Bir sabah uyandığında..

+ Yorum Gönder
Ciddi Konular ve Güzel Yazılar / Makaleler Bölümünden Bir sabah uyandığında.. ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Bir sabah uyandığında..

    Reklam



    Bir sabah uyandığında..

    Forum Alev
    Hayatımızı, hayattan daha büyük gerçeklerle, evrenin sonsuzluğuyla, milyarlarca yıldan beri akıp giden zamanla kıyasladığımızda hissettiğimiz manasızlığı, yetersizliği hissettim.
    Gerçekle ilişkim koptu.

    "Hayat tanrının gördüğü bir rüya mı yalnızca?"

    "Benim başımdan geçenler, etrafımdakilerin başından geçenler hakikat mi, hayal mi, yoksa tanrının bir rüyasımı sadece? O uyandığı zaman kaybolacak bir rüya olmasın bunlar, eğer ona dualar ediyor, ezgilerde onu yüceltiyorsak, bu, onu uyutmak, sallayarak rüyalara dalmasını sağlamak isteğinden doğamaz mı?"

    Bir başkasının rüyası mıydı bizim yaşadığmız?

    Kaderimizin bir başkasının zihnindeki bulanık görüntülerle belirlendiği bir rüya mıydı bu?
    Eğer öyle değil de, hayat çok belirgin, çok net, çok gerçekse, o zaman, bazen bütün geleceğimizi belirleyen tesadüfler neydi?

    Bir keresinde genç bir dostuma, "Sence tesadüf nedir?" diye sormuştum.
    O, gözlerini kısmış, dudaklarını şişirmiş, parmaklarının ucuyla çenesini ovaladıktan sonra hiç unutmadığım o cevabı vermişti:
    "Tesadüf, bilinçaltımızdır."

    Tesadüf dediğimiz, hayatımızın beklenmedik, tahmin edilmedik, olaylarla ve insanlarla olan kesişmelerine bizi bilinçaltımızın hazırlayıp sürüklediğini, bilinçaltımızda öyle bir hazırlık olmasa, rastladığımız olayların ve insanların da yanında, onları fark etmeden geçip gidebileceğimizi düşünüyordu.

    Bazen kaderimizi belirleyen tesadüfler aslında bizim bulmak istediğimiz ama bunun farkında olmadığımız olaylar ve insanlardı.

    Tesadüfleri, onları çok yadırgamadan hayatımıza almamız, onları kendi geleceğimize katmamız, onları zaten istememizdendi.

    Tesadüflerin kaderimizi belirlemekteki gücünü kabul edersek ve bu tesadüflerin bilinçaltımızın hazırladığı sonucunda ortaya çıktığına inanırsak, hayatımıza bilincimiz kadar, hatta belki de ondan çok, bilinçaltımızın yön verdiğinede iman etmemiz gerekiyordu.
    Böyle baktığımızda hayat sadece tanrının rüyası değildi.

    Tanrının ve bizim bilinçaltımızın oluşturduğu bir sisin içinde, o sisin arasında gözükenleri asla bilinçli bir şekilde kavrayamadan yaşıyorduk.

    Kaderimizi değiştirmeye muktedir değildik ama onunla tanışmış gibi yaşıyorduk, kendini aldatmanın en vahşi ve en besleyici yanlarından biri olan bu yanılgı belki de kendi bilinçaltımızın bulanıklığının, tanrının belirsiz rüyalarıyla denk gelmesindendi.
    "Ne başlangıcını nede sonunu bilemediğimiz zamanın içinde küçük susinekleri gibi kısacık hayatımızı sürüp, kendimize ve yaşadıklarımıza yüklediğimiz o olağanüstü ve biraz komik ciddiyetle yaşarken, ihtiraslarımızın, acılarımızın, kıskançlıklarımızın, ve kızgınlıklarımızla tanrıyı rüyasında güldürüyor muyduk?

    Tanrı gülümseyerek birgün uyandığında yok mu olacaktık?

    Biz birgün, bilincimiz kadar bilinçaltımızı da berraklıkla kavradığımızda mı uyanacaktı tanrı?
    Geleceğe bakmak, hep ona bakmak kurtarıyordu belki de bizi, bu sisin içinde yolumuzu bulabilmemiz, kendimizi ve hayatımızı önemsememiz, hayata bir mana katmamız belki de geleceğe bakmakla mümkündür.
    Bu anı manalı kılan, ona bir derinlik katan geleceğe bakmamızdı.

    Ya geçmiş?

    Geçmiş bize, geleceğe bakmayı ve sislerin arasından görmeyi öğretiyordu.
    Tanrı gülümseyerek uyuyor ve rüyasında bizleri görüyordu.
    Biz, tanrının rüyasında dolaşırken bilinçaltımızdaki milyonlarca belirsiz görüntü, isimsiz duygu, anlaşılmayan istek, tesadüfleri ve kaderimi oluşturuyordu?
    Kaderimizi şekillendirmekte, bilincimizin, aydınlık düşüncelerimizin, keskin duygularımızın gücünü yüceltmeye çalışırken tanrısal bir şakanın kurbanı mı oluyorduk?

    Sislerin içinde yaşıyorduk.

    "Ne büyük acılar ne de büyük sevinçler öldürür insanı, bu yüzden bu acı ve sevinçler, küçük küçük değersiz şeylerden oluşmuş muazzam bir sisle sarılı gözükürler. Evet, işte hayat dediğin bir sis olup olacağı."

    Peki ya, içimdeki o huzur, o huzurun altına saklanmış özlem, özlemin yanında duran keder, onların arasında aniden kopuveren kahkaha, umutlarım?..

    Tanrının rüyası mı bütün bunlar?
    Öyleyse eğer tanrım, bırak beni rüyanda dolaşayım.

    Sen de benim rüyamda dolaşıyorsun çünkü.




  2. 2
    EFRUMİE
    Bayan Üye

    Cevap: Bir sabah uyandığında..

    Reklam



    Hayatımızda gerçekleşen bir çok şey kendi isteklerimizle hayatımıza kabul etmemizle girmektedir. Geri kalanı ise diğer insanların etkileri il gerçekleşmektedir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi