Elveda Gülsarı Kitabı ve Kitap Özeti...

+ Yorum Gönder
Kültür-Sanat ve Kitap - Dergi Tanıtımları Bölümünden Elveda Gülsarı Kitabı ve Kitap Özeti... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    rengigül
    Usta Üye
    Reklam

    Elveda Gülsarı Kitabı ve Kitap Özeti...

    Reklam



    Elveda Gülsarı Kitabı ve Kitap Özeti...

    Forum Alev
    KİTABIN ADI :ELVEDA GÜLSARI
    KİTABIN YAZARI :CENGİZ AYTMATOV
    YAYINEVİ :ÖTÜKEN YAYINEVİ
    BASIM YILI 996


    “Elveda Gülsarı”, ünlü yazar Cengiz AYTMATOV‘un güzel bir romanıdır. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın; bu atlar yorgalama biçimine göre ‘’yol yorga‘’, ‘’su yorga’’, ‘’kiytin yorga‘’, ‘’şaldır’’, ‘’taypalma yorga’’ …..gibi isimler alırlar. ‘’su yorga’’ ve ‘’taypalma yorga’’ dünyanın en değerli binek ve yarış atıdır. ”Taypalma yorga” dünyanın en değerli binek ve yarış atlarıdır. “Taypalma yorga” ve “Su yorga” dört nala koşmasını bilmeyen ama dört nala giden yarış atlarını geçen, güzel yürüyüşlü, hızlı, binicisini hiç sarsmayan, su gibi akıp giden, uzun mesafe koşusunda eşsiz bir at cinsidir, Gülsarı’nın doğumundan, yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası, romanın ana konusu gibi görünür. Romanın başlangıçtan itibaren üçte ikilik bölümünde de zaten bu atın hayatı anlatılır.

    Bu anlatış basit, sığ, çocuksu bir anlatış değildir. Bu anlatış daha çok, hayvan yetiştirmiş, bitki ve hayvanlarla iç içe olmuş, çoban hayatı yaşamış insanların hissederek kullanabileceği bir anlatış biçimidir.
    Romanın başlangıcında sadece bir attan bahsedilmiş olsa da, yazarın doğayı, hayvanları iyi anlayan, bir başka tabirle onları iyi okuyan bir kişi olması, bu özelliğini romana iyi aktarmış olması ve böylece de okuyucunun gerçekçi bir biçimde, bir insanmış gibi Gülsarı’nın davranışlarından onun hissettiklerini hissedebilmesi romanı sürükleyici kılmaktadır.

    Romanın bu özelliği insanın kendi dışındaki canlılara bakış açısını yeniden gözden geçirmesini ve onlara yakınlık duymasını sağlıyor. Romanın başlangıcından sonuna kadar Gülsarı’dan bahsedilmiş olsa da temel olarak romanın konusu atın sahibi Tanabay’ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin çalkantılı, çileli hayatıdır. Romanı okuyucuya sevdiren bir başka özelliği de birbirlerini dost gibi anlayan ve seven Gülsarı ile Tanabay’ın hayatlarındaki çilelerin, sıkıntıların, sevinçlerin aynı olması, her ikisinin de birbirlerini çok iyi anlayabilmesi, yazarın bakış açısı ve üslubundan kaynaklanan anlatış biçimi sayesinde, okuyucunun da onları çok iyi anlayabilmesidir.



  2. 2
    rengigül
    Usta Üye

    --->: Elveda Gülsarı Kitabı ve Kitap Özeti...

    Reklam



    Tanabay, o dönemde devrime inanmış bir Kırgız-Türk gencidir. O da savaştan sonra kolhoz başkanı olan Çora’nın isteği üzerine yılkıcılık yapmaya başlar. Kolhoz, Rus devriminden sonra ortaya çıkan halkın toplu ve örgütlü olarak üretim yapması, ürettiği malı kolhoza devretmesi, sadece kendisine yetecek kadar ürünü izinle alması, kimsenin mülkiyet hakkına sahip olmamasına dayanan bir üretim sistemidir. Yılkıcılık ise at çobanlığıdır.
    Tanabay, eşi Çaydar ve iki kız çocuğu ile dağlarda yırtık bir keçe çadır içerisinde yıllarca yaşa***** yılkıcılık yapar. Romanın bu bölümlerinde ilgi çeken yerler, yazarın bize Ortaasya’daki yasayış tarzını, çoban hayatını, özellikle at çobanlığının inceliklerini, bir çobanın dünyaya ve hayata bakış açısını anlatabilmesi, devrime inanmış yarı cahil bir insanın idealleri devrimden beklentileri, hayatını çileler çekerek verdiği devrim ülküsü ile yaşamak istediği hayat arasında çelişkiye düşmesi, devrimle birlikte gelen kolhoz sisteminin aslında emeği ve duyguları sömüren bir sistem olduğunu anlatır. Bunu da Tanabay ve eşinin Rusya’nın soğuk kış aylarında çobanlık yaparken çektiği çeşitli sıkıntıları, yaptığı canlı duygu ve doğa tasvirleri ile üslubuyla, okuyucuya adeta yaşa***** hissettirir.
    Tanabay’ın en iyi dostu Çora’dır. Devrime inanmış iki genç olarak savaş sonrası hemen kolhoz kurma hazırlıklarına başlarlar ve tüm mal sahiplerinin mallarını ellerinden alarak kolhozun yönetimine devrederler. Bunun için Tanabay, kendi kardeşinin emeği ile kurduğu çiftliğin elinden alınıp, Sibirya’ya sürülmesine bile göz yumar. Kolhoz kurulduktan sonra da kendisine yılkıcılık görevi verilir. Uzun yıllar yılkıcılık yapar, ancak otomobillerin yaygınlaşması ile atların da önemi azalır ve kendisine koyun çobanlığı görevi verilir. Gülsarı’yı da yılkıcılığa başladığı zaman bir çobandan çok beğenerek alır ve yetiştirir. Onunla pek çok yarışlar kazanır. Romanın bu bölümlerinde Orta Asya Türk gelenekleri, ‘köknar‘ denen at yarışları ile karşılaşıyoruz. Yazar bunları anlatırken sadece kuru bir bilgi vermiyor adeta okuyucuya yaşa***** öğretiyor.

    Tanabay koyun çobanlığına başladığı zamanlar kış ayına denk gelir. Bu aylar beş yüz koyunun doğurma zamanlarıdır. Kolhoz, Tanabay’a vadettiği hiç bir sözü yerine getirmez. Tanabay kışlığa çıktığı zaman yemsiz yıkık bir ahır ile karşılaşır. Ahıra vardıklarında koyunlar doğurmaya başlamıştır. Yağmur, kar ve şiddetli soğuk altında kuzular donarak ölürler. Tanabay eşi, çocukları ve yardımcı kadınlarla gece gündüz çalışırlar ancak kuzuların ölümüne, koyunların açlıktan birbirlerinin yünlerini yemelerine çare bulamaz. Kendisini denetlemeye gelen kolhoz müfettişinin kendisine hakaret etmesine dayanamaz ve ona saldırır. Romanın bu bölümü oldukça dramatiktir. Yazar tabiatı, soğuk kış gecelerini, koyunların kuzulama zamanı yapılan işleri, çekilen eziyeti çok iyi tasvir etmiş ve okuyucunun bu dramatik ortamdan etkilenmesini sağlamıştır.

    Tanabay romanın ilerleyen bölümlerinde müfettişe saldırısından dolayı cezalandırılır ve parti üyeliğinden ihraç edilir. Zaten Tanbay’ın da yaşadıklarından ve çektiği sıkıntılardan dolayı devrimden ve ülkülerinden hiçbir beklentisi kalmamıştır. Tanbay da artık iyice yaşlanmıştır. Roman, bir geriye dönüş romanıdır. Tanabay’ın partiden ihraç edildiği ve en iyi arkadaşı Çora’nın öldüğü gün kendisinden uzun yıllar ayrı kalan sevgili atı ile birlikte eve dönerken kendisi ve geçmişi ile hesaplaşır. Roman da bu şekilde başlar. Tanabay bu yol üzerinde can çekişen sevgili atının başında, yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisi ve geçmişi ile hesaplaşır.

    Tanabay, o birkaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu, gençliğini ve yaşlılığını, sevinç ve acılarıyla, umut ve umutsuzluklarıyla sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. O kendini devrime, mutlu yarınlara adamış, ama siyasi rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur.
    Bu kadar da değil…Aytmatov, kendine özgü anlatım biçimi ve gücü ile, Kırgız-Kazak ellerinin doğasını, Kırgız-Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. Tanabay’ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken, onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasi rejimin, komünizmin can çekiştiğini, bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz. Aşk ve heyecan, çarpıcı örneklerle eleştiri, okur için derin bir haz uyandıran bu çok duygulandıran ve düşündüren romanda her şey güzeldi.







+ Yorum Gönder
gülsarı kitap özeti,  elveda gülsarı kahramanları,  elveda gülsarı özeti,  elveda gülsarı özet,  elveda gülsarı kitap özeti
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi