Hukuk devletinin anlayışı nedir

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Hukuk devletinin anlayışı nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: hukuk devletinin anlayışı nedir




    hukuk devletinin anlayışı nedir hakkında bilgi


    HUKUK DEVLETI ANLAYIŞI, YÖNETIMIN TAKDIR YETKISI VE DEMOKRATIK YÖNETIM ÜZERINE DÜŞÜNCELER

    Kadir Çelik

    İster kamu olsun isterse özel olsun, tüm örgütlenme biçimlerinde verimliliği ilgilendiren en önemli faktör, insan unsurudur. Çalışanlarının moral motivasyon değerlerinin üst seviyelere çekilebilmesi için değişik arayışlar içinde olmak, çağdaş yönetim anlayışında büyük bir önem arzetmektedir.
    Çağımızda artık üstten alta doğru genişleyen otoriter yapılanmalar yerine, bireyi merkezine alan demokratik yönetim anlayışı hakim konumdadır. Her ne kadar yöneten - yönetilen ilişkileri kamuda bu ölçüde değişime uğramamış olsa da ilişki ağı, yöneticilerin “ eskici “ davranış kalıpları ve karşı tutum alışlarına rağmen yöneticinin tatmininden önce yönetilenlerin tatminine doğru kaymaktadır. Çünkü; bilinmektedir ki yönetilenlerin öncelikli memnuniyeti, yöneticinin de tatminini sağlayacaktır.

    Yöneten - yönetilen ilişkisinde karşılıklı memnuniyet ve tatmin, yönetim sistemimize, demokratik hukuk devleti anlayışının hakim olması ile sağlanabilir. Demokratik hukuk devleti anlayışının hakim olmasının önündeki en büyük engelin ise; yöneticilerin iyi bir yöneticilik örneği sergileyememeleri ve özellikle yönetimin takdir yetkisi bağlamında ki yanlış uygulamalarında tezahür ettiği kanaatiyle, bu yazıda; hukuk devleti anlayışı, yönetimin takdir yetkisi ve demokratik yönetim üzerine düşüncelere yer verilmiştir.



    HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞI



    Hukuk Devleti anlayışı, yönetim sistemi ve yönetim hukuku bakımından özel bir önem taşımaktadır. Yönetimin hukuka bağlılığının temel dayanağını oluşturan hukuk devleti anlayışında, devlet yalnız hukuku koyan bir varlık değil, koyduğu hukuka da bağlı olan bir varlıktır.[1] Devlet her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmakla zorunludur. Ancak daha önemlisi kurulan bu hukuk düzeninin uygulayıcılarının hukuka saygısı ve bağlılığıdır. Vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan devlet[2] demek olan hukuk devleti anlayışının gerektirdiği ilkeler şunlardır:

    - Temel hakların (insan hakları) güvence altına alınması

    - Yönetimin hukuka bağlılığının sağlanması

    - Yönetimin yargısal denetiminin sağlanması

    - Yargı yerleri ve yargıçların bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlayacak şartların yerleştirilmesi

    - Kuvvetler (erkler) ayrımı

    - Demokratik rejim

    Hukuk, Yönetsel davranışlarda objektiflik, güven, istikrar, ve adalet sağlamaya hizmet eder. Bu nedenledir ki Yönetimin hukuka bağlılığı, hukuk devleti anlayışının başlıca gereklerinden biridir.[3]

    Hukuk devleti anlayışı, yönetimin yönetilenlerle olan münasebetlerinde hukuka bağlı olmasını, özellikle yasal yönetim ilkesinin uygulanmasını gerektirir.[4] Yasal Yönetim ilkesi ise, yönetimin davranışlarına yasanın ve ona eşit hukuk kurallarının, bu arada genel hukuk ilkelerinin egemen olması demektir. Bu ilke hukuk devleti anlayışının başlıca gereklerinden biridir. [5]

    Yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan devlet düzenini anlatan hukuk devletinde, idarenin faaliyetlerinin hukukla düzenlenmesi esas olmakla beraber, hızla gelişen teknolojiye bağlı olarak yeni nitelikler kazanan kamu hizmetlerinin her türlü ayrıntısının hizmetin kuruluşunu düzenleyen hukuk kurallarında gösterilmesi oldukça güçleşmiştir. Gösterilse bile, hangi yer ve zamanlarda harekete geçileceği, hangi koşullarda ne tür önlemlerin alınacağı önceden tam olarak kestirilememektedir. Bu nedenle kamu hizmetlerini düzenleyen yasalarda genellikle hizmetin kuruluş ve işleyişine ilişkin genel ilkeler belirtilmekte, ayrıntının düzenlenmesi uygulamada karşılaşılan her bir olay için farklı karar verilmesini sağlayan bir serbest alan olarak yönetime bırakılmaktadır.[6]

    Yönetime bırakılan bu serbest alanın doldurulabilmesi için devlet ve yönetim anlayışlarına bağlı olarak değişik kamu hukuku kurumları ortaya çıkmıştır. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yönetime kolaylıklar sağlayan bu kurumların başlıcaları “ hükümet tasarrufları” , “olağanüstü hal ve yetkiler” , “takdir yetkisi” ve “yerindeliğin tayini” dir. Bu kurumlardan hükümet tasarrufları dışındakilerin çağdaş demokratik rejimlerin çoğunda meşruluğu kabul edilmektedir. Türk siyasi-idari rejiminde de bu kurumların benimsendiği anayasa ve yasalarda açıkça belirtilmiştir. Yönetime, hukuka bağlılık içerisinde serbestlik sağlayan kurumlar içerisinde “takdir yetkisi”nin diğer kurumların işleyişini de belirlemiş olması bakımından farklı bir yeri vardır. [7]



    YÖNETİMİN TAKDİR YETKİSİ



    Takdir yetkisi her şeyden önce hukukun her alandaki uygulanışının mahiyetinden gelen ve sadece yönetim için değil, yasama ve yargı organları için de gerekli olan doğal bir yetkidir. Kullanma biçimi yasalarla belirlenen takdir yetkisinin, yönetimin her türlü eylem ve işlemi gibi yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenliği bakımından yargı yoluyla denetlenmesi kaçınılmazdır. [8]

    Yönetime tanınan yetkiler biri “bağlı yetki” diğeri “takdir yetkisi” olmak üzere iki kümede toplanır. Yönetimin belli bir şey yapması, ya da belli bir davranışta bulunması kesin bir biçimde buyrulmuş ise, bu durumda “bağlı yetkiden” sözedilir. Yönetime, belli bir davranışta bulunurken, ya da belli bir görevi yerine getirirken az, ya da çok bir hareket serbestliği tanınmış ise ”takdir yetkisinden” sözedilir. Takdir yetkisinde, yönetimin elinde birden çok çözüm yolu vardır. [9]



    Bağlı yetki



    Bağlı yetkide, yönetimin belli kamu hizmetlerini nasıl yürüteceği, alacağı kararların içeriği, önceden belirtilmiştir. Bağlı yetkide, yönetim alacağı kararın koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini saptar; gerçekleşmiş ise yasanın öngördüğü kararı alır. Yönetimin başka türlü hareket etme olanağı yoktur. [10]



    Takdir yetkisi



    Yönetimin, tüm kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini, alacağı tüm kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. Yönetime belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Yasa koyucu, yönetimin görev ve yetkilerini belirtirken, yönetimi bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda takdir yetkisinden sözedilir. Yönetim kendisine tanınan bu yetkiyi, yasaların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı için kullanmak zorundadır. [11]

    Bir kamu görevlisinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesi kapsamında 1. dereceli kadroya atanması, yönetimin takdirinde olan bir konudur ve idarenin takdirine bırakılan hususlardaki yasal düzenlemeler genellikle “yapabilir”, “atayabilir”, “edebilir” şeklinde biten yazımlarda tezahür etmektedir. Buna karşılık, kademe ilerlemesi, bağlı yetkidir. Kamu görevlisi, kademe ilerlemesinin koşullarını yerine getirdiğinde, yönetim kamu görevlisinin kademe ilerlemesini yapmak zorundadır.



    Takdir yetkisinin kullanılması



    Yönetime belli konularda takdir yetkisinin tanınması, yönetimin “keyfi” olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. Yönetim, takdir yetkisini kullanırken bazı ilkelere uyması gerekir. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir: [12]

    a)Yönetim takdir yetkisini kullanırken, her şeyden önce, yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalıdır.

    b)Yönetim takdir yetkisini kullanırken, eşitlik ilkesine önem vermelidir.

    c)Yönetim takdir yetkisini kamu yararı için kullanmalıdır. Yönetime tanınmış olan yetki, yasanın öngördüğü amaçtan başka, ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanılmamalıdır.

    d)Yönetim takdir yetkisini gerekçeli olarak kullanmalıdır. Yönetim tüm kararlarında olduğu gibi, takdir yetkisini kullandığı kararlarında da gerekçe gösterme zorundadır.

    e)Takdir yetkisinin kullanılabilmesi için, yasalar özel koşullar öngörmüş ise, yönetim bunlara uymalıdır.

    Yönetimin takdir yetkisini kullanırken, ihlal ettiği ya da isabetsiz davrandığı en önemli husus; kullanılan takdir yetkisinin gerekçelendirilmesinde ortaya çıkmaktadır. Yönetime, bağlı yetkiye göre daha fazla serbesti sağlayan takdir yetkisi, sonradan ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda bu serbestisine denk oranda artan ispat külfetleri yüklenmektedir. Takdir yetkisini veren normda gerekçe gösterilmesi emredilmemiş olsa bile, yönetim bir gerekçe gösterecektir. Gerekçe göstermenin emredildiği durumlarda işleme ekli olarak açıklanacak, emredilmediği durumlarda ise gerektiğinde açıklanmak üzere hazırlık evrakı arasında sağlanacaktır. Gerekçe ise bir işlemin neden ittihaz edildiğinin gerek yasallık ve gerekse ihtiyaca uygunluk bakımından hukuki ve mantıki bir muhakemeyle açıklanmasıdır.[13]

    Yönetim, üst hukuk kaynaklarının, en başta yasanın kendi yetki ve takdirine bıraktığı konuları, bunların nitelikleriyle eldeki tecrübe ve imkanın elverdiği ölçüde, bir takım objektif kurallarla düzenlemesi gerekir. Buna düzenli yönetim ilkesi diyoruz. Böyle bir düzenleme yönetimin hem rasyonel işleyişine hizmet eder, hem de yönetilenlere karşı hizmet dışı düşüncelere yer vermeyen eşit, objektif ve güvenilir bir tutum gütmesine yarar. Düzenli yönetim ilkesinin araçları; tüzük, yönetmelik gibi düzenleyici yönetsel işlemlerdir.[14] Yönetim hukukunun önemli kaynaklarından olan düzenleyici yönetsel işlemler ile kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesi sağlanmış olur. Düzenleyici işlemler, hem yönetilenleri, hem de düzenleyici işlemleri yapanları bağlar.[15]

    Yönetim mekanizmasının iç işleyişi açısından da büyük bir önemi haiz olan, düzenleyici yönetsel işlemler, kamu personelinin, haklarını, güvencelerini, yükümlerini, güvenliklerini ve tüm hizmet koşullarını nesnel kurallarla belirten statülere göre çalışarak ve yetişerek, yönetsel hiyerarşide yükselerek kamu görevlerini yürütmesi [16] anlamına gelen kariyer ilkesi esasında teşekkül eden kariyer mesleklerde, vazgeçilemez bir önem taşımaktadır. Örneğin; kamu hizmetlerinde, denetim hizmetleri diğer hizmetlerden ayrı olarak nazara alınmış ve bu hizmetler ayrı bir kariyer olarak düzenlenmiştir. Kuruluş kanunlarında, tüzük ve yönetmeliklerinde, meslek mensuplarının göreve alınmaları, bu görev içinde yetiştirilmeleri, görevde yükseltilmeleri, çalışma alanları ve koşulları, yönetimin takdir yetkisine yer bırakmayacak ölçüde düzenleyici yönetsel işlemler ile nesnel kurallara bağlanmıştır. Yönetimin takdir yetkisi, zaten düzenleyici yönetsel işlemler yapılırken tecelli etmiştir. İhtiyaca uygun bulunarak takdir edilen kurallardan oluşan bu tür metinler, zaman içerisinde değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap vermiyor ise hukuka bağlı kalınmak kaydıyla, usulüne uygun olarak yeniden düzenlenebilir. Ancak yöneticiler çoğu kez olması gereken bu yöntemden kaçınarak, idarenin keyfiliği olarak izah edilebilecek yollara, takdir yetkisi yorumuyla başvurmayı yeğlemektedirler. Bu tür davranış kalıpları taktir yetkisinin hukuka aykırı şekilde kullanılması sonucunu yani takdir sakatlığını oluşturmaktadır. Yönetimin yargısal denetiminin ayrı bir yazı konusu olabileceğini belirterek, bu noktada; yönetimin takdir yetkisine dayanan işlemlerin, hukuka uygunluk yönünden yargısal denetime tabi olduklarına işaret etmekle yetinmek durumundayız.





    DEMOKRATİK YÖNETİM VE DEMOKRAT YÖNETİCİ



    Demokratik yönetim anlayışının geçmişten günümüze taşıdığı ve iyi bir yöneticide bulunması gereken pek çok nitelik vardır. Bu nitelikler, diğer memurlarda aranan niteliklerden çok farklıdır. Yöneticilik makamında bulunan kişilerin olgun insan, kamil insan dediğimiz tipte olmaları gerekir. [17]

    Bir feragat mesleği olan yöneticiliğe talip olanların öncelikle kusursuz bir insan olması gerekir. yönetici kusursuz bir insan olduğu oranda, kusursuz bir yönetici olur.[18] Bu çerçeve içerisinde iyi bir yöneticide özellikle şu kusurların bulunmaması gerekir: taraf tutma, anlayış noksanlığı, kararsızlık, etki altında kalma, korku, ileriyi görememe[19]

    Kariyer ve liyakat esaslarına dayanan yönetim anlayışının terk edildiği, kayırmacı ve kollamacı yönetim anlayışının yerleşip geliştiği toplumlarda tüm iyi niyetli kurumsal kültür oluşturma çabalarına rağmen, yönetilenlerin yönetenlere karşı olan güveni sarsılacaktır. Çünkü; yönetilenleri, yasanın, düzenin, sistemin ve yapıların olumluluğundan daha çok, uygulayıcıların yaklaşımlarının ilgilendirdiği, yöneticiler tarafından hiçbir zaman unutulmaması gereken bir gerçekliktir. Her yönetimi ahlaklı ya da ahlaksız, olumlu ya da olumsuz, başarılı ya da başarısız kılan hususların başında yasaları uygulama ve ilkelere uyma biçimleri gelmektedir.[20] Hikmetinden sual olunamayan yönetim anlayışları, sistemlerin ve düzenlerin kırılma noktasını oluşturmakta ve halkın vicdanında onulmaz yaralar açmaktadır. Bu noktada; demokratik bir hukuk devleti anlayışının gerekliliğine olan inançların tazelenmesi ve bireylerin her zaman olduğundan daha çok bu olguyu iliklerine kadar hissedebilmeleri ve içselleştirebilmeleri için, gerçek anlamda; hukukçuların “hukukçu” yöneticilerin ise “yönetici” olmaları gerekmektedir.

    Demokratik ve hukuki yönetim anlayışı, kurallarla izah edilebildiği ölçüde, yöneticilerin bırakacağı ve geleceğe taşıyacağı güzel örneklerle de izah edilebilmektedir. Yöneticiler elbette görevleri ve sorumlulukları gereği uygulamak durumunda oldukları kuralları uygulayacaklardır. Ancak kurumsal kültüre bırakacakları, örnek uygulama ve davranış kalıpları onları unutulmaz kılacaktır.

    Demokratik yönetim anlayışının vazgeçilmezi olan açıklık ilkesi iyi bir yöneticinin de olmazsa olmazı olmalıdır. Yönetici adalet ve güven ilkelerini göz ardı etmeden, olması gerekenin ötesindeki sır ve gizlilik gibi uygulamalardan kaçınmalıdır. Bilinmelidir ki olması gerekenden fazla kullanılan sır ve gizlilik anlayışı bireyin bilgiye ulaşmasını engelleyen keyfi uygulamaların bir tecellisidir.

    Demokratik düzenin hakim olduğu ülkelerde benimsenen, yönetimin hukuka bağlılığı ilkesinin önündeki en büyük engelin; otoriteyi tekeline alan, kurduğu düzende kendisini vazgeçilmez kılan, bürokratik anlayışın olduğu bilinmeden ya da bilinen bu engel kaldırılmadan, yapılacak tüm düzenlemelerin ve demokratik yönetim arayışlarının başarılı olmasını beklemek fazlaca iyi niyetli bir tavır takınma olacaktır ki sızısı demokrasi ve hukuk olanlardan böylesi bir tavır beklenmemelidir.

    İyi bir yönetici lider yönetici olabilmelidir. Lider yöneticiler ve başarılı insanlar yetiştirmek istiyorsak, “bırakınız düşünsünler - bırakınız yapsınlar” diyerek düşünme ve hareket kabiliyetini geliştirmek gerekir. Aksi takdirde herkes, sorumluluk almaktan kaçınan pasif yönetici olmaya aday olacaktır. Bu ise gelişmenin önündeki en büyük engeldir. [21]

    Lider yöneticiler, örgüt amaçlarını gerçekleştirirken, bunu iş görenlerin istek ve gayretleriyle bütünleştirerek yaparlar. Bu tip yöneticilerin etkili ve verimli olmalarının sebebi, değişime açık olmalarıdır. Dolayısıyla onlar, yönlendirici kişilerdir, yanıltıcı değillerdir. Böyle yöneticiler, yanlarında güçlü astların ve mesai arkadaşlarının olmasından çekinmezler, oysa yanıltıcı liderler bundan hep çekinirler. Lider yönetici çağdaş yönetim ilkelerini ve yöntemlerini bilen, bunları, yeni ve özel durumlara uygulayabilen, örgütsel sorunlara duyarlı olan ve bu sorunlara bilimsel yöntemlerle çözüm arayan, iş görenler için ceza ve ödül olanaklarını yerinde ve zamanında kullanma bilgi ve becerisine sahip olan, uzman kişilerle ve insanlarla iletişim kurma ve onları yönlendirme yeteneğine sahip kişilerdir.[22] Hukukun üstünlüğüne yürekten inan bu tip yöneticiler, tanışık oldukları siyasetçi sayısıyla övünmek yerine tanışık ve de barışık oldukları hukuka, saygılarıyla ve uygun uygulamalarıyla yöneticilik yapma gayreti içindedirler, beklentileri ise demokratik hukuk devleti anlayışına ve kurumsal kültüre bırakacakları güzel örneklerle anılmaktan öteye geçmemektedir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi