Ölçme nedir neden önemlidir

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Ölçme nedir neden önemlidir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: ölçme nedir neden önemlidir

    ölçme neden önemlidir


    EĞİTİMDE ÖLÇME NEDEN ÖNEMLİDİR?

    Bu yazıda eğitimde ölçme neden önemlidir? sorusunun cevabından önce eğitim kavramıyla yola çıkıp ölçme ve değerlendirme kavramlarını da açıkladıktan sonra eğitimde ölçme ve değerlendirmenin önemini vurgulamaya çalışacağım.

    Eğitim Kavramı
    Her bireyin yaşamında almış olduğu eğitimin niteliği ayrı bir önem arz eder. İnsanlık için bu kadar önemli bir yer tutan eğitimin tanımı her felsefeye göre farklılık gösterir. Dolayısıyla günümüzde eğitimciler arasında kabul görmüş genel bir tanım yoktur ve olması da beklenemez.

    Sönmez’ e göre eğitim, fiziksel uyarımlar sonucu, beyinde istendik biyo-kimyasal değişiklikler oluşturma sürecidir. (Sönmez, 2001:2) Öle ki günümüzde beyinde gerçekleşen biyo-kimyasal değişiklikler genetik mühendisleri tarafından saptanabilmektedir.Yani öğrenme sonucunda gerçekleşen biyolojik değişimler ölçülebilmektedir. Good eğitimi, seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin (özellikle okulun) etkisi altında sosyal yeterlik ve optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir süreç olarak tanımlamıştır (Fidan,1991:19). Ertürk ise “ Bireyin yaşantısında istendik kalıcı izli davranış değişikliği oluşturma süreci” olarak eğitimi tanımlamıştır(Tekin, 2000:1). Eğitimin özünde belirlenen istendik hedefler doğrultusunda davranış değişikliği yaratma süreci kuşku götürmemektedir. Dolayısıyla eğitim yoluyla bireye yeni bir davranış kazandırılabilir, varolan bir davranış değiştirilebilir ya da bir davranış geliştirilebilir.

    Davranış değişikliği oluşturma süreci, geçmişten günümüze eğitim kurumları yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bir eğitim kurumu olarak okul, insanların belli yaş dönemlerinde gösterdikleri ortak davranış özelliklerine uygun olarak düzenlenmiş ve eğitim programları ile öğretim yöntemleri insan gelişiminin özelliklerine uygun olarak biçimlendirilmiştir (Fidan,1991:15). Okul denilen sistemin bilinen en eski örneklerinden biri Sümerler döneminde görülmüştür ve o dönemde Sümerler, Sümer okulları ile Sümer dilinin nasıl yazılacağını öğretmek ve edebi-yaratıcı çalışmalar yapmayı gerektiren bir programla ilahiyat, bitkiler, hayvanlar, madenler, matematik ve gramer konularında çalışan bilim adamları yetiştirmişlerdir. Okul kavramına pek çok görevler yüklenmiştir ve bütün devletler eğitim sistemlerinde gerçekleştirilmesi beklenilen beklentileri okullar aracılığıyla gerçekleştirmektedirler. Downey, Seager ve Slage kamu okullarından beklentilerini şöyle belirlemişlerdir (Aydın,2002:1-4).

    A. Entelektüel Boyut:
    1. Bilgi sahibi olma: Bilgi ya da kavramlar açısından birikimli olma
    2. Bilgiyi iletişimle paylaşma: Bilgiyi elde etme ve iletme becerisi
    3. Bilginin yaratılması: Yaratıcılık ve ayırt etme
    4. Bilgiyi isteme: Öğrenme aşkı

    B. Toplumsal Boyut:
    1. İnsandan insana: Gündelik ilişkilerde işbirliği
    2. İnsandan Devlete: Sivil haklar ve ödevler
    3. insandan ülkeye: Bireylerin vatanlarına sadakati
    4. İnsandan dünyaya: Kişiler arası ilişkiler

    C. Kişisel Boyut:
    1. Fiziksel: Sağlıklı ve gelişmiş bir beden
    2. Duygusal: Zihinsel sağlık ve tutarlılık
    3. Etik: Ahlaki dürüstlük
    4. Estetik: Kültürel ve boş zaman etkinlikleri ile uğraşma

    D. Verimlilik Boyutu:
    1. Mesleki rehberlik: Bilgi verme ve seçim
    2. Mesleki hazırlama: Yetiştirme ve yerleştirme
    3. Ev ve aile: Ev işleri ve aile
    4. Tüketici: Kişisel satın alma, bütçe ve yatırım

    Okullardan beklenen bu amaçlar, farklı eğitim felsefesi yaklaşımlarıyla farklılaşmaktadır. Beklenen bu davranışlar eğitim sisteminin her kademesinde de farklılık göstermektedir. Eğitimi, örgün eğitim, uzaktan eğitim ve yaygın eğitim olarak sınıflamak pek tabiki mümkündür. Belli yaş gruplarındaki aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla okul çatısı altında yapılan düzenli bir eğitim olan örgün eğitim, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretim kurumlarını kapsamaktadır. Eğitim süreci (Varış,1994:23-24):

    • Kapsamlıdır
    • Çok boyutludur
    • Süreklidir
    • Dinamiktir
    • Bilimsel araştırma ve bulgulardan kaynaklanır
    • Ulusaldır; uluslar arası araştırmaları inceler ve yararlanır.
    • Yaşantılarla doğrudan ilgilidir.
    • İnsana özgüdür
    • Amaca yöneliktir
    • Olumluya dönüktür.
    • Bütünleyicidir
    • Zaman yönünden sınırsızdır
    • Mekan yönünden geniştir. Her yerde oluşur.
    • Ulusal kalkınma ile doğrudan ilgilidir.
    • Kültürü oluşturur, geliştirir ve kültürden etkilenir.
    • Bir uyum sürecidir.

    Süreç ise belli bir sonuca ulaşmak veya bir oluşumu gerçekleştirmek için birbirini izleyen olayların ya da durumların akışıdır (Fidan,1991:19). Eğitim, sistemli bir süreçtir ve bu süreci verimli hale getirmek için eğitim programları hazırlanır. Açık sistem yaklaşımı ile hazırlanan eğitim programlarının belirlenen hedef-davranışları (girdileri), içeriği ve eğitim durumları (işlemi), gözlenen niceliksel ve niteliksel her türlü değişimi (çıktıları) ile sınama durumlarından (dönütten) oluşur. Bu bağlamda eğitimde kazandırılacak, gözlenmesi beklenen davranışlar girdileri, öğrenme-öğretme etkinlikleri işlem sürecini, hedeflenen davranışların gözlenmesi ya da bireylerdeki niceliksel ve niteliksel istendik değişimler çıktıları, sistemin devamlılığı için yapılan değerlendirmeler, yorumlar ve bunlara bağlı olarak öneriler ise geribildirimi/dönütü oluşturur. Bir sistemin devamlılığı için geribildirimler/dönütler çok önemlidir. Bu geribildirimler aynı zamanda sistemin beslenmesini sağlar ve yetersiz, yerinde olmayan, doğru bilgi vermeyen geribildirimler/dönütler ise sistemin devamlılığını garanti edemez ve bir sistem olarak eğitim sistemini çöküşe götürür.

    Beklenen, hedeflenen/istendik davranışların ne düzeyde öğrencilere kazandırıldığı sorusunun cevabını bulmak istediğimizde amacınıza cevap verecek nitelikli ölçme araçları yoksa gerçekleştirdiğimiz eğitim-öğretim faaliyetlerinin bir anlamı olmasa gerek. Eğitimde ne öğreteceğimizin ( ki bunlar hedeflerin ve içeriğin belirlenmesidir) ve nasıl öğreteceğimizin (eğitim durumlarını yani öğrenme-öğretme süreçlerinin belirlenmesidir) sorularına cevap verecek olsak bile neyi, ne kadar öğrettiğimizin cevabını veremiyorsak bundan önceki sorulara vermiş olduğumuz cevapların bir önemi olmasa gerek.

    Eğitimle ilgili soracağınız her türlü sorunun cevabı “Eğitimde Ölçme ve Değerlendirmeyi” etkin kılar. Eğer doğru soruları sormuyorsanız, nitelikli ölçme araçları ile ölçme yapmıyorsanız elde edilen verilere bakıp yorum yapmak ne kadar anlamlı olur?




    Eğitimde Ölçme ve Değerlendirmenin Önemi


    Ölçme, gerek günlük yaşantımızda gerekse bilimsel çalışmalarda önemli bir yer tutar. Ölçmenin bilimdeki önemi, bir deneysel yöntemin kurulmasına temel oluşturan güvenilir ve geçerli ölçme sonuçlarının elde edilmesinde yatar (Baykul, 2000:89). Sosyal bilimlerde yapılan bilimsel araştırmalardaki değişkenlerin doğasından ve karmaşıklığından sosyal bilimlerde doğru ölçmelerin yapılması ve yorumlanması çok daha güç olmakla birlikte bir o kadar da önemlidir. Çünkü insanı temele alan sosyal bilimler, insan gibi karmaşık bir canlının doğasını hatasız ölçmede teknik olarak yetersiz kalabilmektedir.

    Ölçmenin ne olduğuna ilişkin ilk eser veren bilimcilerden olan Campbell, ölçmeyi maddesel sistemlerin özelliklerin, bu özellikleri düzenleyen kanunlara dayanarak sayılar vermek olarak tanımlamıştır (Erkuş, 2003:9). Tekin’ e göre ölçme, belli bir nesnenin ya da nesnelerin belli bir özelliğe sahip olup olmadığının, sahipse sahip oluş derecesinin gözlenip gözlem sonuçlarının sembollerle ve özellikle sayı sembolleriyle ifade edilmesidir (Tekin,2000:31). Ölçme bir gözlemleme türüdür. Bizi ilgilendiren bir özellik veya oluşumun niceliğini belirlemeye yarar (Yıldırım,1999:2). Ölçme, özelliklerin veya niteliklerin sayı veya sembollerle eşlenmesi olarak da tanımlanır (Baykul, 2001:9). Turgut ise ölçmeyi, “bir niteliğin gözlenip gözlem sonucunun sayılarla veya başka sembollerle gösterilmesi” olarak tanımlamıştır(Turgut,1992:12).

    Yapılan ölçme tanımlamalarından anlaşılacağı gibi ölçme, bir betimleme işidir. Betimleme sürecine konu olan şey ise bir nesnenin ya da bireylerin belli bir özelliğidir. Gözlemlenen bu özellikler, ölçme işleminde sayı ya da sembollerle ifade edilmektedir. Ölçmeye konu olan özellik/özellikler, doğrudan ya da dolaylı olarak gözlemlenebildiğinden (ölçülebildiğinden) doğrudan ya da dolaylı ölçme kavramlarını ve pek tabi yöntemlerini ortaya çıkarmıştır. Sosyal bilimlerde araştırmaya konu olan zeka, başarı gibi insana ait özellikler dolaylı ölçme yöntemleriyle ölçülmektedir.

    Fiziksel bilimlerde ölçmeler, doğrudan ölçme yöntemleriyle yapıldığından ölçme sonuçlarına karışan hatanın yönünü ve miktarını tespit etmek daha kolay olmaktadır. Ancak sosyal bilimlerde yapılan dolaylı ölçmelerde, ölçme işlemine hangi tür değişkenlerin ölçme sonuçlarına karıştığını tespit edemediğimizden daha doğrusu ölçme sonucuna karışan hatanın yönünü ve miktarını kestiremediğimizden ölçme sonuçları bünyelerinde hataları da barındırırlar. Bu bakımdan sosyal bilimlerde yapılan ölçmeler, araştırmaların sonuçlarının yorumlanması bakımından çok önemli olmaktadır.

    Değerlendirme, “ölçme sonuçlarını bir ölçüte vurarak, ölçülen nitelik hakkında bir değer yargısına varma süreci” olarak tanımlanmaktadır (Turgut,1992:3). Değerlendirme, ölçümlerden bir anlam çıkarmak ve ölçülen nesneler hakkında bir değer yargısına ulaşmaktır. Elde edilen ölçümlerden bir anlam çıkarmak için söz konusu ölçümlerin bir ölçüt ile karşılaştırılması gerekir. Açıkça ifade edilmemiş olsa bile, her değer yargısı, kesinlikle, bir ölçme sonucu ile karşılaştırılmasına dayanır (Tekin,2000:39). Ölçme bir betimleme işi iken değerlendirme bir yargılama, karar verme işidir. Tanımlardan da anlaşılacağı gibi değerlendirme süreci ölçme sonuçları, ölçüt ve karar olmak üzere üç öğeden oluşmaktadır.

    Eğitim ile ilgili her türlü sorunun cevabı ölçme ve değerlendirme kavramlarından ve uygulamalarından geçer. Değerlendirme, eğitim sisteminde olmazsa olmaz parçalarından birdir ve sistemin devamlılığı için önemli veriler sağlar. Eğitimde değerlendirme türleri aynı zamanda yapılan değerlendirmelerin amaçlarını da ortaya koyar. Niçin değerlendirme yapıyoruz? (Baykul,2001:5)

    a) Öğretim programının değerlendirilmesi için
    b) Öğretimin etkinliğinin değerlendirilmesi için
    c) Öğrenme eksikliklerinin saptanması için
    d) Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin saptanması için
    e) Öğrenci başarısının değerlendirilmesi için değerlendirme yapıyoruz.

    Yapılan değerlendirmeler bilgi verici olmasının yanı sıra yapılan doğru ölçmeler ve değerlendirmeler sistemin beslenmesinin ve devamlılığını sağlamaktadırlar.

    Eğitimde değerlendirme türleri çok çeşitli olup değerlendirme sınıflamaları amaca göre çeşitlilik göstermektedir. Programa girişte, süreçte ve çıkışta yapılan değerlendirme ölçütlerine göre,


    1- Tanıma-yerleştirmeye dönük değerlendirme: Programa girişte yapılan
    bu değerlendirme programa başlamadan önce ön koşul niteliğindeki bilişsel davranış, duyuşsal özelik ve devinişsel becerilerini tanılamak için yapılır (Demirel,1997:160). Hazır bulunuşluk testleri, yabancı dil sınav kurları, LGS, ÖSS testleri bu amaca dönük değerlendirmeye örnek gösterilebilir.

    2- Biçimlendirme-yetiştirmeye dönük değerlendirme: Program sürecinde
    yapılan değerlendirmedir. Bu süreç içinde öğrencilerin öğrenme güçlüklerini ortaya çıkarmak ve gerekli düzeltmeleri yapmak için yapılan değerlendirmelerdir. (Demirel,1997:160). Bu amaçla yapılan testlere de formaif testler ya da izleme testleri adı verilir. Ünite sonlarındaki ünite testleri, konu tarama testleri bu değerlendirmeye dönük hazırlanmış testlerdir.

    İzleme Testleri, Bilişsel nitelikteki davranışsal özelliklerle ilgili öğrenme eksiklikleri ile bu öğrenme eksikliklerine yol açan güçlüklerin belirlenmesinde kullanılır.. Bu testlerin kullanılmasındaki amaç, öğrenmeyi hızlandırarak öğretimin etkililiğini, öğrenmedeki verimliliği artırmaktır. Öğretimin “en küçük anlamlı birimleri” olan ünitelerin (konuların) bitiminde uygulanır. Bunun başlıca nedeni öğrenme eksikliklerini, ön koşulları oldukları öteki öğrenmeleri engellemeden giderme arzusudur (Özçelik,1982:75). Bu bakımdan öğrenme öğretme sürecinin bir parçası olan izleme testlerinin sonuçlarına dayalı olarak not verme veya başka amaçlarla öğrenci başarısını değerlendirme yoluna gidilmemesi gerekir.


    3- Düzey belirlemeye dönük değerlendirme: Program çıkışında yapılan
    değerlendirmedir. Programın sonunda öğrencilerin kazanılmış bilişsel davranış, duyuşsal özelik ve devinişsel becerilerini ölçmeye yarayan değerlendirme türüdür (Demirel,1997:160). Dönem ya da yıl sonunda yapılan final veya genel sınavlar bu değerlendirme türüne örnektir. Bu tür yapılan değerlendirmeler erişiyi saptamak amaçlıdır. Bu değerlendirmeler başarı testleri ya da yeterlilik testleri ile yapılmaktadır.

    Düzey Belirleme Testleri: Eğitimin hedefleri olarak belirlenen davranışsal özellikleri (hedeflerin kendilerini) kapsayan ve onları eğitim programında belirlenmiş olan yetkinlik ve kararlılık dereceleriyle yoklayan testlerdir. Hedef alınan davranışsal özelliklerin yeterli bir örneklemi ile örneklenen özelliklerin belirleyicisi olan kritik davranışlardan başlıcalarının ölçme aracında kapsanması yeterli olabilir. Duruma göre bir ders ya da kursun sonunda, ortasında ve sonunda ya da çeyreklerinde ve sonunda kullanılabilir. Düzey belirleme testleri, verildikleri zamanın yanı sıra öğrenilmiş olan ünitelerin tümünü kapsama bakımından da izleme testlerinden daha geniş kapsamlı olma durumundadırlar (Özçelik,1982:86).
    Değerlendirme kapsam açısından daha geniş bir kavramdır. Ölçmenin temel özelliği, sonuçların “sayısal” olarak ifade edilmesi iken değerlendirme, ölçme sonuçlarının belirli ölçütlere göre yorumlanarak yargılara varma sürecidir(Özgüven,1998:48).

    Okullarda Ölçme ve Değerlendirme

    Okullarda ders öğretmenlerinin hazırlayıp gerçekleştirdikleri sınavlar, sınav hazırlama (test geliştirme) sürecinin aşamalarından uzak olup daha çok Bloom’ un taksonomisinde Bilgi-Hatırlama basamağı olan zihinsel etkinlikleri ölçmeye dönüktür. Oysa davranışlar niteliklerine göre Bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor olmak üzere 3’ e ayrılmaktadır.

    İstenen hedef-davranışlara uymayan soru tipleri, güvenirliği ve geçerliliği belli olmayan hatta araştırılmayan ölçme araçları ile yapılan ölçümlere bakıp başarılıyız ya da başarısız yorumunu yapmanın eğitime bir katkısı olmadığı kuşku götürmemektedir.
    Okullarımızda yapılan sınavların niteliğini arttırmak için eğitimde ölçme ve değerlendirme birimi olmazsa olmazdır. Sistemin öğelerinden birini çıkartmanız, görmezlikten gelmeniz sistemin çöküşüne engel olamaz. Bu bakımdan eğitimde program geliştirme, psikolojik ve rehberlik ve ölçme-değerlendirme uzmanları eğitim sisteminin tam kapasiteli işlerliği için önemlidir.

    O zaman biraz düşünelim; sistem için bu kadar gerekli ve önemli olan bu birimler neden okullarımızda yok?







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi