Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirlerini arıyorum

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Sohbet Forumları ve Konu Dışı Başlıklar Bölümünden Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirlerini arıyorum ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    FlashDance
    Yeni Üye
    Reklam

    Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirlerini arıyorum

    Reklam



    Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirlerini arıyorum

    Forum Alev
    arkadaşlar Yahya Kemal in şiirleri varmı elinizde varsa lütfen paylaşın..




  2. 2
    ugurbaki
    Özel Üye

    --->: Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirleri..(tüm siirleride olabilir)yardım...

    Reklam



    Deniz Türküsü

    Vala'ya

    Dolu rüzgarla çıkıp ufka giden yelkenli!
    Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli,
    Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
    Ve hayalinde dolan aleme yaklaştıkça,
    Dalga kıvrımları ardında büyür tenhalık,
    Başka bir çerçevedir, gitgide, dünya artık.
    Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziya;
    Mavidir her taraf, üstün gece, altın derya...

    Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
    O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla...
    Lakin az sonra leziz uyku bir encama varır.
    Hilkatin gördüğü rüya biter. Etraf ağarır.
    Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri,
    Ta uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...
    Musikîyle bir alem kesilir çalkıntı!
    Ve nihayet görünür gök ve deniz saltanatı!

    Girdiğin aynada geçmiş gibi diğer küreye,
    Sorma bir saniye, şüpheyle sakın: Yol nereye?
    Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
    Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan!
    Duy tabiatte biraz sen de ilâh olduğunu!
    Ruh erer varlığın zevkine duymakla bunu.
    Çıktığın yolda bugün yelken açık, yapayalnız,
    Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız
    Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!

    İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.








  3. 3
    ugurbaki
    Özel Üye
    İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel

    Vur Pençe-i Âlî'deki şemşîr aşkına
    Gülbang-i âsmâni tutan pîr aşkına

    Ey leşker-i müfettihü'l-ebvâb vur bugün
    Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına

    Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün
    Gelmiş bu şehsüvâr-i cihângîr aşkına

    Düşsün çelengi Rûm'un, eğilsün ser-i Firenk
    Vur Türk'ü gönderen yed-i takdîr aşkına

    Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
    Fecr-i hücûm içindeki tekbîr aşkına








  4. 4
    ugurbaki
    Özel Üye
    İstanbul'un Fethini Gören Üsküdar

    Üsküdar bir ulu rüyâyı görenler şehri,
    Seni gıptayle hatırlar vatanın her şehri,

    Hepsi der: "Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
    Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü.

    Elli üç gün ne mehâbetli temâşa idi o.
    Sanki halkın uyanık gördüğü rüyâ idi o.

    Şimdi beş yüz sene geçmiş o büyük hatıradan
    Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan,

    Canlanır levhâsı hâlâ beşer ettikçe hayâl
    O zaman ortada, her saniye gerçek bir hâl.

    Gürlemiş Topkapı'dan bir yeni şiddetle daha.
    Şanlı namıyle "büyük top" denilen ejderha.

    Sarf edilmiş nice kol kuvveti gündüz ve gece.
    Karadan sevk edilen yüz gemi geçmiş Haliç'e

    Son günün cengi olurken, ne şafakmış o şafak.
    Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak,

    Görmüş İstanbul'a yüzbin meleğin uçtuğunu,
    Saklamış durmuş, asırlarca, hayâlinde bunu.


  5. 5
    ugurbaki
    Özel Üye
    Süleymaniye'de Bayram Sabahı

    Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
    Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye'de
    Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
    Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
    Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
    Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
    Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
    Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
    Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
    Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
    Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
    O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
    Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
    Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
    Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
    Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
    Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
    Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.
    *
    Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
    Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.
    En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
    Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.
    Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
    Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi;
    Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,
    Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.
    Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
    Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
    Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
    Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.
    *
    Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
    Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
    Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
    Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
    Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
    Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
    Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını
    Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
    Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes
    Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;
    Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
    Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
    *
    Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
    Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i
    Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
    Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
    Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
    Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
    Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
    Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
    Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
    Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
    Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
    Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
    Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
    Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
    *
    Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
    Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
    Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
    Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
    Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
    Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
    Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,
    Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
    Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd'den, Van'dan,
    Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
    Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
    Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
    Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,
    Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
    *
    Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
    Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
    Kosova'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
    Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
    Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
    Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?
    *
    Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
    Adalar'dan mı? Tunus'dan mı Cezayir'den mi?
    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
    Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;
    O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?
    *
    Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
    Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine
    Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.
    *
    Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.


  6. 6
    ugurbaki
    Özel Üye
    Mehlika Sultan

    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Gece şehrin kapısından çıktı.
    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Kara sevdalı birer aşıktı.

    Bir hayalet gibi dünya güzeli
    Girdiğinden beri rü'yalarına;
    Hepsi meshur, o muamma güzeli
    Gittiler görmeye Kaf dağlarına.

    Hepsi, sırtında aba, günlerce
    Gittiler içleri hicranla dolu;
    Her günün ufkunu sardıkça gece
    Dediler: "Belki bu son akşamdır"

    Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
    Daima yollar uzar, kalp üzülür:
    Ömrü oldukça yürür her yolcu,
    Varmadan menzile bir yerde ölür.

    Mehlika'nın kara sevdalıları
    Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya,
    Mehlika'nın kara sevdalıları
    Baktılar korkulu gözlerle suya.

    Gördüler: "Aynada bir gizli cihan...
    Ufku çepçevre ölüm servileri..."
    Sandılar doğdu içinden bir an
    O, uzun gözlu, uzun saçlı peri.

    Bu hazin yolcuların en küçüğü
    Bir zaman baktı o viran kuyuya.
    Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
    Parmağından sıyırıp attı suya.

    Su çekilmiş gibi rü'ya oldu!..
    Erdiler yolculuğun son demine;
    Bir hayal alemi peyda oldu
    Göçtüler hep o hayal alemine.

    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Seneler geçti, henüz gelmediler;
    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Oradan gelmeyecekmiş dediler!..


  7. 7
    ugurbaki
    Özel Üye
    Sessiz Gemi

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.


  8. 8
    ugurbaki
    Özel Üye
    Rindlerin Akşami

    Dönülmez akşamin ufkundayiz, vakit çok geç;
    Bu son fasildir ey ömrüm, nasil geçersen geç.
    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
    Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
    Geniş kanatlari boşlukta simsiyah açilan
    Ve arkasindan güneş dogmiyan büyük kapidan
    Geçince başliycak bitmeyen sükunlu gece.
    Gruba karşi bu son bahçelerde, keyfince,
    Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül.
    Ya lale açmalidir gögsümüzde yahut gül.


  9. 9
    ugurbaki
    Özel Üye
    Kardeşim bunların hepsi Yahya Kemal'in...
    Umarım işini görür...
    Kolay gelsin...


    Bu arada ilk şiiri ve özellikle Mehlika Sultan şiirini de İstanbul için düşünebilirsin... Ödev için lazımsa eğer "Mehlika Sultan"daki yedi gencin İstanbul'un yedi tepesindeki yedi kapısından çıktığını belirtebilirsin :)


  10. 10
    DR.MATRİX
    Özel Üye
    SESSİZ GEMİ


    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden


    bendende 1 tane:D


  11. 11
    @dj_2@
    Emekli

    --->: Yahya Kemal Beyatlı İstanbulla ilgili şiirleri..(tüm siirleride olabilir)yardım...

    Reklam



    AKŞAM MÛSIKÎSÎ

    Kandilli'de eski bahçelerde,
    Akşam kapanınca perde perde,
    Bir hatıra zevki var kederde.

    Artık ne gelen, ne beklenen var;
    Tenhâ yolun ortasında rüzgâr
    Teşrin yapraklarıyla oynar.

    Gittikçe derinleşir saatler,
    Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
    Sessizlik daîmâ ilerler.

    Ürperme verir hayâle sık sık,
    Her bir kapıdan giren karanlık,
    Çok belli ayak sesinden artık.

    Gözlerden uzaklaşınca dünyâ
    Bin bir geceden birinde gûyâ
    Başlar rü'yâ içinde rü'yâ.

  12. 12
    @dj_2@
    Emekli
    BAHÇELERDEN UZAK

    İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini,
    Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini.

    Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle,
    Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle.

    Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın,
    Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.

    Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,
    Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım

    bu ikiside benden;)

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
yahya kemal beyatlının istanbul ile ilgili şiirleri,  yahya kemal beyatlı istanbul ile ilgili şiirleri,  yahya kemalin istanbulla ilgili şiirleri,  yahya kemal istanbul ile ilgili şiirleri,  yahya kemal beyatlının istanbulla ilgili şiirleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi