Niğde Tanımı TArihi

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve İç Anadolu Bölgesi Bölümünden Niğde Tanımı TArihi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Niğde Tanımı TArihi

    Reklam



    Niğde Tanımı TArihi

    Forum Alev
    Niğde

    Genel Bilgiler


    Yüzölçümü 7312 km²


    Nüfusu 305.861


    İl Trafik No. 51


    Telefon Alan Kodu 388


    İlçeleri Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla.


    Başlıca Dağları Demirkazik tepesi, Hurç tepesi


    Sıcaklık En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C


    Yağış Oranı Yillik ortalama 347 mm.


    İlgi Çekici Yerleri Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları, Gökbez Kaya Kabartması, Konaklı Yeraltı Kenti, Andaval Kilisesi, Gümüşler Manastırı, Niğde Kalesi, Bor Ulucamileri, Ak Medrese, Zinciriye Medresesi, Alaeddin, Sungur Bey, Hanım, Paşa ve Şeyh İlyas Camileri, Dış Cami, Sarı Cami, Şah Mescidi, Niğde Bedesteni, Alay, Sultan, Ağzı Kara ve Öküz Mehmed Paşa Hanları, Hüdavend Hatun Kümbeti, Gündoğdu Türbesi, Niğde Müzesi.



    Niğde Orta Anadolu’nun güneyindedir. Üç tarafı Toroslar’ın genç kıvrım dağları ile çevrilidir. Batı ucunda ise Konya ovası ile birleşik Emen ovası yer alır. Jeolojik yapıya volkanik tüfler ve bazalt akıntıları hakimdir. Ovalarda ise egemen olan yapı alivyonlardır. Kara iklim kuşağındadır. Doğal bitki örtüsü dağlık alanlarda çam ve köknar, çay ve gölet kenarları da söğüt ve kavak ağaçlarıdır. Düzlükler ise otsu bitkilerle kaplıdır. Meyve üretimi bol ve çeşitlidir. Elma ağacı sayısı ülkede ilk sırayı alır. Türkiye’nin patatesinin ¼ ‘ ü burada yetişir. Halkın esas geçim kaynağı tarımdır. Bu nedenle nüfus kırsal alanlarda yoğunlaşmıştır. Bu alanlarda hayvancılık ve el sanatları bütün canlılığı ile devam eder.



    Büyük merkezlere olan yakınlığı, Kapadokya bölgesinde olması, Kayseri ve Nevşehir havaalanlarına yakınlığı Tarihi eserleri, doğa varlıkları ve zengin müzesi ile Türkiye’nin turizm merkezlerinden biri durumundadır.



    Niğde Adı Nereden Geliyor?

    Niğde’nin antik adı “NAHİTA” dır. Bahçeli buluntuları ve Çamardı-Kestel’de ortaya çıkarılan kalay madeni, Niğde tarihinin M.Ö 5000 yılına kadar uzandığını gösterir. Hitit ve Asur yazıtlarından M.Ö 1800’den itibaren, bölgede 1000 yıl süreyle Hititlerin yaşadığı anlaşılmaktadır. M.Ö 710’da Asurluların Hitit egemenliğine son vermesiyle bölge Friglere geçmiştir.

    M.Ö 17 yılında Romalıların bölgeye gelişine kadar, Medler, Persler, İskender’in Helenistik Kapadokya Krallığı ve Bergama Krallığı yörede yaşamıştır. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Niğde, Bizans (Doğu Roma) toprakları içinde kalmıştır.

    Türklerin (1071) Anadolu’ya gelişi ile başlayan Selçuklu Devleti egemenliği 1308 yılına kadar sürmüştür. 1470 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğunun kesin hakimiyetine giren bölge Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir.

    Roma İmparatorluğu Zamanı

    M.Ö. 30 - MS. 395 yıllarını kapsayan Roma devrinde Niğde bölgesi tarihinin en önemli konumlarından birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana(Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülür. Saraylar,mabedler,su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir.

    M.S. 395 yılında ise Anadolu Bizans hükümdarlığı altına girmiştir. Özellikle Kapadokya ve Ihlara Bölgesi bu dönemi yansıtır. Niğde bölgesi Bizans hükümdarlığında iken Sasani,Pers ve Arabların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu dönemin en güzel ve görkemli eserlerinden birisi Gümüşler Kasabası yakınındaki Gümüşler Örenyeri ve Manastırıdır.

    Milli Mücadele Dönemi

    Coğrafi konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu'ya ve Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu'ya, Ereğli ve Ankara yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi. Bunlardan birincisi Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi.

    Çukurova bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı muhafazası için bölgeye yerleşti. Stratejik noktaları kontrol altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi. Bu iyi tahkimat ve konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir.

    Pozantı’da alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı yolu üzerinde de alınması gerekiyordu. Fransızların Kozan’ı ele geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler başladı. Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir harekete girişildi.

    1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile silah ve mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu.

    Fransızların ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan tedbirlerde artıyordu. Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı A.Fuad Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde;

    “Niğde Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi Karaisalı bölgesine gideceklerdir. Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket edeceklerdir...”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar. Bunu haber alan 41 nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu bölgeye gönderdi. Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler, aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji hazırlamaya başladı. 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti. Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise bölgeyi terk ettiler.

    Stratejik olarak bu askeri tedbirleri başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden tedbirleri aldı. Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler alınmıştı.

    Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen yeğane şey, mühimmat ve erzak idi. Bunların temini hususunda Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu herkesin malumudur. Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı. Bu hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan vs. gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi. Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir.

    Niğde’den yapılan lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı. Nakil Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti. Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs. askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde vuruşmuşlardır. Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği delegelerle de ispatlamıştır.


    Atatürk Niğde'de

    Çok sevdiğini ve arzuladığını defalarca dile getirmesine rağmen Atatürk, Niğde'ye bir kez teşrif etmiştir. Onu Niğde'ye getirmek için yapılan teşebbüsler Cumhuriyet’in hemen ilk yıllarına rastlamaktadır.

    1924 yılının Sonbaharı'nda (28 Ağustos-18 Ekim) başlayan gezide Kayseri'ye gelindiğinde başta Niğde valisi olmak üzere Niğde'den bir heyet Niğdelilerin selam, muhabbet ve davetlerini iletmek üzere huzura varırlar. Heyet selam ve arz-ı hürmetten sonra, kendisinin bir gecelik olsun Niğde'ye uğramaları yolunda halkın yoğun isteği bulunduğunu beyan eder. Gazi bu davet üzerine: "... Size söz veriyorum, Niğde'ye geleceğim ve aranızda bir gece kalacağım. Yalnız biz elli günden beri seyahatteyiz, merkezi hükümetten çok uzak kaldık. Bu defa bizi affedin, bilahare geleceğiz. Benim Niğde'ye karşı alakam büyüktür. Niğdelileri her zaman sevmişimdir." Bu ilk teşebbüsten sonra, hemen her fırsatta bu yöndeki istekleri tekrarlanmıştır. Çok arzu edilen bu ziyaret ancak 1934 yılı Şubat ayında gerçekleşmiştir.

    Atatürk'ün Niğde'yi de içine alan "Orta Anadolu Seyahati" 1 Şubat 1934 tarihinde Kırşehir'den başlar. Yanında Afet inan. Kılıç Ali, Ruşen Eşref inaydın, Falih Rifki Alay bulunuyordu. 31 Ocak 1934 gecesi iki otomobille Çankaya'dan yola çıkan heyetin gezisi, Bala, Kaman üzerinden Kırşehir'e, buradan Yerköy ve Yozgat'a, daha sonra tekrar Yerköy'e ulaşır ve buradan trenle Kayseri, Niğde, Konya, Eskişehir üzerinden Ankara'da sona erer.

    31 Ocak 1934 gecesi başlayan gezinin 5. gününde yani 5 Şubat 1934 pazartesi günü saat 18.00 civarında Atatürk'ün içinde olduğu tren istasyona gelir. Niğdelilerin büyük tezahüratları arasında Atatürk trenden iner ve istasyon binasına girer. Bir müddet burada istirahat ettikten sonra otomobillerle şehir merkezinde bulunan halkevi binasına ulaşılır. Gittiği her şehirde halkevlerini görmeyi arzu eden Atatürk: "Bizim halkevlerine büyük ümidimiz vardır. Burası gençliğin yuvaları olacaktır. Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığım, fitri zekasını, güzel sanatlara ilgisini, ilme bağlılığını ve milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vesile ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek lazımdır, işte bunlar milli kültürümüzdür. Bu da halkevlerinde gelişecektir." sözlerini burada söylemiştir.

    Sungurbey binası olarak bilinen bu halkevi binasında yemek yenir ve Niğde üzerine sohbet yapılır. Sohbet , Niğde'nin sosyal ve ekonomik problemleri üzerinde yoğunlaşır. Niğde Halkevi bu sıralarda bir dergi çıkartma hazırlığı içerisindedir. Atatürk derginin adını sorar; "Akpınar" olduğu söylenince sohbet yörenin su kaynaklarına yönelir. Bu sırada Milletvekili Halil, Çiftehan'daki kaplıcalardan bahseder.

    Atatürk kaplıca hakkında daha çok malumat ister; orada bulunanlar kaplıcanın çok şifalı olduğunu ancak bir o kadar da bakımsız olduğunu söylerler. Bunun üzerine Atatürk: "Bu gibi kaplıcalara ehemmiyet vermek lazım. Ben de tedavimi Avusturya'da Karspat'da yaptım. Bana burada doktor "Türkiye'de Karsbat gibi nice şifalı kaplıcalar var, Türkiye'den niye geldin" diye sordu. Utandım... Yarın gidelim, şu kaplıcayı yerinde görelim" der ve gezi programına Çiftehan da dahil edilir. Yemekten sonra mahfele geçilir. Askeri mahfelde bir eğlence tertip edilir. Çok neşeli ge*çen bu eğlencede Atatürk'ün zeybek oynadığı söylenir. Eğlencenin akabinden bütün ısrarlara rağmen Atatürk şehirde bir evde kalmayıp kendi kompartımanına dönmüştür. Geceyi trende geçiren, ertesi günü vilayeti teşrif eden Atatürk, Niğde'ye mübadele ile gelen göçmenlerin iskanları hakkında bilgi almıştır. Şehir esnafı ile görüşen Atatürk onların isteklerini dinlemiştir. Saat 9.30'a kadar Niğde'de kalan Atatürk, tekrar istasyona dönmüş buradan yoğun tezahürat ile uğurlanmıştır.

    Çiftehan Istasyonunda kısa bir mola verilir. Kaplıcaların bulunduğu mekana varılır ve kaplıcanın hali yerinde tespit edilir. Atatürk, Valiye burada şu talimatı verir: "...Burayı hemen özel idare kanalıyla yaptırın, hem gelir kaynağı olur, hem de halkın sağlığına faydası dokunur. Bunu sizden bekliyorum." Çiftehan ziyaretinden sonra tekrar yola çıkılır ve Ulukışla ve Ereğli üzerinden Konya'ya doğru hareket edilir.

    Tarihin İlk İzleri

    Niğde'nin tarihi ile ilk buluntular, neolitik döneme(M.Ö. 7250-5500) rastlar. Bunlar Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük'ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerdir. Anadolu'da Hitit dönemi olarak isimlendirilen M.Ö. 2000-7000 yıllarına ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri'nden çıkartılmıştır. Helenistik dönemde ise (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender'in komutanlarından Eumenes'in kurduğu Bergama Krallığı'na dahil olmuştur. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler çıkartılmıştır.

    Türklerin Egemenliği Başlıyor

    1166 ve onu takip eden yıllarda Niğde Yöresi Türklerin eline geçmiştir. Özellikle Anadolu Selçuklular'dan I.Alaeddin Keykubat zamanında parlak bir dönem daha yaşanmıştır. Dönemin valisi Zeyneddin Beşare'nin yaptırdığı Alaedin Camii (1223) ve daha sonra yaptırılan Hüdavent Hatun Turbesi (1312) dönemin günümüze bıraktığı miraslardandır.

    Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında ise Karamanoğulları bölgenin yeni sahibi olmuşlar ve Akmedrese'yi yapmışlardır(1409).

    1471 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Karamanoğullarını yenilgiye uğratarak Niğde'yi ve diğer bölgeleri almıştır. Osmanlı döneminde Niğde eski önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.

    Cumhuriyet Dönemi

    Osmanlı’nın çöküş dönemi ile başlayan ve çok uzun zamandır süregelen kargaşa ve belirsizlik, Milli Mücadele ile başlayan, Cumhuriyetle devam eden yeni dönemde son buldu.

    Cumhuriyetle başlayan istikrar, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Niğde’de de bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişmeleri beraberinde getirdi.

    Büyük bir kasaba görüntüsünde olan Niğde Merkezi Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan değerli çalışmalarla çehresini değiştirmeye başladı. Atatürk ve O’nun kurduğu Cumhuriyeti gönülden benimseyen, her zaman ona desteğini devam ettiren İllerin başında Niğde gelmektedir.

    Cumhuriyetin ilan edildiği gün bu mutlu günü top atışlarıyla kutlayan ilk şehir Niğde’dir.


    İLÇELER:

    Merkez İlçe:

    2.081 kilometrekare yüzölçümü ve 68 bin nüfusu ile en büyük ilçedir. Denizden yüksekliği 1.229 metredir. 54 yerleşim birimi bulunmaktadır. Niğde 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.

    Bor:

    Merkez ilçeden sonra en büyük ilçedir. 1.322 kilometrekare yüzölçümü olan ilçe merkez ilçeye 14 km. uzaklıktadır. Yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı ilçede 27 yerleşim birimi mevcuttur. 1923 yılında ilçe olmuştur.

    Altınhisar:

    Niğde'ye 35 km. uzaklıktadır. 5.500 nüfusu vardır. Yüzölçümü 615 kilometrekare olan ilçede 16 yerleşim birimi bulunur.

    Çamardı:

    1948 yılında kurulmuştur. Niğde'ye 75 km. uzaklığı olan ilçede yaklaşık 6.500 kişi yaşamakta ve 22 yerleşim birimi bulunmaktadır. İlçe çok önemli bir dağcılık merkezidir.

    Çiftlik:

    Niğde'ye 65 km. uzaklıktadır. 3.500 nüfusa sahip olup 1990 yılına ilçe olmuştur ve 9 yerleşim birimi bulunur.

    Ulukışla:

    Niğde'ye 50 km. uzaklıktadır. E-90 karayolu üzerinde kurulmuş oan ilçenin nüfusu 7 bin civarındadır. 1924 yılında ilçe olmuştur ve 30 yerleşim birimi bulunur


    TARİHİ MEKANLAR


    Kale ve saat kulesi Kalenin yapılış tarihi belli değil.
    Saat kulesi 19. Yy. Niğde merkez
    Hatıroğlu çeşmesi 1276 Niğde merkez
    Akmedrese 1409 Niğde merkez
    Bedesten 1559 Niğde merkez
    Göllü dağ harabeleri - Niğde merkez Kömürcü köyü
    Gümüşler manastırı 10. Yüzyılda yapılmıştır. Niğde merkez Gümüşler kasabasi
    Tyana su kemerleri ve roma havuzu Yapılış tarihi kesin olmamakla birlikte hititlere kadar uzanmaktadir. Bor ilçesi bahçeli ve kemerhisar kasabası
    Öküz mehmet paşa kervansarayı 1683 Ulukışla ilçesi
    Alaaddin camii 1223 Niğde merkez
    Sungurbey camii 1335 Niğde merkez
    Dişari camii 16. Yüzyıl Niğde merkez
    Hüdavent hatun türbesi 1312 Niğde merkez
    Gündoğdu türbesi 1344 Niğde merkez
    Şerif ali türbesi 1865 Niğde merkez
    Paşa camii 19. Yüzyıl Bor merkez
    Ulu camii 1410 Bor merkez
    Kavlaktepe yeralti şehri - Çamardı ilçesi Kavlaktepe köyü
    Değirmenli mağarası - Niğde merkez Değirmenli kasabası
    Çiftehan kaplicaları - Ulukişla ilçesi Kasabası
    Narligöl - Çiftlik ilçesi
    Kemerhisar içmeceleri - Bor ilçesi Kemerhisar kasabası
    Demirkazik (aladağlar) - Çamardı ilçesi
    Bolkar dağları - Ulukişla ilçesi




  2. 2
    AYSEN
    Bayan Üye

    Cevap: Niğde Tanımı TArihi

    Reklam



    eski adının Nahita ya da Nakita olduğu söylenir , niğde deyince akla patates geliyor niğde patatesi meşhurdur ,tarihi olarak yaklaşık 10 000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir niğde







+ Yorum Gönder
niğdenin tanımı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi