Sorun cevap vereyim

Konu Kapatılmıştır
12. Sayfa BirinciBirinci ... 911121315 ... Sonuncu8Sonuncu9
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden Sorun cevap vereyim ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 133
    mumsema
    Özel Üye
    Reklam

    --->: sorun cevap vereyim

    Reklam



    Alıntı DereeN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    mumsema abi verdiin cevaptan ötürü tekrar tesekkür ederim Allah razi olsun
    bu soruyla ilgili bi sorum daha olacakti, Kuran okurken tesettürlü olmak sart olduundan, kapanmamiz gerekiomu ?(siniftaki müslümanlar)
    danimarkadasın ve uygulama nasıl bilmiyorum senin durumuna bişey diyemiyecem ama imkan varsa örtunun tabiki.

    Alıntı exxxttacy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    s.a hocam bu sene acaba kurban kime düşüyo (ne kadar para olunca kurban kesmek lazım)
    allah razı olsun.

    ve aleykumusselam ve rahmetullah exxxttacy buyur:

    http://www.yudumla.com/forum/kurban_....html?p=481488

  2. 134
    exxxttacy
    Emekli
    selam
    bekar adama kurban düşermi düşerse kaç ytl olmasi gerekir.
    beker adama zekat düşer mi nekadar vermesi gerekir .
    şimdiden allah razi olsun.

  3. 135
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı exxxttacy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selam
    bekar adama kurban düşermi düşerse kaç ytl olmasi gerekir.
    beker adama zekat düşer mi nekadar vermesi gerekir .
    şimdiden allah razi olsun.
    ve a.selam

    öncelikle zekatın ne olduğunu iyice bir oku kardeşim:
    http://www.yudumla.com/forum/zek_t-t....html?p=481622

    Bekar veya evli olması önemli değil. önemli olan asli ihtiyacı dışında 81 gr altın değerinde parası bulunması ve üzerinden 1 sene geçmiş olması. bu miktarda malı olan 40 / 1 'ini verir.


    Zekâtın Farz Olmasının Şartları
    a- Mükellef açısından gerekli olan şartlar:

    Zekât verecek olan kişi akıllı, hür, erginlik çağına ermiş, dinen zengin ve Müslüman olmalıdır.
    Buna göre; Müslüman olmayanlara, delilere, çocuklara ve hürriyetini kaybetmiş olan köle ve esirlere zengin de olsalar zekat farz değildir.
    Zekâtın farz olmasına engel olan akıl hastalığında (delilik) iki hal düşünülebilir:
    1- Çocukluktan itibaren deli olanlar: Bunların hastalığı devam ettiği müddetçe mallarına zekât gerekmez. Erginlik çağına geldikten sonra sıhhate kavuşacak olurlarsa, o tarihten itibaren kendilerine zekât farz olur.
    2- Erginlik çağına geldikleri zaman akıllı oldukları halde sonradan akıl hastalığına tutulanlar. Bu durumda olanların hastalıkları bir sene aralıksız devam ederse, o sene kendilerine zekât gerekmez. Fakat, sene içerisinde bir iki gün gibi az bir zaman için de olsa sıhhat bulana o senenin zekâtı farz olur. Bu söylenilenler İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Ebû Yusuf'a göre; senenin çoğunu sıhhatli geçirmeyen akıl hastalarına o sene için zekât gerekmez. Bunaklık da; delilik hükmündedir.
    Zengin olan çocukların; erginlik çağına geldikleri andan, küçükken akıl hastası olup da erginlik çağına geldikten sonra sıhhat bulanların da sıhhat buldukları andan itibaren bir sene geçince zekât vermeleri gerekir.
    Toprak mahsullerinde, hem çocuklara hem de delilere zekât gerekir. Buna; öşür denilir.
    Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre; hiç bir ayırım yapılmadan çocukların ve akıl hastalarının tüm mallarından zekât gerekir (Merginânî, a.g.e., I, 96; Mevsılî, el-İhtiyar II, 130; el-Cezîrî, Kitabu'l-Fıkıh ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, I, 590, 591).

    b- Mal açısından gerekli olan şartlar:

    1- Mal, mal sahibinin aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, nisab* miktarı veya daha fazla olmalıdır.
    Aslî ihtiyaç; kişinin ve ailesinin ihtiyaçları olan mal, eşya ve aletlerdir (bk. "Havâic-i Asliyye" mad).
    2- Mal, hakîkaten veya hükmen artıcı olmalıdır.
    Hakîkaten artıcı olmasından maksat; malın, ticaret veya üreme yoluyla çoğalıcı olmasıdır. Buna göre; her türlü ticaret malı, nesli, sütü ve tüyü alınmak üzere kırlarda otlatılan erkek ve dişi hayvanlar hakîkaten artıcıdır. Bu şekilde hayvanlara; saime * denilir.
    Malın hükmen artıcı olması; sahibinin veya sahibinin vekili elinde bulunması suretiyle artırılmaya elverişli olmasıdır. Altın, gümüş ve paralar bu kabildendir.
    3- Malın üzerinden bir yıl geçmiş olmalıdır. Buna; Havelân-ı Havl veya Havl-i Havelân denilir (bk. "Havelan-ı Havl" mad).
    Nisâb miktarı mala sahip olan bir kimseye; o mala sahip olduktan itibaren bir sene geçtikten sonra zekât vermesi farı olur. Nisâbın, hem senenin başında hem de sonunda mevcut olması gerekir. Arada azalıp çoğalmasına itibar edilmez. Zekât verirken malın, sene başındaki veya sene ortasındaki değil, sene sonundaki değerine itibar edilir. Mesela; sene başında 500.000 lirası olan bir kimsenin sene ortasında 300.000 liraya düşse fakat sene sonunda 600.000 olsa bu şahıs zekâtını 600.000 lira üzerinden verecektir.
    Şafiî mezhebine göre; nisâbda muteber olan zaman senenin sonudur. Sene sonunda nisâb miktarı olan bir mal, sene başında nisabtan az bile olsa o mala zekât gerekir.
    Zekât verilmesi gereken bir mal; üzerinden bir sene geçtikten sonra artacak olsa, artan miktar için üzerinden bir sene geçmedikçe zekât icab etmez. Toprak mahsûllerinin zekâtında; mahsûlün üzerinden bir sene geçmesi şart değildir. Hasadı yapıldıktan sonra zekâtlarının verilmesi gerekir.
    4- Sahibi, mala tam olarak malik olmalıdır. Bundan maksat; malın, sahibinin elinde olması ve onda bir başkasının hakkının bulunmamasıdır. Buna göre; kadının henüz eline geçmeyen mehrine ve insanın elinde bulunmakla beraber, buna karşılık borcu olan malına zekât gerekmez. Ancak, borcuna mukabil olanı çıktıktan sonra geriye kalan miktar nisâba ulaşırsa o fazlalık için zekât gerekir. Buradâki borçtan maksat; kul borcudur. Keffaret, nezir, hacc, gibi dinî borçlar zekâtın gereğine manî değildir. Eskiden kalma zekât borcu da nisâba manidir. Buna göre; elinde nisâb miktarı malı olan bir kimsenin, eski senelerden kalma zekât borcu olur ve bu borç düşüldüğünde geri kalan miktar nisâbtan aşağı düşerse, o kimseye zekât icabetmez.
    Satın alınıp henüz teslim alınmayan mal, borçlu tarafından inkâr edilmeyen, edilse bile isbatı mümkün olan alacaklar ve yolcuların memleketlerinde olan mallarına zekât gerekir.
    Bir kimsenin, sahibi olmakla beraber elinden çıkan ve faydalanması ya da bir daha kendisine dönme umudu olmayan (denize düşen, kaybolan mallar; borçlu tarafından inkâr edilip isbatı mümkün olmayan alacaklar) mallardan dolayı zekât icabetmez.
    Haram yolla kazanılan malın zekâtı verilmez. Bu malın, varsa sahibine verilmesi, bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir.


  4. 136
    azulenli
    Yeni Üye
    bir hanım bir erkeğe nikahsız yaklaşmışsa,,,sonradan imam nikahı kıyılması halinde durumun telafisi mümkünmüdür,,,yada dinimizde, bu hatanın telafisi yokmudur,,,,,,,,,

  5. 137
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı azulenli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bir hanım bir erkeğe nikahsız yaklaşmışsa,,,sonradan imam nikahı kıyılması halinde durumun telafisi mümkünmüdür,,,yada dinimizde, bu hatanın telafisi yokmudur,,,,,,,,,
    şunu anladım: "Zina edilen kişi ile evlenilir mi? Evlenmişse günahı affolur mu?"

    Zina Allah cc yanında çok çirkin bir suçtur. onun için evli olupta zina yapana çok ağır bir ceza vermiş ve ölüm cezasına çarptırmıştır. Bekar olupta zina edene de 100 sopa ve sürgün cezası verilmiş. tabi bu dini kuralları, islami hükümlerin geçerli olduğu ülkede, devlet uygular/şahıslar uygulayamazlar.

    Kişi zina ettiği ile evlenmesinde bir sakınca yok/dinimizce bir engel yok ama bu zinayı affetmez.
    Şu an yapılacak tek şey tövbe ve istiğfardır. Ya Rabbi! pişmanım yaptığım bir suçtu ve söz veriyorum bir daha yapmayacağım" deyip bir daha o çirkin fiile yaklaşmamaktır.

    Allah affetsin

  6. 138
    hasan67
    Yeni Üye
    928 - Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim güneş batıdan doğmazdan evvel tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder."

    BU NU ACIKALRMISIN INSEALLAH

  7. 139
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı hasan67 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    928 - Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim güneş batıdan doğmazdan evvel tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder."

    BU NU ACIKALRMISIN INSEALLAH
    Kıyamet kopmadan evvel ortaya çıkacak bazı alemetleri Allah Rasulu bize bildirmiştir. Güneşin batıdan doğması da bunlardan biridir.
    Tevbe kapısı güneş batıdan doğmadıkça açıktır ama batıdan doğduktan sonra artık tevbe edilse de kabul edilmeyecektir. anlayacağımız: Dünyadaki sınav güneşin batıdan doğmasıyla bitecektir.

    Büyük Alâmetler - Kıyametin kopacağına dair son belirtilerdir.
    Deccal'in ortaya çıkışı
    Duhan'ın çıkışı: Duman anl----- gelir. Kıyamet kopmadan önce bütün dünyayı saracak. " O halde, semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle" (Duhan Suresi : 10)
    Dabbetü'l-arz'ın çıkışı
    Güneşin Batıdan doğması
    Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi
    Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı
    Çöküntü
    Ateş: Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi.
    Mehdî'nin çıkması


  8. 140
    hasan67
    Yeni Üye
    TesekkÜrler ;allah Razi Olsun

  9. 141
    DereeN
    Usta Üye
    S.a

    insanlar öldükten sonra mezara girdii anmi hesaba cekilirler??

    öyle'se kiyamet gününde hesaba cekilmezlermi?

  10. 142
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı DereeN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    S.a

    insanlar öldükten sonra mezara girdii anmi hesaba cekilirler??

    öyle'se kiyamet gününde hesaba cekilmezlermi?


    ve aleykumusselam ve rahmetullah DereeN

    evet insanlar mezara girişte ilk hesabı verip berzah aleminde bekletilirler. sonra ikinci dirilişte asıl hesap başlar.
    vereceğim linklerdeki konuları oku sorun olursa yaz cevaplarım inşallah

    http://www.yudumla.com/forum/kabir-t....html?p=492916

    http://www.yudumla.com/forum/olunce_....html?p=243926

  11. 143
    DereeN
    Usta Üye
    Alıntı mumsema Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    ve aleykumusselam ve rahmetullah DereeN

    evet insanlar mezara girişte ilk hesabı verip berzah aleminde bekletilirler. sonra ikinci dirilişte asıl hesap başlar.
    vereceğim linklerdeki konuları oku sorun olursa yaz cevaplarım inşallah

    http://www.yudumla.com/forum/kabir-t....html?p=492916

    http://www.yudumla.com/forum/olunce_....html?p=243926
    ayrintili bilgilerden dolayi tesekkur ederim..

    simdi misal 500 yil önce ölmüs biri bugün hala sorguya cekiliomu??(gerci berzah aleminde bekletilirler demissiniz) (berzah?)

    kiyamet gününde herkes ölecei icin kabir azabini görmeyeceklerde var(mi?)
    (kabre girmiolar ya oyüzden direk 2.dirilistemi hesap vermeye baslarlar?)

  12. 144
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı DereeN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ayrintili bilgilerden dolayi tesekkur ederim..

    simdi misal 500 yil önce ölmüs biri bugün hala sorguya cekiliomu??(gerci berzah aleminde bekletilirler demissiniz) (berzah?)

    kiyamet gününde herkes ölecei icin kabir azabini görmeyeceklerde var(mi?)
    (kabre girmiolar ya oyüzden direk 2.dirilistemi hesap vermeye baslarlar?)

    sevgili DereeN kardeşim
    Bütün ölenler birinci sorgu olan kabir sorgusundan geçerler. (tabiki Peygamberler, İlmi ile amil olan Alimler, Şehitler, her gece yatmadan önce Tabareke (mülk süresini) okuyanlar vs. hariç)

    Ahiret hayatı, dünya hayatı ile kıyaslanmaz. orda zaman mefhumu yok.


    BERZAH NEDİR?

    Set, engel, iki şey arasındaki perde. Istılahî anlamıyla berzah; madde âlemi ile mana âlemi (ruhlar âlemi), ruhlar âlemi yani ölümden sonra ruhların kıyamete kadar kalacakları âlem, ya da kabir âleminin adıdır. (es-Seyyit eş-Şerif el-Cürcanî, et-Târifat, Kahire 1938, s. 38; Râgıb el-Isfahânî, el-Müfredât s. 56).
    Berzah kelimesi Kur'an-ı Kerîm'de üç yerde geçmektedir. Bunlardan "İki denizi kavuşmaları için salıvermiştir. (Böyle iken) aralarında karışmalarına engel perde (berzah) vardır karışamazlar. "(er-Rahman, 55/19-20) Ayrıca iki şey arasındaki engel anlamında kullanılmıştır. (el-Furkan, 25/53). Müminun suresinde ise "Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler: "Rabbım beni dünyaya geri gönder, tâ ki ben zaâyi ettiğim ömrüm mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım ". Hayır onun söylediği hu söz hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise diriltilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani) bir engel (berzah) vardır. " şekliyle, yani dünya ve kabir âlemini ayıran perde anlamında kullanılmıştır. (el-Mû'minun, 23/100). Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte; cesedin ölümünden sonra, İslâmî ıstılahta berzah denilen bir âlemde yaşamaktadırlar.
    Mümin öldüğünde ise kendisi için bir berzah olmayacaktır. Hadislerde belirtildiğine göre kabirdeki soru ve cevaptan sonra salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir: "Gelinler gibi uyuyun. Gelin çok sevildikçe rahat uyur. Allah onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi uyurlar. " (Tirmizî, Cenaiz, 70).
    Bu delillerden anlaşıldığına göre berzahtaki yaşayışda ruh bedenden ayrıdır.
    Buradaki yaşayış nasıldır? sorusunun cevabında Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der: "Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır. Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır. İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır. Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır. Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I, s. 34-36).
    Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilâhidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez, insan ölünce ruhu geçici olarak başka bir âleme gider; orada ameline göre ya rahat yaşar, veya azap görür. O âleme "Âlemi Berzah" denir ki dünya ile ahiretten başka bir âlemdir. Yaşayışla ölüm arasındaki uyku âlemi nasılsa; dünya ile ahiret arasındaki berzah âlemi de o gibi bir varlıktır. Bunun mahiyetini ancak Allah bilir. (Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslâm İlmihali s. 28),

Konu Kapatılmıştır
12. Sayfa BirinciBirinci ... 911121315 ... Sonuncu8Sonuncu9
müslümanın mslümana 3 günden fazla küsmesi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi