Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki

+ Yorum Gönder
Hayvanlar Alemi ve Kedi ve Köpekler Bölümünden Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Reklam

    Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki

    Reklam



    Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki

    Forum Alev
    Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki

    BESİN ALERJİSİ

    Alerji, bağışıklık sisteminin alerjen veya antijen olarak adlandırılan maddelere aşırı tepki vermesi durumudur. Buna paralel olarak besin alerjisi, normalde zararlı olmayan bazı besin maddelerinin neden olduğu alerjik reaksiyon olarak tanımlanabilir. Besin maddelerinin içinde bulunan protein, karbonhidrat, koruyucu ve renklendirici maddeler alerjiye neden olabilirler. Kedilerde görülen deri hastalıklarının yalnızca % 10-15'inden besin alerjisi sorumludur. Çoğunlukla besin alerjisinden yakın geçmişte yenilen besinler sorumlu tutulsa da gerçekte besin alerjisi bir gecede oluşmaz ve alerjinin gelişmesi zaman alır. Bu süre bir hafta ile on yıl arasında değişkenlik gösterebilir. Besin alerjisi olan hayvanların %80’den fazlasının alerjik besinleri iki yıldan
    uzun bir süredir yemekte olduğu bildirilmektedir.

    Belirtileri
    Besinlerden kaynaklanan alerjide diğer alerjilerden farklı olarak bütün yıl boyunca süren kaşıntı gözlenir. Bütün yıl boyunca süren ve ilaç tedavisine cevap vermeyen kaşıntı, besin alerjisinin sürekli gözlenen tek belirtisidir. Kaşıntıyla birlikte çeşitli deri lezyonları oluşur fakat bu deri lezyonlarının besin maddelerine aşırı duyarlılıkla ilgili karakteristik bir görüntüsü yoktur. Kulaklar, omuzların altındaki bölgeler, kasık ve ayaklar diğer beden bölümlerine oranla daha fazla etkilenir. Kedilerde kabarcıklar, kabuklu yaralar veya ciltte şişkin, tüysüz ve hassas bölgelerle kendini gösteren eozinofilik granülom bulunabilir. Sindirim sistemiyle ilgili olarak kusma, ishal, artan bağırsak aktivitesi gibi belirtiler gözlenebilir.
    Teşhis
    Besin alerjisi teşhisi insanlarda kan ve deri testleri ile konur ancak evcil hayvanlarda bu teşhis yöntemleri geçerli değildir. Kedilerde görülen deri hastalıklarının pek çok başka nedeni olabileceği için, sorunun besin alerjisi olduğuna karar vermeden önce pire ısırıklarına aşırı duyarlık veya solunum yolu alerjisi gibi kaşıntıya ve sindirim sistemi sorunlarına neden olabilecek diğer olasılıklar değerlendirilir. Besin alerjisinden şüphelenildiği durumlarda veterinerler kısıtlanmış diyet denemelerini tercih ederler. Diyet denemeleri, kedide reaksiyona neden olan bir veya birden fazla alerjeni belirlemek amacıyla uygulanır.
    Diyet denemesi tek bir protein ve tek bir karbonhidrat kaynağı içeren bir beslenme programıdır. Bu protein ve karbonhidrat kaynakları, hayvanın önceki beslenme biçiminde yer almayan ya da sınırlı miktarda bulunan protein ve karbonhidrat kaynakları arasından seçilir. Örneğin kedi içeriğinde sığır eti, mısır ve buğday olan bir mama ile besleniyorsa, deneme diyeti kuzu eti ve patates içerebilir. Bu protein ve karbonhidrat kaynakları ile evde mama hazırlanabilir ya da bu içerikte bir hazır mama kullanılabilir. Bu konuda sıkça yapılan bir hata, piyasada bulunan hazır mamaların içeriğinde yalnızca paketin ön yüzünde belirtilen protein kaynaklarının bulunduğu yanılgısıdır. Örneğin paketinin ön yüzünde büyük harflerle "kuzu-pirinç" yazan bir mamada protein ve karbonhidrat kaynağı olarak yalnızca kuzu ve pirinç bulunduğu düşünülebilir; oysa mama içeriğinde bu iki maddenin yanı sıra başka besin maddeleri, örneğin balık, tavuk yan ürünleri ya da mısır gluten de bulunabilir. Bu nedenle deneme diyetinde veteriner hekimin tavsiye ettiği mama dışında bir mama kullanılmamalı, eğer evde hazırlanacak bir mama tarifi önerildiyse bu tarife başka besin maddeleri eklenmemelidir.
    Diyet denemesinin başlangıcında kedinin yeni diyetine alışması amacıyla dört günlük bir geçiş süresi önerilir. Bu süre içinde kedinin daha önceki mamasıyla denenecek olan mama birlikte kullanılır ve diğer mamanın miktarı giderek azaltılırken diyet denemesi için önerilen mamanın miktarı artırılır. Eğer kedide besin alerjisi varsa, genellikle denemenin ilk dört haftası içinde belirtilerde azalma gözlenir. Bununla birlikte kimi zaman belirgin bir düzelme görülmesi için üç ay ya da daha uzun bir süre geçmesi gerekebilir. Diyet denemesinin ardından kedi önceki diyeti ile beslenmeye başlanır. Bu uygulamanın amacı önceki diyetin gerçekten alerji nedeni olup olmadığını kontrol etmektir. Eğer kedi bu besinlerdeki maddelere duyarlı ise deneme diyeti uygulamasından önce görülen belirtiler 10-14 gün içinde yeniden ortaya çıkacaktır.
    Deneme diyetinin başarılı olabilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi gereklidir. Öncelikle, kedinin önerilen diyet dışında başka bir şey yememesi sağlanmalıdır. Denenen diyetin sonuçlarının görülmesi ve tanı konulması için geçen süre haftalardan aylara kadar değişkenlik gösterebilir. Bu zaman zarfında diyet kısıtlamalarına harfiyen uyulmalı, ailenin tüm üyeleri bu konuda özen göstermelidir. Bazı durumlarda diyet denemesi sonunda alerjinin besinle ilgili olmadığı ortaya çıkabilir.
    Sorunun besin alerjisi olduğu saptandıktan sonra, alerjenin kesin olarak belirlenmesi amacıyla kedi alerjik belirtiler tamamen ortadan kalkana kadar deneme diyeti ile beslenir. Ardından deneme diyetine bir tek besin içeriği eklenir ve kedinin alerjik tepki verip vermediği değerlendirilir. Bu süreç, diyete eklenecek her bir içerik için tekrarlanır.
    Tedavi
    Alerjen belirlenmeli ve kedinin diyetinden çıkarılmalıdır. Eğer varsa ikincil deri enfeksiyonları tedavi edilmeli, alerjinin tekrar edip etmediği mutlaka kontrol edilmelidir. Besin alerjisi olan kedide, alerjen madde bulunup diyetten çıkarılmışsa genellikle iyileşme görülür. Bazı kedilerde zaman içinde başka besin içeriklerine karşı alerji gelişebilir.
    Korunma
    Bilinen tek korunma yolu alerjiye neden olan besinden kaçınmaktır. Besin alerjisi olan bir kediyi iyileştirmek için her kedide olumlu sonuç veren özel bir besin ya da ilaç yoktur ve iyileşme ancak alerjik tepkiye yol açan besinin bulunup diyetten çıkarılmasıyla mümkündür. Vitamin ve parazit tedavisi için kullanılan ilaçlara eklenen aroma verici maddeler alerjik tepkiye neden olabileceğinden katkı maddesi içermeyen ilaçlar tercih edilmelidir.




  2. 2
    RüzgarGülü
    Bayan Üye

    --->: Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşlari Arasindaki Ilişki

    Reklam



    KEDİLERDE BESLENME İLE İDRAR YOLU TAŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
    Kedilerde en sık görülen idrar yolu taşları struvite cinsi taşlar ve kalsiyum oksalat cinsi taşlardır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi bazı kediler böbrek taşı oluşumuna daha yatkındırlar. Bu kedilerde beslenme biçimi, taşların oluşumuna elverişli ya da önleyici ortam yaratması açısından kritik önem taşır. Beslenmeyle alınan minerallerin idrarda kristallere ve taşlara dönüşmesini önlemek için öncelikle dengeli bir beslenme, idrar yoğunluğu, idrarın ph derecesi ve yeterli su tüketimi son derece önemlidir.
    Genel olarak struvite cinsi taşların önlenmesinde idrarın hafifçe asidik olması, yani idrar ph’ının 6,5 veya daha az olması gerekir. Zira struvite kristalleri ph<6,5 ortamda oluşamazlar, oluşanlar da erir. (Bu nedenle struvite tedavisinde idrarı asitlendirici maddeler ya da bu maddeleri içeren prescription mamalar kullanılır.) Struvite kristallerinin oluşabilmesi ve birleşerek taşa dönüşebilmesi için;
    * idrarda bu kristalleri oluşturan minerallerin belli oranda bulunması (ki bunlar beslenmeyle alınan minerallerdir),
    * idrar ph’ının 6,5’tan büyük, 7 civarında olması,
    * bu minerallerin idrarda belli yoğunlukta-konsantrasyonda bulunması ve
    * idrar kesesinde belli bir süre kalmaları gerekir.
    Öte yandan kalsiyum oksalat taşlarının idrarın aşırı asit olduğu ortamda, yani idrar ph’ının 6,0 - 6,4 arası olduğu durumlarda oluştuğu düşünülmektedir. Kalsiyum oksalat kristalleri ya da taşları eğer idrarla atılamıyorlarsa ameliyatla alınmaları gerekir çünkü idrarı aside ya da alkaliye çevirerek varolan kristalleri eritmek mümkün değildir.
    İdrar ph’ını belirleyen başlıca faktörlerden biri beslenmedir. Sağlıklı bir kedinin idrar ph’ı 6,5 civarındadır. Bu hem struvite, hem de kalsiyum oksalat taşlarının oluşmasını önleyen bir ph seviyesidir. Et ağırlıklı beslenen bir kedinin idrar ph’ı da hafifçe asidik, 6,5-6,4 civarındadır. Kısacası bir kedi, yaradılışına uygun bir biçimde beslendiği takdirde idrar ph’ı zaten idrar yolu taşlarının oluşumunu önleyecek seviyede kalır.
    İdrar yolu taşlarının oluşumunda bir başka faktörün de idrar yoğunluğu olduğunu söylemiştik. İdrar yoğunluğu ne kadar fazlaysa, idrarda kristale ve taşa dönüşebilecek minerallerin yoğunluğu da o kadar fazla demektir. Bir kedinin sağlıklı olabilmesi ve yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bu minerallere belli miktar ve oranlarda ihtiyacı vardır. İhtiyacı olan mineralleri vermekten vazgeçemeyeceğimize göre, idrar yoğunluğunu düşürmek, yani idrardaki su oranını artırmak ve mineral oranını düşürmek için kedinin SU tüketimini artırmak gerekir.
    Su tüketiminin artırılması sadece idrar yoğunluğunu düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kedinin daha sık idrarını yapmasını sağlar. Bu da, idrarda kristaller bulunsa bile bunların birikip birleşerek taşa ya da kuma dönüşmeden idrar kesesinden atılmalarını sağlar.
    Kedilerin doğada avladıkları hayvanların yaklaşık % 70’i sudur. Kısacası kediler, beslenmelerinin yaklaşık yüzde yetmişini su oluşturacak şekilde evrimleşmişlerdir. Öte yandan kuru mamadaki su oranı maksimum % 10 civarındadır. Bu nedenle kuru mamayla beslenen bir kedi, mama haricinde ne kadar su içse de günlük ihtiyacı olan yaklaşık 220 ml. suyu (4-4,5 kg. ağırlığındaki bir kedi) tüketmez. Dahası, et ağırlıklı beslenen bir kedinin idrarı kendiliğinden hafifçe aside dönerken, kuru mamayla beslenen bir kedinin idrarını 6,4 – 6,5 civarında tutabilmek için asitlendirici maddelerle takviyede bulunmak gerekir.
    Hazır pet mamalarla beslenen kedilerin idrar ph’ının yükseldiği ve struvite taşlarına elverişli ortam doğduğu anlaşıldığında, kedi maması üreticileri mamaların bu hastalığa neden olabilecek içeriklerini değiştirme ya da azaltma yoluna gittiler. Bu amaçla mineral ve magnezyum oranları düşürülürken daha asit bir idrar oluşmasını sağlayacak methionine ve fosforik asit gibi maddeler eklendi. Bazı mama üreticileri alkali idrara yol açan kalsiyum tuzları yerine (CaCO3 gibi) idrarı asitlendirici olanları kullanmaya başladılar (CaCl2, CaSO4 gibi). Bu tür değişikliklerin ardından mamaların bir kısmı ambalajlarına “promotes/helps maintain urinary tract health” (idrar yolu hastalıklarını önleyici) ibaresini koyduysa da ambalajında bu tür bir uyarı bulunmayan hemen her mamada aynı değişiklik yapılmaktaydı.
    Ticari kedi mamalarındaki bu değişime paralel olarak o güne dek kedilerdeki idrar yolu taşlarının başlıca nedeni olan struvite taşlarına rastlanma sıklığında belirgin bir düşüş yaşandı. Ne yazık ki öte yanda kalsiyum oksalat cinsi taşlarda da olağanüstü bir artış görülmekteydi. Örneğin Minnesota Üniversitesi Ürolit Merkezinde incelenen idrar yolu taşlarının sayısı 1981’de 100’den az iken bu rakam 1994’te 2100’ün üzerine çıktı. Yine aynı dönemde merkeze getirilen struvite vakalarının oranı %78’den %34’e düşerken, kalsiyum oksalat vakalarının oranı %1’den %54’e çıktı.
    Kalsiyum oksalat taşlarının görülme sıklığındaki artışın nedeni, idrarı asitlendirici, düşük oranda magnezyum içeren mamalarla beslenmeydi. Asitlendirici maddeler içeren mamalar aynı zamanda hem idrar yoğunluğunu hem de kalsiyum atılım oranını artırıyor, magnezyumun düşürülmesi ise idrardaki magnezyum oranını azaltıyordu. Bu durum, kalsiyum oksalat taşlarının oluşumu için elverişli bir ortam yaratmaktaydı.
    Kısacası asitlendirici maddeler içermeyen mamalarla beslenirken struvite taşları oluşmayan sağlıklı kediler, mamalardaki bu değişimle birlikte bu kez kalsiyum oksalat taşları oluşturmaya başladılar. Öte yandan metabolizmaları struvite taşlarının oluşumuna elverişli olan kedilerde ise asitlendirici mamalarla beslenmeye karşın su tüketimi artırılmadığı için struvite oluşumu devam ediyordu.
    Özetle, taşların cinsi ne olursa olsun kedilerdeki idrar yolu taşlarının tedavisinde ve önlenmesinde en önemli unsur beslenme ve su tüketimidir. Doğru ve dengeli bir beslenme biçimi, yani et ağırlıklı ve yaklaşık % 70’ini su oluşturan bir beslenme biçimi,
    * dengesiz alınması durumunda kristallere neden olan minerallerin gerekli miktarda (ne eksik, ne fazla) alınmasını sağlayacak,
    * idrar ph’ını kristal oluşumunu önleyecek seviyede tutacak,
    * idrar yoğunluğunu düşürerek idrarda kristale ya da taşa dönüşebilecek mineral bileşenlerinin yoğunluğunu azaltacak,
    * idrar miktarını ve idrar yapma sıklığını artırarak bu kristallerin birikmeden atılmalarını sağlayacaktır.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi