İbretlik dini olaylar

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Kıssalar - Hikayeler Bölümünden İbretlik dini olaylar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    İbretlik dini olaylar

    Reklam



    İbretlik dini olaylar

    Forum Alev
    ibretlik dini olaylar

    İbret Veren Bir Atın Hikayesi


    Mısır evliyasından “Fahr-ül Farisî” hazretlerine, talebesinden biri gelip;
    - Efendim, ben bir şeyden çok korkuyorum, diye arz edince sordu:
    - Hayırdır evladım, neden korkuyorsun?
    - Ahirette Cehennemden kurtulabilecek miyim acaba? Bunu düşünüp çok korkuyorum hocam.
    - İnşallah kurtuluruz oğlum.

    - İnşallah efendim, ama nasıl?
    Buyurdu ki:
    - Ümidimiz odur ki oğul, büyükler bize sahip çıkar ve şefaat ederler de inşallah kurtuluruz.
    - Ya sahip çıkmazlarsa efendim?
    - Merak etme oğlum. Biz bugün onlara sahip çıkarsak, onlar da o gün bize sahip çıkarlar.
    Biz onları dinlersek...

    - Anlamadım, nasıl yani?
    - Demem o ki oğul, biz o büyüklerin sözlerini dinler, nasihatlerine göre yaşarsak, onlara sahip çıkmış oluruz. O zaman onlar da bize sahip çıkarlar.
    ***
    Bir gün de bir genç gelip;
    - Efendim, dünyada ve ahirette felaketlerden kurtulmak için ne yapayım? diye sorunca;
    - Bunun bir tek çaresi var, buyurdu.
    - O nedir ki efendim?
    - Kurtulanlarla beraber olmak.
    - Kurtulanlardan maksat kimlerdir ki?
    - Allahü teâlânın sevgili kullarıdır. “Ehl-i sünnet alimleri” ve “evliyalar” bunlardandır mesela.
    Böyle zatlar yoksa?
    Delikanlı sordu:
    - Böyle zatlar yoksa efendim?
    - Onlar yoksa, kitapları var evladım. Onların kitaplarını okuyan da onlarla beraber sayılır.

    ***
    Bir gün de bazı gençlere,
    - “Emr-i maruf”, yani İslâma hizmet etmek kime nasip olursa, çok sevinsin, çok şükretsin, buyurdu.
    - Bu iş, çok mu sevaptır? dediler.
    - Elbette, buyurdu. Bir beldede küfre karşı “emr-i mâruf” yapılırsa, Allahü teâlâ o beldenin hak ettiği azâbı tehir eder. Emr-i maruf yapılmayan beldeye ise azab-ı ilâhî gelir
    İbrahim Havas'a verilen ibretli cevap(Nefsi Yenmek ve Şeytana Düşmanlık)



    İbrahim Havas(r.a.) anlatıyor:Birgün Şam yakınlarında,Likam dağındaydım.Bir nar ağacı gördüm ve canım çekti.Bir nar kopararak tadına baktım ,nar pek ekşiydi onu yere attım.Yoluma devam ettim ,ileride başına arılar üşüşmüş yere uzanmış bir adam gördüm.Adama:"Selamün Aleyküm!"dedim.
    Adam"Ve aleykümselam,ya İbrahim!"diye cevap verdi.
    "Beni nerden tanıdın"dedim.Adam dedi ki:
    "Kim Allah'ı tanırsa,Allah ondan hiçbirşeyi saklamaz"karşılığını verdi.Ona:"Anladığım kadar Allah'la ilişkilerin iyi.Allah'ın seni bu arılardan kurtarmasını istesene"dedim.Bana:"Bende seni Allah ile dosttur sanıyordum,asıl sen Allah'tan nara olan düşkünlüğünden kurtarmasını istesene!İnsan nara olan düşkülüğünden dolayı cezası ahirette verilir.Oysa arı sokmasının acısını insan bu dünyada kısa süre için çeker.Arı sokması vücudu incilttiği halde,nefsin arzu iğneleri daima kalbe batmaktadır.
    Bana bu güzel dersi veren adamı orada bırakıp gittim.Nefsin isteğine uyan padişah bile olsa köleleşir.Sabırlı kölede şah olur.







  2. 2
    Fatal
    Özel Üye

    --->: ibretlik dini olaylar

    Reklam



    Bir Kabrin Bulunması,Dini Hikayeler




    Bir rivâyete göre Ebü'l-Hasan Harkânî, Kars'ın fethine katılmış ve kale önlerinde şehit düşmüştür. Kars'ta, Hasan Harkânî'nin kabrinin bulunmasıyla ilgili çeşitli rivâyetler vardır. Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme'sinde bir rivâyeti şöyle nakletmektedir:

    Kars kalesi Osmanlılar tarafından Üçüncü Murâd Han devrinde tekrar geri alınınca, kale tâmirâtı Lala Mustafa Paşaya verilmişti. Tâmirâtın yapıldığı sırada askerlerden Hâfız Osman isimli hal sâhibi biri rüyâsında Hasan-ı Harkânî'yi gördü. Ona;
    - Oğlum Hâfız Osman! Uzun müddetten beri toprak altında yatmaktayım. Paşana söyle, kabrimi ayan edip açığa çıkarsın, okunacak Fâtihalardan nasîbdâr olayım." dedi.

    Ertesi gece Hâfız Osman aynı rüyâyı tekrar gördü. Fakat cesâret edip Paşaya söyleyemedi. Üçüncü gece de aynı rüyâyı gördü. Ebü'l-Hasan Harkânî, mütebessim çehresiyle bu defâ şöyle dedi:



    -Yavrum Hâfız Osman! Gördüğün rüyâlar sâdık rüyâlardır. Yalnız makâmımın nerede olduğunu, evvelki rüyâlarında söylemediğim için, seni tereddütte bıraktım.

    Bunun için de paşaya söylemeye cesâret edemedin. Şimdi dikkatlice dinle târif ediyorum. Yarın hemen Paşaya çık ve söyle. Kars Kale içi mahallesinde Kağızman Kapısı'na girdiğinde yirmi iki adım gün batı tarafına gidersin, son adımın altında benim tabutum bulunur. Üzerimdeki kül ve toprak yığınlarını temizledikten sonra, hâlis topraktan üç arşın eşin. Sandukam meydana çıkar.

    Tekrar Kars Kalesine doğru on sekiz adım ***ürür oradan da üç arşın derinliğinde hâlis topraktan kabrimi eşer oraya defnedersiniz. Baş ucuma bir de câmi inşâ edersiniz.

    Hâfız Osman gördüğü bu sâdık rüyâyı ertesi gün Paşaya büyük bir heyecanla anlattı. Paşa bu askerini kucakladıktan sonra;



    - Yâ evlâdım! Sen de mi bu rüyâyı gördün? Evet oğlum, bir pîrî fânî, bana da bu husûsu defâlarca rüyâda buyurdularsa da senin tafsilâtlı rüyân gibi olmadığından büyük tereddüt ve endişe içindeydim. Bihamdillah bu telaşlı endişeden beni kurtardın." dedi.
    Ertesi gün Lala Mustafa Paşa bir tamim yayınladı. Bütün halk ve askerî erkân, tekbir sesleriyle rüyâda târif edilen yere geldi. Kazma işi tamamlanıp tabut çıkınca, Mustafa Paşa ulemânın müsâdesiyle açtı.

    Tabuttan hoş bir koku yayıldı. Arkasındaki yaş hırka bile henüz çürümemişti ve savaş sırasında yaralanan sağ bacağı ile sol pazusuna bağlanan mendillerden, hâlâ kan damlamaktaydı. Durum sultana bildirilince, Üçüncü Murâd hemen bir türbeyle yanına câmi yaptırılmasını emretti.








+ Yorum Gönder
dini olaylar,  dini güzel olaylar,  en güzel dini olaylar,  diniolaylar,  ibretlik rivayetler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi