Amasya Hakkında Genel Bilgi

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve İç Anadolu Bölgesi Bölümünden Amasya Hakkında Genel Bilgi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    alicanavar
    Özel Üye
    Reklam

    Amasya Hakkında Genel Bilgi

    Reklam



    Amasya Hakkında Genel Bilgi

    Forum Alev
    İSMİ NERDEN GELİYOR

    Hitit belgelerine göre Amasya’nın bilinen ilk adının Hakmiş [Khakm(p)is] olduğu sanılmaktadır. Bu isimin Perslerin Amasya’yı fethine kadar devam ettiği değerlendirilmektedir.
    Amasya’nın Mitridates Krallığı Dönemi'ndeki adı “Amasseia” dır. Özellikle M. Ö. II. yüzyıldan itibaren darp edilen Amasya şehir sikkelerinde AMASSEİA ibaresi açıkça görülmektedir. Zaten coğrafyacı Strabon’da Amasya için Amaseia sözcüğünü kullanmaktadır.
    Amaseia sözcüğü, “Ana” anlamına gelen ve özellikle “Ana Tanrıça” yı kasteden ‘Ama’ ve onun çeşitlemesi olan ‘Mâ’ ibaresi ile bağlantılıdır. Bundan hareketle denilebilir ki Amaseia “Ana Tanrıça Mâ’nın şehri” anlamına gelmektedir.
    Ana Tanrıça Mâ, Perslerin Anadolu’yu fethinden sonra tapımı yaygınlaşan doğu kökenli bir tanrıçadır. Aynı zamanda bu tanrıça Mitridates ve Kapadokya’nın yerel tanrıçasıdır. Amaseia sözcüğü de Persler zamanındaki asıl söyleniş şeklinin Hellen ağzına uydurulmuş biçimidir.
    Roma döneminde Amaseia adı fazla bir değişikliğe uğramadan AMACIAC (Amasia) olarak kullanılmıştır. Örneğin, İmparator Septımıus Severus, Caracalla ve Severus Alexander döneminde darp edilmiş Amasya şehir sikkelerinde AMACIAC adını görmekteyiz.
    Bizans Devri'nde de Amasia adının değişmeden devam ettiği bilinmektedir.
    Amasya’nın adı Danişmendliler zamanında ise bazen Amasiyye, bazen de Şehr-i Haraşna olarak anılmıştır. Selçuklu, İlhanlı, Beylikler ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Amasya adı herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.



  2. 2
    alicanavar
    Özel Üye

    amasyanin tarım ve sanayisi hakkında bilgi

    Reklam



    KALKOLİTİK ÇAĞDA AMASYA
    Amasya sınırları içerisinde Kalkolitik Çağ'a ait önemli bazı yerleşmeler arasında Amasya merkez Ovasaray Köyü Hamam Tepesi Höyüğü, Sarımeşe KKünbet Höyük, Keşlik Köyü Koşapınar Höyük ve Ayvalıpınar Köyü Ayvalıpınar Höyüğü ile Suluova ilçesi Kanatpınar Köyü Devret Höyük ve Deveci Köyü Yoğurtçu Baba Höyükleri sayılabilir.

    TUNÇ ÇAĞINDA AMASYA

    İlk Tunç Çağı'nda da (3000-2500) Amasya’da yoğun bir yerleşmenin olduğu bilinmektedir. Bu dönem höyüklerine Amasya merkez Yassı Höyük (Oluz Höyük), Gümüşhacıköy ilçesi Sallar Höyük, Merzifon ilçesi Hayrettin Köyü Delicik Tepe Höyüğü, Göynücek ilçesi Gediksaray Höyük, Alakadı Köyü Türkmenlik Tepe Höyüğü ve Merzifon ilçesi Kayadüzü Höyük örnek verilebilir.

    Amasya, Orta Tunç Çağı'nda (M.Ö. 2500-2000) Mezopotamya yazılı belgelerinde “Hatti Ülkesi” olarak bilinen uygarlığın sınırları içerisinde kalmıştır. M.Ö. 2500-2000 tarihleri arasında Anadolu’da güçlü bir uygarlık kurmuş olan Hattiler'e ait önemli yerleşmelerden biri de Amasya Merkez İlçeye bağlı Mahmatlar Höyüğü'dür.
    Mahmatlar Höyük, 1949 yılında defineciler tarafından kaçak kazılar sonucu tahrip edilmiştir. Burada bulunan eserler daha sonra resmi makamlarca ele geçirilmiş olup altın, gümüş ve bronzdan oluşan bu eserler Hatti Uygarlığı'nın önemli eserlerindendir.

    HİTİTLER DÖNEMİNDE AMASYA

    Hatti egemenliğine Hititler tarafından son verilmesi üzerine Amasya, Hititlerin egemenlik sahasında kalmıştır. Kendilerini Nesice konuşanlar anl***** gelen Nesili sözcüğü ile adlandıran Hititler Anadolu’da büyük bir siyasi birlik kurmuşlardır. Amasya şehri de bu dönemde Hititlerin sınırları içerisinde kalmıştır.
    Hititlerin Amasya’daki önemli yerleşim yerlerinden biri Amasya merkez Doğantepe (Zara) Beldesi'dir. Bu beldede bulunmuş olan ve M.Ö. 1400-1200 yılları arasına tarihlendirilen Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’a ait olan bronz heykel günümüze intikal etmiş önemli Hitit eserlerindendir. Hititler, içinde bulundukları kuraklık ve kıtlığın etkisiyle yaşadıkları bunalımlı bir dönemde, bir görüşe göre Karadeniz dağlarında yaşayan Kaşgaların diğer bir görüşe göre ise, içinde Friglerin de bulunduğu ve Balkanlardan Anadolu’ya gelen bazı kavimlerin akınları sonucunda M. Ö. 1190 tarihi civarında egemenliğini yitirmişlerdir. Bu yıllarda meydana gelen yıkım, talan ve katliamlar sonucunda Amasya’nın da içinde bulunduğu orta Anadolu’da Karanlık Çağ olarak adlandırılan ve 400 yıldan fazla devam eden bu dönem hakkında elde fazla bilgi bulunmamaktadır

    FRİGLER DÖNEMİNDE AMASYA

    M. Ö. 750 den sonra siyasal bir güç olarak tarih sahnesine çıkmış olan Frigler Kral Midas döneminde (M.Ö. 725-695/675) sınırlarını genişletmiş ve bunun sonucunda Amasya yöresi de Friglerin egemenlik sahası içerisinde kalmıştır. Frigler M.Ö. 676 yılında Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler’in şiddetli saldırıları karşısında dayanamayarak kısa sürede güçlerini kaybetmiş ve yıkılma sürecine girmiştir.

    KİMMER - İSKİT DÖNEMİ AMASYA

    Kimmerler; bu dönemde Anadolu’da bulunan devletler karşısında bir tehdit unsuru olmuş ve sanatsal açıdan ilişkide bulundukları toplumları etkilemişlerdir.
    Kimmerler, Karadeniz Bölgesi'nde yayılmış ve bu dönemde Amasya ve civarı Kimmerlerin egemenlik alanı içerisinde kalmıştır.
    Amasya’da Kimmerler devrine ait fazla eser olmamakla birlikte Gümüşhacıköy İlçesi İmirler Köyü'ndeki bir kurgandan çıkarılarak Amasya Müzesine getirilen madenî savaş aletleri bu döneme ait eserlerdendir.
    Anadolu tarihinde M.Ö. 675-585 arası önemli bir güç olarak varlığını hissettiren Kimmerler ve İskitler, daha sonra yavaş yavaş etkinliğini yitirmişlerdir. Kimmerlerin yaşadığı çağda İskitler de tarih sahnesinde görülmektedir. Zaten Herodot’un da ifade ettiği gibi; İskitler genellikle Kimmerler'in yerleşim yerleri üzerine yerleşmişlerdir. Bu nedenle Amasya ve civarındaki Kimmer egemenliği sonrasında İskit egemenliği görülür.

    MED - PERS İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE AMASYA

    Anadolu’daki iki büyük güç olan Lidya ve Med devletleri arasında beş yıl boyunca süren savaşın son bulması üzerine, M.Ö. 585 yılında her iki güç arasında Kızılırmak sınır olarak kabul edilmiş ve bunun üzerine Amasya Pers egemenliğine kadar Medlerin sınırları içerisinde kalmıştır.
    Kısa süren Med egemenliğinden sonra Amasya, M. Ö. 547/46 tarihinde Pers İmparatorluğu'nun kurucusu Kyros’un Lidya kralı Kroisos’u yenmesi üzerine Anadolu’nun büyük çoğunluğu gibi Pers idaresi altında kalmıştır.
    Persler, fetihler yoluyla egemen oldukları yerleri toplam yirmi satraplık halinde taksim ederek buralara birer genel vali atamışlardır. Bu genel valiler, tacın muhafızı anl***** gelen satrap sözcüğü ile adlandırılıyordu. Bu dönemde Amasya yaklaşık iki yüz elli yıl boyunca Kapadokya Satraplığı olarak bilinen bölgenin doğu sınırları içerisinde kalmıştır. Bu dönemde, Sardes’ten başlayan ve Susa’da son bulan Kral Yolu güzergahının belli bir kısmı Amasya’nın da içinde bulunduğu Yeşilırmak Ovası'nda geçmektedir.

    HELENİSTİK ÇAĞDA AMASYA

    M.Ö. 333 yılında meydana gelen İssus Savaşı'nda; Pers kuvvetlerinin Büyük İskender’in güçleri karşısında yenilmesi sonucunda, Amasya’nın da içinde bulunduğu Kuzey Kapadokya Bölgesi dışında Anadolu’nun büyük bir kısmı Makedonya Krallığı'nın egemenliğine girmiş ve böylelikle tarihte Hellenistik Çağ olarak bilinen ve Anadolu’da etkisini daha çok kültürel ve sanatsal boyutta hissettiren bir dönem başlamıştır. Bu dönem; özü itibariyle doğu ile batı inanç ve kültürlerinin sentezi olan bir dönemdir.
    Büyük İskender’in ölümü üzerine (M.Ö. 323) Anadolu’da siyasi anlamda yeni bir süreç baş göstermiştir. Bu süreçte; Büyük İskender’in halefleri imparatorluğun birliğini sağlayamamış ve imparatorluk çeşitli krallıklara bölünerek dağılmıştır.
    Bu gelişmeler yaşanırken M.Ö. 301 yılında Pers kökenli Mitridates Ktistes, Mitridates Krallığını kurarak Amasya’yı başkent yapmıştır.
    Başkentin V. Mitridates Euergetes (150-120) döneminde Sinop’a nakledilmesine kadar uzun yıllar Mitridates Krallığının başkenti olarak kalmış olan Amasya’da, büyük bir imar faaliyeti başlamış ve özellikle Mitridates Eupator döneminde bu faaliyetle birlikte şehir bir kültür merkezi haline gelmiştir.
    Bu dönemde; Mitridates Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasında özellikle V. Mitridates zamanında gelişen iyi ilişkiler, Mitridates Eupator döneminde (M.Ö. 111-63) tersine dönmüş ve bunun sonucunda uzun yıllar süren Mitridates savaşları yaşanmıştır. En son M.Ö. 63 yılında Mitridates Eupator ile Romalı general Pompeius’un orduları arasında yapılan savaşta Eupator’un yenilmesi üzerine Amasya Roma askerleri tarafından işgal edilerek tahrip edilmiş Pompeius, Mitridates Krallığının egemenliğine son vererek topraklarını Bithynia bölgesiyle birleştirerek Bithynia-Mitridates Eyaletini oluşturmuş Amasya ve civarı Roma egemenliği altına girmiştir. Mitridates Eupator’un oğlu olan Kırım Kralı II. Pharnakes, Roma İmparatorluğu içerisinde yaşanan iç savaşlar nedeniyle Mitridates Krallığının eski topraklarını bir süre geri almayı başarmış, fakat M.Ö. 47 yılında Zela (Zile) yakınlarında Caesar (Sezar) komutasındaki Roma birlikleriyle yaptığı savaşta yenilmesi üzerine, Amasya’nın da içinde bulunduğu topraklar tekrar Roma egemenliğine geçmiştir.

    ROMA İMPARATORLUĞU ZAMANINDA AMASYA

    Parthlar’ın Karia’ya kadar olan bölgeyi işgal etmeleri üzerine Roma İmparatoru Antonius komutanları aracılığıyla Parthlar’ı yenerek onları Anadolu’dan atmıştır. Bu olaydan sonra Anadolu’ya gelen Antonius, Parthlar’ın saldırılarını önlemek amacıyla kendi toprakları ile Parthlar arasında tampon bir bölge oluşturmak için bazı vasal krallıklar kurdurmuştur. M.Ö. 39 yılındaki bu gelişmeye göre; İçinde Amasya’nın da bulunduğu Mitridates Bölgesi II. Pharnakes’in oğlu Darius’a verilmiştir.
    Amasya bu dönemde Mitridates Galaticus Bölgesi'nin Metropolis’i olup önemli bir şehir konumundadır. M.Ö. 25 yılında İmparator Augustus (M.Ö. 27 – M.S. 14) kendisine bağlı Provincia Galatia Eyaletini kurarak bir çok bölgeyle birlikte Mitridates Galaticus Bölgesini de bu eyalete bağlamıştır.
    Roma İmparatorluğu döneminde eyalet statüsünde olan Amasya, aynı zamanda eyaletler arası yol sisteminin de merkezi konumuna gelmiştir. Örneğin Galatya ve Kapadokya yolları Amasya’da son buluyordu.
    Amasya’da İmparator Domitianus’tan (M.S. 81-96) itibaren Severus Alexander (M.S. 222-235) dönemine kadar şehir sikkeleri darp edildiği de bilinmektedir. Bu sikkelerden bir çoğu günümüzde Amasya Müzesi sikke koleksiyonunda yer almaktadır. Amasya şehri; İmparator Diocletianus sonrasında Diospontus’un dinsel ve idarî merkezi durumuna gelmiş ve VIII. yüzyıldan itibaren ise Bizans’ın askerî vilâyetlerinden (thema) olan Armeniakon Kaleleri arasında yer almıştır.







  3. 3
    alicanavar
    Özel Üye
    camilerimiz, çeşmelerimiz, türbelerimiz kısaca selçuklu ve osmanlı mimarisi

    sultan beyazıd külliyesi

    çilehane camii

    beyazıdpaşa camii

    gümüşlü camii

    büyükağa medresesi

    bimarhane

    torumtay türbesi

    şirvanlı ismail türbesi

    halifet gazi türbesi

    künç köprü

    çağlayan köprüsü

    amasya taşhan

    kumacık hamamı

    büyükağa çeşmesi








  4. 4
    alicanavar
    Özel Üye
    AMASYA KÜLTÜRÜ

    AMASYA'YA ÖZGÜ KIYAFETLER



    YÖRESEL KIYAFETLER

    Amasya ili geleneksel giyim-kuşam bakımından çok renkli ve çeşitlidir. Kıyafetlerin günümüze değin bozulmadan gelmiş olması, yöre insanının kapalı bir toplum olmasından kaynaklanmaktadır. Dağ köylerinde hâlâ geleneksel kıyafetler ile günlük yaşamı sürdüren insanlar vardır.



    GELENEKSEL KADIN GİYİMİ


    Amasya geleneksel kadın kıyafeti oldukça zengin ve gösterişli bir kıyafettir. Göynücek İlçesi’nin Ilısu Köyü ve Karayakup Köyleri’nde Yörüklerin giydiği geleneksel kıyafetler; fes, pullu yemeni, göynek, üçetek, cepken, yelek, kuşak, çarpana kuşak, şalvar, çorap ve çarık olmak üzere 12 parçadan oluşur


    GELENEKSEL ERKEK GİYİMİ


    Amasya geleneksel erkek giyimi, bayan giysisine nazaran çok sadedir. Erkek giysisi şu parçalardan oluşur: Fes - Çember Baş; İçlik - Melez Göynek; Yelek (Delme); Şalvar; Kuşak (Şal Kuşak); Çarık (Postal-Lakçin-Kaleş); Çorap


    BİNDALLI


    Kadife veya atlas kumaştan yapılan bu kıyafetin üstünde, bitki desenleri sim işlemelerle kabartma yapılarak kumaşın üstüne işlenmiştir. Motifler, baharda çiçek açmış bir ağacın dallarını andırır. Kıyafet, adını da üstündeki motiflerden almaktadır

    AMASYA YEMEKLERİ

    Amasya yöresel yemekler konusunda zengin bir ilimizdir. En ünlü yemekleri Amasya çöreği, bakla dolması, yeşil fasulye kavurması, keşkek, bamya, sakala çarpan çorbası, toyga çorbasıdır.

    AMASYA MUTFAĞINDAN ÖRNEKLER


    AMASYA ÇÖREĞİ

    Bira mayası ya da hamur mayasıyla yoğrulan hamur, yeterince kabardıktan sonra topaklara ayrılır. Hamur tahtasına açılan bu topakların üzerine yağ, dövülmüş haşhaş ve ceviz konulur. Küçük küçük katlanarak tepsiye dizilir. Üzerine yumurta sürülerek fırına verilir.


    BAKLA DOLMASI


    Kıyma, soğan, yağ ve biber önceden kızdırılmış yağ ile karıştırılır. Bu karışım dolma yaprağına doldurulur. Her yaprağa bir bakla konularak sarılır. Böylece yapraklar top görünümünü alır. Kıyma yerine pirinç veya bulgur da tercih edilebilir. Ya da bulgur ver pirinç birlikte baklaya harç olarak hazırlanabilir


    TOYGA ÇORBASI


    Süzme yoğurt, yarma, bir kaşık un, bir yumurta iyice çırpılıp biraz su ilave edilir. Kaynayana kadar karıştırılır. Varsa et suyu, pişmiş nohut katılır, hepsi kaynatılır, hepsi kaynatılır. Kaynayınca sıcak su ilave edilip yarım saat pişirilir. Pişirince üzerine yağ ve nane yakılır. (Bu çorba yarma ve nohut katılmadan da yapılmaktadır.)


    YEŞİL FASULYE KAVURMASI


    Taze fasulye kırılır, yıkanır, sade yağın içine yumurta kırılır. Fasulye ilave edilip karıştırılır ve buharı ile pişirilir. Pişince, ateşte iken içine maydanoz doğranır. Tuz, kırmızı - kara biber katılır.

    KEŞKEK

    Çemenlenerek kurutulmuş kemik, nohut, yarma az su ilavesiyle; kapağı açılmadan ve karıştırılma dan tandırda iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yumuşayınca altına kaburga konulmuş bir çömleğe boşaltılır. Yine tandır veya fırında hafif ateşle pelteleşene kadar pişirilir. Yerken üzerine biberli yağ yakılır


  5. 5
    alicanavar
    Özel Üye
    AMASYA'YA ÖZGÜ MANİLER - TÜRKÜLER



    Amasya folklorunda maniler önemli bir yer tutar. Amasya yöresindeki toplumsal yaşayışın, coşkunun, heyecanın yoğun bir şekilde yaşadığı maniler, düğünlerde ezgili olarak okunur. Genelde genç kızlar bir araya geldiklerinde, eğlenmek amacı ile mani söylerler.
    Mani söyleneceği zaman güzel tef çalan biri eline “el tefi” alır. Bir taraftan çalıp diğer taraftan mani söyleyerek kendisine eşlik edecek birini arar. Bazen mani söyleyecek kişiler istekli olmayabilir. Bu durumda onu teşvik etmek için ardı ardına maniler sıralanır. Bu manilerin içeriği mani atışmasına girmesi istenilen kişiyi kızdırmak amaçlı olabilir. Ortam iyice ısınmaya başlayınca söylemeye niyetli olmayan kişi onun söylediğine karşılık olarak mani söyler. Böylece mani yarışı (atışması) başlar.

    MANİLER



    Duvarda makas asulu


    Elbiseler kesülü


    Bana mani sorarsan


    Kirli çuval basulu



    Çay aşağu giderim


    Topal koyun güderim


    Eğer anam vermezse


    Bohçamı alur giderim



    Mavi boyarlar mola


    Sevsem duyarlar mola


    İkimizde bir boyda


    Nikah gıyarlar mola



    Harmanlarda ot bitti


    Goyun yayulsun diye


    Hatıp kekül sallamış


    Muhtar bayulsun diye



    Üzüm goydum sepete


    Yar oturur tepede


    Ben bir yeni yar sevdum


    Şan olsun memlekete



    Altınım var boynumda


    İki ellerim goynumda


    Ela gözlü sevduğum


    Gece gündüz aynımda



    Altını bozdurayım
    Sıraya dizdireyim
    Elma armut değülsün
    Cebimde gezdireyim
    Yaylanın çimenini
    Hep toplamış geyikler
    Sevdalunun işine
    Ne garuşur böyükler
    Gayalardan ot biter
    Guzular yayulsun diye
    Gızlar kekürt* sallar
    Oğlanlar bayulsun diye
    Dozer geliyor dozer
    Çekilin sizi ezer
    Benim sevduğum oğlan
    Sinan Özer’e benzer
    Yayladan mı geliyon
    Sırtındaki yayuk mu
    Ben sağa ayakkabı verdüm
    Ayağundaki çaruk mu Ambar altunda cecük
    Bacakları küçücük
    Benüm sevduğum oğlan
    Dünyalarda biricük

    TÜRKÜLER

    • TEK KAPIDAN ÇIKTIM YÜZÜM PEÇELİ >>
    • BULGURU GAYNATIRLAR >>
    • HÖÇÜLLÜ >>
    • YARİNEN GEZDİĞİM DAĞLAR >>
    • KADER >>
    • YÜCE DAĞ BAŞINDA BİR CİZ GARİDİM >>
    • GİTME GÜZEL DÖN GERİ GEL >>


  6. 6
    alicanavar
    Özel Üye
    AMASYA'YA ÖZGÜ KONUŞMA BİÇİMLERİ, ATASÖZLERİ, DEYİMLER, DUALAR

    Amasya'da bütün Türkiye'de kullanılan deyim ve atasözlerinin yanı sıra sadece bu bölgede kullanılan ifadeler de bulunmaktadır. "Hışırım çıktı" "Benden yemlen yumurtayı başkasına bırak" "Hızlı yürüsen deli, yavaş yürüsen ölü derler" "Gıcır gıcır devrilesice" bunlardan sadece bir kaçıdır.

    ATASÖZLERİ



    * Eşeğin kulağına yasin okunmaz. (O laftan anlamaz cahile ne anlatıyorsun. Boşa konuşuyorsun. Ya da kendi bildiğini yapar, seni dinlemez anlamında kullanılır.)

    * Yıl da azdı kul da azdı. (Kocaya kaçan kızlar için söylenir.)

    * Gölden yiyo, imarette yatıyo. (Hazırı yemesini seviyor ama durumunu düzeltmek için hiç bir şey yapmıyor anlamında, tembel insanlar için kullanılır.)

    * Her köyün bir soğan doğraması olur. (Genelde Anadolu’da bilinen “Her yiğidin bir yoğurt yemesi vardır” atasözüyle aynı anlamdadır.)

    * Bıçağın önü de arkası da kesiyor. (Her durumda kendini haklı çıkartıyor. Herkezten destek gördüğü için kimseyi takmıyor. İnsanları hiçe sayıyor. Anlamında kullanılır.)

    * Benden yemlen yumurtayı başkasına bırak. (“Karnını ben doyuruyorum, kazancını başkasına
    yediriyorsun” anlamında kullanılır.)


    DEYİMLER



    * Kül haşhaş olmak. (Cam gibi çabuk kırılan eşyaların ya da toplu halde bulunan nesnelerin düşünce etrafa dağılması anlamında kullanılır.)

    * Muhtarın karısı muhtarın yarısı. ("Sen ne dersen de bu iş onun tarafından olacağı yerde başka karışanlar ve karar verecek olanlarda var. İş onunla bitmiyor" anlamında kullanılır.)

    * Arka gelmeyince ön açılmıyo. (Aklıma bir şey gelmiyor. Gelse hepsini anlatacağım…)

    * Seversen esmer sev sevdikçe bağlanır.

    Pek sevme beyazı, üç günde bir kirlenir.

    * Kumanın gemisi yürür, elti gemisi yürümez. (Kumanın olduğu yerde eltinin sözü geçmez.)

    * Seni omuzuna alınca ayakların yere değmesin. (Evleneceğin kişi fakir olmasın. Seni hiç bir şeye muhtaç etmesin.)

    * Ali evlendi Güllü gelin oldu. (Olan oldu. Herkes yerini buldu. İş işten geçti ya da herkes kenara çekildi. Olanlar bana oldu anlamında kullanılır.)

    * Bu ne biçim gayda, büyüklerde olur fayda. (Bir işi yapmadan önce bir bilen büyüğe danış.)

    * Gayseriluyuk. (“Okuma-yazma biliyor musunuz?” diye sorulduğunda “Kayseriliyiz.” denir. Bu okuma- yazma bilmiyoruz anl***** gelir. Ayrıca “Kaç yılında doğdunuz” sorusuna da “anadan doğma yaşıyoruz” cevabı verilir)

    * Hızlı yürüsen deli, yavaş yürüsen ölü derler. (Her şeye bir bahane bulunur.)

    * Gezgüç. (Çok gezenlere denir.)

    * Köprüden geçerken yan yana yürümüşler. (Akraba olmadıkları halde akrabasıymış gibi davranan ya da çok uzaktan da olsa akrabalığı bulunan kişiler için söylenir.)

    * Hışırım çıktı. (Çok yoruldum)

    * Fahridin mi?: İhtiyarladın mı?


    DUALAR



    * Allah ömrün uzun etsin.

    * Tuttuğun altın olsun.


    * Allah sana oğul ekmeği, gelin ekmeği yedirsin.

    BEDDUALAR



    * Allah sana parmak versin de tırnak vermesin. (Allah sana fırsat vermesin anlamında kullanılmıştır.)


    * Elma yerken dişin gırılsın inşallah. (Şaka ile karışık da söylenir.)

    * Allah sende oğlundan gızından bul. (Bana yaptıklarının cezasını gör. Ama benden değil de en sevdiğin kişiler tarafından canın yansın. Bu benim sana vereceğim karşılıktan daha çok canını acıtacaktır.)


    * Gıcır gıcır devrilesice. (Ağaç kesilirken gıcır gıcır diye ses çıkartır. “Sende hayata son verirken acı çek ve inleyerek öl.” Anlamında kullanılır.)
    * Allah kapına kara kilitler asılsın. (Neslini devam ettirecek bir ailen olmasın, ailen bölünsün, ocağın tütmesin anlamında kullanılır.)

    AMASYA ÜNLÜLERİ
    Köklü ve zengin bir tarihi yanında ilimiz 1861'de Fransız G.Perrot'un "Amasya Anadolu'nun Oxford'udur. 25.000 kişilik nüfusunun 2.000'i öğrenci olup, 18 medresede öğrenim görmektedir" beyanlarıyla bir çok devirde önemli kültür merkezi olduğu bilinmektedir. Amasya'da yetişen düşünür, din, bilim ve devlet adamlarından bazıları şunlardır:

    Bilim Adamları:
    • Amasyalı Strabon
    • Sabuncuzade Şerefeddin
    • Akşemseddin
    • Sucaeddin İlyas Çelebi
    • Hayrettin Çelebi
    • Pir Sina Abdurrahman Çelebi
    Sporcular:
    • Yaşar Doğu
    • Metin Uludağ
    Şairler:
    • Aşık Paşa (1272-1332)
    • Ahmedi (1334-1413)
    • Zeynep Hatun (Zennünisa 3.-1474)
    • Mihri (?-1506)
    • Figani
    Din Adamları:
    • Ali Cemal Çelebi (Zembilli Ali Efendi ?-1525)
    • Memikzade Mustafa Efendi
    • Hacı Hafız Tevfik Efendi
    • Abdurrahman Kamil Efendi
    • Süleyman Uludağ
    Padişahlar:
    • Şehzade Murat (II.Murat)
    • Şehzade Selim (Yavuz Sultan Selim)
    • Şehzade Bayezıd (Yıldırım Bayezıt, 1404-1451)
    Vezirler:
    • Yörgüç Paşa (?-1414)
    • Bayezıd Paşa (?-1421)
    • Cafer Çelebi (?-1515)
    • Hacı Hüseyin Paşa (?-1762)
    • Mehmet Paşa
    • Yakut Paşa
    Sadrazamlar:
    • İshak Paşa (?-1483)
    • Kara Mustafa Paşa (1634-1683)
    • Naili Abdullah Paşa
    • Şırvanızade Mehmet Paşa
    Tarihçiler:
    • Aşık Paşa Zade (Derviş Ahmet Aşıki, 1400-?)
    • İsmail Hami Danışmend (1889-1967)
    • Abdi-Zade Hüseyin Hüsameddin (Yasar) (1868-1939)
    Hatta- Bestakar- Ressam :
    • Yâkûtü'l Musta'sımî
    • Şeyh Hamdullah (1429-1519)
    • Bestekar (İrfan ÖZBAKIR)
    • Ressam Nilgün Sözer

  7. 7
    oguz05
    Üye
    AMASYA hakkında o kadar çokşey yazmışsınki AMASYALI olmama rağmen bu kadar ben bile bu kadarını bilmiyordum
    paylaşımın için sağol...


  8. 8
    murti05
    Özel Üye
    bir amasyalı olarak gururla okudum ve bilgilerimi tazeledim.emeğine sağlık çok güzel bi paylaşım yapmışssın.

  9. 9
    alicanavar
    Özel Üye
    ALINTIDIR......


    AMASYA ELMASI

    AMASYA'NIN SİMGESİ
    MİSKET ELMASI
    Amasya denilince akla ilk olarak Misket elması gelir. Türkiye'nin neresinde olursanız olun, eğer mevsimiyse, mutlaka Misket elması "Amasya Elması" olarak karşınıza çıkar.

    Amasya adıyla bütünleşen Misket, özelliğini yine Amasya'nın coğrafi yapısında alır. Söylendiğine göre Amasya vadisi, misketin yetişmek için tam aradığı ortammış. Boğazın esintisi elmaya ayrı bir tat verir. Kokusu da burada gizlidir.
    Misket'in en büyük özelliği bir yıl meyve verirse diğer yıl vermemesidir. Bir yüzü kırmızı, diğer yüzü ise sarı ila yeşilimsi bir renk taşır. İnce kabuklu, hoş kokuludur. Sert ve dayanıklıdır. Uzun süre saklanmaya elverişlidir.

    Amasya elmasının iki türü vardır. Daha küçük ve tatlı olanına Misket elması denir. Daha iri ve aşılı olanına ise KABAK elması adı verilir. Amasya elması meyveye geç yatar ve 8 - 10 yaşından önce ürün vermez.
    ELMANIN FAYDALARI
    Uzmanlar, günde bir elma tüketilmesini önernektedir. Elma, içerdiği zengin potasyum sayesinde kan basıncının düzenlenler, adalenin kasılmalarını önler, sinirsel uyaranların iletimini kolaylaştırır, kalp ve böbrek gibi hayati organların çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca elmanın kolesterol düşürücü etkisi de bulunmaktadır.

    Posa, potasyum ve antioksidan içeren öğeler açısından da zengin bir meyvedir. Uzmanlar, elma kabuğunun vücuda son derece yararlı olduğunu, bu nedenle elmanın kabuğuyla tüketilmesinin daha doğru olduğunu belirtilmektedir. Yetiştirilirken ilaçlandığı için yenmeden önce kabuğunun çok iyi yıkanması gerekmektedir. Elma suyu yerine elmanın kendisini yemek diş sağlığı için yararlıdır, zira ısırarak elma yemek dişler için çok uygun bir egzersizdir.
    TÜRKÜLERDE ELMA

    AMASYA'NIN ELMASI

    Amasya'nın elması
    Elmaların en hası
    Sen dururken neyleyim
    Pırlantayı elması

    Elmalıkta buluşak
    Ak elleri yumuşak
    Görünme gel annene
    Gizli gizli konuşak

    Elmaları soyarım
    Ben gönlüne kayarım
    Beni kabul etmezsen
    Gençliğime kıyarım

    Elma dalında kızarır
    Bekar oğlanlar kız alır
    Seni nasıl alayım
    Baban başlığı yüz alır





  10. 10
    DonTesC
    Yeni Üye
    Oldukça Ayrıntılı Ve Çok Güzel Anlatılmış Resimlerle Gösterilmesi Daha Hoş ;
    Hitit belgelerine göre Amasya’nın bilinen ilk adının Hakmiş [Khakm(p)is] olduğu sanılmaktadır. Bu isimin Perslerin Amasya’yı fethine kadar devam ettiği değerlendirilmektedir.

+ Yorum Gönder
Meryem Ana Heykeli,  uğraş tuğla fabrikası amasya,  amasya alakadı köyü alevi mi,  amasya hakkında en önemli bilgiler kısaca
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi