Muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden Muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    qawsed58
    Yeni Üye
    Reklam

    Muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz

    Reklam



    Muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz

    Forum Alev
    kusura bakmayin forumu arastirdim ama ya ben bulamadim yada yok muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz tum namazlar icin simdiden allah hepinizden razi olsun :)



  2. 2
    elifizmir
    Özel Üye

    --->: Muezzinlik

    Reklam



    Konu Uygun Bölüme Kaydırılmıştır








  3. 3
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı qawsed58 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kusura bakmayin forumu arastirdim ama ya ben bulamadim yada yok muezzinlik hakkinda bana iyi bi kaynak verebilirmisiniz tum namazlar icin simdiden allah hepinizden razi olsun :)
    buyur qawsed kardeşim. Allah senden de razı olsun.


    MÜEZZİN LİK

    Namaz vakitlerinde ezânı âdâbına uygun bir şekilde okumakla görevli kimse.
    Ezan; sözlükte "ilan", "duyuru" demektir. İslâm fıkhında ise, namaz vakitlerini Rasûlüllah (s.a.s)'den gelen belli sözlerle ilân etmeye denir (Necmuddin b. Hafs en-Nesefî. Taalibetu't-Talebe fi Istılâhâtı'l-Fıkhıyye, Bağdâd 1311 sh.l0; Ali b. Muhammed el-Cürcani, et-Ta'rifat, İstanbul 1302 sh. 6).
    Müezzin kelimesi Kur'an-ı Kerim'in (Yusuf, (12), 90 ile el-A'raf (7), 4) ayetlerinde "ilan edici", "duyurucu" manâsında kullanılmıştır: Bir de cennetlik olanlar, cehennemliklere şöyle çağırırlar: "Gerçekten biz, Rabbinizin vaad buyurduğu sevabı hak bulduk. Siz de Rabbinizin vaad buyurduğu cezayı hak buldunuz mu?" Onlar da; "Evet hak bulduk" derler. Bunun üzerine iki topluluk arasında bir çağırıcı (İlan edici, İsrafil (a.s) şöyle çağırır:
    "-Allah'ın lâneti, zâlimler üzerine olsun!" (el-A 'raf, 7/4). "Ey Rasûlüm! Bütün insanlara haccı ilân et, gerek yaya olarak, gerek her uzak yoldan binek üzerinde senin huzuruna gelsinler" (el-Hacc, 22/27). "Ey Mü'minler! Allah'tan korkun ve (girdiğiniz) fâiz hesabından arta kalanını bırakın (almayın) eğer gerçek mü'minler iseniz. Yok eğer bu fâizi terketmezseniz bilin ki, Allah'a ve peygamberine karşı savaş ilân etmişsiniz (harbe girmişsiniz). Eğer fâiz almaktan tövbe ederseniz, ana paranız sizindir ve böylece ne zâlim olursunuz, ne de zulme uğrarsınız" (el-Bakara, 2/278-279).
    Müezzin olmak, günde beş defa ezan okuyarak insanları Allah'ın (cc) varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah (c.c.)'nın son Peygamberi, kurtuluşa çağıran son elçisi ve insanlığın yegâne ve tek önderi olduğuna, Allah'a kulluk ederek "Kurtuluşa koşunuz! Kurtuluşa koşunuz!.. diyerek davet etmenin fazileti hakkında, Rasûlüllah (s.a.s), şöyle buyurmaktadır: "Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boylu olanlarıdır" (Müslim ve Ahmed b. Hanbel'den Mansur Ali Nâsıf et-Tâc, el-Câmiu'l-Usûl fi Ehâdis er Rasûl, I, 161).
    Abdullah b. Abdurrahman (r.a.) Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'nin kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Senin koyun ve kır hayatını sevdiğini görüyoruz. Koyunların arasında kırlarda namaz için ezan okuduğunda sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesini duyan her insan, her cin ve her şey, kıyamet gününde ona şahidlik edecektir." Ebu Said, bunu Rasûlüllah (s.a.s)'den işittiğini söyledi (Buhârî ve Nesâî'den et-Tâc, I, 161).
    Ebu Hüreyre (r.a.), rivayet ettiğine göre, Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "İmam, (arkasında duranların namazlarının) kefilidir. Müezzin ise (müslümanların ibadetlerinde) güvenilir kişidir. Allah'ım! İmamları (başkasına örnek olacakları) doğru yola ilet ve müezzinleri affet" (Ebû Dâvud, Tirmizi'den naklen et-Tac, I, 161). Yine Ebu Hûreyre (r.a.)'ın rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "Müezzinin günahları sesinin ulaştığı yerleri de doldursa affolunur. Kıyamet gününde yaş ve kuru sesini duyan her şey ona lehinde şahitlik eder" (Ebu Davûd, Tirmizi'den naklen et-Tac, I,161). İbn Mâce'nin bir rivayetinde ise Rasûlüllah; "Müslümanların, müezzinlerin boyunlarında iki emaneti vardır: Namazları ve oruçları"(et-Tac, I,161, dipnot,10).
    İbn Ömer (r.a.) rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s)'in iki müezzini vardı: Bilal-i Habeşi (r.a) ve âmâ olan Abdullah b. Ümm-i Mektûm (r.a) (Müslimden, et-Tac, I, 165).
    Müezzinin ezan okuması karşılığında ücret almasının caiz olup olmadığı ihtilaf konusudur. İhtiyacı varsa, almasında bir sakınca görülmemiştir.
    Müezzinlerde şu vasıflar bulunmalıdır:
    Müezzinin, müslüman ve akıllı olması şarttır. Büluğ şart değildir. Mümeyyiz çocuklar da ezan okuyabilirler. Sarhoşun, büyük günah işleyenin, kadının, oturanın, cünübün ezan okuması mekruhtur.
    Müezzinin haramdan sakınması, güvenilir takva sahibi ve ihlaslı olması, namaz vakitlerini bilmesi, abdestli olması, cemaati kaçırabilecek kişileri ikaz etmesi, ezanı yüksek bir yerde ve kıbleye yönelerek usûlüne uygun bir şekilde okuması, güzel ve yüksek sesli olması müstehaptır.
    Müezzin "Hayye ale's-salah" derken sağa; "Hayye ale'l-felah" derken sola döner. Minarede okuyorsa kıbleye yönelerek ezana başlar ve sağ tarafa doğru şerefeyi dolaşır. Kıbleyi arkasına almamaya dikkat eder.
    Müezzin, ezan okurken basit söz, konuşma ve hareketlerden sakınmalı, vakar ve ciddiyet sahibi olmalıdır.
    Abdülkerim ÜNALAN / İslam Ansiklopedisi







  4. 4
    qawsed58
    Yeni Üye
    tesekkur ederim mumsema ben aralarda okunan dualarida ogrenmek istiyorum yinede sagol

  5. 5
    Hasan
    Özel Üye
    Ezan ve müezzinlik

    Submitted by gurbetci 67 on Cum, 2007-01-12 21:33. Muhterem Müslümanlar!
    Dinimizin emirlerinden bulunan farz namazlar, gerek tek başına gerekse cemaatle kılınsın, bunların eda ve kazasında ezan okumak sünnet-i müekkededir.
    Ezan, belirli vakitlerde ve muayyen lâfızlarla yapılan îslâmî bir davettir.
    Ezanın lafızları arasında Allahü Teâlâ'nın birliği, kemâl sıfatlan ile muttasıf olduğu, şeriki ve benzeri bulunmadığı ifade edilirken Pey­gamberimiz Hazret-i Muhamıned'in risâleti sarahaten ifade edilmek­tedir. Denilebilir ki ezan, itikad ve amel mes'elelerinin tamamını hu­lâsa olarak içinde toplamıştır.
    sünnet olmakla beraber, vacip derecesinde kuvvetli bulunan ezân-ı Muhammedi, îslâmın bir şiarı ve alâmetidir. Ezan sesi; o bel­delerin islâm diyarı olduğunun şahididir.
    Ezan sesinin inlettiği, tekbirin akisler yaptığı yerden şeytanlar kaçışırlar. Mü'minlerin şehadet getirdiklerini işitip, camiye koştukla­rını görüp de kıyamet günü onların lehine şâhidlik yapmak zorunda kalmamak için, ezan sesinin ulaşamayacağı yerlere kadar kaçarlar. Onlann kaçtığı yoldan Allah'ın kulları, camiye koşar; ibadetin vec-diyle dalgalanır, feyizle coşar.
    Gök nura gark olur nice yüzbin minareden, Şehbâl açınca nıh-i revân-i Muhammedi...
    Ezan meşru kılınmazdan önce, namaz vakitleri olduğunda, bir kimse sokakları sür'atle dolaşır. «Esselâte, esselâte namaza (buyrun) namaza!» diyerek mü'minleri namaza davet etmekteydi. Müslüman­lar gün geçtikçe çoğalıp sayılan arttı ve muhitleri genişledi. Bu du­rum karşısında namazın ilân edilme işi güçleşti.
    Resûlullah Efendimiz, namazın ilân edilme seklini ashâb-ı kiram ile istişare edip onlann verdikleri cevabı bir bir dinledi. Kimi «Çan ça­lalım» dedi. Resûlullah:
    «O, Nasaraya mahsustur», buyurdu.
    «Boru kullanalım», diyenler oldu.
    «O, Yahudilere ait bir iştir» cevabını verdi.
    «Halkın göreceği bir yerde ateş yakalım, diyenler çıktı.
    Efendimiz:
    «O, Mecûsîlere has bir davranıştır,» diyerek reddetti.
    Bu müşaverelerin yapıldığı günlerde, Medineli ashaptan bulunan Zeyd oğlu Abdullah, (r.a.) bir gece rüyasında şöyle gördü: Elinde çan bulunan biri yanına gelmiş. Abdullah (r.a.) ona:
    «Ey Allah'ın kulu, şu çam satar mısın?» demiş o da:
    «Ne yapacaksın?» deyince Abdullah:
    «Bununla halkı namaza davet ederiz», cevabını vermiş.
    Bunun üzerine o kimse:
    «Sana daha hayırlısını göstersern olmaz mı?» diye sorunca, Ab­dullah
    ,
    «Hay hay!» demiş. Rüyasındaki şahıs, kendisine ezanın okunuşu­nu öğretmiş! Bu sâdık rüya, İslâmî bir müşkülü aydınlatacak mâhi­yette bulunuyordu. Bu bahtiyar şahabı, sabahı beklemeden, gece vakti Resûlullah'a koştu ve gördüğü rüyayı nakletti.
    Efendimiz Miraç gecesi yedi kat göklerin üzerinde bulunduğu sı­rada ezan kendisine gösterilmiş ve okunuşu dinletil misti. Abdullah b. Zeyd'in rüyası Miruc'da gördüğüne uygun düştüğü için «İnşâ-Allah bu, hak jrüyadar. Bilâl ile beraber çalış, gördüğünü ona öğret de ezan okusun, çünkü onun sesi, senden daha yüksektir» buyurdu. Hazret-i Bilâl'e hitaben Efendimiz şöyle buyurdu:
    «Yâ Bilâl, kalk namaz için nida et.»
    Hazret-i Ömer de Peygamber Efendimiz'e gelerek:
    «Ey Allah'ın Resulü, seni hak ile gönderen Allah'a andolsun ki onun gördüğünü ben de gördüm. Fakat o, benden öne geçti» demişti/
    Resûlullah Efendimiz, birbirini te'yid eden bu rüyalar karşısında Cenâb-ı Hakka hamd ü senada bulundu.
    Aziz mü'minler!
    Gecenin karanlığı dağılmaya başladığı zaman, sabah vaktinde okunan ezân-ı Muhammedi'nin «Allahü Ekber, Allahü Ekber» sadala-n, ağaran şafaklar gibi, iman nuru ile aydınlanmış, kalblerde akisler yapar.
    Gözlerden uyku ve kalblerden gaflet dağılır. İnsanı, Allah'ın sevgisi sarar da yatağından kalkıp camiye koşar.
    Ne lâhûti şada Allahü Ekber, sarsıyor cani,
    Bu bir gülbang-i haktır çok mudur inletse ekvânı.
    Ezan okumak, ne kadar ulvî bir vazifedir ki, Hazret-i Ömer, «Ha­lifelik olmasaydı, müezzin olurdum» demiştir.
    Allahü Teâlâ'nm ism-i Celâlini insanlara, cinlere ve bütün âleme ve âdeme duyurmak! Risâ-let-i Muhammediye'nin dellâlı olmak kadar güzel bîr şey olamaz.
    Ezan sesinin ulaştığı sahalarda cin, insan, melek, taş ve ağaç her şey kıyamet günü müezzinin lehine şâhid olacaktır. Müezzinler, Rab-bimizin ism-i zâtını halka ilân ve onları İbadete çağırdıklarından, kı­yamet günü Cenâb-ı Hak da kendilerini yüceltecektir. Bir hadîs-i şe­rifte şöyle buyrulmaktadır:
    «Müezzinler, kıyamet günü insanların en uzun boyluları (olacak) dır» (1).
    Mü'minleri Allah'ın yoluna çağırmak, ne kadar ulvî bir vazifedir * Halk, onların ilâm ile namaz kılmakta, oruç tutmakta, iftar etmek­tedir. «Müezzinler, Müslümanların namaz ve sahur (vakitleri) üzeri­ne emin (kimse) lerdir.» (2).
    Namazlarında ve sahurlarında ümmet-i Muhammed'in emini olan bir kimse, âhiret korkularından emin olur. Peygamber Efendimiz ha-dis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
    «Kim ecrini (Allah'tan) bekleyerek yedi sene ezan okursa Allah da onun için ateşten (kurtulduğuna dâir) berat yazar» (3).
    «Kim on iki sene ezan okursa ona cennet vacip olur. Herbir gü­nün ezanı için altmış; ikameti için de otuz basene y&zılın» (
    Cennet içinde, müezzinlerin nail olacağı ilâhî ikramı Resûlullah Efendimiz şöyle açıklamaktadır:
    «Cennete girdim. Orada inciden yapılmış kubbeler gördüm. Top­rağı miskdîr. Yâ Cebrail, bunlar kimindir? dedim. O, "Yâ Muhammed, (o) ümmetinden müezzinler ve imamlar içindir", dedi» (5).
    Müezzin okuduğu ezân-ı Muhammedi'yi duyan bir mü'mîn, ka­yıtsız kalamaz. Bu ilâhî davet, dağlarda akisler yaparken, bize dü­şen vazifeyi Efendimiz; «Ezanı işittiğiniz vakit, Allah'ın dâvetçisine icabet ediniz» (6), emirleryle açıklamış bulunmaktadır.
    Okunan ezana icabet iki türlüdür. Fi'lî ve kavlî.
    Fi'lî icabet: Abdest alıp camiye koşmaktır. Allahü Teâlâ, kulları­nı huzuruna çağırırken onun kulu nasıl hissiz ve hareketsiz kalabi­lir? Hemen davetin yapıldığı -mescid istikametine yönelir.
    Sözle icabet: Müezzinin söylediklerini tekrarlamakla olur. «Hay-ye ales-salâhu da «Hayye alel-felâh» da «La havle velâ kuvvete illâ billâhil aüyyil-azîm» deyip diğerlerini aynen tekrarlar. Efendimiz bu hususla ilgili hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
    «Kim müezzini dînler de onun söylediği kelâmın mislin söylerse ona cennet vardır» (7).
    Minarelerden semâlara yükselen ezan, mü'minlerüı gönüllerinde akisler yapar; kulaklarda ihtizaz, kalblerde manevî haz meydana ge­lir. Yüz binlerce mü'min, mabedlere koşarak secdelere kapanır ve Allah'a kulluk vazifesini ifâ eder. Hutbemize bir âyet-i kerimenin meâliyle son verelim:
    (5) Feyzü'l-Kadir, c. 3, s. 519.
    (6) Taberânî.
    (7) Taberâal.
    (8) Sûre-i Fussüet. 33.
    «(insanları) Allah'a davet ye (kendisi de) iyi amel (ve hareket) eden ve "Ben şüphesiz M ü si um an lar damın" diyen kimseden daha gü­zel sözlü kimdir?»

  6. 6
    ~€xs€lans~
    Üye
    Müezzinlik çok güzel bir görev ve duygudur.
    Benim babamda müezzindir ama ilk önce müezzinliği güzel yapabilmek için hafız olmanız gerekir.
    Hafız olmak içinde hayatınızdan 2,5 yılı gözden çıkarmanız gerekir.
    Tabii ki de namazını şevk ile kılan, daha doğrusu müezzin olmak isteyen buna katlanacaktır.
    Çok gelir dersiniz ama gelmez, hafız olmanın mutluluğu içinde o 2,5 sene size 2 günmüş gibi gelir.
    Tabii ki de müezzin olmak için en başta gelen şey...
    Tesbihatı ezberlemektir. Çünkü müezzinin görevi namazın uygun yerlerinde gerektiği yerlerde tesbihatı okumaktır.
    Gerekse kısa gerekse uzun tesbihattı ezberlemektir.

  7. 7
    sercann95
    Yeni Üye
    bilgiler için ilmihal okuyabilirsin

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi