Ağlamam artık gidenlere...

+ Yorum Gönder
Aşk Sevgi ve Nefret - İhanet Bölümünden Ağlamam artık gidenlere... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    ser&can
    Yeni Üye
    Reklam

    Ağlamam artık gidenlere...

    Reklam



    Ağlamam artık gidenlere...

    Forum Alev




    Ağlamam artık gidenlere
    Ağlamam artık bitenlere
    Ağlamam artık üzenlere’

    yine de ve hala da ağlarım....

    Bir temmuz sonuydu gelişin. Avuçlarım nasıl terlemişti yanındayım diye. Soluksuz gitmiştim onca kalabalığı yutan, şarap ve anasonun tütsülendiği Nevizade’ye. Dizlerim, ellerim, yüreğim, hatta dudaklarım nasıl da titremişti. Acımasızdın, bakmıyordun bile yüzüme. İnsanların arasına karıştıkça, gücümün tükendiğini hissetmiş olmalısın ki elimi tuttun. Sürükledim ayaklarımı, çeksen elini yığılıp kalacaktım arnavut taşlarında Balık pazarının. Nereye, kimlerin karşısına getiriyordun beni! Neden di suskunluğun! Ne senaryolar geçti gözlerimden. Soğuk terler attıkça nasıl da al basıyordu göğsümü.

    Beyaz örtülü bir masaya oturduk. – bak, iki kişilik, başka kimse yok – dedin. Bir soluk çıktı ki göğsümden tarifsiz. Ne yemek gördü gözüm, ne başka bir şey. Oysa –gözlerime bakıp nasıl da ekmeği bandırıyordun güveç tabağına- demiştin gölbaşında. Şimdi bile gülümsüyorum. Işığımı takip et çalıyordu...karanlıklarda bırakacağını bilmedim. Yemeğimiz geldi, içkilerimiz ve öyle bir andı ki sanki sadece biz vardık.. Onca kalabalığın gürültüsü nereye gitmişti bilmiyorum. Taa ki yan masada arkadaşlarını görene kadar... Nasıl da dalga geçtiler bizle, -saatlerdir sizi seyrettik, görmediniz... dediler. Utanmıştım ama bir o kadar da sende kaybolmanın güzelliğiydi yansıyan utangaç gülüşümde.

    Elele yudumladığımız kadeh sarhoş etmişti binlerce korkuyu, Beyoğlu’nun maskeli caddesi ardında.

    Ardında, bir şehirdi yutan bizi. Kaybolduk ki, için(m) de yeni varoluş.

    Sessizliği bozarken içten içe kopan çığlıklarda bastırıldık.

    Bastırıldık, nedensiz öfkelerle. Kimseye düşmezdi ne sen, ne de ben. Biz seçmiştik birbirimizi.
    Ne kadar kanlı bastırılışlar olsa da yaşatılanlar, bilirdin içimdekini. Senin olmadığın yerde, her –senden- bahsedilişte akan yaşlarımı, üşüyen ellerimi bilirdin. Egede küçük bir kasabada, yaşlılarla oturduğumuz çay bahçesinde nasıl da yaşlanırdı gözlerim. Ellerin değerdi yanağıma, ve saçlarıma öpüşün düşerdi –KORKMA-
    derdin. O şehir yok etmeyecek bizi.

    İstanbul dan nefret edişim bu yüzden canısı...yalancı çıkardı seni, belki de ilk yalanındı bu!

    Bildik, bilmedik her şey konuşuldu. Dar ağacı kuruldu gözlerinin önünde. Boynuma geçirildi gözlerinin karasından daha koyu bir ip. Bir duvarın arkasına geçtin ve bekledin öldürülüşünü bu sevdanın. Oysa
    Temmuz gecesiydi içimde yeni bir tohum oldu(n) . Yaşamdı(n) , hayattı(n) ,dünyamdın.

    Sensizken de büyüttüğüm sevdam çiçek açtı..

    Dokuz sekizlik bir küfüre savurdum bize ait şarkıları yıldızlara ve dokuz ay, sekiz günlük bir doğumu kutladım senden habersiz ve senden habersiz kutlayacağım kendimi de. Bir şarkı var ya hani ‘doğum günüm bana geldin gündür ‘ Keşke doğumum olsan gelip de. Yine, yeniden çocuk olsam ellerinde...

    Ve büyüttüğüm sensiz sevda tomurcuğu... İkimiz de nisan çocuğuyuz, neden Eylül doğdu düşlerimizde. Karanlıkta da bıraksan bir damlayken sevda, koca bir dolunay birikti sen düşen tenimde-senden sonra kimsenin düşmediği.

    Bakma sahte mutluluk oyunlarıma... hepsi yalan... Yanağındaki ben düşerse ve susarsa şiirler yüreğinde o zaman bil ki vazgeçmiş olurum senden... Sıcağını serdiğin tenim, gölbaşında huzuru verdiğin ellerim hala üşüyor...

    Oysa, sabaha sesinde doğardı güneş uykudan uyanışlarında, ay da sendin... şimdi karanlıklardayım.

    Gittiğin gibi gel usulca... soru yok, sorgu yok...söz!





  2. 2
    sagocu_kız
    Bayan Üye

    --->: Ağlamam artık gidenlere...

    Reklam



    Sessizliği bozarken içten içe kopan çığlıklarda bastırıldık.

    ...:(








  3. 3
    TatLı_Tweety
    Üye
    Sensizken büyüttüğüm sevdam çiçek açtı.


    :onay::(







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi