Louis pastörün hayatı

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Konu Dışı Başlıklar Bölümünden Louis pastörün hayatı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Hasan
    Özel Üye
    Reklam

    Louis pastörün hayatı

    Reklam



    Louis pastörün hayatı

    Forum Alev
    Louis pastörün hayatı





    27 aralık 1822'de jura yönetim bölgesindeki dole kentinde doğdu, 28 eylül 1895'te paris yakınlarında, marnes-la-coquette kasabasındaki villeneuve- ı'etang şatosunda öldü. sepicilik yapan bir ailenin oğluydu. ilk ve orta öğrenimini arbois'daki okullarda ta­mamlandıktan sonra besançon'daki kraliyet yüksekokulu'na girdi.

    paris'teki yüksek öğretmen okulu'nda (ecole normale superieure) 1845'te lisansüstü, 1847'de de doktora çalışmasını tamamladı. 1848'de fransız bilimler akademisi'ne. bazı kimyasal bileşiklerin birbirinin ayna görüntüsü olan sağ ve sol bileşenlere ayrıldığı yolundaki önemli buluşunu sundu. rasemik asidin tuzları üzerine yaptığı kristalografik incelemelerde, bu tuzların kimyasal bileşimi aynı ama kristal yapısı farklı olan, ışığın kutupsal düzlemini sağa ve sola döndüren iki ayrı bileşenden oluştuğunu gösterdi; bunlardan birinin kimyasal bileşimi ve yapısı tartarik asidinkiyle aynıydı. pasteur ayrıca üzümün mayalanması sonucunda oluşan tartarik asidin mikroorganizmaları beslediğini de buldu. bu deneyler sonucunda da kimyasal bileşiklerin biyolojik özelliklerinin, molekülü oluşturan atomların yapılarının yanı sıra konumlarına da bağlı olduğunu kanıtlayan molekül bakışımsızlığı kuramını açıkladı.

    1848'de dijon lisesi'nde fizik dersleri vermeye başladı; kısa bir süre sonra da strasbourg üniversitesi'ne kimya profesörü olarak atandı göreve başladıktan birkaç ay sonra, 1849 mayısında da, strasbourg akademisi rektörünün kızı marie laurent ile evlendi. 1854'te lille üniversitesi'nde yeni kurulan fen fakültesi'nin dekanı oldu. kuramın uygulama ile ilişki içinde olması gerektiği inancıyla, üniversiteyle sanayi arasına işbirliğini sağlayan bir eğitim programı başlattı. şeker pancarı ve üzüm en alkol üreten bir sanayicinin karşılaştığı sorunu çözmek amacıyla mayalanma üzerine araştırmalara başladı. alkol ve sütün mayalanmasına ilişkin deneyler sonucunda mayanın, havasız bir ortamda da kendisini yeniden üretebilen (pasteur etkisi) bir canlı olduğu kuramını ortaya koydu. ..

    1857'de paris'teki yüksek öğretmen okulu'nun bilimsel araştırmalar yöneticiliğine getirildi. imparator ııı, napolèon'un desteğiyle aynı okulda kendisi için bir fizyolojik kimya laboratuvarı kuruldu. aynı zamanda sorbonne'da kimya profesörlüğüne atanan pasteur, o güne kadar bilim adamlarının desteklediği ve mikroorganizmaların kendiliğinden türediği varsayımına dayanan kuramın doğruluğunu araştırdı. sonuçta alkol ve laktik asitte mayalanmanın, havayla ilişki halinde daha da hızlandığını gördü; böylece besinlerin mikropların kendiliğinden türemesiyle değil, havada bulunan ve kokuşmaya neden olan mikroplarla temas ettiğinde bozunduğunu kanıtladı.

    pasteur bu buluşunu kuramsal bir temele oturttuktan sonra, fransa'nın ekonomisinde önemli rol oynayan sirke ve şarabın bozunmasına yol açan mikropların ısı yoluyla yok edilmesine dayalı pastörizasyon işlemini geliştirdi. böylece bu ürünlerin bozunmadan korunması ve taşınması sağlandı. 1868'de pasteur'e fransa'nın ekonomisinde önemli bir payı olan ipek üretimini sona erdirebilecek olan ipekböceğj hastalıklarını araştırma görevi verildi. üç yıl sonra, pasteur bu hastalıkların etkeni olan iki farklı basili tanımlayarak bunlara karşı ipekböceklerini korumanın yollarını açıkladı. 1870'te de biranın zamanla bozunmasını önleyecek bir yöntem geliştirdi.

    beş çocuğundan üçünü çok küçük yaşlarda yitiren pasteur'ün oğlu diplomatlığı seçmiştir. 1868'de geçirdiği bir beyin kanamasından sonra sol yanına felç inen ve konuşma güçlüğü çeken, ileri yaşlarında da birkaç kez kalp krizi geçiren ve emekliliğini isteyen pasteur araştırmayı bırakmadı, 1873'te fransız tıp akademisi üyeliğine seçildi ve 1874'te çalışmalarını sürdürebilmesi için kendisine parlamento bir ödül verdi.

    1881'de pasteur çeşitli hastalık yapıcı mikroorganizmaların etkisini azaltan bir teknik geliştirmişti. şarbon ve tavuk kolerasına neden olan mikroorganizmaları elde ettikten sonra bunların zayıflatılmış kültürünü aşı olarak kullandı. 1882'de fransız bilimler akademisi üyeliğine seçildi. kuduz virüsünü elde edip güçsüzleştirerek geliştirdiği kuduz aşısını ilk kez 1885'te insanlara uyguladı. 1888'de paris'te kuduz üzerine temel araştırmaların yapılması, kuduzdan korunma ve kuduz aşısının uygulanması üzerine çalışmaların sürdürülmesi amacıyla pasteur ölene kadar bu enstitüyü yönetti. pasteur'u, 70. yaş gününü kutlamak için sorbonne'un büyük anfisinde toplanmış binlerce öğrenci, bilim adamı ve yabancı diplomatın karşısına, cumhurbaşkanı sadi carnot kollarında taşıyarak getirmişti. ölümünde devlet töreniyle notre dame kilisesi'ne gömülen fransa'nın "ulusal kahramanı", bir yıl sonra pasteur enstitüsü'ndeki anıtsal mezarına taşındı.

    1862'de fransız bilimler akademisi'nin, 1869'da londra'daki royal society'nin, 1873'te fransız tıp akademisi'nin, 1882'de fransız akademisi'nin üyeliğine seçilen, legion d'honneur'ün 1853'te "chevalier", 1881'de en yüksek derecesi olan "büyük haç nişanı verilen pasteur, royal society'nin rumford (1856) ve copier (1874) madalyaları, 1867 uluslararası paris sergisi'nin büyük ödül madalyası dışında sayısız bilim ve para ödülü almıştır.

    1847'de, fizik doktorasının aldıktan hemen sonra, kimyasal yapısı aynı olan (izomer) maddelerin ışığın polarılma düzlemi üzerindeki etkilerini araştırmaya başlayan pasteur, izomer olduğu bilinen tartarik asit ve rasemik asit tuzlarını kristalleştirip mikroskopla incelediğinde, tartarik asit kristallerinin ışığın polarılma düzlemini sağa döndürmesine karşılık, rasemik asit kristallerinin optik etkinliği olmadığını gördü.optik etkinliği birbirinin tersi olan iki maddenin eş sayıdaki moleküllerinden oluşmuş kimyasal karışımlara "rasemik" adı verildi. rasemik asit kristallerindeki ters simetri olgusunu yaygınlaştırarak asimetrik molekül kavramına ulaşan ve atomlarının yapısı aynı olmakla birlikte uzaydaki yerleşme düzeni farklı olan kimyasal maddelerin değişik özellikler kazanacağını öne süren pasteur'ün bu savı, stereokimyanın habercisiydi.

    lille üniversitesi'ne geçtikten sonra, iktisadi etkinliği büyük ölçüde şarapçılığa dayanan bu yörede mayalanma olayını araştırmaya başlayan pasteur, rasemik bir karışım olduğu için optik etkinlik göstermeyen amonyum paratartaratın, mayalandıktan sonra, polarılmış ışığı sola saptırdığını ve karışımda yalnızca ıevojir (optik etkinliği sola doğru olan) amonyum tartarat moleküllerinin kaldığını gördü. dekstrojir (optik etkinliği sağa doğru olan) türün mayalanma sürecinde yok olmasını, mayalanmaya yol açan bir mikroorganizmanın beslenmek için ortamdan yalnızca bu tür tartaratı seçip a1masına bağladı. birkaç yıl sonra da bu mikroorganizmanın penicillium glaucum türü bir küf mantarı olduğunu kanıtladı. ardından, sulandırılmış taze bira mayalarının mikroskopta küçük, yuvarlak kürecikler biçiminde görüldüğünü, aynı sıvıya biraz şeker ve kireç katıldığında (ya da bira ekşiyip bozulduğunda) maya hücrelerinin ipliksi uzantılarla yuvarlaklığını büyük ölçüde yitirip, biçimsiz çökeltilere dönüştüğünü gözlemledi. bu çalışmalarını yayımlayıp, mayanın kimi kez oksijensiz ortamda da yaşamını sürdürebilen canlı bir organizma olduğunu ve alkol mayalanması ile laktik asit (süt) mayalanmasının ayrı mikroorganizmalardan ileri geldiğini açıklaması, mayalanma olayının kimyasal bir süreç olduğunu savunan mekanikçi görüşten kimyacılarla, özellikle leibig ile pasteur arasında çok uzun bir tartışmanın başlangıcı oldu.

    alkol, süt, tereyağı, peynir ve sirke mayalanmalarını inceleyip, sorumlu mikroorganizmaları tanımladıktan sonra, ekşime, köpürme ve renk kararması gibi, şarapta zamanla ortaya çıkan bozulmaları araştırmaya başlayan pasteur, bugün kendi adıyla anılan konserve tekniğine bu yoldan ulaştı. bozulmaya neden olan mikroorganizmaları öldürmek için, şarabı kapalı bir kapta, 60 ile 100° arasındaki bir sıcaklıkta birkaç saat ısıtıp hızla soğutmayı önerdi. şarap, bira, süt, meyva suyu gibi tüm mayalanabilir sıvılara uygulanan "pastörizasyon" yöntemi, önce fransız ordusunda, sonra sanayide uygulanarak tüm dünyaya yayıldı.

    mikroorganizmaların ve genelde yaşamın, canlı ya da cansız maddeden kendiliğinden türeyip türemediğini araştırmak için düzenlediği değişik deneylerin yanı sıra, özellikle, üzerine küçük hava delikleri açılmış, uzun ve eğik boyunlu şişelere doldurduğu steril sıvılardan bazılarının kaynatılıp soğutulduktan sonra hiç bozulmadan kaldığını, buna karşılık kaynatılmayan sıvıların üzerinin iki-üç gün sonra bir küf tabakasıyla örtüldüğünü gösterdi. bu ve benzeri deneylerle kendiliğinden türeme kuramına çok zarar vermiştir. 1865'te fransız hükümetinin görevlendirmesiyle ipekböceği hastalıklarının araştırılmasına eğilen pasteur, beş yıl sonra ipekböceklerinde çok sık görülen "karataban" ve "sütleğen" hastalıklarının etkeni olan mikroorganizmaları tanımlayarak, bu basillere karşı ipekböceklerini korumanın ve hastalığın bulaşmasını engellemenin yollarını açıkladı.

    ipekböceği hastalıklarını incelemeye başlarken bile, mayalanma ile hastalığın, benzer yönleri olan bir "bozulma süreci" olduğuna inanan pasteur, uygun bir ortamda üreyerek mayalanmaya neden olan mikroorganizmaların, ipekböceğinin vücuduna yerleşerek hastalığa yol açabileceğini düşünüyordu. araştırmaları bu düşüncesini doğrulayınca, tüm bulaşıcı hastalıkların değişik tür mikroorganizmalardan kaynaklandığı inancı giderek güçlendi. hastalıkların mikroplardan ileri geldiğini savunarak çağdaş ve bilimsel tıbbın doğmasında başrolü oynayan pasteur oldu. onun görüşünü ve hastalık yapıcı mikroorganizmaların varlığını hemen benimseyerek, antisepsi yöntemleriyle, enfeksiyondan ileri gelen ameliyat sonrası ölüm oranını hızla düşüren lister'ın çalışmaları da bu kuramın kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tıbba yerleşmesini sağladı. özellikle koyunlarda büyük salgınlara ve kitle halinde ölüme yol açan şarbon hastalığının yenilmesine çalışmıştır.bu hastalığın, daha önce davaine'in hastalıklı hayvanların kanında gözlemlediği bir çomak bakteriden (şarbon basili) ileri geldiğini doğrulayıp kanıtladıktan sonra, 1881'de, roux ve chamberland ile birlikte, zayıflatılmış şarbon basilleriyle hazırladığı aşı, şarbonu ölümcül bir hastalık olmaktan çıkardı. aynı yöntemle tavuk kolerasının etkenini tanımlayıp koruyucu aşısını geliştiren, hayvanlarda görülen kangrenli septiseminin, kemik iliği iltihaplanmasının ve loğusa hummasının nedeni olan mikroorganizmaları bulan pasteur, koch ile birlikte bakteriyolojinin kurucusu sayılır. virüs hastalıklarının tanımlanmasına ve koruyucu aşılama yönteminin geliştirilmesine yönelik çalışmalarının en önemlisi, ölümle sonuçlanan kuduz hastalığına karşı kazandığı zaferdir. 1881'de, pasteur kuduz bir köpekten alınan beyin sıvısını, sağlıklı bir hayvanın kafatasını açıp beyin yüzeyine aşıladıktan sonra, yaklaşık iki haftalık bir kuluçka döneminin bitiminde sağlıklı hayvanın tüm kuduz belirtilerini gösterdiğini saptadı. köpekler ve maymunlar üzerinde yapılan çok uzun araştırmalardan sonra, aşı olarak kullanılabilecek zayıflatılmış (hastalık yapıcı etkisi azaltılmış) kuduz virüsünü elde etmeyi başardı.6 temmuz 1885'te, kuduz bir köpeğin ısırdığı ve hiçbir kurtuluş şansı olmayan, joseph meister adında dokuz yaşında bir çocuk, ilk kez kuduz aşısıyla ölümden kurtarıldı.





  2. 2
    GAZİBE
    Bayan Üye

    Cevap: Louis pastörün hayatı

    Reklam



    Kuduz aşısı ve penisilinin bulunmasında önemli çalışmalar yapmış bilim adamıdır.Fakat kendisi kuduz aşısını bularak öldürücü olan bu hastalığın artık tedavi edilebilir olmasını sağlamıştır.







+ Yorum Gönder
Luiz pastörün hayatı ile ilgili yazılar
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi