Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek

+ Yorum Gönder
Kültür-Sanat ve Kitap - Dergi Tanıtımları Bölümünden Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    elifizmir
    Özel Üye
    Reklam

    Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek

    Reklam



    Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek

    Forum Alev
    Aynadaki Yalan

    Necip Fazıl Kısakürek








    Necip Fazıl'ın roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri... Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişir. Bu hayat, Necip Fazıl'ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlarıyla, kadın, cemiyet ve sanat anlayışıyla, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.

    Kitaptan bazı alıntılar:


    Örgüsü beline kadar inen, koyu altun sarısı saçlar... Açık kumral, parlak örneksiz bir renk tonu...Gözleri de saçlarına denk... Açık bir alın, vezinli bir burun, kendinden kıpkırmızı, hafifçe kalın, kaçak br istihza büklümüyle kavisli dudaklar... Çıplak ayak bileklerinde soylu çizgilerin en incesi... Kapalıca, kavuniçi rengi bir entariden giyimi içinde, öğretilemez ve öğrenilemez bir vakar ihtişamı... Yoksa masallardan kaçırılmış ve bu köye hapsedilmiş bir sultan mı bu?.. (sy.9)

    *****

    "Üniversitede birkaç profesör arasında…
    Biri:
    - Duyduğumuza göre garip bir doçentlik tezi hazırlıyormuşsunuz. Şeraitle iç içe İslâm tasavvufuna ait bir tez. Ve ona büyük bir eser çapında hazırlık yapıyormuşsunuz. Ne zamandan beri şeraitçi oldunuz?
    - Yunus Emre’nin “Ballar balını buldum” dediği tasavvufa el attığım günden beri…
    - Şeriate mi, tasavvufa mı, hangisine tutunuyorsunuz?
    - İki elimle tutunduğum dal birdir.
    Öbür profesör:
    - Hırsızlık edenlerin kolunu kesen şeraiti çağımıza nasıl uydurabilirsiniz?
    - Hırsızlık cemiyetin kolunu kesmektir. Cemiyetin kolunu keseni kolsuz bırakmaksa toplumu kurtarmak… Şeriat, hırsızlık sürsün ve boyuna kol kesilsin diye emretmez; hırsızlık kalksın ve kol kesilmesin saadetini getirir. Yani hastalık iyi olsun… Neden vücudu kurtarmak için kol kesen cerrahı suçlamıyoruz?
    - Adaletsiz bir cemiyette hırsızlık kesilemez ki, bu kadar acı bir cezaya katlanılabilsin?...
    - Gerçek adaletin şartları da şeraitte… Buna rağmen suç işleyenlere verilecek ceza da bir tedavi…
    Başka bir profesör:
    - Siz bu fikirlerinizle çağ dışı kalmaya mahkûmsunuz. Yazık, ne kadar da istidatlı bir gençsiniz! Kıymayın kendinize!...
    - Çağ dışı olmak için önce çağ nedir, onu anlamak, peşinden bütün illetleriyle çağımızı bilmek lazımdır. Çağ bir takvim işi değildir. Asıl, doğum sancısı çekenlere “ çağ dışı” mührünü basanlardır ki, çağ dışıdır. Kendi kendilerine yetemeyen, çağların gebe kaldığı yavruları göremeyenler, onların yüz çizgilerini heceleyemeyenler…İslâmiyet lâv gibi fışkırdığı devirde çağının neresindeydi, üstünde mi, altında mı, içinde mi, dışında mı?... Çağ dediğiniz, onu açanın, geçmişi kapatanın ve geleceğe hükmedenindir.
    - İyi ya, kendi kendinizi ele veriyorsunuz! Asrımızda İslâmiyet kapatılmış değil midir?
    - Belki onu anlayamayanların, kaba nefslerine indirenlerin ve hayata yanlış tatbik edenlerin islâmiyeti… İslâmiyet değil…
    Kendi hocası, orta yerde çabalayan ve yönü belli olmayan esersiz profesör de lâfa karıştı:
    - Bak, sana, yakında doçentim olacak asistanıma söyleyeyim; bugün Türkiye’de solcu sınıf dışında milliyetçi zümrenin birlik olduğu gerçek şudur: Allah’a ve Resûlüne evet, şeraite hayır!...
    Naci, acı acı güldü:
    - Aman hocam, böyle bir görüş, güneşi kabul edip de ışığını inkâra kalkışmak gibi bir abes olur…" (sy.97-98)

    *****

    Boş konuşuyoruz boş...Bütün bir ömür içinde söylediğimiz bir milyon kere bir milyon laf,arayıpda bulamadığımız tek cümle için...Arayıp bulamadığımız,arayıpda bulur gibi olduğumuz,bulur gibi olup da yine elden kaçırdığımız, elden kaçırıp da tekrar bulur gibi olduğumuz, tekrar bulur gibi olup da artık aramaya lüzum görmediğimiz tek cümle için...O cümle nedir, o cümle?... Ben o cümleyi bilmiyorum.Fakat bütün mevcutlarla beraber,bütün cümlelerin,içinde eridiği ve yok olduğu tek bir kelime biliyorum.Her an söyleyip de hiç bir an hakikatine yaklaşamadığımız ve yaklaşamayacağımız tek kelime "Allah..." (sy.163)

    *****

    Batının büyük mustaripleri hakikat dağına tırmanış yolunda islam velilerine nisbetle çıkmaz sokağın cüce piyonlarıdır.Istırap felsefesine, hafakan hikmetine kadar ulaşırlar da yine yolda kalırlar ve büyük oluşu bulmaya yakın, büsbütün kaybederler.Dönüp dolaşıp yine akılda kalırlar ve aklı akılla yenecek seviyeye tırmanamazlar.Tırnakları kan içinde, tutundukları kayalardan aklın bütün cicili bicili oyuncaklarıyla beraber düşerler. (sy.70)

    *****

    -Yalan,bu dünya,yalan...Aynadaki yalan...
    -Yalan ama,bir gerçeğin yalanı...Aynada gördüğün her şey o da,hiçbiri o değil...
    -Gerçeği olmayan yalan olabilir mi?...Doğru olmalı ki,yalan,kendisine sahte bir vücut bulsun...
    -Doğrusu olmayan yalan olamaz."Var"ın arkasından"hiç" gelemez.
    -Sen aynada yol almaya ne bakıyorsun!..Devir o yol vermez sahtekarı da,ardında gizlediği gerçeğe ulaş!
    -O,yakınlığı haber vermek için yaratılmış mücella uzaklık...
    -Dünya her avizesine bir güneş yerleştirilse,bir kibrit başı nura denk olamaz..
    -Şimdi,haydi git,oyalana dön,sırtını aynalara ver ve onların,içinde yol almaya kalkanlara haykır:Başlarınızı aynaya çarpmayınız;Alnınızdan yaralanırsınız!
    -Senin işin bu;aynaya tutulanlara yol vermek..Yoksa sen neredesin,Mevlana Halid'e verilen ayak yolu temizleme işindeki büyüklük nerede?
    -Gel,bize gel,başın sıkıştıkça bize gel!..
    -Var olmak istiyorsan Allah'ta yok ol!!




  2. 2
    AYSEVEN
    Bayan Üye

    Cevap: Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek

    Reklam



    yüzyılın şairi Necip Fazıl Kısakürek’in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseridir Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci’nin hayatı etrafında gelişmektedir







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi