Geçmişten günümüze moda

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Geçmişten günümüze moda ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Geçmişten günümüze moda







  2. 2
    HARBİKIZ
    Bayan Üye





    Cevap: geçmişten günümüze moda


    Giysiler insanın ruhunu karşısındaki kişiyle çarpıştığında ilk etkileyen şeydir. Moda böcekleri gibi olmadan da herkesin kendine göre bir stili olabilir, tıpkı hepimizin ortalama insan olmaya inat, karakterli bireyler olmak için çabalamamız gibi. İyi giyinmek parayla pulla da olmuyor maalesef, hepimiz dergilerde görüyoruz, vitrin mankeni gibi ne bulduysa o düzenlemeyle giymiş kişilerin komik hallerini. Hayatını siyah tişörtlerle geçiren Cem Yılmaz benim için çoğu sosyetik hanımdan daha stil sahibidir mesela. Bu kılık kıyafet işleri biraz da bakarak, görerek, kıyaslayarak oluyor. Bütün moda ikonlarının bakınca kendilerini gördükleri başka bir portre mutlaka vardır. Günümüz vintage kültürü bile bana kalırsa bu esinlenme halinin başka bir yerde evrimleşmesidir. Buradan yola çıkarak geçmişten günümüze esin kaynağı moda ikonlarını sizler için yazdım, buyrunuz.

    Edie Sedgwick
    Edie 1960’ların kült ikonları arasına girmiş en hip femme fatale karakterdir. Hem bir dönem moda sektöründe kılık kıyafetiyle takip edilmiş hem de bazı filmlerde seyirciye oyuncu olarak göz kırpmıştır. John Palmer’ın yönettiği ‘’Edie in Ciao Manhattan’’ filminde döneminin New York parti hayatı özenilesi bir trajediyle Edie’nin gözünden aktarılmıştır. Andy Warhol’a iki abisinin de intihar ettiğini anlattığı sahne, filmden aklımda kalan en etkileyici sahnedir. Bu güzel parti kızının hikayesi gözlerinin derininde sizi yakalayan hüzne istinaden trajik bir şekilde 15 Kasım 1971 gecesi kendi isteğiyle son bulmuştur.

    Bianca Jagger
    Efsanevi rocker Mick Jagger’ın Nikaragua’lı sevgilisi kontenjanından alemlere dalmış, evlenirken giydiği beyaz smokinle cool insan kontenjanından en meşhur moda ikonası olarak hafızamızda yer edinmiştir... Güzel midir çirkin midir yoksa ikisinin karışımı karizmatik bir kişilik midir asla çözemedim ama o beyaz smokiniyle yaptığı kışkırtıcı danslarla karşısındaki her erkeği etkilediği kesindir.

    Zeki Müren
    Türkiye normlarında en cesur müzisyendir. Cross dresser olarak yani erkek bedeninde kadın kıyafetleriyle TRT’ye çıkmayı başarmış tek sanatçıdır. Giydiği yüksek topukluları, şaşaalı pantolon ve ceketleri, kollarını açtığında onu bir anda sanat güneşine dönüştüren peleriniyle döneminin en farklı kişiliğiydi. Bizim için müthiş bir ilham perisi olmasına karşın çoğu vatandaş için kabul edilmesi zor bir kişiydi ki, şarkılarıyla sonunda girmediği ev kalmadı. Bütün bu kavram karmaşalarını da hepimizin acılarını besleyen şarkıları ve müthiş sesiyle yıkıp geçmiştir. Zeki Müren çalınca müzik açılırdı. Kişileri klişelerle değerlendiren toplumumuzun iki yüzlülüğüne inat ne kadındı ne de erkek, O güzel sesli sanat güneşimizdi.

    Filiz Akın
    ‘’Sinemada sarışın kadın edepsiz, şuh olur, hafif meşrep durur’’ söylemini baştan sona değiştiren en önemli isimdir. Onun için kocaman sarı saçları, bebek yüzü; fiziği, zerafeti ve en masum ifadesiyle 60’ların 70 lerin sinemadaki Barbie bebeği demek sanırım yanlış olmaz. Asalet ve zerafet elele verip bu şahsiyette beden bulmuşlar. Kendi kişisel tarzı ne kadar sade ve minimalist olsa da filmlerinde giydikleri günümüz bobolarına ilham kaynağı olmaktadır.

    Kate Moss
    Londra’da modelliğin dışında kalan çoğu zamanını vintage butikleri dolaşarak geçirmektedir. Bu dolaşma, araştırma ve en iyi parçayı edinme çabası sonucunda kendisi gelmiş geçmiş en önemli moda şahsiyeti olacaktır. Kate Moss’u yalnızca güzelliğiyle billboardlarda görmüyoruz o zamane genç kadınlarına cool şıklık nasıl olur onu gösteriyor. Onun üzerinde olan her marka hemen kadrajımıza giriyor. Klasik ve hiçbirimizin olmazsa olmaz listesine girmeyen birçok marka bir anda o giyince hayalimizi süslemeye başlıyor. O ikon olmayı ve her dönem ilgi çekmeyi sadece moda kalıplarına bağlı kalarak yapmıyor, bazen tasarımlarıyla ortalığı kavuruyor bazen de sosyal alemlerdeki umursamaz halleriyle. Hatta Primal Scream’in albümünde şarkı söyleyip sadece güzel görünmenin ve partilemenin ötesinde bir yeteneğini daha sergilemiş oluyor. Her ne kadar Lost In Translation filminden hatırlayacağınız ‘City Girl’ şarkısını yapan İrlandalı müzisyen Kevin Shields tarafından kötü eleştirilse de yüreğimden asla çıkmayacak giyinme sanatını en iyi bilen kişiliktir. O zamanlar bu acımasız eleştiriler böğrümde taş olmuştu, hazır şimdi elimde köşem varken ben de sana iki laf edeyim Kevin abi; sen önce o kızıl kusmuk saçlarına bak, dön önüne şarkını söyle...

    Madonna
    80’lere La Isla Bonita, Like a Prayer gibi ikonik şarkıları hafızalara kazıyan sanatçı. Her özelliğiyle rüya kadın idolümdür. Seksi dansları, şarkıları ve sıradışı kıyafetleriyle Madonna her dem özeldir. Salt sansasyon yaratmak için yaptıklarını yapmaz, Vatikan olayında olduğu gibi insanların dini öğeleri bile sorgulamasına yol açar. Yaşadığı vurkaç aşklarla şu sıralar zamane gençliği kendisini bir ‘prezervatif markası’ zannetse de bizim teenage zamanlarımızın idolüdür...

    Paris Hilton
    Duvara çarpmış gibi duran sahte sahte gülümsemesi ve donuk suratıyla, banka hesaplarına bakacak olursanız anadan babadan mı yoksa parti parti dolaşmaktan mı yapıldığı anlaşılamayan bir servetle hem de ayıp videosunu bile nakite çevirmeyi başarmış 2000’li yılların bir tür stil ikonudur. Kendine ait kıyafet, ayakkabı, iç çamaşırı, yorgan, çarşaf, ataç, pergel gibi bilimum alanda koleksiyonu vardır. ‘’Aptal mıdır yoksa aptal taklidi mi yapmaktadır’’ ekolünün ecnebi temsilcisidir. Bakınız bizdeki versiyonu Banu Alkan’dır... “Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır yumurta mı tavuktan? Yoksa sanat toplum için midir?” şeklinde manasız uzayıp giden tartışma sorulardan yalnızca biridir.

    Francoise Hardy
    François Ozon’un ‘’Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları’’ filminde söylediği Traume şarkısıyla bile başlı başına kalbimizi fethetmiştir. Fransız stilinin en yumuşak en rahat en duru halidir. Kategorize ettiğimizde yanına yazacağımız isimlerin ihtişamına inat (Bakınız Jane Birkin, Brigitte Bardot, Anna Karina) su gibi sesiyle hepsini cebinden çıkarır. Hermes’in Jane Birkin’e ithaf ettiği Birkin çantasına inat, eline gitardan başka bir şey almamıştır.

    Giysiler insanın ruhunu karşısındaki kişiyle çarpıştığında ilk etkileyen şeydir. Moda böcekleri gibi olmadan da herkesin kendine göre bir stili olabilir, tıpkı hepimizin ortalama insan olmaya inat, karakterli bireyler olmak için çabalamamız gibi. İyi giyinmek parayla pulla da olmuyor maalesef, hepimiz dergilerde görüyoruz, vitrin mankeni gibi ne bulduysa o düzenlemeyle giymiş kişilerin komik hallerini. Hayatını siyah tişörtlerle geçiren Cem Yılmaz benim için çoğu sosyetik hanımdan daha stil sahibidir mesela. Bu kılık kıyafet işleri biraz da bakarak, görerek, kıyaslayarak oluyor. Bütün moda ikonlarının bakınca kendilerini gördükleri başka bir portre mutlaka vardır. Günümüz vintage kültürü bile bana kalırsa bu esinlenme halinin başka bir yerde evrimleşmesidir. Buradan yola çıkarak geçmişten günümüze esin kaynağı moda ikonlarını sizler için yazdım, buyrunuz.

    Edie Sedgwick
    Edie 1960’ların kült ikonları arasına girmiş en hip femme fatale karakterdir. Hem bir dönem moda sektöründe kılık kıyafetiyle takip edilmiş hem de bazı filmlerde seyirciye oyuncu olarak göz kırpmıştır. John Palmer’ın yönettiği ‘’Edie in Ciao Manhattan’’ filminde döneminin New York parti hayatı özenilesi bir trajediyle Edie’nin gözünden aktarılmıştır. Andy Warhol’a iki abisinin de intihar ettiğini anlattığı sahne, filmden aklımda kalan en etkileyici sahnedir. Bu güzel parti kızının hikayesi gözlerinin derininde sizi yakalayan hüzne istinaden trajik bir şekilde 15 Kasım 1971 gecesi kendi isteğiyle son bulmuştur.

    Bianca Jagger
    Efsanevi rocker Mick Jagger’ın Nikaragua’lı sevgilisi kontenjanından alemlere dalmış, evlenirken giydiği beyaz smokinle cool insan kontenjanından en meşhur moda ikonası olarak hafızamızda yer edinmiştir... Güzel midir çirkin midir yoksa ikisinin karışımı karizmatik bir kişilik midir asla çözemedim ama o beyaz smokiniyle yaptığı kışkırtıcı danslarla karşısındaki her erkeği etkilediği kesindir.

    Zeki Müren
    Türkiye normlarında en cesur müzisyendir. Cross dresser olarak yani erkek bedeninde kadın kıyafetleriyle TRT’ye çıkmayı başarmış tek sanatçıdır. Giydiği yüksek topukluları, şaşaalı pantolon ve ceketleri, kollarını açtığında onu bir anda sanat güneşine dönüştüren peleriniyle döneminin en farklı kişiliğiydi. Bizim için müthiş bir ilham perisi olmasına karşın çoğu vatandaş için kabul edilmesi zor bir kişiydi ki, şarkılarıyla sonunda girmediği ev kalmadı. Bütün bu kavram karmaşalarını da hepimizin acılarını besleyen şarkıları ve müthiş sesiyle yıkıp geçmiştir. Zeki Müren çalınca müzik açılırdı. Kişileri klişelerle değerlendiren toplumumuzun iki yüzlülüğüne inat ne kadındı ne de erkek, O güzel sesli sanat güneşimizdi.

    Filiz Akın‘’Sinemada sarışın kadın edepsiz, şuh olur, hafif meşrep durur’’ söylemini baştan sona değiştiren en önemli isimdir. Onun için kocaman sarı saçları, bebek yüzü; fiziği, zerafeti ve en masum ifadesiyle 60’ların 70 lerin sinemadaki Barbie bebeği demek sanırım yanlış olmaz. Asalet ve zerafet elele verip bu şahsiyette beden bulmuşlar. Kendi kişisel tarzı ne kadar sade ve minimalist olsa da filmlerinde giydikleri günümüz bobolarına ilham kaynağı olmaktadır.

    Kate Moss
    Londra’da modelliğin dışında kalan çoğu zamanını vintage butikleri dolaşarak geçirmektedir. Bu dolaşma, araştırma ve en iyi parçayı edinme çabası sonucunda kendisi gelmiş geçmiş en önemli moda şahsiyeti olacaktır. Kate Moss’u yalnızca güzelliğiyle billboardlarda görmüyoruz o zamane genç kadınlarına cool şıklık nasıl olur onu gösteriyor. Onun üzerinde olan her marka hemen kadrajımıza giriyor. Klasik ve hiçbirimizin olmazsa olmaz listesine girmeyen birçok marka bir anda o giyince hayalimizi süslemeye başlıyor. O ikon olmayı ve her dönem ilgi çekmeyi sadece moda kalıplarına bağlı kalarak yapmıyor, bazen tasarımlarıyla ortalığı kavuruyor bazen de sosyal alemlerdeki umursamaz halleriyle. Hatta Primal Scream’in albümünde şarkı söyleyip sadece güzel görünmenin ve partilemenin ötesinde bir yeteneğini daha sergilemiş oluyor. Her ne kadar Lost In Translation filminden hatırlayacağınız ‘City Girl’ şarkısını yapan İrlandalı müzisyen Kevin Shields tarafından kötü eleştirilse de yüreğimden asla çıkmayacak giyinme sanatını en iyi bilen kişiliktir. O zamanlar bu acımasız eleştiriler böğrümde taş olmuştu, hazır şimdi elimde köşem varken ben de sana iki laf edeyim Kevin abi; sen önce o kızıl kusmuk saçlarına bak, dön önüne şarkını söyle...

    Madonna
    80’lere La Isla Bonita, Like a Prayer gibi ikonik şarkıları hafızalara kazıyan sanatçı. Her özelliğiyle rüya kadın idolümdür. Seksi dansları, şarkıları ve sıradışı kıyafetleriyle Madonna her dem özeldir. Salt sansasyon yaratmak için yaptıklarını yapmaz, Vatikan olayında olduğu gibi insanların dini öğeleri bile sorgulamasına yol açar. Yaşadığı vurkaç aşklarla şu sıralar zamane gençliği kendisini bir ‘prezervatif markası’ zannetse de bizim teenage zamanlarımızın idolüdür...

    Paris Hilton
    Duvara çarpmış gibi duran sahte sahte gülümsemesi ve donuk suratıyla, banka hesaplarına bakacak olursanız anadan babadan mı yoksa parti parti dolaşmaktan mı yapıldığı anlaşılamayan bir servetle hem de ayıp videosunu bile nakite çevirmeyi başarmış 2000’li yılların bir tür stil ikonudur. Kendine ait kıyafet, ayakkabı, iç çamaşırı, yorgan, çarşaf, ataç, pergel gibi bilimum alanda koleksiyonu vardır. ‘’Aptal mıdır yoksa aptal taklidi mi yapmaktadır’’ ekolünün ecnebi temsilcisidir. Bakınız bizdeki versiyonu Banu Alkan’dır... “Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır yumurta mı tavuktan? Yoksa sanat toplum için midir?” şeklinde manasız uzayıp giden tartışma sorulardan yalnızca biridir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi