Karadeniz in Gülü Giresun a Genel Bakış

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Karadeniz Bölgesi Bölümünden Karadeniz in Gülü Giresun a Genel Bakış ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    türkmenn
    Üye
    Reklam

    --->: Karadeniz in Gülü Giresun a Genel Bakış

    Reklam



    GENEL BİLGİ


    İlimiz denizi, adası, yaylaları ve kültürel varlıkları ile eşsiz bir doğa güzelliğine sahiptir. İl Merkezindeki Giresun Kalesi, Zeytinlik Mahallesi ve Giresun Adası turistik açıdan görülmeye değer yerlerdir.
    Ülkemizin en güzel yaylaları da ilimizdedir. Kümbet, Bektaş, Yavuzkemal ve Sisdağı yaylaları başta olmak üzere ilimizde bir çok yayla bulunmaktadır. Bu yaylalarımızda yaz dönemi çeşitli şenlikler yapılmaktadır. Ayrıca her yıl Aksu Deresi ağzında halk arasında Mayıs Yedisi diye bilinen uluslar arası düzeyde şenlikler düzenlenmektedir.
    Giresun’un doğu ve batısındaki sahiller kilometrelerce uzayıp giden tabii plajlar halindedir. Ayrıca İlimizde görülmeye değer tarihi tescilli birçok yapı da mevcuttur.
    Dereli İlçesi Kümbet Köyünde 5 yıldızlı otel niteliğinde bungalov ev, otel ve lokantadan oluşan Koçkayası Tesisleri bulunmaktadır.
    İlimiz doğal maden suları ile de ünlüdür. Merkeze İnişdibi Beldesi, Dereli Pınarlar Köyü ve Alucra Aktepe köyünde Maden suyu kaynakları bulunmaktadır.
    Zengin bitki örtüsü, çağlayanlarla son derece temiz havası olan dağ ve yaylalarımızda günübirlik kamp kurma, doğa yürüyüşleri, dağcılık, tırmanma, at ve bisiklet sporu konularında yararlanmak mümkündür.
    Giresun’a 60 km. mesafede Karagöl Dağları trekking için son derece elverişli bir bölgedir. Burada trekking sporu yapmak için çok çeşitli parkurlar vardır.
    Ayrıca Anastos Yaylasının Arda Mevkii ile Bektaş Yaylası Yürücek Tepesi gibi bölgeler de dağ turizmi için elverişlidir.
    Yaylalarımızda atlı doğa yürüyüşleri, patika yürüyüşü, seyirlik, dağ bisikleti, motorsiklet kros, çim kayağı (Bektaş Yaylasında rakım yüksekliği sebebiyle ağaç yoktur, çim kayağına uygundur.) sporlarına elverişlidir.
    İlimizde Kültür ve Turizm Bakanlığı İşletme Belgeli 763 yatak kapasiteli 12 adet, belediye işletme belgelide 17 adet otel bulunmaktadır. Toplam yatak kapasitesi 1548 dir.
    Giresun'a Gelipte;
    Karadeniz'in incilerinden biri olan Giresun Adası'na gitmeden,
    Kaleden şehri kuşbakışı seyretmeden,
    Yazın akşamüzeri "Mavi Tur" a çıkmadan,
    Yaylada Izgara keyfi yapmadan ki yaylada yenen ızgaranın tadı ölene kadar unutulmaz,
    Dünyanın en Lezzetli fındığını ve meşhur "Pide"sini, " Hamsi Böreği", ve "Karalahana Yemeklerini" tatmadan, Giresun müzesini görmeden,
    Peştemal ve Kazancılar Çarşısı'nda satılan el yapımı hediyeliklerden satın almadan,
    DÖNMEYİN…
    ForumAlev --->: Karadeniz in Gülü Giresun a Genel Bakış

  2. 14
    türkmenn
    Üye
    Kültür
    Gelenek ve Görenekler
    Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.
    Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir.
    Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.
    6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır.
    Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

    Mayıs Yedisi (Aksu Şenlikleri)
    Her yıl Mayıs ayının 7'sinde (Miladi 20 Mayıs) kutlanır. 1977 yılına kadar "MAYIS YEDİSİ" adıyla sürdürülen törenler bu tarihten sonra "AKSU ŞENLİKLERİ" adını almıştır. Daha sonra 1992 yılı başında alınan yeni bir kararla daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması ve sürdürülmesi amaçlanarak adının "ULUSLARARASI KARADENİZ AKSU FESTİVALİ" olması kabul edilmiştir. Her yıl 20 Mayıs günü Giresun'un doğusunda bulunan Aksu Deresinin deniz ile birleştiği yerde insanlar toplanırlar. Özellikle hastalar, dertliler, çocuğu olmayanlar, dilekleri olanlar Aksu Deresinin kıyısına giderler bir dilek dileyip yedi çift bir tek taşı suya atarlar. Aksu mahallinde yapılan bu törenler üç ana bölümden oluşur.

    1-SACAYAKTAN GEÇME GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi kültürüne dayanır. Çocuğu olmayanlar dilekte bulunarak üç kez sacayaktan geçerler. Üç kutsal sayılan bir rakamdır. Sacayak ana rahminin simgesidir.
    2-DERE TAŞLAMA GELENEĞİ: İlkbahar , doğanın hayat bulduğu mevsimdir. Doğanın getirdiği yaşama zevkiyle insanlar da bütün kötülüklerden arınmak gereğini duyarlar. Aksu Deresinin denize döküldüğü yerde toplanan insanlar "Derdim Belam Denize" diyerek yedi çift bir tek taş atarlar. Yedi kutsallığı olan bir rakamdır. Tek taş, dileğin yerini bulması için atılan sonuncu taştır.
    3-ADANIN ETRAFINI DOLAŞMA GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği Ada'nın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanır. Ada turu Hamza Taşı'nın önünde başlar. Yine Hamza Taşı'nın önünde son bulur. Törenin amacı; soyun sürdürülmesi, belaların denize atılması, döllenmenin bu mevsimde başlaması ve toprağın bereketlenmesi.











  3. 15
    türkmenn
    Üye

    FINDIĞIN TARİHÇESİ


    Fındık meyvesi çok eski devirlerde insanlar tarafından yenilmiş ve besin değeri takdir edilmiştir. Zaman zaman hükümdar sofralarına giren fındık meyveleri sonraları Akdeniz bölgesinde ticaretin artması ve genişlemesi ile bir servet ve bereket timsali halini almıştır.
    Fındık dünya çapında yetiştirilme alanı bulmuş, rağbet görmüş bir üründür.
    Tarımla uğraşan birçok küçük işletmeli ailelerin geçim kaynağı olmuştur. Daha sonraları yetiştirilme alanları genişletilerek ithalatta ve ihracatta yerini almıştır.
    Fındık insan hayatına öyle bir yerleşmiştir ki geçmişten bugüne kadar edebiyatta, folklor de, sözlüklerde, seyahatnamelerde ve hatta tıp ta adından bahsettirmiştir. Böylelikle fındık insanlığın vazgeçilmez ürünlerinden biri olmuştur.
    Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan bu tezde, fındığın tarih boyunca gelişimini, türlerini ve dünyada ki üretim alanları hakkında geniş bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Fındığın geçmişini zenginlikleri ortay koymak amaçlanmıştır.


    GİRİŞ

    Ülkemizde ekonomik, sosyal ve doğal kaynakların korunması yönünden önemli bir yere sahip olan fındık bitkisi; çiçekli bitkiler (spermatophyta=phanerogamae), kapalı tohumlular(Angiospermae) alt şubesi, iki çenekliler (Dicotyledonae) sınıfı, serbest taç yapraklılar (Choripetalae) alt sınıfı, mantolular grubunda, kayıngiller (Fagales) takımı, huşgiller (Betulaceae) Familyası fındıkgiller (Corylus) cinsi içinde yer almaktadır.
    Fındığın Kuzey Yarım kürenin ılıman iklim kuşağını, Japoya’dan, Çin, Mançurya, Kafkasya, Türkiye, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar yabani formlar biçiminde kapladığı bilinmektedir. Kültür formlarını oluşturan en önemli türler ise Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Kuzey Anadolu Dağları ve Kuzey Geçit bölgelerinde yoğun olarak bulunmaktadır. Fındığın kültüre alınma tarihi 2500 yıl öncelerine kadar dayanmaktadır. Enophen İsa’dan önce 400 yıllarında Kuzey Anadolu’da Pontus Euxinus’da (Kerasus) (Giresun) Pontus Yemişi adını verdiği ufak bir meyveden bahsetmektedir. Bu kadar eski kültür izine rastlanması sonucu fındığın anavatanının yurdumuzun Karadeniz Bölgesi olduğu ve kültür fındığının dünyaya buradan yayıldığı kabul edilmektedir. Bu meyvenin 600 yıldan beri ticareti yapılmaktadır. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan 16 çeşit fındık mevcuttur. Buna ilave olarak Giresun’ da bulunan Fındık Araştırma Enstitüsünde 30 yıldan beri süregelen seleksiyon ve melezleme çalışmaları sonucunda ticari üretimi yapılabilecek 7 çeşit adayı daha geliştirmiştir.
    Kültür fındığı, Kuzey Anadolu’dan, önce Yunanistan’a oradan da İtalya’ya götürülmüş, bu ülkede Avella şehri civarında yaygın olarak yetiştirilmeye başlanmış ve önemli türü olan Corylus Avellana L. adını bu yöreden almıştır. Sicilya ve İspanya'ya Araplar eli ile ulaşmış, Fransa’da çok yaygın zamanlara kadar önemli bir kültür bitkisi olarak ele alınmıştır. İngiltere ve Almanya’da çoğunluğunu Corylus Maxima Mill.’in oluşturduğu ve doğal flordan seçilmiş tipler büyük ilgi uyandırmıştır. ABD’de ise, fındık yetiştiriciliği son 70 yıl içinde gelişme göstermiş, güçlü araştırma ve geliştirme programları ile desteklenerek önemli bir sıçrama yapmıştır.



    TARİH BOYUNCA FINDIK


    1 – DÜNYA DİLLERİNDE FINDIK

    Fındık kelimesi Türkçe olmamakla beraber Bundukdar gibi istilah şekilleri eski dilimize yerleşmiştir.
    Fındık kelimesine dair, dünya sözlüklerinden elde edilebilen lengüistik bilgi sıra ile aşağı alınmıştır.
    Fındık kelimesi ( Pontus Cevizi ) manasına gelen Yunanca Pontikon Karyon’dur. Rumcası : Leptokarion ( ince ceviz ) halk dilinde fındıktır. Ermenice : Kalin, Arnavutça Lajthi olarak kullanılır.
    Botanikte Corlyus Avellane Pontika olan fındık kelimesini İranlılar bizden funduk, Araplarda Bunduk şeklinde almış olup Arapçada Elculuz olarakta kullanılır. Çince de Chen-tse yahut Chen-li, ilmi adı ( Corlyus heterophylla, Fısch ) dır.
    Türkiye haricinde kalmış Türklerde fındık karşılığı olarak taklidi ses esasına dayanan çit kökünden gelme kelimelerle ifade olunur.

    Kazan – Çitlevük
    Kırım – Çetleük
    Kumuk – Çertlevük
    Türkiye Türkçe’sinde de Çitlembik şeklinde de kullanılır.

    1 - 1 Fındığın Başlıca Avrupa Dillerindeki Karşılıkları :

    Hint – Avrupa ana dilindeki itibari kökleri : Qos(e)lo (fındık yemişi; Lazd ( fındık fidanı )
    Germenlerde; eski Nordca : Hasl
    İsveç, Norveçce : Hassel
    Eski Yüksek Almanca : Hasal
    Almanca : Hassel, Hasselnuss
    Anglosaksonca : Haesel

    İngilizce : Hazel, Hazelnut
    Felemenkçe : Hazelaar
    Amerikanca : Filberts

    Latinlerde :

    Latince : Corulus, Corylus
    Eski Fransızca da : Avelaine
    Fransızca (küçük ceviz ) : Noisette
    İtalyanca ( ,, ,, ) : Nucciola
    İspanyolca : Avellana
    Portekizce : Avella
    Romence : Aluna

    Güney Batı Avrupa’nın fındık yetiştirdiği yer İtalyanın Campanla bölgesinde bulunan Abella şehri idi, bundan ötürü bu yemişe de Abella Cevizi manasına olarak ( nux abellana ) denilirdi, sonraları bu Avellana olmuştur.




    İslavlarda :

    Müşterek kök orman manasına gelen les ile ifade olunur.
    Rusça ( orman cevizi ) : Liesnoy oreh
    Polonezce : Leszczyna
    Çekçe : Liska
    Sırp – Hırvatça : Leska
    Bulgarca : Leşnik


    Baltıklarda :

    Eski Prusça : Laxde
    Litvanca : Lazd’a
    Letçe : Lagzds
    Fince : Pahkina
    Macarca : Mogyoro

    1 – 2 Ferhengi pehlevi’de fındık :

    İstimal edilmekte bulunan fındık kelimesinin pehlevi dilinde ki ( funduk ) yahut ( punduk ) ve Avestai ( benduk ) ve Sanskrit ( Beddük ) kelimesinin muarrabı olup, başı kapalı nesne manasını ifade eder.
    Pehlevi’d N ve F – P okunur. Bu meyve İrandan, Arabistana götürülmüş olduğu







  4. 16
    türkmenn
    Üye
    GİRESUN VE FINDIK
    Bir çok Tarihi Belgelerde ilk Kültür Fındığının Yetiştirildiği yer olarak ifade edilen Giresun’da fındık hayatın her aşamasında kendini göstermektedir.
    İlimizin yaklaşık 100.000 hektar alanında yapılan fındık tarımı insanımızın işi, aşı, düğünü kısacası her şeyi olmuştur fındık. Fındık hasat zamanı insanımızın bir zaman belirtisi olmuştur. Şöyle ki, Düğün ne zaman fındıktan sonra veya fındıktan önce gibi zamanlarla ifade edilmektedir. İlimiz insanının Türkülerine konu olan fındık ilimizde genelde Ağustos ayının ilk yarısında olgunlaşıp hasata başlanılır.
    Yeşilin mavi ile kucaklaştığı doğa harikası ilimizde hasat zamanı fındık bahçelerini görmek gerekir. Uzaktaki yakındaki herkes genç-ihtiyar, kız-erkek üreticilerin o meyilli yamaçlarda bir makine düzeni ile dallara uzanarak çotanak toplamaları, kıvrak Giresun-fındık türkülerini insanı şaşırtan bir hızla söylemeleri bir arada yenen coşkulu imece yemekleri, sık sık yağmur ve güneşin oluşturduğu gökkuşağının oluşturduğu doyumsuz güzelliği, özetle doğayla bütünleşen bir hareket, ses ve renk armonisi, dinsel kitaplarda ve mitolojilerde yer alan bir dizi öyküyü anımsatır. Bu sanki insanın topraktan fışkıran bereketi karşılamasının törene dönüşen öyküsüdür.
    Yaşamın yeşil yeşil her yerden fışkırdığı bu doğa cennetinin seven insanları, size içtenlikle “hoşgeldiniz” diyeceklerdir......



    GİRESUN TOMBUL FINDIĞI



    Üretim Yerleri: Giresun ili; Piraziz, Bulancak, Merkez, Dereli, Keşap, Yağlıdere, Espiye, Güce, Tirebolu, Doğankent, Görele, Çanakçı, Eynesil ilçelerinde, Trabzon ili; Beşikdüzü, Vakfıkebir,

    Üretim Tekniği : bir ılıman iklim meyve türüdür. 550 m. rakıma kadar olan, yıllık optimal sıcaklığın 13-16 ºC, en düşük sıcaklığın –5 ºC ve en yüksek sıcaklığın ise 35 ºC civarında olduğu yörelerde yetiştiriciliği yapılmaktadır. periyodizite eğilimi yüksek, toplam en az sıcaklık ihtiyacı 2284 ºC, toplam en çok sıcaklık ihtiyacı 2572 ºC olup, ortalama gün ısısı ise 20ºC’dir.
    Yıllık yağış toplamının 700 mm. nin üstünde ve bu yağışın aylara dağılımının dengeli olması gerekmektedir. Haziran ve Temmuz aylarındaki oransal nemin %60 ın altına düşmediği, Taban suyu yüksek olmayan, besin maddelerince zengin, tınlı-humuslu ve pH’ ı 5-7 arasındaki topraklarda yetişir.
    Bitki yapısı; 2-3 m. boylarında, orta derecede taçlanan, 5-10 cm. çapındaki 5-6 adet dalın bir araya getirilmesiyle oluşturulan ocak adı ile tabir edilen ağaççık formundaki bitkilerdir.

    Döllenme :Tek evcikli bir bitki olup, erkek ve dişi çiçekleri aynı bitki üzerinde, ancak değişik yerlerde oluşmaktadır. Kasım- Mart ayları arasında açmaya başlayan karanfil adı verilen dişi çiçekler, yine aynı dönemlerde olgunlaşıp polen yaymaya başlayan püs adı verilen erkek çiçekler tarafından tozlanır. 3-5 ay sonra döllenme tamamlanır. Giresun tombul fındığının öncelikli tozlayıcı çeşidi olarak Palaz, mincane, foşa ve kalınkara çeşitlerinden bir veya ikisi meyve tutumunun yüksek olması bakımından bahçe içerisinde % 8-12 oranında bahçenin hakim ve rüzgar alan yerlerinde bulunması gerekir. Kalite düzeyinin sürekli olarak korunması için tek çeşit tozlayıcı ile döllenmenin sağlanması uygun olacaktır.

    GENEL ÖZELLİKLERİ :

    - Hasat Zamanı : Erken orta (10-15 Ağustos)
    - Dişi Çiçek Açma Zamanı (% 50) : Orta geç (10-20 Ocak)
    - Erkek Çiçek Açma Zamanı (% 50): Erken (10-20 Kasım)
    Meyve Şekli Kabuklu
    - Şekil Değeri ve biçimi :1,11 yuvarlak
    - İriliği (gr):1,46
    - Kabuk Kalınlığı : 1,01 mm.
    - Randıman : 52,40
    -1 kg’daki kabuklu dane sayısı: 670-730 adet/kg
    -Kabuklu Meyve İriliği(mm): 16,3(17,2-16,5-15,4) (uzunluk-Genişlik-Kalınlık)
    çotanakta (Meyve Salkımı)
    - Meyve Sayısı: 3,45
    - Kabuk Rengi : Kahverengi
    - Kabuk Özelliği: Parlak renkli, loblu, ucu hafif tüylü
    - Zuruf Özelliği: Uzun, uca doğru geniş ve açık yırtmaçlı (Meyve Boyunun 2-2,5 katı)
    Meyve Şekli İç:
    - Aroma : kendine özgü tat ve lezzette, çok lezzetli, natural iç veya kavrulup yendiğinde damakta bıraktığı kendine özgü aroması, tadı diğer çeşitlerde olmayan farklı bir özelliktir.
    - Şekil değeri ve biçimi: 1,07 yuvarlak
    - İriliği (gr): 0,96
    - İç meyve iriliği(mm): 13,1(13,8-13,1-12,6)(uzunluk-genişlik-kalınlık)
    - Boyutları: 6 mm ve üzeri
    - İç meyve zarının(Testa) Sakallılığı : Sakalsız
    - Tohum Zarı (Testa) Rengi : Açık, parlak
    -Yağ oranı: % 63,82
    -Protein oranı: % 16,92
    - Tohum zarının Soyulabilirliği (Beyazlatma) Oranı: % 96,6
    Giresun Tombul Fındığının Coğrafi Tescil işareti:

  5. 17
    türkmenn
    Üye
    İLİMİZDE TARIM

    İlimizin ana geçim kaynağı tarıma dayalıdır. İlimizde monokültür tarımı yapılmakta olup, hakim ve alternatifsiz ürünümüz fındıktır. Toplam tarım alanının %60’ında fındık üretimi yapılmaktadır. İlimizdeki fındık alanı Ülkemizdeki fındık alanının %17’sine, üretimimiz ise ülke üretiminin %20’sine tekabül etmektedir.
    Karadeniz iklimine sahip sahil kuşağında; 60.000 çiftçi ailesi fındık tarımı ile iştigal etmekte olup, toplam tarımsal üretim gelirlerinin %82’sini bitkisel üretim gelirleri oluşturmakta, bitkisel üretim gelirlerinin de %88-90’ını fındık geliri oluşturmaktadır. Fındık tarımı yanında; seracılık, kivi, çilek, ahududu yetiştiriciliği yapılmaktadır.
    İlimizin Karasal İklime sahip Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ilçelerinde ise başta hayvancılık olmak üzere, hububat, kuru fasulye, nohut, patates, ceviz ve yem bitkileri tarımı yapılmaktadır.
    25.000 çiftçi ailesi hayvancılık ile iştigal etmekte olup, toplam tarımsal üretim gelirlerinin %12’sini hayvansal üretim gelirleri oluşturmaktadır. Ayrıca; 5.000 çiftçi ailesi balıkçılık, 11.000 çiftçi ailesi çay tarımı, 7.500 çiftçi ailesi de arıcılık ile iştigal etmektedir.
    Arazi durumu (Hektar)
    TARIM ALANI%24166.000 ORMAN ALANI%32224.000 ÇAYIR MERA ALANI%22150.000DİĞER ALAN%22153.400TOPLAM %100693.400
    İLİMİZDE 19 ADET BALIKÇI BARINAĞI MEVCUT OLUP,
    RUHSATLI TEKNE SAYISI 650 ADETTİR
    Tarımsal Sanayiye Yönelik Fabrika Ve İmalathaneler
    Fındık Fabrikası41 adetUn Fabrikası1 adetÇay Fabrikası13 adetYem Fabrikası1 adetSüt Fabrikası2 adetYem Bayii66 adetTohum Bayii20 adet
    Tarımsal Amaçlı Kooperatifler (Adet)
    Tarımsal Kalkınma Kooperatifi86Sulama kooperatifi2Su Ürünleri Kooperatifi8TOPLAM96
    Meyve Üretimi
    MeyvelerÜretim Miktarı(Ton)Armut4.567,5Ayva226,5Elma5.991Erik840Kiraz1.831Cev iz1.701Fındık55.215Dut1.120Kivi2.906


  6. 18
    türkmenn
    Üye
    SANAYİ


    GENEL DURUM


    Ekonomisi tarıma dayalı olan İlimizin toplam yüzölçümü 639.400 hektar olup bunun 174.000 hektarında tarım yapılmaktadır. Toplam tarım alanının %59’ unda fındık yetiştirilmektedir. Fındık üretim alanı ülke fındık üretim alanının %17’sine tekabül etmekte olup, yaklaşık 60.000 çiftçi ailesi fındık tarımı ile iştigal etmektedir. Toplam tarım ürünleri gelirinin %70-80’i ise fındık gelirinden oluşmaktadır. İlimizin Kelkit Havzasında bulunan ve karasal iklime sahip 3 ilçesinde ise hayvancılık, hububat ve yem bitkileri üretimi yapılmaktadır.

    Altyapısı %98 oranında tamamlanmış olan OSB de geçici kabul çalışmaları başlamıştır. Bölgedeki 41 parselden 40’ı, 30 sanayicimize tahsis edilmiş, 1 parsel de boş bulunmaktadır. Tahsis edilen parsellerde 10 firma üretime geçmiş, 2 firma üretime geçmek üzere, 5 firma inşaat aşamasında olup, diğer firmalar ise proje çalışmalarına devam etmektedir. Şu anda faal olan firmalarda 438 kişi istihdam edilmektedir. OSB tam olarak faaliyete geçtiğinde yaklaşık 3.000 kişiye istihdama sağlanacaktır. İkinci Organize Sanayi Bölgesi kurulması çalışmaları da devam etmektedir.

    5084 Sayılı Yatırım ve istihdamın Teşvikine Yönelik Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ilimizdeki yatırım çalışmaları gözle görülür bir şekilde hızlanmıştır. Genellikle tekstil ve fındığa dayalı imalathanelerde yaklaşık 1000 kişi istihdam edilmektedir. 5084 Sayılı kanun kapsamında ilimize yatırım yapmak isteyen işadamlarımıza da her türlü destek sağlanmaktadır.
    5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanun ve 5350 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında kanun kapsamında
    -İmalat Sanayi
    -Hayvancılık (Su Ürünleri Yetişticiliği ve Tavukçuluk Dahil)
    -Seracılık
    -Sertifikalı Tohumculuk
    -Soğuk Hav Deposu
    -Turizm
    -Eğitim
    -Sağlık

    sektörlerindeki firma ve kuruluşlara çalıştırdığı işçi sayısı dikkate alınarak %50 ye kadar Enerji Desteği uygulanmaktadır.

    Kanunun yayınlandığı tarih itibariyle işletmelerde fiili olarak istihdam edilen en az 30 işçiye karşılık verilen enerji desteği, 01.04.2007 tarihinden itibaren 10 işçiye düşürülmüş bulunmaktadır.

    6948 sayılı Sanayi Sicil Kanununun 1.maddesinde tanımı yapılan imalat sanayi, madencilik, taş ocakçılığı, su ve gaz istihsali sektörlerinde faaliyet gösteren, sanayi ürünü imal eden sanayi işletmeleri Sanayi Sicil Belgesi alarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Sanayi Sicil Belgesi alan firmalar % 20 lere varan oranlarda elektrik gideri indiriminden faydalanmaktadırlar. Halen ilimz ve ilçelerinde 124 adet firma sanayi sicil belgesi almış bulunmaktadır.

    GİRESUN ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ



    4562 sayılı OSB kanunu, 15.04.2000 tarih ve 24021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
    • Sanayinin disipline edilmesi,
    • Şehrin planlı gelişmesine katkıda bulunulması,
    • Birbirini tamamlayıcı ve birbirinin yan ürününü teşvik eden sanayicilerin bir arada ve bir program dahilinde üretim yapmalarıyla, üretimde verimliliğin ve kar artışının sağlanması,
    • Sanayinin az gelişmiş bölgelerde yaygınlaştırılması,
    • Tarım alanlarının sanayide kullanılmasının disipline edilmesi,
    • Sağlıklı, ucuz, güvenilir bir altyapı ve ortak sosyal tesisler kurulması,
    • Müşterek arıtma tesisleri ile çevre kirliliğinin önlenmesi,
    • Bölgelerin devlet gözetiminde, kendi organlarınca yönetiminin sağlanması,
    OSB’lerin Kuruluşunda temel hedef olarak belirlenmiştir.
    Bakanlar Kurulunun 15.07.1976 sayılı kararnamesi ile İlimizde de bir Organize Sanayi Bölgesi kurulması kararlaştırılmıştır. Giresun O.S.B nin 1998 yılında inşaatına başlanmış, toplam 70 hektar alana ait bölge arazisinde spor alanı, yönetim merkezi, teknik altyapı (çıraklık eğitim okulu), PTT gibi sosyal tesisler, yeşil alan ve yollar ayrılınca 339.269 m2 den oluşan 49 sanayi parseli birleştirmelerden sonra 41 parsele düşürülmüştür. Bu parsellerden 40 adedi sanayicimize tahsis edilmiştir. 1 adet boş parsel bulunmaktadır. Öncelikle iç parsellerdeki dik alanları yeşil alana bırakarak çevre bandından ihdas parsellerle değiştirme konusunda imar planı tadilatı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın onayına sunulmuş ve Bakanlıktan gelen onaylanmış tadilat projesi Valiliğimizce bir ay süre askıda ilan edilmek suretiyle kesinleşmesi sağlanmıştır.


    Kurucu Ortaklar :
    Giresun İl Özel İdaresi, % 42,86 iştirak payı ile 6 kişi,
    Giresun Belediyesi, % 28,57 iştirak payı ile 4 kişi,
    Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, % 28,57 iştirak payı ile 4 kişi,

    Olmak üzere toplam 14 kişi bulunmaktadır.

    Arsa Temini :
    Yaklaşık 70 hektar büyüklüğündeki Giresun Organize Sanayi Bölgesi arazisi, 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünden kamulaştırılarak temin edilmiştir.

    Teşkilat Oluşumu :
    1996 yılı Aralık döneminde Bölge Müdürü atanarak Bölge Müdürlüğü teşkilatı oluşturulmuştur.

    Bölge İçin Yapılan Harcamalar :

    Konu : İhale Tarihi : Keşif Miktarı : Ödenen Miktar :
    1-Planlama ve Parselasyon 25.01.1996 1.413.324.930.TL.
    2-Altyapı 1.Kısım İnşaatı 02.12.1997 246.883.000.000 551.795.766.293.TL.
    (Ham yolların açılması, (%54,00 Tenzilat)
    Taban Takviyelerinin yapılması.)
    3-Altyapı 2.Kısım İnşaatı 25.09.2001 2.600.000.000.000.TL. 3.006.068,39.YTL.
    (%61.08 Tenzilat)
    (Altyapı ikmal inşaatı ihale bedeli, 1.mukayeseli keşif sonrasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 29.12.2004 tarihli onaylarıyla 3.208.052.693.386.TL. olmuştur.)
    4-ENH ve Bölge İçi YG-AG 19.07.2005 958.229,71.YTL. 672.169,30.YTL.
    Elektrik Şebekesi İnşaatı (%46,85 Tenzilat)


    *İNŞAATIN DURUMU :
    Kanalizasyon % 97
    Yağmursuyu % 97
    Drenaj % 100
    İçmesuyu % 95
    Yol % 98
    Kaldırım-V kanalı % 90 oranında tamamlanmıştır.


    PARSEL TAHSİS BİLGİLERİ :
    TOPLAM PARSEL : 49 Adet Sanayi Parseli (339.269,72 m²)
    (birleştirmelerden sonra bu sayı 41 olmuştur.)

  7. 19
    türkmenn
    Üye
    İNŞAATI BİTİRİLEREK ÜRETİME GEÇEN FİRMALAR

    Firma Ünvanı : Faaliyet Konusu : İstihdam : (438)
    1- Ahmet Temiz Doğal Taş Ürünleri, 30
    2- Alyak Yakıt Orman ve Yapı Malz.Ltd.Şti. Yakıt malzemeleri, 10
    3- Hısımlar Fındık San.ve Tic.Ltd.Şti. Gıda, 60
    4- Yanıkoğlu Gıda San.ve Tic.Ltd.Şti. Gıda, 100
    5- Giresun Beton Parke Bims Ltd.Şti. İnşaat Malzemeleri, 15
    6- Hebo Fındık San.ve Tic.Ltd.Şti. Gıda, 60
    7- Gismap Giresun İnş.Sıh.Tes.Mak.Ltd.Şti. Metal Sanayi, 70
    8- Özbayram Tur.Tic.İnş.San.Ltd.Şti. Mobilya, 13
    9- Alican Çakmak Gıda, 10
    10- Gülenler Orman Ürünleri Ltd.Şti. Mobilya, 70



    ÜRETİME GEÇMEK ÜZERE OLAN FİRMALAR

    Firma Ünvanı : Faaliyet Konusu : Teorik İst. (25)
    1- Bizim Fırın Unlu Mam.Koll.Şti. Gıda, 10
    2- Aytekin Aksoy Triko, 15


    İNŞAATLARI DEVAM EDEN FİRMALAR
    Firma Ünvanı : Faaliyet Konusu : Teorik İst. (135)
    1- Ayhan Kara Kimya Sanayi, 30
    2- Ceylim Gıda Orman San.ve Tic.A.Ş. Bitkisel Yağ, 30
    3- Ahmet Rıza Erkan Gıda, 10
    4- Eskon Giyim Tekstil Ltd.Şti. Tekstil, 30
    5- Giresun Pınar Dağıtım Ticaret Ltd.Şti. Gıda, 35



    PROJE ÇALIŞMALARINI YÜRÜTEN FİRMALAR

    Firma Ünvanı : Faaliyet Konusu : Teorik İst. (2.229)
    1- Beylik Gıda Ltd.Şti. Gıda, 50
    2- Orsan Tekstil A.Ş. Tekstil, 1.200
    3- Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Gıda, 33
    4- Anaforoğlu Demir Ltd.Şti. Metal Sanayi, 30
    5- Günsan Gıda Ltd.Şti. Gıda, 30
    Gismap Ltd.Şti. Metal Sanayi, 40
    6- MRU Müh.Taah.End.ve Tic.Ltd.Şti. Galvanizli direk, trafo 36
    7- Yılmaz Spor Tesisleri İşl.ve İnş.Ltd.Şti. Gıda, 30
    8- Kun Unlu Gıda Mam.Ltd.Şti. Unlu mamüller, 65
    9- İsmet Büyüktaş Çelik eşya, 35
    10- Vatanpen Isıcam Ltd.Şti. İnşaat Malzemeleri, 30
    11- As Tekno Petrol Mak.Ltd.Şti. Petrol Makineleri, 100
    12- Nooril-İman Gıda Ltd.Şti. Gıda, 500
    13- Ay-Koç Plastik Ltd.Şti. Plastik 50
    TOPLAM İSTİHDAM 2.827


    Organize Sanayi Parsellerindeki Faaliyetler

    Firma Adedi
    Parsel Adedi
    Parsel Alanı
    M2
    İstihdam

    Üretime Geçen

    10

    10

    100.660,26
    438Üretime Geçmek Üzere Olan

    2

    2
    18.930,23
    25

    İnşaat Halinde

    5

    5
    34.075,01
    135

    Proje Safhasında

    13

    23
    185.604,22
    2.229

    TOPLAM

    30

    40
    325.820,35
    2.827

    Faaliyete geçen iş yerlerinde toplam 463 kişi çalışmaktadır. 2 firma üretime geçmek üzere, 5 Firmainşaat halinde olup 13 firma proje aşamasındadır.

  8. 20
    türkmenn
    Üye
    İmar Uygulama Alanı (M2)

    Sanayi Parselleri
    339.269,72
    Teknik altyapı
    2.777,60
    Ticaret merkezi
    1.313,02
    Spor Tesisleri
    3.863,37
    Arıtma Tesisleri
    9.811,81
    Yönetim merkezi
    4.363,72
    Eğitim tesisi
    7.424,52






    Kaynak: OSB Müdürlüğü


    Küçük Sanayi Siteleri
    Küçük Sanayi Sitelerinin İsmi
    Başlama Tarihi
    Ortak
    Sayısı
    Çalışan
    Sayısı
    İnşaat
    Seviyesi
    Giresun KSS İşletme Koop.
    1972
    212
    1800
    100
    Batlama KSS İşletme Koop.
    2006
    29
    344
    100
    Bulancak KSS
    1982
    310
    600
    100
    Şebinkarahisar KSS
    1978
    118
    300
    100
    Görele KSS
    2005
    44
    -
    Arsa Temin Aşamasında
    Dereli KSS
    1996
    37
    -
    Arsa Temin Aşamasında
    Piraziz KSS
    199752
    -
    Arsa Temin Aşamasında

    Giresun ili merkez ilçesi sınırları içerisinde 2 adet olmak üzere toplam 4 adet küçük sanayi sitesi fiili olarak faaliyet göstermektedir.
    Bu sanayi sitelerinde yaklaşık 1.138 civarında işyeri olup bu işletmelerde toplam 3.044 kişi istihdam edilmektedir.

    Küçük Sanayi Sitelerinin İl Ekonomisine Katkıları

    Organize Sanayi Bölgeleri gibi planlı kentleşmeye yol açacak sorunsuz bir kent yaratılmasına neden olmaktadırlar.
    Projelerinde yer alan Çıralık okulları ve Sosyal Tesisler vasıtasıyla, sanayi için nitelikli iş gücünün yaratılmasına yol açarak, istihdamın gelişmesine önemli katkılarda bulunmaktadırlar.
    Büyük sanayi için mal ve hizmet yönünden bir alt yapı oluşmasını sağlayarak onun gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.

    GİRESUN İLİ MADEN POTANSİYELİ

    Giresun ili özellikle metalik madenler acısından büyük bir potansiyele sahiptir.MTA tarafından yapılan çalışmalar sonucunda 55 adet metalik maden (Cu,Pb,Zn,Fe,Mn) ve18 adet endüstriyel hammadde yatak va zuhuru tesbit edilmiştir.

    Rezerv hesabı yapılan bu yataklarda ;

    192 560 ton metal bakır
    317 585 ton metal kurşun
    697 595 ton metal çinko

    tespit edilmiştir.

    Giresun İli endüstriyel hammaddeler açısından önemli bir potansiyele sahip değildir. Seramik Sanayi hammaddesi olarak Bulancak,Tirebolu yörelerinde kaolin, illit, bentonit inşaat sanayi hammaddesi olarak Harşit (Doğankent) ve Bulancak yörelerinde granit,mermer ve kimya sanayi hammaddesi olarak Dereli İlçesinde barit zuhurları bulunmaktadır.

  9. 21
    türkmenn
    Üye

    --->: Karadeniz in Gülü Giresun a Genel Bakış

    Reklam



    GİRESUN FOLKLORU

    GİRESUN YÖRESİNDE OYUN GELENEĞİ

    İlimizde iklim şartlarının ve tabiatın çok sert olmadığı bilinmektedir. Yöresel olarak daha çok denizle beraber yaşamayı öğrenmiş, sırtını dağlara vermiş ve toprağını da işlerken fındığa büyük önem vermiştir. Bu yaşam tarzı geleneklerini ve yöresel davranışlarını etkilemiştir. Yani bu yöre insanları ne fazla sert ne de fazla yumuşak figürlere yer vermiştir. Yani yörenin kendine özgü halk danslarının oluşmasında büyük etkendir.
    Danslar genellikle hareket ve çeviklik içermekle beraber kadın ve erkeğin beraber oynadıkları bölümde erkeğin kadına karşı olan saygısından dolayıdır ki, erkek figürleri kız figürleri ile aynı esneklik ve yumuşaklığa kadar düşmektedir. Fakat danslar kazaların bulunduğu yörenin karakteristik özelliğini de içine alarak farklı şekillerde icra edilmektedir. Bu farklılık kostümlerini bile etkilemiştir. Örneğin Alucra ve Şebinkarahisar civarında oynanan oyunlar Karadeniz etkisinin yanında; Orta ve Doğu Anadolu kültürünün esintilerini de üzerinde taşır.
    Giresun insanının yaşam tarzı ve biçimi Karadeniz bölgesi içinde, bölgeye has özellik gösterdiği gibi bölgeden uzak karakter de gösterir.
    Bölge kıyısında oyunlar; iç içe yaşadığı deniz gibi, hareketli ve coşkundur. Oyun ve türküleri de kendilerine uygundur. Giresun oyunları içinde en önemlisi Giresun Karşılaması ve horonudur. Horonu yine erkekler bölgenin meşhur çalgısı olan kemençe veya davul zurna ile oynarlar. Kadınları ise; Def, Davul, Zurna, Ud ve Bağlam eşliğinde oynarlar. Horonlar; düz horon, sık sara, sallama gibi, karşılamalar ise; Tüfekli Çandır Karşılaması, Bulancak karşılaması, çandır çöplük(karşılama) tür. Müzik ve ritmine göre değişen çeşitleri vardır. Giresun’da Halk Oyunları çeşit olarak üçe ayrılırlar. Bunlar; Horonlar, Karşılamalar ve (yörede Kolbastı, bugün ise çoğunlukla FİNGİL olarak bilinen) Meteliktir.
    Giresun yöresinde çok fazla miktarda halk oyunları mevcut iken değişik sebeplerden dolayı bu oyunlar icra edilmemekte, yada edilememektedir. Zaten oyunların çoğu unutulmuştur. Fakat bazılarının müzikleri hala kullanılmaktadır.

    GİRESUN YÖRESİNDE MÜZİK GELENEĞİ

    Giresun yöresi müzikal zenginliği olan bir ilimizdir. Tarihine bakıldığı zaman bir sayfiye yeri olarak ortaya çıkmaktadır. Osmanlı zamanında sayfiye yerleri daha çok tatil yerleri olarak kullanılırdı. Böyle olunca eğlence ağırlık bir yaşam söz konusu olmaktadır. Tiyatro ve musiki oldukça gelişmiştir. Giresun tarihinde yerli halkına bakıldığında; saraylı etkisi göze çarpar. Böyle bol musiki ve oyunlu bir bölgede, gerek müzik ve gerekse oyunlar konusundan saray musikisi ve halk musikisi birbirlerinden etkilendikleri açık bir şekilde görülmektedir. Özellikle Söz konusu olan bu oluşum belki yüzlerce yıllık bir süreçte oluşmuştur. Bugün bakıldığında tam olarak karşılama normunda çalınıp söylenmektedir. Yörede çok yaygın olan karşılamadır.9/8’lik usulü olan karşılamaların, 3’lüsü(aksağı sondadır.. Çünkü icrası diğer türe göre daha kolaydır. Bu gün kullanılan Miralay türküsü bu türe güzel bir örnektir. Horonlarda ise durum daha kolaydır. 7/8'lik yada 7/16’lık olarak görülür. Genellikle hemen hepsinin 3’lüsü sondadır. Bazı istisnai horonlar vardır. Onlar 5,8,9 ve 10 zamanlı horonlardır. Yine bazı 7/8’lik horonların 3’lüleri yer değiştirip başa veya ikinci sırada da görülebilir. Ama horon denildiği zaman 7 zamanlı ve 3’lüsü sonda olarak bilinir. Geçmişi konusunda bir şey söylemek çok zordur. Ancak çok eski bir oyun türü olduğu söylenebilir. Hatta 18OO'lü yıllarda yaşamış olan Tuzcuoğlu Mehmet Ali'nin çaldığı horon müziğini bu gün Tuzcuoğlu horonu diye hatırlayıp, hala çalabilenler mevcuttur.
    Bir diğer oyun türü de fingil (pek çok kaynakta metelik yada kolbastı olarak geçer.) olarak karşımıza çıkar. Bu diğer ikisine göre daha yeni bir türdür. Özellikle askerlik nedeniyle başka memleketlere gidip gelen gençler gittikleri yerlerdeki eğlence ortamlarında gördükleri oyunları ve müzikleri memleketlerine getirmişlerdir. Müzikal yapı olarak 4/4’lük, 2/4’lük ana usul ve kalıpları olarak karşımıza çıkıyor. Daha sonra bu tür çok tutulmuş ve oturak alemlerinin vazgeçilmez türküleriyle oynanmaya başlanmıştır. Özellikle Lazutlar, Sokakbaşı Meyhane gibi türküler Giresun halkı tarafından halen çok sevilen ve söylenen türkülerdir.

    GİRESUN YÖRESİNDE OYNANAN HALK OYUNLARI

    Giresun’da bugün unutulmamış ve hala halkın ve çeşitli oyun gruplarının oynamış olduğu oyunlardan bahsedecek olursak Karşılamalar, Tüfekli çandır karşılaması, Horonlar, kız Sallama horonu, erkek Sallama horonu, erkek Sıksara ( Sıksaray- sık Horon)Horonu, Kolbastı ( Fingil, Metelik) Gürcü sallaması gibi oyunları sayabiliriz.

    KARŞILAMALAR

    Giresun yöresinin temel esasını oluşturan oyun karşılamadır. Oyun çok eskiye dayanır. İsmini karşılıklı oynamaktan alır. Buradaki karşılama “Karşılık” kökünden gelen, karşı karşıya oynama diye de nitelendirilen karşılamayı esas alır. Karşılamada ise kız ve erkekler karşı karşıya oynarlar.
    Oyun ritmik olarak 9 zamanlıdır. Bu karşılama türünde ayak değişmeden ritim kalıbında değişiklikler olabilir. Örneğin kalıpta bulunan üçlünün yeri her zaman sonda olmayabilir.Örneğin; Miralay müziğinin üçlüsü sondadır .( 2 + 2 + 2 + 3 = 9 ) Bağlamam Perde Perde müziğinin üçlüsü ise ikinci sıradadır. ( 2 + 3 + 2 + 2 = 9 ) bunun sebebini müzik geleneği konusunda anlatmıştık.
    Kullanılan müzikler; Miralay, Bağlamam Perde Perde, Altın Yüzük Var Benim, Oy Giresun Kayıkları, Giresun’un Evleri, Al Tavandan Belleri, Çıkma Fındık Dalına, Bulancak Karşılaması, Zurna Karşılaması …
    Çoğunlukla bağlama, davul - zurna ve kemence ile oynanır. Eskiden kalma karşılama müziklerinin bazıları bugün çoğunlukla kullanılır. Fakat bazı bölümleri özellikle kullanılmaz. Çünkü icrası oldukça zordur. Ritm ve ölçü kaçırma riski çoktur. Örneğin; Çandır Karşılamasının (tüm repertuar kayıtlarında bu türkü Giresun karşılaması olarak bilinir) oyun bölümündeki çarptırma ve taramalar(tıramola) herkesin yapabileceği bir şey değildir. Onun için halk oyunları grupları bu ezginin sadece türkü bölümünü kullanırlar.

  10. 22
    türkmenn
    Üye
    TÜFEKLİ ÇANDIR KARŞILAMASI

    Oyun adını Giresun iline bağlı Çandır köyünden alır. Giresun’da bir gerçeğe inanılır. “Giresun’da en güzel Çandırlılar oynar.”Herkesin bildiğinin aksine bu oyun savaşı anlatmaz. Giresun ve çevresinde yapılan düğünlerde “Konak Gitme” olayı vardır. Bu ziyaretlerde herkes kendi köyünün, kasabasının veya bulunduğu yerin oyununu oynar. İşte Çandırlılar konak gittikleri köylerde ilk olarak bu oyunu oynarlar. Oyun şöyle oynanır;

    Tüfeği olan herkes ortaya toplanıp bir daire kurarlar. İçlerinden tecrübeli biri çavuşluk yapar. Oyun özellikle davul ve zurna ile oynanır. Önce müzik başlar. Normal karşılama ritminden daha ağır oynanır. Çavuşun komutuyla yavaş yavaş oynanmaya başlanır. Yine çavuşun “nişan al” komutuyla havaya, daire ortasına yere veya birbirlerinin ayakları dibine nişan alırlar. Çavuşun “ateş” komutuyla herkes ateş eder. Boşalan tüfekleri çavuş doldurmaya başlar. Tekrar aynı şekilde nişan ve ateş komutlarıyla oyun böylece devam eder. İlk zamanlar çakmaklı üstten doldurmalı tüfekler kullanılırdı. Boşalan tüfeklere ezva (barutu ateşlemeye yarayan tıpa) ve barut doldurma işini de çavuş yapardı. Daha sonra ki zamanlarda mavzer, sonra da av tüfekleri kullanıldı. Bu seferde boşalan tüfeklere fişek ve mermi doldurma işini yine çavuş üstlenirdi.

    Oyun dokuz zamanlıdır (2 + 2 + 2 + 3 = 9). Normal karşılama ritminden daha ağır (yavaş) ritmle oynanır. Oyunda göze çarpan özellik ise tüfek ile havaya ve yere ateş etme özelliğidir. Kullanılan müzikler; Çandır Tüfekli Karşılaması.

    HORONLAR
    Giresun il merkezinde horon görüldüğü gibi, ilimizde esas olarak horon Görele ilçesi ve çevresinde sıkça icra edilir. Çoğunlukla kemence ve davul - zurna ile oynanır. Görele'de yaygın olmasının sebebi büyük kemence üstatlarının Göreleli olmalarında ileri gelir. Horonların isimleri de, bu ustaların isimleriyle anılır. Bunun sebebi bu eserleri ilk icra eden kişi olmaları, yani yaratıcısı olmalarıdır. Örneğin Tuzcuoğlu horonu, Piçoğlu Sıksarası gibi. Görele konum itibariyle Trabzon ile Giresun'un tam ortasında yer alır. Coğrafik olarak Giresun'a bağlıdır. Ancak birçok kültürel değer bakımından (türkü, halk oyunları) Trabzon'a daha yakındır. Yayla olarak da Trabzon ile aynı yaylayı, yani Sis Dağı ve Kadırga Yaylasını kullanır. “Bu olayın sebebini birazdan yayla kültürü konusunda anlatacağız”. Trabzon halk oyunları olarak Giresun'dan önce atılım yapmış kullandıkları oyun ve müzikleri halka, yıllar içerisinde icra yoluyla göstermiştir. Halk da bu oyunları Trabzon yöresi diye kabullenmiştir. Hatta Giresunlular dahi bunu kabul etmiştir. Fakat sonra kendi oyunlarını ve müziklerini ortaya çıkarmak istediklerinde "Bu Trabzon yöresi, bunu Giresun yöresi olarak oynayamaz, tanıtamazsınız" şeklinde eleştiriler aldılar. 196O'lı yıllardan önce her iki ilde bu müzikler kullanılırken ve bu oyunlar oynanırken kimse Trabzon Giresun ayrımı yapmazken günümüzde bu ayrım yapılmaktadır. Mecburen yeni müzik ve oyun (Trabzon'da kullanılmayan) arayışına girildi.En büyük kemence ustaları Giresun'dan çıkmasına rağmen horonlarda çoğunlukla Davul - Zurna kullanılmaya başlandı. Şu gerçeği de unutmamak lazımdır. Harşit çayı doğal bir sınır olduğundan, Harşit çayının Doğusu ve Batısı arasında bir takım kültürel farklılıklar vardır. Her ne olursa olsun; Görele, Espiye, Eynesil yöreleri ayrı değerlendirilmelidir.

    KIZ SALLAMASI

    Giresun’da karşılama türü oyunların dışında yöre karakterine ve coğrafyasına uygun olan bir başka oyun da horon türüdür. Bu oyun cumhuriyetten sonra ortaya çıkmıştır. Nedeni ise; kızların kendi aralarında yaptıkları eğlencelerde erkekleri taklit ederek oynamaya başlamalarıdır. Figür zenginliği 5 veya 6’yı geçmez. 7 zamanlıdır. Oldukça yumuşak, narin ve cilveli bir şekilde oynanır.
    Çoğunlukla kemençeyle oynanır. Bağlama, Def, Ud gibi sazlarda kullanıldığı görülür. Kullanılan müzikler; Çavuşlu Horonu, Püsküllü ……..

    ERKEK SALLAMASI

    Giresun tarihi kadar eskidir. En az 3 kişi ile oynanır. Tatlı sert bir anlayış vardır. Yöresel tabiriyle “gevrek” tir. Oyun 5 zamanlıdır. Figür zamanları 10 birim zaman ve bağlantılıdır. Oyun halka şeklinde oynanır. Oynanılan yerin şekline göre bağlı dizi düz, halka, yarım halka şeklinde de oynanır. Figür bakımından zengindir. Horonun olmazsa olmazı olan “alaşağı” figürü sıkça yapılır. Bir nevi sık horona geçmek için, alıştırma ve ısınma oyunu da diyebiliriz.
    Genellikle kemençe veya davul zurnayla oynanır. Müzik olarak çoğunlukla Merekte Sarı Saman kullanılır.

  11. 23
    türkmenn
    Üye
    SIKSARA (SIKSARAY,SIK HORON)

    Bu oyun sallamanın aksine daha sert ve coşkulu oynanır. Sık’ın anlamı çok çabuk demektir. Bir çeşit sık oyun, sık horon çabuk horon demektir. Az zaman içinde çabuk ve fazla figür yapmak gerekmektedir. Sıksara, zamanla sıksaray olmuştur. Burada yörelerin mahalli ağızları büyük rol oynamıştır. Oyun 7 zamanlıdır.
    Horon,“Karadeniz bölgesinde özellikle Doğu Karadeniz’in kıyı kesimlerinde toplu olarak ve daha çok bağlı diziyle oynanan disiplinli halk oyunlarının genel adı dır. Horum, Horun, forom vb. şekillerinde de söylenir.
    Horon Cenevizlilerden kalmadır. Karadeniz’e özellikle Harşit havzasına gelip buradan da Türk ve Yunan kavimlerine geçmiştir. İstila ve temaslar sonucu oradan Batı Avrupa’ya ve Karadeniz’in doğusuna yayılmıştır.
    Genel olarak ülkemizde Doğu Karadeniz bölgesinde Trabzon, Rize Giresun civarında oynanır. Bunun yanı sıra az da olsa Artvin, Ordu, Samsun, Bayburt, Gümüşhane gibi illerde de görülebilir.
    Horonda denizin dalga hareketlerini ve kıpırtılarını, balıkların çırpınışını görür gibi oluruz. Horonların oluşmasında Karadeniz bölgesinin çok engebeli doğal yapısının, fırtınalı hırçın bir deniz olan Karadeniz’in sarp bir arazide bazen bir ayağını bile zor basabildiği patika yollarda yürüyen ve sırtında yük taşıyan Karadeniz insanının çevikliği anlatılmaktadır. Horonda yapılan hareketler incelendiğinde, belleme, çapalama, deniz dalgalarının parçalanması, dalgaların kıyıdan geri çekilirken çakıllarda çıkardığı ses, kürek çekme, balıkların ağlara yakalandıkları andaki çırpınışları gibi doğal olayların veya işle ilgili tarımsal hareketlerin canlandırıldığı görülür.
    Horom kelimesi ve horla üzerindeki dik olarak kümelendirilmiş birkaç bağdan oluşan mısırlara verilen bir isimdir. Horomların bulunduğu tarla uzaktan görünüş olara kollarını havaya kaldırmış bir şekilde duran insan kalabalığını andırır. Horon oyunlarında genellikle kollar havaya kalkmış bir biçimde oynanır. Bu duruş horomları andırmaktadır. Bundan esinlenerek Horon adını aldığı söylenir.
    Horonlar dizi oyunu biçiminde onandıkları zaman dizi biçimleri sıra dizi-lişi, görünüşünde olarak tek sıra erkek, tek sıra kadın, düz dizi, eğri dizi, koşut dizi, bağlı dizi, bağlı tek dizi, bağlı alaca dizi, açık diziş kapalı dizi biçiminde oynanmak-tadır.
    Oyun 7 zamanlıdır. Ayak figürleri 10 birim zamanlı ve bağlantılıdır. Çoğunlukla kemençe, davul – zurna ile oynanır. Belli bir müziği yoktur. Mahalli saz sanatçılarının isimlerini de verdikleri kendine özgü özel horon ezgileriyle icra edilir.
    Halka oyunu biçimindeki dizilişlerde ise; düz halka, koşut halka, bağlı halka, tek halka, kapalı halka, açık halk, bağımlı halka, tek halka erkek, tek halka kadın, halka, tepeli halka dizilişleri görülmektir.

    KOLBASTI (Fingil-Metelik)

    Fingil (Kolbastı - Metelik) havası çoğunlukla türkülü oyunlardır. Giresun'da bu gün hemen hemen bütün gruplar ya Lazutlar'ı yada Dereboyu Kavaklar'ı kullanırlar. Bunlar çoğunlukla popüler olduğu ve insanların kulağında ezgileri zaten var olduğu için icrası da kolay olduğundan çokça rağbet görür. Oysa Giresun'da daha bir çok fingil havası türküsü vardır. Özellikle Sokakbaşı Meyhane, Oy Bahçenize Ben Giremedim vb. daha bir çok türkü mevcuttur. Bunlar halk oyunlarında da kullanılabilen türkülerdir. Ancak sorulduğunda özellikle Sokakbaşı Meyhane türküsünü halk oyunu olarak çok ağır bulurlar. Bu sebepten kullanmazlar. Fakat eskiyi araştırdığımızda bu oyunun zaten ağır, aheste oynandığı söylenir. Halk oyunları müzikleri bazen metronomları artırılarak çalınır. Ancak bazıları buna müsait değildir. Bu müsait olmayanlardan birisi olan "Sokakbaşı Meyhane" isimli Fingil oyun havasıdır. Sözlü oyun grubuna girer.
    “Bu oyuna “Kol Ağası” da denilmektedir. Genelde 2 ve 4 zamanlıdır. Bolu yöresindeki bazı oyunlara benzemektedir. Genelde “Lazutlar” türküsüyle oynanır. 4 zamanlıdır. Bazı Yörelerde; zağma, bildiş oyun havası diye bilinen bu tür oyunlar ve müzikler Giresun yöresinde karşımıza Kolbastı ve Metelik olarak çıkar. Kol deyimi kolcudan gelmektedir. Cumhuriyetten önceki ve de sonraki o dönemlerde; gümrük görevi, polis görevi ve jandarma görevi verilen görevliler vardı. Hatta kişilere ormancı görevi de verilirdi.Karakol ismide buradan gelir. Kara üzerinde ve şehir içinde görev yapan emniyet ve asayiş birimi. Kolcu ise şehir dışında köylerde, kırsal kesimde mermi, silah, tütün, uyuşturucu, alkollü içecekler kaçak ağaç kesme vb. davranışları durdurmakla ( bugünkü köy korucusu) görevli kişilerdi. Bunlar; mert, korkusuz, silahlı ve atlı gezerler. Çünkü görev alanları çok geniştir.
    Cumhuriyet öncesinde işret (alkollü içki) yasak olduğundan bu defa yöre delikanlıları da aksine sazlı ve sözlü içki muhabbeti yaptıklarından; işte çoğu zaman kolcularca baskına uğrarlardı.
    Muhabbet yapan yöre delikanlıları cesur, yiğit ve atak olmak zorundaydılar. Çünkü, her an baskına uğrayacakları için silahları da vardı. Başka bir eğlence şekli olmadığından yasakla vicdanları arasında bir çeşit savaş verirlerdi. Zamanla baskın yapa yapa ve zamanla basıla basıla kolcu ile yöre delikanlıları birbirlerini görmezlikten gelirler ve arkadaş olurlardı. İşte bu her iki insanın oyunlara karışması hatta oynaması ile oluşan ve oynanan bir oyun olduğundan buna zamanla kol havası, kol oyunu veya kolbastı denilmiştir. Kol havasının bir çeşitlemesi de Fingil ve Meteliktir.
    Oyun 2 ve 4 zamanlıdır. Figür genişliği pek yoktur. Bağlama en çok kullanılan enstrümandır. Müzikle ayak figürleri uyumludur.
    Kullanılan müzikler; Oy Bahçenize Ben Giremedim, Lazutlar, O Yaylanın Çimenine, Sokakbaşı Meyhane … biz burada Lazutlar müziğinin nota ve ritmik yapısını aşağıda gösterdik.

    GÜRCÜ SALLAMASI

    Giresun Merkezden, Ordu iline doğru olan bölgelerde, özellikle Bulancak ve Piraziz ilçesi ile yükseklerinde sıkça görülür. Muhacirler zamanında buralara yerleşen Gürcü halkı tarafından yöreye getirildiği sanılmaktadır. Giresun’da pek oynanmaz. Bunun için nota ve ritmik yapısını göstermeye gerek yoktur. Ordu yöresinde görülen Gürcü Horonu ile gerek müzik, gerek ritm ve gerekse figür olarak aynıdır. Oyun; 8 ( 3 + 2 + 3 ) zamanlıdır. Ziyadesiyle aynı oyun Ordu yöresinde oynanır.

    GİRESUN’DA GİYİM KUŞAM VE KADIN-ERKEK KIYAFETLERİ

    GİRESUNDA GİYİM KUŞAM

    İl merkezi ve kıyı bölgelerinde çağdaş giysiler giyildiği halde iç kesimlerde geleneksel giysiler yaygındır. Giresun’da peştamal kadın giyiminin değişmez bir parçasıdır. Cepkenler, bindallılar, entariler bu yörede görülmektedir. Kadınlarda başa örtülen, bele sarılan peştamalın değişik türü vardır. Kadınlar başlarına “Keşan Peştamal” denilen gösterişli ve ince bir dokumayı bellerine de düz çizgili veya direkli peştamal diye adlandırılan dokumayı sararlar. Kadınlar eskiden canfes (üçetek) de giyerlerdi. Ev gezmelerinde, düğün ve bayram gibi özel günlerde de kadınlar başlarına altın tepelik, boyunlarına beşibiryerde ve kollarına da hasır bilezik takarlardı. Hasır bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.

    Eskiden dokunan yün çoraplara günümüzde pek rastlanmamaktadır. Boyalı yaşmak ve çember, peştamal, entari, hırka ve yelek günlük kadın giyimini oluşturmaktadır. Ayaklara giyilen kara lastik artık kullanılmamaktadır.

    Kentte de görülen bu giyimin yanında modern giyim de yaygındır. Erkek giyiminde dağlık kesimlerde aba – zıpka denen paçaları dar, baldırdan yukarısı bol pantolonlar giyilir. Bu giyimde yörenin sert iklimin etkisi vardır. Erkeklerde aba zıpkanın yanında çerkez kayışı, kama, gümüş kamalık, kabalak ve çizme giyilmektedir. Erkekler il merkezinde, kıyı ve kasabalarında ceket ve pantolon giyerler, kasket takarlar.

    Günümüzde Giresun halkı modern giyimi kullanmaktadır. Yine köy ve kasabalarda kadınlar ev içinde oyalı yaşmak veya çember, entari, peştamal veya şal giyerler. Ayaklarına; lastik veya kundura giyerler.

  12. 24
    türkmenn
    Üye
    KADIN KIYAFETLERİ

    Daha çok il merkezinde olmak üzere zenginler tarafından giyilen ipek ve kadife entariler yöreye has motiflerle süslenir. Ekonomik duruma göre altın, gümüş işlemeler göze çarpar. Genelde canlı renklerden oluşan (sarı, kırmızı vs.) serbest kıyafetlerdir. Kumaş olarak; eski yıllarda basma ve pazen olarak mevsimine göre giyinilir. Eskiden Çarşaf ve Ferace giyilirdi. Bindallı ve üçetek tabir edilen elbiseler de giyilirdi. Giyim kumaşları şehir ve köylerde değişmekte olup, ipekten yapma elbiseler kullanılabilirdi.
    Eskiden şehirlerde gündelik giysi olarak kadınlarda manusa denilen çizgili, pamuklu, fanusa denilen yünlü ve ipek kadife entariler giyilirdi. Tepelik ve oyalı yemeni başa bağlanırdı. Bu giysiyle sokağa çıkıldığında başa gelen kısma büzgülü ipek, pütükare çarşaf ve peçe takılırdı. Entarinin üstüne Musul çarşaf giyerler. Kenarları 2-3 cm. genişliğinde altın gümüş telle şeritlenmiş, başa kordonla bağlanıp, ucuna altın gümüş toplar, nazar boncuğu yaşlılara felç vurmasın diye bir akik boncuk bulunan peçe ve kıl peçeler takılırdı.
    Yatak giysisi olarak; beyaz patiskadan fistolu, kırmalı veya dantelli kurdelelerle süslü gecelik giyilirdi.
    Hamam giysisi olarak; Zenginler; altın sırmalı, gümüş telli havlular, üçgen biçimi yaşmaklar, gümüş tas, gümüş nalın, altın ve gümüş kakmalı fildişi taraklar kullanırlardı.Fakirler ise; baş tarafı işli ipekli havlular, yaşmaklar, ceviz nalın, bakır taslar ve pamuk keten peştamallar kullanırlardı.
    Sırmalı bohça içinde ikinci beyaz bohçaya sarılmış; gümüş telli sırmalı havlu, yaşmak, altın ve gümüş kakmalı fildişi tarak, gümüş tas, gümüş nalın, kese, sabunluk, hamamda üzerine oturmak için küçük bir halı ve işlenmiş örtü bulunur. Bunun yanında hamamda ipekli ve pamuklu peştamallar da kullanılırdı.


    Cember, Çember, Çömber
    Yörede baş örtüsü (Tülbent), yemeni ve yazma olarak da bilinir. İnce ve seyrek dokunmuş, üzerine kalıpla basılmış, elle boyanmış yaprak ve çiçek motifleri bulunan, etrafı çeşitli renklerde ince boncuk, metalik beyaz pul ve iğne oyalarıyla süslü, başta siyah olmak üzere değişik renklerde olan bez bağlanır. Bkz. Resim 3. Çemberin diğer bir adı da “Yaşmak” veya “Bürümcek” olarak da geçmektedir.

    Entari

    Entari, üçetek veya Bindallı olarak da tabir edilir. Fistan üzerine eskiden “Yaylık” takılırdı. Yöre giyiminde en çok kullanılan model; beli büzgülü entari modelidir. Etek ve yaka kısmı fırfırlı (volanla) veya dilimli; kolları uzun, kol ağızları manşetli veya büzgülü olup lastik takılır.
    Yaylık; Genellikle Görele ve çevresinde kullanılır. Fistan üzerine İman tahtası olarak tabir edilen göğsü kapatan bezdir. Günümüzde kullanılmamaktadır.

    Yelek

    Kolsuz sade modeli ile yeni giyimi, kadife kumaşı ve işlemesiyle eskiyi hatırlatır. Kol ve yaka kenarına işlemenin renginde harç ve uyumlu renkli su taşı geçirilir. Yeleğin sağ ve sol yanı ile arkası eskiden sırma tekniği ile( başta çiçek ve yaprak olmak üzere ) çeşitli desenler işlenir. Tam bele inmez, önde kendiliğinden kapanabileceği gibi gizli kanca veya uçkurla içten bele bağlanır. Çeşitli pamuklu bezlerden yapıldığı gibi en makbulü kadife olanıdır.

    Göynek

    Beyaz ve krem rengi olan Göynek dokuma keten, kara keten ve bürümcükten yapılmıştır. İçe giyildiği için bu gün kullanılmamaktadır.

    İç Donu

    Eskiden uçkurlu ve dize kadar uzun, diz kısmı lastikli “Tıman” adı verilen bezden yapmadır.

    Peştamal

    Entarinin üzerine, bele bağladıkları, genellikle beyaz, kırmızı, enlice çizgili veya kareli peştamallar bağlanır. Buna yörede “Keşan” da denilir. Her gün iş içinde bulunan kadınların tarlada, mutfakta, yolda, pazarda belinde taşıdığı peştamalı oldukça süslü bir giysi olması yanında kadınların çalışırken üst başlarını kirlenmekten koruyan iyi bir önlüktür.
    Acem Şalı:
    Daha çok yüksek kesimlerde oturan kadınların bellerine sardıkları kalınca bir kuşaktır. Kuşak, sırtında yük taşıyan kadının belinin incinmemesi bakımından bir yastık (arkalaç) görevi görür. Özel gün ve düğünlerde giyilen püsküllü ve desenli yün kuşaklara “ACEM ŞALI” denirdi.Bunun sebebi bu kuşağın Acem ülkesinden gelmesidir.

    Kolon – Kolan

    Yassı ve enlice bağ. Kalın yünden dokunur. Kaytandan daha incedir. Kadınların; sırtında yük taşımada kullandıkları, ayrıca bellerine sardıkları bir bağdır.

    Çorap

    Yün ve ince sağlam pamuk ipliğinden dokunmuş Fildegoz adı verilen değişik renklerde motiflerle süslü diz kapağının altına gelecek şekilde uzunca örülmüş çoraplar giyilir. Bkz. Resim 9. Örgü desen ve motiflerine göre değişik adlar alırlar. Örneğin, erik yaprağı, burma, saç örgüsü, yıldız, çiçek, kilim, baklava ve muska gibi. Değişik renk ve motiflerde örülen bu çoraplara alaca çorap adı verilir.

    Yemeni

    Bir çeşit hafif ve kaba ayakkabı. Altı kösele olup değişik renkte deriden alçak topuklu olarak yapılır. Bkz. Resim 10. Dağ köylerinde deriden yapılan çarık, çapula, yemeni, kent merkezinde ve sahil köylerinde mest, kundura giyilir. Ayrıca kara lastik, içi pamuklu bezle kaplı olduğu için ayağı terletmediğinden daha çok kullanılır.

+ Yorum Gönder
taflan pekmezi nasıl yapılır,  AS TEKNO PETROL GİRESUN
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi