Allah'a Iman Ne Demektir? Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir?

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İman Bölümünden Allah'a Iman Ne Demektir? Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    mumsema
    Özel Üye
    Reklam

    Allah'a Iman Ne Demektir? Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir?

    Reklam



    Allah'a Iman Ne Demektir? Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir?

    Forum Alev
    Allah'a Iman Ne Demektir?

    Allah Teâlâ'nin varligina ve birligine inanmak ve O'nu sifat ve isimleriyle güzelce tanimaktir.
    Allah'a iman, bütün dinlerin temelidir. Allah'a inanma, O'na dayanma ve ibadette bulunma ihtiyacı, insanda yaratılıştan vardır. Bu duygu, insanla beraber doğmuş ve her devirde de olagelmiştir.
    Allah’ın varlığının delillerinden biri de budur. Çünkü fıtrat yalan söylemez. İnsan fıtratında, madem, bir yüce Yaratıcıya inanıp dayanma, O'na ibadet etme, yalvarıp dileklerine karşılık bulma ihtiyacı vardır; öyleyse o yüce Yaradanin var olmaması mümkün değildir. Bu, fıtratın inkârı demek olur. Başka hiçbir delil olmasa bile, bu fıtrat ve vicdan delili, Allah’ın varlığını anlamamız için kâfi bir ışıktır.
    Aslında, Allah’ı inkâra yeltenenler bile, başları dara geldiği zaman yine Allah'a yönelmek, O'ndan yârdim dilemek zorunda kalırlar. Fakat darlıktan kurtulur kurtulmaz yine eski hallerine dönerler. Bunun misallerini pek çok görmüş ve duymuşuzdur. Bu hususa Kur'ân-i Kerim su şekilde işaret buyurmaktadır:
    "İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan üstü yatarak yahut oturarak veya ayakta iken bize yalvarır. Fakat ondan (ilticasına sebebe olan o) zararı kaldırdığımız zaman, sanki kendine dokunan bir zarardan dolayı bize yalvaran o değilmiş gibi hareket eder. (Eski sapıklığına devam eder.)" (Yunus, 12).
    "Gemiye bindikleri zaman (batma korkusundan) ihlâs ile Allah'a yalvarırlar, fakat kendilerini karaya çıkarıp kurtardığımızda, hemen sirk koşarlar." (el-Ankebût, 65).


    Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir?

    Allah'a inanan ve O'na sevgiyle bağlanan insanin manevî ufku kâinat kadar geniş, huzuru ve neş'esi Cennet bahçesi gibi daima taze ve ölümsüzdür.
    Gözlerinde iman nuru parlar, sözlerinde hakikat, sevgi ve neş'e çağlar.
    Is ve hareketlerinde ahlâk, vakar ve isabet göze çarpar.
    O, insanları hilkat itibariyle kardeşi bilir, onlara lütuf ve merhamet gözüyle bakar.
    Şefkatlidir, insanların dertlerine bir karşılık beklemeden koşar. Boynu büküklerin gönlünü alır, yetimleri bağrına basar.
    Kâinatla ve içindeki varlıklarla ünsiyet içindedir. Tanış gibidir. Hiçbir hâdise, onu korkutmaz, gözünü yıldırmaz. Kalbindeki iman kuvveti ile kâinata bile meydan okuyabilir.
    Allah’ın kendisine bahsettiği nimetlerden O'nun iradesine uygun şekilde faydalanır ve tadar. Ölümden korkmaz. Zira ölümü bir hiçlik ve yokluk kuyusu değil, hakikî hayatin ve ebedî saadetin başlangıç kapısı kabul eder.
    Dünyada kendini misafir bilir. Misafirhane sahibi olan Allah’ın rızası ve izni dairesinde yer, içer ve rahatla yasar. Misafirlik müddeti bitince de bu misafirhaneden huzurla ayrılıp ebedî mekânına gider.
    Allah'a inanan ve sevgiyle bağlanan kimse, inançsızlığın verdiği korkunç izdirap ve elemlerden kurtulur.
    Allah'a inanan kimsenin, kendine de, baskalarina da hiçbir zarari dokunmaz. Kanunun olmadigi yerlerde bile Allah'in onu her an gördügü inanci, isledigi kötülüklerin cezasiz kalmayacagi korkusu, onu kötülüklerden alikor. Degil kötülük, bil'akis elinden geldigince herkese iyilik yapmaya, faydali olmaya çalisir.
    Ruhunu iyi düsüncelerle doldurur, yüksek ahlâka erer, içinden kötü hisleri kovar.
    Allah'a inanmak ve O'na baglanmak, insani ayni zamanda gerçek hürriyetine kavusturur. Zira her sey'in Allah tarafindan yaratildigini bilen insan, yaratiklara degil, yaratana kul olur. Mahlûkattan degil, Hâlikdan korkar. Yalniz Allah'a güvenir, dayanir, O'ndan ister, O'na siginir. Kula kul olmaz. Kimseye el açip dilencilik ve dalkavukluk yapmaz.


    Allah Sevgisi ve Allah Korkusu
    Islâm'in insanlara ögrettigi ilâhî esaslardan biri de, Allah'i sevmek ve O'ndan korkmaktir.
    Mü'min; nimeti, lütfu ve keremi sonsuz olan Rabbine karsi büyük bir sevgi ve hürmetle baglanacak, O'nun rahmet ve merhametinin her sey'i kusattigini düsünecek, ne kadar günahkâr olursa olsun, O'nun afvindan ümidini kesmiyecektir. Yüce Allah'in rahmet, sevgi ve sefkati sonsuz ise de, bunun yaninda kahr ve azâbinin siddetli oldugunu da unutmayarak O'ndan korkacak, gazabindan emin olmayacaktir.
    Korkunun ifratindan yeis, yani, ümidsizlik dogar. Pek fazla ümidlenmek ise, insani gaflete atar ve âkibeti umursamamaya götürür. Bu bakimdan Allah'in azâbindan emîn olmak da, rahmetinden ümîd kesmek de dînimizde yasaklanmistir.
    Su halde mü'minin kalbi, Rabbinin huzurunda, korku ile ümid arasinda O'na lâyik bir kul olma heyecaniyle çarpmalidir.
    Kur'ân-i Kerîm'de mü'minlerin bu vasfina su sekilde dikkat çekilmektedir:
    "Mü'minler, Allah'in rahmetini umarlar ve azâbindan da korkarlar..." (el-Isrâ, 57).
    "Allah'a korku ve ümid içinde dua ediniz" (el-A'râf, 56) buyurulmaktadir.
    Imanin kemâline delâlet eden bu hâle beyne'l-havf ve'r-recâ, yani, korku ile ümid arasinda olma hâli adi verilir.
    Gerçekten de Allah'a olan îmanin kemâli, sadece Allah'i sevmek veya sadece O'ndan korkmakla gerçeklesemez. Ikisinin bir arada bulunmasi gerekir. Insan, sevginin verecegi nazlanma ve simarikliktan ve rahmetine güven duygusunun sevkedecegi taskinlik ve itâatsizlikten, ancak Allah korkusu ile kurtulabilir...
    Sadece korkunun verecegi ye's ve ümidsizlik halinden insani kurtaracak da, Allah sevgisi, rahmetinin genisligine ve afvinin sonsuzluguna olan inançtir. Bu sebeble "Hayrin basi Allah sevgisi; hikmetin basi da Allah korkusudur" denilmistir.
    Aslinda, Allah'a olan sevgi kadar, O'ndan korkmak da son derece tatli ve zevkli bir haldir...
    Allah korkusunda nasil bir lezzet ve ruhî haz oldugu su sekilde izah edilmistir:
    "Ârif-i billâh, aczden, mehafetullah'dan (Allah korkusundan) telezzüz eder. Evet, havf'da (Allah korkusunda) lezzet vardir. Eger bir yasindaki bir çocugun akli bulunsa ve ondan suâl edilse, "En leziz ve en tatli hâletin nedir?" Belki diyecek: "Aczimi ve za'fimi anlayip validemin sefkatli sinesine sigindigim hâlettir..."
    Halbuki bütün vâlidelerin sefkatleri ancak bir lem'a-i tecellî-i rahmettir (Allah'in rahmetinin küçük bir tecellîsidir).
    Onun içindir ki kâmil insanlar, aczde ve havfullah'da öyle bir lezzet bulmuslar ki kendi havl ve kuvvetlerinden siddetle teberrî edip Allah'a acz ile siginmislar, aczi ve havfi (korkuyu) kendilerine sefaatçi yapmislar..." (Sözler)
    Allah'i sevmek ve O'ndan korkmak hususunda Peygamberimiz de söyle buyurmuslardir:
    - "Mü'min kimse, Allah'in azab ve ikabinin miktarini bilseydi, hiçbir kimse Cenneti ümid etmezdi. Kâfir de Allah'in rahmetinin ne kadar çok oldugunu bilseydi hiç kimse O'nun rahmetinden ümid kesmezdi."
    - "Cennet size ayakkabinizin bagindan daha yakindir, Cehennem de böyle..."
    - "Sagilan süt memeye girmedigi gibi Allah korkusundan aglayan kimse de Cehenneme girmez. Allah yolunda çarpisirken husule gelen tozla Cehennemin dumani birlesmez."
    - "Allah katinda iki damla ve iki izden daha sevimli bir sey yoktur.
    Iki damla:
    * Allah korkusundan dolayi gözden akan yas,
    * Allah yolunda dökülen kan damlalaridir.
    Iki iz'e gelince:
    * Allah yolunda alinan yara izleri ile,
    * Allah'in farzlarinin birini îfa ederken husûle gelen eserlerdir."
    - "Herhangi biriniz ölürken Allah'a hüsn-i zan etmeksizin (afv ve magfiret edecegini ummaksizin)




  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör

    --->: Allah'a Iman Ne Demektir? Allah'a İmanın İnsan Hayatına Te'sirleri Nelerdir?

    Reklam



    Allah cc razı olsun hocam







  3. 3
    Hasret-Ateşi
    Üye
    paylaşım için teşekkürler







+ Yorum Gönder
allaha iman nedir,  allaha iman ne demektir
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi