Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
İslami Konular ve Kıssalar - Hikayeler Bölümünden Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gölge Adam
    Usta Üye
    Reklam

    Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar

    Reklam



    Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar

    Forum Alev
    İSLAM VE ÎMAN


    Hazreti Ömer bin Hattâb radıyallahü anh anlatıyor: Bir gün biz, Peygamber aleyhisselâmın yanında iken birden, elbisesi bembeyaz sakalının kılları ile saçları kapkara, üzerinde yolculuk eseri görünmeyen, hiçbirimizin tanımadığı bir adam geliverdi. Peygamber aleyhisselâmın tâ yanına oturdu. Diz kapaklarını O'nun diz kapaklarına dayadı. Ellerini dizlerine koydu Ve:
    — Ey Muhammed, bana islâm'dan haber ver? dedi. Allah'ın Peygamberi:
    — islâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed aleyhisselâmın Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan ayında oruç tutman, yol bakımından gücün yettiği takdirde hacc etmenden ibarettir, buyurdu.
    Adam:
    — Doğru söyledin, dedi.
    (Hazreti Ömer) Biz buna hayret ettik. Hem soruyor, hem de Hazreti Peygamberi tasdik ediyor.
    Adam devam ederek:
    — Bana îman nedir? anlat, dedi. Allah'ın Peygamberi:
    — iman, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve bir de hayır ile şer (herşey) in Allah'ın takdiri ile olduğuna inanmandan ibarettir, diye cevap verdi.
    Adam:
    — Doğru söyledin, dedi ve:
    — İhsan nedir? diye sordu.
    Allah'ın Peygamberi: .
    — İhsan, Allah'ı görür gibi kendisine ibadet etmendir. Çünkü sen O'nu görmesen de, O seni görür, buyurdu. Adam:
    — Bana kıyametin zamanından haber ver? dedi. Peygamber aleyhisselâm:
    — Bu meselede kendisine sorulan kişi, sorandan daha bilgili değildir, dedi. Adam son olarak:
    — O'nun (kıyametin) alâmetlerinden bana haber ver, dedi. Peygamber aleyhisselâm:
    — Cariyenin efendisini doğurması; yalın ayaklıları, çıplakları, fakirleri ve koyun çobanlarını yapılarının yüksekliği ile övünür ve yarış eder oldukları halde görmendir, buyurdu.
    (Hazreti Ömer) Sonra bu adam gitti ve ben, bir süre Peygamber aleyhisselâmın huzurundan ayrıldım; sonra kendisine vardığımda; Peygamber aleyhisselâm:
    — Ey Ömer, soranın kim olduğunu biliyor musun? diye sordu.
    — Allah ve Resulü en iyi bilir, dedim. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
    — O, Cebrail'dir; dininizi öğretmek üzere size geldi, buyurdu.
    (Buharî, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî, Neseî)



  2. 2
    Gölge Adam
    Usta Üye

    --->: Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar

    Reklam



    PEYGAMBERİN KARDEŞLERİ


    Ebû Hüreyre radıyallahü anh şöyle anlatıyor:
    Peygamber aleyhisselâm kabristana gelip buyurdu:
    — Selâm sizlere ey müminler topluluğunun diyarı! Ve biz de,,—Allah dilerse— muhakkak size ulaşacağız. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ediyorum.
    — Ey Allah'ın Resulü, biz senin kardeşlerin değil miyiz? dediler. Peygamber aleyhisselâm:
    — Siz arkadaşlarımsınız. Kardeşlerimiz ise, henüz gelmemiş olanlardır.
    Bunun üzerine:
    — Ey Allah'ın Resulü, ümmetinden henüz gelmemiş olan kimseyi nasıl bilir ve tanırsın? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm:
    — Bilmiyor musun ki, siyah atlar arasında yüzleri ve ayakları beyaz olan bir atın sahibi kendi atını bilmez, tanımaz mı? buyurdu.
    — Evet, Allah'ın Resulü tanır, dediler. Peygamber aleyhisselâm:
    — Çünkü onlar abdest sebebiyle yüzleri, el ve ayakları bembeyaz, parlak olarak gelirler. Ve ben de onları Havzın kenarında beklerim. Dikkat! Bazı kimseler benim Havzıma yaklaştırılmayacaktır. Haydi geliniz! diye çağıracağım. >
    — Onlar senden sonra değiştirdiler, denilecektir.
    Ben de:
    — Yazık onlara! diyeceğim.
    (Müslim, Neseî)







  3. 3
    Gölge Adam
    Usta Üye
    ÜÇ KİŞİNİN DAVRANIŞLARI


    Ebû Vâkıd el Leysî anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm insanlarla birlikte mescitte otururken hemen üç kişi yanına geliverdi. Bunlardan ikisi Peygamber'in huzuruna doğru yürüdü. Birisi ise dönüp gitti. Bu ikisi Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelince, bunlardan biri, cemaat arasında bulduğu boş yere oturdu, ikincisi ise, cemaatın arkasına oturdu. Üçüncüsü de oturmayıp döndü ve gitti. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm mescitten ayrıldıktan sonra:
    Bu üç kişiyi size anlatayım mı, dedi. Ve ilâve etti: — Birincisi, Allah'a sığındı. Allah da onu ilim mescidinde oturmakla mükâfatlandırdı, ikincisi, Allah'tan haya etti, Peygamber'in meclisinde bulunanları sıkıştırıp rahatsız etmekten kaçındı. Allah da ,onu cezalandırmaktan kaçındı ve ona, ihsanda bulundu. Üçüncüsüne gelince, o yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi, buyurdu.
    (Buharı, Müslim. Tirmizî, Neseî)







  4. 4
    Gölge Adam
    Usta Üye
    KABİR AZABINA İKİ SEBEP


    İbni Abbas radıyallahu anh'ın şöyle anlattığı rivayet edildi: Peygamber aleyhisselâm iki kabre rastladı ve şöyle buyurdu: Bu kabirlerdeki iki kişi insanlarca mühimsenmeyen bir suçtan azap görüyorlar. Biri bevlettikten sonra korunmadığı ve dikkatsiz davranıp, pislikten kaçınmadığı için; diğeri de koğuculıık yaparken, insanların arasını bozduğu için azap görüyor. Sonra Peygamber aleyhisselâm yaş bir dal alarak ikiye ayırdı ve birer parçasını bu kabirlere dikti. (Etrafında bulunanlar):
    — Ey Allah'ın Resulü, bunu neye böyle yaptın? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm da:
    — Yaş kaldıkları müddetçe azaplarının azaltılacağını ümid ettiğim için böyle yaptım, buyurdu.
    (Buharı, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî, Neseî)

  5. 5
    Gölge Adam
    Usta Üye
    KIYAMETTE İLK SORGU ÜÇ KİŞİYE


    Ebû Hüreyre radıyallahü anh'den anlatılır:
    Resûlüllah aleyhisselâm şöyle buyurdu:
    Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilir:
    Birincisi, cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder.
    Bunun üzerine Allah kendisine:
    Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
    O da:
    Senin yolunda şehîd oluncaya kadar savaştım, cevabını verir.
    Allahü Teâlâ:
    Yalan söylüyorsun; sen «yiğit» desinler diye savaştın ve sana «yiğit» dediler de, der. Sonra meleklerin kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılır.
    İkincisi, ilim tahsil edip başkasına da öğreten ve Kur'ân okuyan kimsedir ki, bu da Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilmiş olan nimetleri bir bir sayar ve önüne serer. O da bunları tasdik eder.
    Ve Allah kendisine:
    Bu eriştiğin nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
    O da:
    İlim tahsil ettim, ilmi başkasına öğrettim ve senin rızan için Kur'ân okudum, diye karşılık verir.
    Allah kendisine:
    Yalan söylüyorsun, sen ilmi, «alim» desinler diye öğrendin. Kur'ân'ı da «güzel Kur'ân okuyan kişi» desinler diye okudun. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.
    Üçüncüsü de, Allah'ın kendisine bolluk verdiği, malların her çeşidini ihsan ettiği kimsedir ki, Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilen nimetleri karşısına çıkarır. O da bütün bunların kendisine verildiğini kabul eder ve Allah sorar:
    Şu nail olduğun nimetlerle ne yaptın? der.
    O da:
    Verilmesini istediğin ne kadar yer varsa, hep o yerlerde ve o yolda dağıttım, diye cevap verir,
    Allahü Teâlâ:
    Yalan söylüyorsun. Sen bütün bunları kendine «ne cömerd adam!» dedirtmek için yaptın. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere onu almalarını emreder. Ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.
    (Müslim, Tirmizî, Nesei)

  6. 6
    Asi.qraL31
    Emekli
    PayLaştığın için SağoL goLGe Adam KonuLarın Harika...:)

  7. 7
    Gölge Adam
    Usta Üye
    TEYEMMÜMÜN MEŞRUYETİ


    Hazreti Aişe radıyallahü anhâ anlatıyor:
    Resûlüllah aleyhisselâmın seferlerinin birinde kendisi ile beraber yola çıktık. Mekke'ye yakın
    bir yer olan Beydâ, yahut Mekke ile Medine arasında bir yer olan Zât ile Ceyş'de bulunduğumuz sırada gerdanlığım kaybolmuştu. Gerdanlığımı arayıp bulmak için Allah'ın Resulü ile beraber diğer insanlar da burada durdular. Bu mahalde su olmadığı gibi, halkın da yanında su bulunmuyordu. Bu durum üzerine insanlardan bir kısmı Ebû Bekir radıyallahü anh'e gelerek:
    Aişe ne yaptı, görmüyor musun? Peygamber aleyhisselâm ile beraberindeki insanlar da, yanlarında su bulunmadığı halde, su olmayan bir yerde durdurttu, dediler. Bunun üzerine Allah'ın Resulünün başı dizlerimde olarak uyurken Ebû Bekir radıyallahü anh geldi ve:
    Peygamber aleyhisselâm ile yanlarında su bulunmayan insanları da susuz bir yerde hapsettin, dedi ve dilediğini söyleyerek beni azarladı; yumruğunu sıkarak arkama vurmaya başladı. Resûlüllah aleyhisselâmın dizimde uyuması sebebiyle yumrukları yiyor, fakat yerimden kımıldayamıyordum. Bu vaziyette Allah'ın Resulü susuz olarak sabaha kadar uyudu. Bu hadise üzerine Allahü Teâlâ «Su bulamazsanız temiz toprak ile teyemmüm ediniz» mealindeki âyeti kerimeyi indirdi. Peygamberin rakiplerinden biri olan Üseyd bin el Hudeyr:
    Ey Ebû Bekir ailesi! Bu, sizin bereketinizle olanların ilki değildir, dedi.
    Âişe radıyallahü anhâ devam ederek:
    Bunun üzerine, üzerinde bulunduğum deveyi kaldırdık ve altında kalmış bulunan gerdanlığı bulduk, dedi.
    (Buharî, Müslim, Ebû Davud, Neseî)

  8. 8
    Gölge Adam
    Usta Üye
    CEHALETİN İLACI SORMAK


    Câbir radıyallahü anh anlatıyor:
    Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık, içimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:
    — Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.
    Arkadaşları da:
    — Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti.
    Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.
    Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:
    — Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.
    Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılarya ; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti.
    (Ebû Davud)

  9. 9
    Gölge Adam
    Usta Üye
    NAMAZIN FAZİLETİ


    Talha bin Ubeydullah'dan anlatılıyor:
    Necid ahalisinden saçları dağınık, sesinin gürültüsü işitilip ne dediği yanımıza gelinceye kadar anlaşılmayan bir şahıs Resûlüllah aleyhisselâma geldi; baktık ki:
    İslâm nedir? diye soruyor adam.
    Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:
    Bir gün bir gecede beş vakit namazdır, buyurdu.
    Adam:
    Beşten fazla bir şey yok mu? dedi.
    Peygamber aleyhisselâm:
    Hayır, nafile kılmak arzu edersen başka, fakat farz olarak sadece beştir, buyurdu. Ve kendisine Ramazan ayı orucunu anlattı:
    Adam:
    Bundan başka oruç var mı? dedi.
    Resulüllah aleyhisselâm:
    Nafile olarak tutmak istersen başka, fakat farz olarak yoktur, buyurdu. Ve kendisine zekâtı, anlattı,
    Adam:
    Söylediğin miktardan fazlası var mı? diye sordu.
    Peygamber aleyhisselâm:
    Nafile olarak vermek arzu edersen başka, fakat farz olarak, anlattığım kadardır, dedi.
    Bundan sonra adam:
    Allah'a yemin ederim ki, bundan ne fazla ne de noksan yaparım, diyerek dönüp gitti.
    Allah'ın Resulü de:
    Doğru söylüyorsa, felaha erişti, buyurdu.
    (Buharı, Müslim, Ebû Davud, Neseî)

  10. 10
    Gölge Adam
    Usta Üye
    ÜMMETİ MUHAMMED'İN AFFI


    Amir bin Sa'd radıyallahü anh babasından naklen anlatıyor:
    Peygamber aleyhisselâm ile beraber Medine'ye gitmek üzere Mekke'den yola çıktık ve Azverâ isimli mıntıkaya yaklaştığımızda, Nebiy aleyhisselâm indi ve ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a dua ettikten sonra yere kapanıp secde etti. Secdede uzun bir süre durdu, yine ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a duada bulunduktan sonra yere kapanarak secdeye vardı; yine Uzun bir süre durduktan sonra tekrar ellerini kaldırarak, bir süre daha Allah'a dua etti ve sonra yere kapanarak secde etti. Bundan sonra da şöyle buyurdu:
    Muhakkak ben Rabbime yalvarıp ümmetim için şefaat ettim de Rabbim ümmetimin üçte birinin günahlarını affetti; bunun üzerine, şükürde bulunmak için secdeye kapandım. Sonra başımı kaldırarak ümmetim için Rabbime yalvardım da yine üçte birinin daha günahlarını bağışladı; bunun üzerine, şükretmek için secdeye vardım. Sonra başımı kaldırdım, ümmetim için Rabbime yalvardım da, ümmetimin son üçte birinin de günahlarını bağışladı ve Rabbime secde etmek için yere kapandım.
    (Ebû Davud

  11. 11
    Gölge Adam
    Usta Üye

    --->: Peygamberimiz (S.A.V)'den Hikaye Ve Kıssalar

    Reklam



    NAMAZDAN SONRA ZİKRİN FAZÎLETİ


    Ebû Hüreyre radıyallahü anh'ten rivayet edilerek anlatılıyor:
    Muhacirlerin fakirleri Resulüllah aleyhisselâma gelip dediler ki:
    «Servet sahibi Müslümanlar derece ve nimetler bakımından bizi geçtiler...» Resulüllah aleyhisselâm da «ne hususta» diye buyurunca; muhacir fakirler:
    «Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar sadaka verdikleri halde biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyorlar, biz edemiyoruz.» dediler.
    Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
    «Size, sizden ilerde bulunanlara yetişebileceğiniz, sizden, geride, sizden aşağıda olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna, sizden başka kimsenin daha faziletli olamıyacağı bir şey öğreteyim mi?» buyurdu.
    Muhacirlerin fakirleri: _
    «Evet, Öğret, ey Allah'ın Resulü» diye cevap verdiler.
    Peygamber aleyhisselâm da:
    «Her namazın sonunda otuz üç defa Sübhânellah (Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim.) otuz üç defa Elhamdülillah (Hamd Allah'a mahsustur,) otuz ÜQ defa Allahü Ekber (Allah en büyüktür) deyiniz» buyurdu.
    Muhacir fakirler, Resulüllah aleyhisselâma gelerek dediler ki:
    «Mal ve servet sahibi kardeşlerimiz bizim bu yaptığımızı işitip onlar da aynen böyle yaptılar.»
    Bunun üzerine Allah'ın Resulü şöyle buyurdu:
    «Bu Allah'ın fazlıdır, dilediğine verir.»
    (Buharî, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî)

  12. 12
    Gölge Adam
    Usta Üye
    DUALARIN KABUL ZAMANI


    Ebû Hüreyre radıyaîlahü anh'den anlatılır:
    Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:
    «Güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. Çünkü Adem aleyhisselâm o günde yaratıldı, o günde Cennete konuldu, o günde Cennetten yer yüzüne indirildi. O günde bir saat vardır ki; Allah'tan bir şey isteyerek, kıldığı namazı o saate isabet ettiren her müslim kuluna Allah istediğini verir.»
    Ebû Hüreyre radıyallahü anh devam ederek derki:
    Sonra Abdullah bin Selâm'a rastgeldim ve kendisine bu Hadîsi anlatınca; Abdullah bin Selâm:
    — O saati biliyorum, dedi. Bunun üzerine kendisine:
    — Hiç bahillik etme, onu bana haber ver, dedim. O da:
    — ikindiden sonra güneş batıncaya kadar olan zamandır, diye söyledi.
    Dedim ki: ,
    — İkindiden sonra nasıl olabilir? Allah'ın Resulü: Müslim kul namaz kılarken o saate isabet etmez, buyurmuştu. Halbuki ikindiden sonraki vakit namaz kılınmayan bir zamandır.
    Bunun üzerine Abdullah bin Selâm şöyle cevap verdi:
    — Resûlullah, oturup da namazı bekleyen kimse namazdadır, buyurmamış mı idi?
    — Evet, dedim. O da:
    — İşte, bu o demektir, dedi.
    Ebû Hüreyre ile Abdullah bin Selâm bu saatin güneş batmadan önceki saat olduğunu söylemişlerdir.
    (Tirmizî, Ebû Davud, Neseî)

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
peygamberden kıssalar,  peygamberimizin anlattığı kıssalar,  teyemmümle ilgili kıssalar,  hayır ile ilgili kıssalar,  peygamberimiz kissalar
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi