Allah şaşırtmasın demek sakincalimidir?

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden Allah şaşırtmasın demek sakincalimidir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Hyoscyamus
    Üye
    Reklam

    Allah şaşırtmasın demek sakincalimidir?

    Reklam



    Allah şaşırtmasın demek sakincalimidir?

    Forum Alev
    Sual: (Allah şaşırtmasın) diye dua etmek yanlış değil mi? Allah bizim kötülüğümüzü isteyip de niye şaşırtsın ki? Böyle söylemek Allah’a suizan olmaz mı?
    CEVAP
    (Allah şaşırtmasın) duasının benzerleri Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde vardır. Güzel bir duadır. Cehenneme atan da Odur. Günahsız, suçsuz insanı Cehenneme atmaz ki! Cehenneme müstahak olanı atar. Bunun manası, (Ya Rabbi, beni cehenneme müstahak olanlardan eyleme!) demektir. Hayrın da şerrin de yaratıcısı Allahü teâlâ olduğu için, (Bizi kâfir etme, bizi cehenneme atma!) diye dua ediyoruz. Bir âyet-i kerimede (Allah, dilediğini saptırır) buyuruluyor. (Rad 27)
    Kur’an-ı kerimde bildirilen bazı dualar, mealen şöyledir:
    Ey Rabbimiz, kalblerimizi kaydırma! [Bizi sapıtma!] (Âl-i İmran 8)
    Kıyamette bizi rezil rüsva etme! (Âl-i İmran 194)Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma! (Kehf 73)Kabirden kalkıldığı gün beni mahcup etme! (Şuara 87)Bu konuda birkaç hadis-i şerif meali de bildirelim:
    (Ey Allah’ım, kabir ehlinin ecrinden bizi mahrum etme ve onlardan sonra bizi fitneye uğratma!) [İbni Mace]
    (Ya Rabbi, bana azap etme!) [Deylemi]Her şeyi yapan Allahü teâlâ için, Peygamber efendimiz şöyle dua etmiştir:
    (Ya Rabbi, kabrimi ibadet edilen put haline getirme!) [Abdurrezzâk]
    Allahü teâlâ herkese, layık olduğunu verir, kimseye zerre kadar zulmetmez. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
    (Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez. Onları azaba sürükleyen, çirkin işleridir. Böylece kendilerine zulmediyorlar.) [Nahl 33]
    Demek ki, Allahü teâlâ bir kimseyi şaşırtmışsa, o kimse çirkin ameli sebebiyle şaşırmış olur.

    dinimizislam




  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör

    --->: Allah şaşırtmasın demek sakincalimidir?

    Reklam



    kardeşim biz dinimiz islam konularına güvenmiyoruz lütfen ordan alıntı yapmayalım







  3. 3
    Hyoscyamus
    Üye
    Ben kendim okudum ve bir sakinca gormedim, yalan olan bölümü söylerseniz sevinirim. Hepsi uyduruk olacak diye birseyde yok:) Tabiki seciyoruz. uyduruk olan yeri soyleyin, bende hatami anlayim.

    Vesselam








  4. 4
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Allah şaşırtmasın ifadesini kullanmak doğru mudur. Allah insanı şaşırtır mı?

    Allah şaşırtmasın ifadesini kullanmak caizdir. Bu ifadeden kasıt nefsimize uyup da yanlış yola sapmamamız için edilen bir duadır.


    Hayır ve şerrin Allah’tan olması cihetiyle, insanları hidayete erdiren ve dalalete düşüren ancak O'dur.


    Önce şunu belirtelim. Cenab-ı Hakkın dilediğine hidayet buyurması caizdir. İnsanları saadete erdiren ve şekavete düşüren ancak o dur. Lakin yüce rabbimizin bir kulunda dalalet yaratması, o kulun kendi cüzi iradesini kötüye kullanması sebebiyledir. Yoksa, kul kendi kabiliyetini dalalet yoluna yöneltmedikçe, Cenab-ı hak onu o yola sevk etmez. Aynı durum hidayet için de söz konusudur. Nasıl ki insan rızık için gerekli bütün teşebbüsleri yaptıktan ve sebeplere başvurduktan sonra neticeyi Allah’tan bekler. Zira Rezzak (rızık verici) ancak Odur.


    "Men yehdillâhu felâ mudille leh. Ve men yudlil felâ hâdiye leh: AIlah (C.C) bir kimseyi hidayete erdirirse kimse onu saptıramaz. O kimi de, dalâlete iterse, kimse onu hidayete getiremez. " Mânâ olarak, hidayet: Doğru yol, rüşd, Peygamberlerin gittiği istikâmetli olandır. Dalâlet ise, sapıkların yolu; doğru yolu kaybetme ve istikametten ayrılma demektir.


    Dikkat edilirse, bunların her ikisi de birer iş, birer fiildir. Ve insana ait yönü ile birer ufûle, birer fonksiyondur. Bu îtibarla, bunların her ikisini de Allaha vermek gereklidir. Arzettiğimiz gibi, her fiil Allah tarafından yaratılmaktadır. Allah' ın tasarrufu dışında olan hiçbir fiil gösterilemez. Dalâleti (yoldan çıkmayı), "Mudil" isminin gerekçesiyle yaratan, hidâyeti (doğru yola ulaşmayı), "Hâdi" isminin tecellisine bağlayan ancak Allah (C.C)dir. Evet, ikisini veren de Haktır.


    Ama, bu demek değildir ki; kulun hiçbir müdahalesi, alakası olmadan, Allah tarafından zorla yoldan çıkarılıyor veya hidâyete yani doğru yola sevk ediliyor da, o da ya dâll (sapık) veya râşid (dürüst) bir insan oluyor.


    Bu meseleyi kısaca şöyle anlamak da mümkündür. Hidâyete ermede veya dalâlete düşmede, işlenen bir fiil ne kadarsa; meselâ: Bu iş on ton ağırlığında bir iş ise, bunun onda birini dahi insana vermek hatadır Hakiki mülk sahibi Allahtır ve o iş mutlaka mülk sahibine verilmelidir.


    Bunu bir örnekle izah edecek olursak: Allah hidayet eder ve hidayetinin vesileleri vardır. Camiye gelmek, nasihat dinlemek, fikirlerini nurlandırmak, hidayetin birer yoludur. Kurân-ı Kerimi dinlemek, mânâsını araştırıp derinliklerine nüfuz etmek de hidâyet yollarındandır. Resûl-i Ekremin (S.A.V) huzuruna gitmek, ders verirken önünde oturmak, onu can kulağı ile dinlemek; veyahut, bir islam aliminin dersini dinlemek, onun cenneti andıran iklimine girmek, onun gönülden ifâde edilen sözlerine kulak vermek ve ondan gelen tecellîlere gönlünü ayna yapmak, hidâyet yollarından birer yoldur. İnsan bu yollarla, hidâyete yakınlamış olur. Evet, câmiye geliş küçük bir yakınlaşma olsa da, Allah (C.C) camiye gelişi hidâyete vesile kılabilir. Hidâyet eden Allahtır; fakat, bu hidâyete ermede Allahın kapısını, "kesb" ile yani istemek fiiliyle döven kuldur.


    İnsan, meyhâneye, puthâneye gider; böylece "Mudill" isminin kapısının tokmağına dokunmuş ve "Beni saptır" demiş olur. Allah da isterse onu saptırır. Ama dilerse engel çıkarır, saptırmaz. Dikkat buyurulursa, insanın elinde o kadar cüzi bir şey vardır ki, bu ne o hidâyete ne de dalâlete hakiki sebep olacak mahiyette değildir.


    Şöyle bir misâl arz edeyim: Siz, Kurân-ı Kerimi ve vâz u nasihatı dinlediğiniz keza, ilmî bir eser okuduğunuz zaman, içiniz nûra gark olur. Halbuki bir başkası minarenin gölgesinde ezân-ı Muhammediyi duyarken, vâz u nasihati işitirken, hatta en içten dualara kulak verirken rahatsız ve tedirgin olur da; "Bu çatlak sesler de ne?" diye ezanlar hakkında şikayette bulunur.


    Demek oluyor ki; hidâyet eden de, dalâleti veren de Allahtır (C.C). Ama bir kimse delâletin yoluna girdiyse, Allah (C.C) da, binde 999,9 ötesi kendisine ait işi yaratır; -tıpkı düğmeye dokunma gibi- sonra da insanı, dalâlete meyil ve arzusundan ötürü ya cezalandırır, veya afveder.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi