Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve İç Anadolu Bölgesi Bölümünden Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    MaviAdam
    Özel Üye
    Reklam

    Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu

    Reklam



    Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu

    Forum Alev
    AKSARAY ÇEVRESİNİN COĞRAFİ DURUMU

    Aksaray, kuzey ve güney Anadolu dağlarının birbirinden uzaklaştığı İç Anadolu bölümünün orta Kızılırmak kesimine girer. Kuzey yarım kürede ekvatordan 37-38 paralelleri, doğu yarım kürede 33-35 meridyenleri arasında yer alır. Doğuda Nevşehir, Güneydoğuda Niğde, Batısında Konya ve Kuzeyde Ankara ile Kuzeydoğuda Nevşehir ile çevrilidir. 7722 km2 yüzölçümünde geniş bir alana sahiptir.

    Bölgede Hasandağı, Melendiz Dağları ve Ekecik Dağı gibi volkanik dağlar ile lavların meydana getirdiği platolar vardır. Batıda ise Konya Ovasının büyük bir kesimi Aksaray sınırları içerisinde kalmaktadır. Melendiz Dağlarından çıkarak Tuz Gölüne dökülen Uluırmak, geniş bir plato meydana getirmektedir. İlin önemli dağları Hasandağı (3268), Küçük Hasandağı (3040m.) ve Ekecik Dağı (2033b.)dır. Aksaray’ın deniz seviyesinden yüksekliği 980m dir.

    NÜFUSU

    2000 Sayımına Göre:



    İlçe Adı
    Merkez Nüfus
    Toplam Nüfus
    Merkez
    129.949
    236.560
    Ortaköy
    26.965
    58.873
    Eskil
    22.125
    28.952
    Sarıyahşi
    7.751
    12.120
    Ağaçören
    4.983
    15.869
    Gülağaç
    4.672
    26.874
    Güzelyurt
    3.775
    16.836
    200.220
    396.084


    JEOLOJİK YAPISI

    İkinci zamanın uzun süren durgunluk dönemini takip eden üçüncü zaman, birçok orojenik, volkanik hareketlerin olduğu dünyanın fiziki ve biyolojik görünümünün bugüne süratle yaklaştığı zamandır. Bu zamanda Alp-Himalaya sistemine giren genç dağlar oluşurken, Türkiye’de bu hareketlerden etkilenerek kuzeyde Karadeniz Dağları oluşmuş, İç Anadolu fazla etkilenmemiş ve sadece bazı kıvrımlar ve volkanik hareketler meydana gelmiştir.

    Aksaray, İç Anadolu Bölgesinin güney doğusunda, orta Kızılırmak platosunun devamını teşkil eden ve tersiyerde oluşmuş kalkerli volkan tüflerinin meydana getirdiği arazi ile Tuz gölü havzasının devamı olan ova üzerine kurulmuştur. Güneyde ve doğuda tersiyerde oluşmuş volkanik arazi geniş yer tutar.

    Volkanik dağların en önemlileri Hasandağı ile Melendiz dağlarıdır. İl merkezinin kuruluş alanı ise, orta Kızılırmak platosunun Tuz Gölü havzasından ayrıldığı fay basamağının güneyidir. Bu fay basamağı Melendiz dağlarından gelen ve Tuz Gölüne ulaşan Uluırmağın biriktirdiği alüvyonlarla, doğusunu çevreleyen platolardan taşınan alüvyonların birikinti ovası üzerinde kurulur.

    BİTKİ ÖRTÜSÜ

    Aksaray’ın iklimine bağlı olarak tabii bitki örtüsü, ilkbaharda yeşeren çayırlar, gelincik, papatya, keven ve diğer vs. otlarla, yaprakları dikensi bir görünüme sahip, yarı kurakçıl bitkilerdir.

    Yazları sıcak ve kurak iklim yapısı hakim olduğundan ilkbaharda yeşeren otlar, sonbaharda kurur ve arazi bozkır yapısını alır. Hasandağı ve Ekecik Dağları üzerinde meşe koruluklarına rastlanır. Ayrıca bölgede palamut, alıç, kızılcık, kavak, söğüt, yabani armut ve meyve ağaçları yanında keven ve deve dikeni çok sık rastlanan bitki türleridir.


    SU KAYNAKLARI


    Aksaray ve çevresinde iki tip su kaynağına rastlanır. Kuzey ve doğu bölümünde çok sayıda fay ve vadi kaynakları yer alır. Bunlar Hasandağının kuzeyindeki vadilerde, melendiz dağlarının batı yamaçları ile eteklerini teşkil eden bölgelerdedir. Bu kırık kaynaklardan çıkan sular önce gölleri oluştururlar. Göller birleşerek Uluırmağın kaynağını teşkil ederler. Hasandağı çevresindeki kaynaklar genellikle vadi kaynaklarıdır.

    Tuz Gölü ve Konya Ovası bölümünde yer alan kaynaklar ise, daha çok artezyen kuyuları şeklindedir. Obruk platosunun kuzeyindeki Eskil ve Yenikent Yöresinde ise büngüldek tipi kaynaklar birleşerek geniş bataklıklar oluştururlar.

    GÖLLER

    Aksaray’da Türkiye’nin Büyük gölü olan Tuzgölü’nden (400 km.) başka göl yoktur. Göl çevresi bataklıklarla çevrili olup, bataklık dışında kalan arazi çoraklaşmıştır. Gölün en derin yeri 1 metreyi geçmez. Deniz seviyesinden yüksekliği 899 m dir.





  2. 2
    İlk Yolcu
    Bayan Üye

    Cevap: Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu

    Reklam



    BAZI İLLER VE TURİSTİK YÖRELERİN AKSARAY’A UZAKLIĞI



    NİĞDE - 121 km.
    NEVŞEHİR - 75 km.
    ANKARA - 225 km.
    KONYA - 148 km.
    İSTANBUL - 674 km.
    İZMİR - 688 km.
    ANTALYA - 465 km.IHLARA - 45 km.AKSARAY'DA ETKİNLİKLER

    Aksaray-Ihlara Kültür ve Turizm Festivali (15-21 Temmuz)
    22. Aksaray-Ihlara Kültür ve Turizm Festivali (9-11 Temmuz 2004 tarihlerinde kutlanmıştır.) Yunus Emre'yi Anma Günleri (Eylül 1. Hafta)
    Somuncu Baba'yı Anma Günü (Eylül 2. Hafta)
    Kaynanalar Günü (15 Haziran)
    Saratlı Kültür ve Sanat Etkinlikleri Festivali (29 Temmuz)

    AKSARAY'IN KISA TARİHÇESİ
    MÖ. 7000-6000 yıllarında Neolitik devirde Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz Konya yakınlarındaki Çatalhüyükte Hasandağı’na dolayısıyla Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır.
    Burada Hasandağı’nın lav püskürttüğünü tasvir eden bir kazıntı resme rastlanmıştır. Neolotik dönemde Aksaray ve çevresi iskan görmüştür. Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere rastlanmaktadır.

    MÖ. 3000-2000 yıllarında Anadoluda Hatti kavmi yaşanmıştır. Bu dönemde Asurlu tacirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın ilk ve orta tunç devirlerindeki durumunu Acemhüyük ören yerlerindeki yapılan arkeolojik kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz.

    Bu dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu tüccarlar yazıyı biliyorlardı. Pişirilmiş çamur üzerine yazılmış metinler, çamurun pekiştirilmesi suretiyle yapıştırılıyordu. Hüyük, MÖ. 3000’den itibaren iskan edilmiştir. Acemhüyük’ün en parlak devirleri MÖ. 2000 yılının ilk yarısına isabet etmektedir.

    Koloni döneminin sonlarına doğru, MÖ. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askeri bir devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz. Hint-Avrupalı olan bu kavmin Anadolu da siyasi iktidarı ele geçirerek kurduğu devlet, eski Hitit Devletidir. Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla beraber mağlup memleketler arasında Aksaray’ın adı geçmektedir.

    Orta Anadolu’da MÖ. 13yy. sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği MÖ. 12 yy. da batıdan (Trakya) gelen ve deniz kavimleri olarak bilinen kavimlerin en güçlüsüdür.

    Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yer altı şehri ve dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. 7 yy. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları sefer nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri oluşmuştur.

    Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Osmanlı hakimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır. 1470 yıllarında Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile halkın bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir.

    SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE AKSARAY
    1142 yıllarında Selçuklu egemenliğine giren Aksaray’a giren II Kılınçaslan zamanında saraylar, medreseler, zaviyeler, kervansaraylar yaptırılmış, Azerbaycan ve başka yerlerden Müslüman halk, gazi, mücahit, alim, ticaret erbabı getirerek yerleştirilmiştir.

    Bu yıllarda Aksaray, bir Selçuklu askeri üssü durumundadır. Kılınçaslanın babası Sultan Mesud, Danişmentlere karşı Aksaray’ı bir askeri üs olarak kullanmıştır. Ve burada bazı tesisler yaptırmıştır. II. Kılınçaslan burada bir saray yaptırarak Arkhelais adını Aksaray’a çevirdi ve burası ikinci payitaht gibi idi. II. Kılınçaslan kendi adını taşıyan türbede ebedi uykusundadır. Aksaray, Selçuklu ve Karamanoğlu dönemlerinden kalan eserler yönünden oldukça zengindir.

    OSMANLILAR DÖNEMİNDE AKSARAY
    1470 yılında İshak Paşa tarafından ele geçirilen Aksaray Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İstanbul’un fethinden sonra boşalan şehrin iskanı için, Aksaray halkının büyük bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir. Ve bu şehirde bir semte de Aksaray adı bu nedenle verilmiştir.

    Aksaray, Osmanlı sınırları içine alındıktan sonra Fatih adına yapılan ilk tahrirde Aksaray vilayeti olarak gösterilmiştir.

    Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar Aksaray, Karaman eyaletine bağlı bir kazadır. Kanuni devrinde Konya’ya bağlı bir sancaktır. Cumhuriyet dönemine kadar bu şekilde devam ede gelmiştir.

    CUMHURİYET DÖNEMİNDE AKSARAY
    H. 1336 M. 1920 yılında Aksaray Vilayet olmuştur. 1933 yılına kadar 13 yıl vilayetlik yaptıktan sonra vilayetliği lağvedilmiştir. 20.3.1933 tarihinde 2197 sayılı kanunun 3. maddesi ile Niğde’ye ilçe olarak bağlanmıştır.

    1989 yılının 15 Haziran gününe kadar 56 yıl kaza olarak kalmış olan Aksaray, bu tarihte eski hakkı iade edilmek suretiyle tekrar vilayet olmuştur.

    KÜLTÜR VE TURİZM FAALİYETLERİ OLGUSU İÇİNDE İL VE ÇEVRESİNİN YERİ
    Geniş tarihi içerisinde Aksaray çeşitli medeniyetlere beşiklik yapmıştır. Güzelyurt ve Ihlara Hristiyanlarca önemli dini merkezler durumundadır. Bu kavimlerin hakimiyeti Friglerin Anadolu’yu istilaları ile son bulmuştur.

    MÖ. 1200-700 yıllarında Hititler devrinde Aksaray çok büyük önem kazandı. Son yıllarda şehir merkezinde ve çevresinde yapılan kazılar M.Ö. 1100-1000 yılları ile 9 yy. ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kitabelerin bulunması bu durumu ispatlamaktadır.

    MÖ. 6 yy. da Perslerin Frig devletini ortadan kaldırması ile tüm Anadolu Pers egemenliğine girmiştir. Perslerin Yunanistana ilerlemeleri Grekopers kültürü adı verilen yeni bir uygarlık geliştirmiştir. Bu durum M.Ö. 3 yy. da Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasına dek devam eder.

    Büyük İskenderle başlayan ve MÖ. 300 yıllarında sona eren döneme Helenistik dönem adı verilmektedir. Büyük İskender’in ölümünden sonra bölge kumandanlar arasında paylaşılmıştır. Aksaray’da Kapadokya Beyleğine bağlanmıştır. Bu dönemde Aksaray’ın ismi Arkhelais olmuştur. Roma İmparatorluğunun M. S. 395 de ikiye ayrılması ile Doğu Roma İmparatorluğu içinde kalan bölgemiz Doğu Romanın Bizans ismini almasından sonra (1071-1174) Bizans egemenliğinde kalmıştır.

    M.S. 1 yy. da Havari St. Paul ve müritleri tarafından Anadolu da yayılmaya başlayan Hristiyanlık, çok tanrılı Roma taraftarlarının büyük tepkisine neden olduğundan, ilk Hristiyanlar korunma açısından daha elverişli yerlere yerleşmeye başlamışlardır. Ayrıca inzivaya çekilmek isteyen bir çok din adamı da bu bölgeye gelmiştir.

    Gerek Manastır Vadisi ve gerekse Ihlara Vadisi içerisinde bulunan kaya oyma yüzlerce manastır ve kilise, her yıl yüz binlerce yabancının ziyaret ettiği çok önemli turizm merkezlerimizdir.

    Jeolojik yapısı itibarı ile de bu yöremiz, bozulmamış tabii güzelliklere sahip, bir çok oyma yerleşim yeri ve yer altı şehrinin bulunduğu, kaplıcaların yer aldığı hem dini, hem doğal güzellikler ve hem de termal turizm açısından değer ifade etmektedir.

    Hasandağı avcılık, dağcılık ve kış sporları bakımından önem arz eder. Ayrıca yayla olarak yöre halkının rağbet ettiği bir yerdir. 1990 yılı içerisinde kış sporları Turizm merkezi olarak ilan edilmiştir.

    Selçuklu ve Karamanoğulları eserlerinin pek çok olduğu Aksaray, Han ve kervansarayları, Zinciriye Medresesi, Ulu Camii, Eğri Minaresi yanında Somuncubaba (Şeyh- Hamidüdini Aksarayi), Yunus Emre ve Tabduk Ermesi ile İslam aleminin ilgisini de üzerine çekmektedir. Zinciriye Medresesi (Halen müze olarak kullanılmaktadır) ki müderris yetiştiren zamanın en büyük okullarından birisidir. Somuncu Baba ve Hacı Bayram-ı Veli burada öğretmenlik yapmışlardır.

    Aksaray, tarihi, kültürel ve turizm açısından ele alındığında, Hristiyanlık öncesi, Hristiyanlık dönemi ve İslami döneme ait bir çok esere sahip, kolektif açık hava müzesi durumundadır. Doğu-Batı, Güney-Kuzey ana yollarının bağlantı noktasında bulunması, Dünya’nın ve Türkiye’nin her yerine kolayca ulaşılmasından dolayı önemli bur turizm merkezi olma konumunu muhafaza etmektedir.

    TARİHSEL VE KÜLTÜREL ÇEVRE
    Ihlara


    Kuzey Anbar Kilise - 11. yy. İkonoklast resimli
    Eğritaş Kilisesi - 9. yy. süslü
    Kokar Kilise - Popüler ve arkaik süslü
    Pürenliseki Kilise - 10. yy. araik resimli
    Karanlıkkale Kilise - 10. yy. popüler sanat
    Ağaçaltı Kilisesi - Pre-İkonaklast resimli
    Sümbüllü Kilise - 10. yy. sonuna ait resimli
    Karabaca Kilisesi - 10. yy. sonuna ait resimli

    Belisırma

    Yılanlı Kilise - 9. yy. arkaik resimli
    Alçak Kayaaltı Kilise - 10. yy. resimli
    Karagedik Kilise - 10. yy. resimli
    Bezirhan Kilisesi - 13. yy. ait resimler
    Kırkdamaltı Kilise - 13. yy. ait resimler
    Bahaeddin Kilise - 10. yy. ait resimler
    Direkli Kilise - 11. yy. ait başı
    Batkın kilise - İkonoklast resimli
    Ala Kilise - 11. yy. ait resimler

    Yaprakhisar

    Güvrecinlik (Davullu) Kilise - İkonaklast resimli
    Çohum Kilise - 9. yy. ve 11. yy. resimler
    Yazılı Kilise - 1024 yılına ait resimler
    Alaygediği Kilise - 1023 yılına ait
    Koyunağul Kilisesi - 11. yy. ait
    Panaga kilisesi - 10. yy. ait

    Selime

    Kale Kilisesi - 10. yy.
    Doğanyuvası Kilisesi - 10. yy. sonu
    Selime Hatun Türbesi - Selçuklu Türbesi










  3. 3
    İlk Yolcu
    Bayan Üye
    İSLAM ESERLERİ

    Aksaray-Konya yolunda
    AKHAN
    avlulu Kervansaray 13. yy.
    Aksaray’da
    Kılınçaslan Han
    ı. avlusuz kervansaray
    Aksaray’da
    Hacı Şükrüllah Han
    ı.
    Aksaray-Kayseri yolunda
    Hoca Mesud Kervansaray
    ’ı (Ağzıkarahan) Avlulu kervansaray (1231-1239)
    Aksaray-Kayseri yolunda
    Alayhan
    (1220-1225)
    Aksaray-Kayseri yolunda
    Sünnetli Han
    (Avlusuz)
    Aksaray-Kayseri yolunda
    Öresinhan
    avlusuz (1270)
    Aksaray’da
    Kılıçarslan Türbesi
    (1264-1265)
    Bekar (Nenezi) civarında
    Bekar Sultan Türbesi
    HRİSTİYAN ESERLERİ
    Mamasun’da
    Saint Michel Kilisesi
    , kayaya oyulmuş haç planlı 10. yy. başına ait arkaik resimlerle süslü.
    Akhisar’ın 7 km kuzeydoğusundaki
    Çanlı Kilise
    . 11. yy. haç planlı, kayaya oyulmuş vaziyette.
    Akhisar’ın 7 km kuzeydoğusunda
    Manastır
    . 10. yy. ikinci yarısına ait resimlerle süslü dört adet, hepsi bir kayaya oyulmuş vaziyette, birisi haç planlı, birisi üç nefli, diğer ikisi birer nefli.
    Gelveri (Güzelyurt)’de
    Çömlekli Kilise
    . Tek neflidir.
    Gelveri (Güzelyurt)’de Saint Gregori’de
    Nazianze Kilisesi
    . Haç planlı, 6. yy. ait.
    Karaören’in 3 km güneyinde
    Anatepesi Kilisesi
    , Tek nefli 5.yy. ait.
    Helvadere’de
    Kilise Köy
    (tahrip edilmiştir).
    Yenipınar’ın 3 km kuzeydoğusunda
    Sargöl Kilisesi
    tek nefli 6. yy. aittir.
    Viranşehir’in 1 km güneybatısında
    Yardıbaş Kilise
    haç planlı 5.yy.
    Viranşehir’in 1 km batısında
    Süt Kilise
    haç planlı 5 yy.
    Viranşehir’de kilise (Hasandağı yakınında) haç planlı 5. yy.
    Viranşehir’in 3 km güneybatısında
    Bozboyun Kilise
    tek nefli 6 yy.
    Hasandağının tepesinde
    Tepe Kilise
    haç planlı 6 yy.
    Hasandağının yakınında çavdarlıkta 2 nefli kilise 6 yy.
    Hasandağı yakınında Dede sivride
    Çukurkent Kilisesi
    6. yy. haç planlı
    Hasandağı yakınında Yenipınarda
    Kale Kilise
    haç planlı
    Sivrihisar'da
    Sivri Kilise
    haç planlı.
    Akhisar'da şato (Bizans dönemi)
    Viranşehir'de şato (Bizans dönemi)
    Sivrihisar'da şato (Bizans dönemi)
    Keçikalesin'de şato (Bizans dönemi)

    ESKİ ROMA ESERLERİ
    Viranşehir(
    NORA
    )’de mezar
    Aksaray (
    Garsaura
    )da Greko-Romen kalıntıları

    AKSARAY’DA BULUNAN TARİHİ ESERELERUlu Camii
    (15. yy.)
    Nakkaşlı Camii Minaresi
    (16. yy.)
    Alaadin Camii
    (1156) tahrip olmuştur.
    Zincirli Medrese
    (15. yy. ortası)
    İbrahim Bey Medresesi
    (15. yy. ortası)
    Sultanhanı
    (13. yy. ikinci yarısı)
    Kızıl (eğri) minare
    (1221)
    Ulu Camide bulunan Minber
    (Hoca Anüştekin tarafından Sultan 1. Mesud zamanında yaptırılmıştır.)


    ULU CAMİİ (Karamanoğlu Camii)
    Ulucamii Aksaray merkezinde yer almaktadır.
    Yığma bir tepe üzerinde bulunan caminin kitabesinde, 1408-1409 yıllarında Karamanoğlu Mehmet bey tarafından Mimar Mehmet Firuz Bey’e yaptırıldığı yazılır.

    Anadolu Selçuklu Beyliklerinin tipik süslemeleri ile bezenmiş batı portali ile iç mekana ve doğu kale duvarlarına girilen, diğer yanda sağlam payandalarla desteklenen cami, yatık dikdörtgen bir plana sahiptir.
    Mehmet Bey’in oğlu İbrahim bey zamanında 1482-1483’de büyük tamiratlar görmüştür. Bugünkü minaresi 1925’te yapılmıştır.


    EĞRİ MİNARE (Kızıl Minare)
    Eğri Minare Aksaray merkezinde yer almaktadır.
    Selçuklu dönemine ait olup, 1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır.

    Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde, ince bir silme ile iki kısma bölünmüş, alt kısmı zikzak, üst kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır.


    ŞEYH HAMİD-İ VELİ (Somuncu Baba Türbesi)
    Aksaray merkezi içinde kuzeydoğ tarafında II. Kılıçarslan Tepesi eteğinde Ervah Kabristanlığı içinde bulunmaktadır.

    Şeyh Hamid-i Veli’ye ait türbe açık bir türbedir. Mezarı burada bulunmaktadır. Mezarı mermerden yapılmış olup, H. 815- M. 1412 yazısı Solda ikinci kubbenin olduğu kısmında demir kapıyla türbedar odasına girilir.

    Türbedar odasındaki iç kısmına geçildiğinde 1.5 X 1.5 m ebadında tek gözlü penceresi olan çilehane yeralmaktadır.

    Açık türbenin arka kısmında Şeyh Hamid-i Veli’nin itikafhanesi yer almaktadır. Demir kapı açıldığında hafif meyilli dehliz görünümlü bir yer karşımıza çıkmaktadır. Merdivenle inilen bu uzun koridordan arka duvarın kuzeyinde iki, doğusunda bir adet niş bulunmaktadır. Kemer şeklinde üst kısım oluşturulmuştur.

    Bu dehliz koridorun önü kapatılmış arka kısmındaki 2X1.30 m. Ebadındaki odaya 70X40 cm. ebadında son derece küçük ve ancak diz çöküp eğilmek suretiyle girebilecek bir kapıdan girilmektedir. Yapıda günümüze ulaşan iki tane mezar taşı vakfiyesi bulunmaktadır.


    IHLARA (Ihlara Vadisi)
    Aksaray, Hristiyanlığın daha ilk yıllarında önemli bir din merkezi olmuştur. Kayseri’li Basilus ve Nazianzos’lu Gregorius gibi mezhep kurucuları 4. yy. da burada yetişmişlerdir. Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatının kurallarını bunlar tespit etmişlerdir.

    Böylece Yunan ve Slav sistemi doğmuştur. Mısır ve Suriyeli rahiplerin dünya ile olan ilişkilerini kesmelerine rağmen Basilus ve Gregorius’un rahipleri dünya ile olan ilişkilerini kesmiyorlardı. Bu yeni anlayışın yeri Belisırma idi.

    Gregorius, teslis inancına yeni bir izah getirerek Hz. İsa’nın tanrılığı tartışmasında İznik toplantısı görüşlerine kuvvet kazandıran fikirler ileri sürdü. Böylece Hristiyanlık tarihinde öncü bir aziz oldu. Gregorius’un yetiştiği kayalık bölge (Belisırma, Ihlara, Gelveri) Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler topluluğu haline geldi.

    Arap akınlarına karşı, Hasandağındaki müdafaa kaleleri karşı koyunca bu kiliseler faal ibadet merkezi durumlarını devam ettirdiler.

    Ihlara vadisindeki kayalara oyulmuş bu freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak zamanımıza kadar gelmiştir.

    Hristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydan getirilen bu freskli kiliseler ve iskan yerleri 14 km boyunca Ihlara’dan Selime’ye kadar devam eden “IHLARA VADİSİ” içerisinde yer alırlar.

    Kiliselerden sadece ikisinin tarihi tespit edilmiştir. Direkli Kilise (976-1025), Saint Georges (1283-1295) yıllarına aittir.
    Sonuncusu çağının sanatının tipik bir örneğidir. Bir Selçuk Sultanının elbisesini gösteren resim, Türk Hükümdarının himaye ve yardımı ile bu kilisenin yapıldığına belge teşkil etmektedir.

    X. yy. ortasında Bizansın Toroslar ve Klikya bölgelerini geri almasıyla Ihlara bölgesinde de yeni Kiliselerin yapıldığı görmekteyiz. Bahaeddin Samanlığı Kilisesi, Sümbüllü Kilise ve Direkli Kilise resimleri bu yüzyılda işlenmiştir. Ala Kilise, Akhisar’daki Çanlı Kilise ve Karagedik Kilisesi XI. yy. başlarındaki bizanrs sanatına örnek teşkil eder. Eski kiliseler sonradan bazı Bizans tipi resimler de ilave edilmiştir. Bu davranış, XI. yy. da Selçuk Türklerinin bölgeye gelmesiyle son bulur. Fakat bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgenen kilise hayatı 1924’deki nüfus mübadelesiyle son bulur.


    SELİME - YAPRAKHİSAR
    Aksaray’a 28 km. mesafededir.
    Ihlara Vadisi’nin bitiminde kurulmuş bir kasabadır.

    Ihlara, Yaprakhisar, Belisırma ve Güzelyurtta olduğ gibi burada da kayadan oyma kiliseler vardır. En önemli kilise Selime Katedrali olarak bilinmektedir. Katedral kayalara oyulmuş, yüksekçe bir yerdedir. İçinde iki sıra halinde sütunlar sırası vardır. Bu sütunlar Katedrali üç sahana ayırmıştır.

    Vadinin diğer kısımlarında görülmeyen “Peri Bacalarını” Selime kasabasında görmek mümkündür.


    GÜZELYURT
    KİLİSE CAMİİ(Aziz Gegorius Kilisesi)
    Güzelyurt ilçe merkezindeki Hristiyanlık dönemi eserlerinden olup, Ortodoks alemi için büyük önem taşımaktadır. M.S. 385 yılında kapalı Yunan haçı planında inşa edilmiştir.

    Daha sonra çeşitli ilave ve tamiratlarla değişikliğe uğrayan kilisenin, çan kulesi minare haline getirilerek camiye çevrilmiştir. Ayrıca bahçesinde ayazma bulunmaktadır.

    AZİZ ANARGİROS KİLİSESİ (Bucak Kilise)
    Güzelyurt ilçe merkezindedir. Kapalı Yunan haçı planında olan kilise, kubbeleri ve kolonları dahil olmak üzere tümü kayaya oyularak yapılmıştır. Narteks ve ön cephe daha sonra kapatılmıştır.

    Kilise, son olarak 1884 yılında tamir görmüştür. Kubbesindeki 1887 tarihinden fresklerin onarımında 3 yıl sonra yapıldığı anlaşılır. Günümüzde vatikan’dan buraya gelip hacı olanlar vardır.

    Aziz Anargiros’un yortu günü olan 1 Kasım günleri kilisede hastalar büyük bir tören düzenleyerek sabahlara kadar dua etmektedirler.

    Güzelyurt ilçe merkezi ve manastır vadisinde üç adet açık yer altı şehri vardır.


    SULTANHANI
    Aksaray’ın 42. km. batısında, Sultanhanı kasabasında bulunan Kervansaray 1229 da I. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

    1278 de Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından genişletilmiştir. Dıştan yazlık ve kışlık bölümlerinin boyu 116.90 m.‘ dir. Yazlık kısmının eni ise 49.35 m. Boyu 61.75 m.dir. Kışlık kısmının eni ise 32.90 m. Boyu 55.15 m. ‘dır. Yazlık ve kışlık kısmının toplamı 4866 m’ y bulmaktadır.

    Yazlık kısmının geometrik şekillerle süslenmiş muhteşem bir portali vardır. Han içinde bulunan tüm yapı özellikleri itibariyle Sivas’taki Gök Medreseye benzemektedir. Sivri kemerin hemen altında “Elminnetül Lillah” yani “Kudret Allahın’ dır” duası yazılıdır.

    Kervansarayın ilk kitabesinde mukarnaslı dış portal nişini çeviren süs kemerinin iki tarafında altıgen madalyonlar içinde sağda ve solda yer almaktadır. Uzun bir dehlizden geçtikten sonra avluya varılır. Burada arabalara mahsus revak şeklinde yerler, sol tarafında ise kemerli ve yolculara mahsus odalar, salonlar, iki hamam ve ambarlar vardır.

    Avlunun ortasında Sasani ateşgedelerinde olduğu gibi dört kemer üzerine dayanmış bir mescit bulunmaktadır. Bu mescit Selçuklu süsleme sanatını en güzel örneğini sergilemektedir. Yazlık kısmın sonunda, batı duvarında tezyinat bakımından giriş portalinden geri kalmayan bir portali vardır. Bununda dış portalde olduğu gibi sağında solunda birer niş bulunmaktadır. Kitabe kemer ve nişlerin üzerindedir.

    Basık kemerli bir kapıdan girilince kışlık kısma geçilir. Üstü tonozla örtülü bu kısımı kare kasetli dört kısa, sekizer ayak dizisi, beş sahana ayırmaktadır. Ortadaki sahan diğerlerinden daha büyük ve geniştir. Tam ortadaki yerin yukarısı pandantiflerle sekiz kenarlı kasnağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür. İçeriyi kubbe f eneri ile duvarının sağına ve soluna dörder, dip deki duvarda ise, üç olmak üzere yukarılara açılmış mazgal biçiminde iki pencere aydınlatmaktadır. Bunlardan başka ışık ve hava alacak yeri yoktur.

    Çok sağlam durumda iç portal, dah kuvvetli rölyefler halinde geometrik yıldız geçmeler ve rozetlerle işlenmiştir. Karatayhanın iç portali bunu örnek alarak aynen tekrarlanmıştır.Bu iki portalin Alaaddin Keykubat zamanında, hol kısımlarıyla birlikte tamamlandığına bir işarettir.Mukarnaslı tromplar üzerine oturan kubbe, süslemeleriyle holdeki sade taş minareyi canlandırır. Kubbenin külahı yıkılmıştır.


    DİĞER TARİHİ MEKANLAR
    Zinciriye Medresesi (AKSARAY MÜZESİ)
    Paşa Hamamı (MERKEZ)
    Nora - Viranşehir (HELVADERE)
    Acemhüyük (YEŞİLOVA)
    Aşıklıhüyük (KIZILKAYA)
    Darphane (MERKEZ)
    Öresinhan (AĞZIKARAHAN'A 6 km.)
    Alayhan (ALAYHAN)
    Ağzıkarahan - Hoca Mesud Hanı (AĞZIKARAHAN)
    Yunus Emre Türbesi (SARIKARAMAN)








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi