bir olayı, bir durumu ya da kavramı zihinde canlanacak biçimde anlatma.

    Beyit: Aynı ölçüde yazılan ve anlamca birbirine bağlı iki dizelik Divan şiiri birimine verilen ad.

    Biçim: Edebiyatta varolan ögelerin birbirine bağlanarak oluşturdukları düzen. Örneğin bir şiirin biçimi kaç dizeden oluştuğuna, dizelerin kümelenişine, belirli bir uyak dizini olup olmadığına göre değişir.

    Bilimkurgu: Düş ya da kurgu yoluyla oluşturulan; çoğu kez gelecek zamanlarda yer alan; günümüzdekinden farklı bilimler ve teknikler kullanan toplum ve insan yaratan yazın türü.

    Bilinç Akımı Tekniği: Roman, öykü, anlatı gibi kurmacasal türlerde insanı, düşüncelerinin dümdüz akışı içinde değil; düşleri, izlenimleri, iç dünyası ve bilinçaltıyla yansıtmak için başvurulan yol.

    Bovarizm: Gustave Flaubert'in 1857 yılında yayımladığı Madame Bovary adlı romanın kahramanlarına özgü tutum ve davranışlara verilen ad.







  3. 3
    BERFİN
    Üye
    -C-

    Caize: Özellikle Divan edebiyatı döneminde büyüklere, varlıklı kimselere sunulan malzumeler için verilen para.

    Cinas: Eşsesli sözcükleri birlikte kullanarak yapılan söz oyunu.

    Cinayet Romanı: İşlenmiş bir cinayeti ve bu cinayetin işleyicisini bulup ortaya çıkarma eylemini konu alan roman türü.

    Cönk: Özellikle saz şairlerinin, kendilerinin ya da başkalarının şiirlerini derleyip kaydettikleri, uzunlamasına açılan deri kaplı defter.







  4. 4
    BERFİN
    Üye
    -D-

    Dadaizm: Tristan Tzara ve arkadaşları tarafından Fransız edebiyatında 20. yüzyılda geliştirilen bu akım, savaşın hemen ardından doğduğu için umutsuzluk ve güvensizliği içinde barındırır.

    Dağınıklık: Söylenenlerin birbirini tutmayıp bütünlükten yoksun olma durumu.

    Dekadan: Fransa'da, 19. yüzyılda natüralizme karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük eden sanatçılara verilen ad.

    Deneme: Herhangi bir konuda yazarın kesinlemelere gitmeden, kişisel görüşlerini, düşüncelerini konuşma ya da söyleşi havası içinde işlediği düzyazı türü.

    Destan: Yunanca Epos şiirinin karşılığı olan bu kavram, toplumların belleklerinde derin izler bırakmış yiğitlik ve kahramanlık olaylarını manzum olarak öyküleyici bir yöntemle anlatan en eski edebiyat türüdür.

    Devrikleme: Sözcüklerin cümle içinde olağan sıralanış biçimine uymayan kullanımı.

    Devriye: İnsanın ve evrenin Tanrı'dan çıkıp tekrar Tanrı'ya dönmesi görüşünü temel alan devir kuramını anlatan şiirlere verilen isim.

    Dışavurumculuk: Sanat ve edebiyat ürünlerinde iç gerçeğin ve iç yaşantının önemli olduğunu; bunu dışa yansıtmak gerektiğini savunan akım.

    Didaktik Şiir:
    Görünüşte şiirsel bir dokusu olan, ama gerçek amacı bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt vermek olan öğretici nitelikteki şiir.

    Divan: Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt.

    Divan Edebiyatı: Konuları, konuları işleyiş biçimi ve dili yönünden Arap-Fars etkisi altında oluşmuş edebiyat ürünlerine verilen ad.

    Dizin:
    Genellikle öğretici içerikli yapıtların ve kitapların sonuna koyulan kimi terimleri alfabetik bir düzenle veren ya da gösteren dizelge.

    Dolamlama: Belli bir düşünce ya da duyguyu doğrudan doğruya anlatma yerine, onu farklı sözcüklerle anlatma biçimi.

    Dolaylı Anlatım: Roman, öykü gibi edebiyat türlerinde olayların yazar tarafından anlatılması.

    Dolaysız Anlatım: Söylenenleri biçimsel değişikliğe uğratmadan, sözün söylendiği biçimde aktarılması.

    Döşeme: Halk öykülerinde giriş bölümüne verilen isim.

    Drama: Sahnede oynanmak için yazılan, olayları oluş halinde ve karşıt oluşların çatışmasıyla geliştirip gösteren yapıt.

    Durak: Hece ölçüsünde dizelerin iki ya da daha çok parçaya bölünüş yerine verilen ad.

    Düğümleme: Bir söz yazıdan istenilen anlamı çıkarmayı, o yazıyı kavramayı engelleyen anlatım karışıklığı.

    Düzyazı Şiir: Ölçü, uyak gibi kurallara uymadan, konuşma dilinin havası içinde yazılan bu şiir türü ülkemiz edebiyatında ilk kez 20. yüzyıl başında Halit Ziya Uşaklıgil tarafından denenmiştir.

  5. 5
    BERFİN
    Üye
    -E-

    Edebiyat: Duygu, düşünce, olay ve olguları, etkili ve güzel biçimde anlatan söz sanatı.

    Efsane: Eskiden bile söylenegelen, olağanüstü olaylara ve kişilere yer veren, konuşma diliyle oluşturulmuş, üslup kaygısından uzak hayali öyküler.

    Eglog: İlkçağ edebiyatında Romalıların Vergilius şiirlerine verdiği isim. Birkaç çobanın aşk ve kır yaşamı üzerine karşılıklı konuşmalarından oluşan bu şiirlerden oluşan eglog, edebiyatımızda işlenmiş bir tür değildir.

    Egzotizm: Yabancı ülkelerin gelenek ve yaşama biçimlerini yansıtan, o ülkelere özgü manzaralarla donatılmış yapıtlar için kullanılan bir tanımlamadır.

    Eleştiri: Bir yapıtın özünü, yapısını anlatan, onun değerli ve değersiz yönlerini ortaya çıkartan, yapıldığı toplumun düşünce gelişimi içindeki yerini örneklere dayandırarak yapan yazı.

    Eleştirel Gerçeklik: Toplumsal gerçekleri eleştirel bir yaklaşımla ele alan, insanı toplumsal ilişkileriyle yansıtmaya amaçlayan edebiyat yönelmesi.

    Enelhak: "Ben Tanrı'yım" anlamına gelen bu Enelhak, evrendeki tüm varlıkları bir ve bütün olduğuna inananların, Tanrı'yı gönüllerinde, kendi benliklerinde duyumsayanların kısacası Tasavvuf ulularının kullandığı bir sözcüktür.

    Epigram: Greklerde, mezar taşlarına yazılan kısa, epik şiirlere verilen addır.

    Epik: Geleneksel şiir sınıflandırmasında lirik ve dramatiğe karşıt olarak konusu kahramanlık olan şiirlerdir.

    Epizot: Bir roman, öykü ya da destanda olay örgüsü içinde başlıbaşına konusal bir bütünlük taşıyan ikinci derecedeki eylem ya da eylemler için Epizot kelimesi kullanılır.

    Epope: Kahramanlık öyküleri anlatan uzun manzum öykü.

    Erotizm: Sevgiliye, aşka yönelik tüm cinsel tutkuları ve düşleri içeren kavramdır. Erotizmi salt cinsel zevkleri betimleyen, insanın şehvet duygularını kamçılayıp utanma duygusunu inciten müstehcenlikle karşılaştırmamak gerekir. Erotik ürünlerde iki cinsin birbirine duyduğu sevgi ve bu sevginin kişiler üzerindeki etkisi anlatılır.

    Estetik: Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini inceleyen bilim ve bilgi dalı.

  6. 6
    BERFİN
    Üye
    -F-

    Fabl: Genellikle kahramanları bitkiler ve hayvanlardan seçilen, başında ya da sonunda insanların ortak kusurlarını gidermeye çalışan bir ders çıkarmaya hizmet eden manzum ya da düzyazı.

    Fantazya: Düş gücünün alabildiğince özgürce ortaya koyulduğu düşünceye ya da bunlarla donatılmış sanat yapıtlarıdır.

    Fars: İlkel, basit güldürme ögelerinden yararlanılarak, kimi kez inanırlığın sınırları dışına çıkarak oluşturulan, düşündürmekten çok güldürmeyi amaçlayan oyunlar için kullanılır.

    Fecr-i Ati Edebiyatı: "Sanat şahsi ve mahremdir" ilkesinden yola çıkarak 1908'den sonra yayımlanmaya başlayan Servetifünun dergisinde yazılar yayınlamaya başlayan sanatçılara verilen ortak isimdir. Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hamdullah Suphi ve Fuat Köprülü bu topluluğu oluşturan yazarlar arasında yer alır.

    Fenafillah: "Ölmeden önce ölmek" anlamına gelir. Tasavvuf inancına göre, evrende Tanrı'nın vücudundan başka gerçek vücut yoktur ve insan er ya da geç Tanrı'ya geri dönecektir. İşte bu dönüşe Fenafillah denir.

    Ferd: Divan edebiyatında başka beyitlere bağlı olmayan beyitlere verilen ad.

    Fıkra: İçinde güldünü ögesi bulunan kısa öyküler için kullanılan Fıkra, gazete ve dergilerin belli sütunlarında yayınlanan güncel, toplumsal ve siyasal yazıların da ismidir.

    Fikir Yazıları: Düşünceye dayalı, öğretme ve bilgilendirme amacıyla yazılan yazıların tümü.

    Folklor: Bir halkın geçmişten bu yana oluşturduğu geleneklerin. inançların, törelerin ve kültürün ortak adıdır.

    Fütürizm: İtalyan şair Marinetti'nin 1909'da Fransa'da yayınladığı birdirgeyle ortaya çıkan bu akım, yaşamın sürekli değiştiğini, sanatın da yerleşik bütün kuralları bir yana bırakarak yeni biçimve anlatım yolları yaratarak bu değişime ayak uydurması gerektiğini savunur.

  7. 7
    BERFİN
    Üye
    -G-

    Garipçiler: 1941'de Orhan Veli, M. Cevdet Anday ve Oktay Rifat üçlüsü, şiirde varolan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe başkaldıran şiirlerini Garip adıyla bir kitapta topladılar. Kitaba koyulan Garip adı zamanla hem üç şairi yansıtan bir kimlik kazandı hem de Türk şiirinde yeni başlayan akımı yansıttı.

    Gazel: Divan edebiyatında kullanılan; en az beş, en çok on beş beyittin oluşan şiir biçimi.

    Geçer Anlam: Bir sözcüğün herkesce bilinen ve kullanılan anlamına verilen ad.

    Geçiş: Yazılı anlatımda bir düşünceden ötekine, bir pragraftan sonrakine geçerken düşüncenin zincirleniş biçimi.

    Genelleme: Anlatılan konuyla tam bağlantısı bulunmayan bir takım düşünceler ortaya sürme.

    Gerçekçi: Gerçekçilik akımı içinde yer alan ya da o akımın ilkelerine bağlı kalan yazar ya da eserler için kullanılır.

    Gerçekçilik: 19. yüzyılda başlayan, gerçeği ve doğayı değiştirmeden, tüm çirkinliklikleriyle birlikte aktarmayı amaçlayan sanat ve edebiyat akımıdır.

    Gerçeküstücülük: 1924'den sonra Dadaizm'in yerine geçen, Fransa'da Andre Breton ve arkadaşlarının öncülük ettiği edebiyat akımıdır. Bu akım düşünce ve duyguların aklın denetimine girmesini reddeder.

    Gerilim: Okuyucu ya da izleyicide merak ve korku duygularını uyandırarak, endişeli bekleyiş içine sürükleyen gerginlik.

    Geriye Dönüş Yöntemi: Bir eserde olayların zaman sırasını bozarak geçmiş bir zamana ya da olaya dönme yolu.

    Gezi Yazısı: Gezilip görülen yerlerin ilginç yönlerinin anlatıldığı düzyazı biçimi.

    Gösterge: Genellikle kendisi dışında bir şey gösteren her türlü nesne, varlık ya da olgu; özel olarak dilsel bir gösterenle bir gösterilenin bileşiminden doğan birimdir.

    Gözlem: Olaylara, olgulara, varlıklara inceleyici gözle bakmak ve onların belirleyici özelliklerini seçmek işi.

    Göz Uyağı: Yazımları fonetik olmayan dillerde ses yönünden uyaklı olmadıkları halde, sonlarında aynı harflerin bulunduğu sözcüklerle yapılan uyak. (Gam, Cem, Kerem)

    Grotesk: Kaba gülünçlüklerden, olmayacak, yabansı şakalaşmalardan yararlanan, güldürmeyi kaba biçimde de olsa amaç edinen komedi türü.

    Gül: Divan edebiyatında kullanım sıklığı çok yüksek, sanat yapmak amacıyla başvurulan ögelerden biri.

    Gülbank: Bir toplulukça, hep bir ağızdan ezgili biçimde söylenen kalıplaşmış tekbirlere, dualara verilen ad.

    Gülmece: Daha çok "Mizah" adıyla bilinen; durumların, olay ve olguların gülünç yanlarını vurgulayan yapıtların genel adı.

    Günlük: Bir kimsenin günü gününe tuttuğu, üzerine tarih atıp duygu ve düşüncelerini belirttiği yazı.

    Güzelleme: Özellikle halk şiirinde sevilen bir varlığı övüp yüceltmek için yazılan koşmalara verilen ad.

    Güzellik: Bir eserde, hoşumuza giden ve bizde hayranlık uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün.

  8. 8
    BERFİN
    Üye
    -H-

    Hak: Tanrı'nın adlarından biridir. Gerçek ve adalet anlamında da kullanılır.

    Hak Aşığı: Pir elinden bade içmiş, dili çözülüp şiir söylemeye başlamış gerçek aşık.

    Halkbilim: Bir toplumun yarattığı halka özgü kültürel yaratımları, gelenek ve görenekleri, yaşanılan topraklar üzerindeki farklı töreleri inceleyen bilimdalı.

    Halkçılar: Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde halk şiirine özgü biçimsel ve söyleyişsel özelliklerden yararlanma, şiirlerini bu doğrultuda oluşturmak isteyen kimi şairlere ve yönelimlerine verilen ad.

    Halkçılık: Fransız edebiyatında, 1929 yılında Leon Lemonnier ve Andre Therive'nin öncülüğünde ortaya çıkan bir edebiyat akımı.

    Halk Edebiyatı: Halk ozanlarının İslamiyetten önceki göçebe kültür döneminin geleneklerini sürdürüp halkın somut yaşamından yola çıkarak oluşturdukları dilsel ürünlerin tümü.

    Hamamiye: Divan edebiyatında hamamı ya da hamamdaki güzelleri betimleme amacıyla yazılan kasidelere verilen ad.

    Hamse: Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesiyle oluşturulan yapıt.

    Hezl: Alay, eğlence, şaka anlamına gelen bu sözcük, tür adı olarak bir konuyu alaylı bir söyleyişle işleyen şiirler için kullanılmıştır.

    Hiciv: Bir kimseyi, nesneyi, düşünceyi ya da toplumun eksik aksak yanlarını iğneleyici bir dille ortaya koymak amacıyla yazılmış ürünlerin adı.

    Hikmet: Bir yaşama ya da davranış kuralı belirten, kısa ve özlü söz.

    Hümanizma: İnsanı evrende tek ve en yüce değer sayan, bu nedenle insana ve insan onuruna saygıyı sağlamak için gerekli koşulları hazırlama amacı güden düşünüş.

    Hüsn-i Talil: Özellikle Divan şiirinde bir olgunun gerçek etkenini bir yana bırakıp onu, güzel, tatlı ve hoş bir nedenle bağlama.

  9. 9
    BERFİN
    Üye
    -I-

    Iraklama: Sözlü ya da yazılı anlatımda konu dışına çıkalarak, konuyla ilgisi bulunmayan sözler söyleme.

    Irmak Roman: Bir kişinin, bir ailenin ya da bir topluluğun belirli bir zaman dilimi içinde yaşam ve yaşayış dönemlerini birbirini bütünleyecek biçimde anlatan roman dizisi.

  10. 10
    BERFİN
    Üye
    -İ-

    İade: Özellikle Divan edebiyatında bir beytin son sözcüğünü ondan sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanmayla ilgili söz sanatı.

    İcaz: Az sözcükle çok boyutlu, derin bir kavramı anlatma sanatı.

    İçerik: Bir yapıtın ya da sanatsal yaratının içerdiği duygular, düşünceler, imgeler kısacası biçim dışındaki tüm öğelerin toplamı.

    İç Konuşma: Roman, öykü gibi kurmaca bir anlatıda kişilerin içinden geçen şeylerin aktarımı.

    İçtenlik: Sözlü ya da yazılı anlatımda duygu ve düşüncelerin içe doğduğu gibi doğal biçimde aktarma niteliği.

    İdil: Bir kimsenin ağzından kır yaşamının güzelliğini ve çobanıl aşkı anlatan şiirdir.

    İham: İki ya da daha çok anlamı olan bir sözcüğü bir dize, bir beyit içinde bütün anlamlarını çağrıştırıp anıştırabilecek bir yolda kullanmayla ilgili anlam sanatı.

    İkileme: Dilin çevrimi içinde uzun yıllar birlikte kullanıla kullanıla kalıplaşmış kimi sözlere verilen ad.

    İkinci Yeni:
    1950'den sonra Garipçilere bir tepki olarak doğdu. "Şiirde anlam gerekmez" savından hareketle gelişen bu akımı benimseyenlerin şiirlerine 'anlamsız şiir', 'soyut şiir' ya da 'kapalı şiir' gibi adlar da verilmiştir.

    İlahi: Tekke edebiyatında herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Tanrı'yı övüp yücelten şiir türü.

    İleti: Sanatçının ya da yazarın eseriyle iletmek istediği asıl düşünceye verilen addır.

    İmale: Hecelerin uzunluk ve kısalık yönünden denkliğine dayanan aruz ölçüsünde kısa bir heceyi ölçü zoruyla uzun okutma biçimi.

    İmge: Edebiyat ürünlerinde, özellikle de şiirde dile getirilmek istenileni daha canlı ve etkili kılabilmek için anlatılmak istenenle başka şeyler arasında bağlantı kurarak zihinde canlandırılan yeni biçimlere verilen addır.

    İmgecilik: 20. yüzyılın başlarında E. Pount öncülüğünde H. Doolittle ve T. E Hulme'un katılımıyla oluşan üçlünün ortaya attığı daha sonra Lawrence ve Huxley'in de katıldığı İngiliz-Amerikan şiir akımı.

    İntihal: Başkalarının yazılarından, şiirlerinden bölümler, dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme. Aşırma da denilebilir.

    İstihare:
    Bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması. (Dağın eteği, masanın gözü...)

    İzlenimcilik: 19. yüzyıl sonlarında doğan; dış dünyanın bıraktığı etkileri, izlenimleri olduğu gibi yansıtmayı yaratı ve eleştirinin temel ilkesi sayan sanat ve edebiyat akımı.

  11. 11
    BERFİN
    Üye
    Reklam



    -K-

    Kahraman: Edebiyatta olayların akışını en çok etkileyen ve göze çarpan kişilere verilen ad.

    Kalem Şuarası: Belirli bir öğrenimden geçmiş, hece ve aruz ölçülerini kullanarak şiir yazabilen ancak saz çalmasını bilmeyen şairlere Kalem Şuarası denir.

    Kalenderi: Saz şairlerinin aruzun mef'ulü mefailü,mefailü feulün kalıplarına göre düzlükleri ve özel bir ezgiyle söyledikleri şiir türü.

    Kapalılık: Sözlü ya da yazılı anlatımda anlatıcının amacını açıkça söylemediği ya da özellikle gizlemeye çalıştığı durumlarda ortaya çıkan örtülülük.

    Karagöz: Karanlık bir yerde, gerisinde aydınlatımış beyaz bir perde cansız aktörlerle oynatılan bir oyun.

    Karakter: Edebiyat ürünlerinde olayın ya da anlatının içinde yer alan kişilerin huy ve davranış özellikleriyle kişiliklerini belirleyici özelliklerine verilen ad.

    Karşılaştırma: Sözlü ve yazılı anlatımda düşünceyi geliştirmek, söyleneni inandırıcı kılmak için birbiriyle bağlantılı iki nesnenin ortak olan ya da olmayan yönlerini inceleme.

    Karşıtlama: Birbirine karşıt olan iki düşünce ya da iki hayali bir ilgi kurarak aynı dize ya da cümle içinde kullanmayı içeren anlam sanatı.

    Kaside: Birini övmek ya da yermek için yazılan, en az 31, en çok 99 beyittin oluşan şiir biçimi.

    Kesiş: Sözün etkisini arttırmak için başvurulan anlatım oyunu.

    Kıssa: Kendisinden ahlak dersi çıkartılan özlü ve kısa söz.

    Kıta: Divan şiirinde ilk beytinin dizeleri birbiriyle uyaklı olmayan, en az iki, en çok on iki beyitten oluşan nazım biçimi.

    Kıyafetname: İnsanların fiziksel görünümlerinden onların kişiliklerini, ruhsal durumlarını çıkarmayı öğreten yapıtlara verilen ad.

    Kinaye: Bir sözcüğü hem gerçek hem de mecazi anlamda kullanarak maksadı üstü örtülü biçimde anlatan söz.

    Kişileştirme: İnsana özgü özellikleri taşımayan cansız varlıkları, hayvanları ya da imgesel yaratıkları kişiler gibi davrandırma, canlandırma sanatı.

    Klasik: Modayla değişmeyen, gelip geçici olmayan, üzerinde en az iki kuşak geçmesine karşın değerini koruyan türünde örnek niteliği taşıyan yapıt.

    Klasisizm: 17. yüzyıl Avrupa'da, özellikle de Fransa'da gelişen; eski Yunan ve Latin edebiyatları geleneğine bağlı kalarak anlatımda sadelik ve açıklığa ulaşmayı amaçlayan edebiyat akımı.

    Klişe:
    Sözlü ya da yazılı anlatımda çok kullanılan basmakalıp sözleri belirtmek için kullanılır.

    Koçaklama: Halk şiirinde coşkulu ve yiğitçe bir söyleyişle kahramanları öven, savaş ve döğüşleri anlatan, kahramanlık duygularını canlandıran şiir biçimi.

    Komedi: İnsanların ve olayların gülünç yanlarını ortaya koyan sahne yapıtı.

    Konferans: Hitabet türü içinde yer alan, herhangi bir konuda dinleyenleri aydınlatıp bilgilendirme, onlara kimi gerçekleri anlatma amacıyla yapılan konuşma türü.

    Koşma: Halk edebiyatında, hece ölçüsü (6 + 5) ya da (4+4+3) duraklı kalıbıyla sevgi ve doğa üzerine söyledikleri şiir türü ya da biçimi.

    Koşuk: Eskiden aşk ve doğa şiirlerine verilen genel ad.

    Köy Romanı: Köy yaşayışını, köylülerin toplumsal sorunlarını konu edinen roman türü.

    Kullanmalık Metin: Günlük yaşamın her yerde ve her zaman karşılaşılan durumlarını değiştirmeden anlatan yazılara verilen ad.

    Kurmaca: Belirtilen, dile getirilen anlam ya da anlam katmanlarıyla metin dışı gerçek yaşamın somut olguları, olay ve durumları arasında doğrudan doğruya bir özdeşlik ilişkisi kurulmasına elverişli olmayan söylem biçimi ve bu tür bir söylemin niteliği.

    Kübizm: 20. yüzyılın başlarında önce resimde başlayan, sonra öteki sanat dallarıyla birlikte edebiyatta etkisini gösteren sanat akımı.

  12. 12
    BERFİN
    Üye
    -L-

    La-Edri: Kimin tarafından söylendiği ya da yazıldığı bilinmeyen şiirlerin altına "bilmiyorum" anlamında yazılan sözcük.

    Lafçılık: Özellikle yazılı edebiyatta anlatımı gereksiz sözlerle doldurma ve bunu alışkanlık edinme.

    Lakonizm: Söylenmek istenileni en az sözcük ya da en kısa biçimde anlatma yolu.

    Lebdeğmez: İçinde dudak ünsüzlerinin (b, p, f, m, v) bulunmadığı şiire verilen ad.

    Leff ü Neşr: Bir beyit içinde iki ya da daha çok şeyi andıktan sonra onlarla ilgili şeyleri sırlama sanatı.

    Lehçe: Bir dilin tarihsel, toplumsal, kültürel nedenlerle dilbilgisi ve sözlük açılarından ayrımlaşmış biçimi.

    Letrizm: 20. yüzyılda, Romen asıllı İsodore İsou'nun öncülüğünü yaptığı, sözcükleri, sözcüklerin anlamsal değerlerini hiçe sayan şiirde temel birim olarak harfi benimseyen edebiyat akımı.

    Lirik Şiir: Epik ve dramatik şiire karşıt olan, duyguların çoşkulu bir dille anlatılması gerektiğini savunan şiir türü.

    Lügaz: Herhangi bir varlık ya da nesnenin özelliklerini anlatarak şiir biçiminde oluşturulan bilmece.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi