Üç Aylar-Mukaddes Zamanlar

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Oruç Bölümünden Üç Aylar-Mukaddes Zamanlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Üç Aylar-Mukaddes Zamanlar

    Reklam



    Üç Aylar-Mukaddes Zamanlar

    Forum Alev
    MUKADDES ZAMANLAR; ÜÇ AYLAR

    Hüseyin OKUR


    ZAMANIN ÖNEMİ

    Allah Teala’nın kullarına sayılamayacak kadar çok nimeti vardır. İnsanoğlunun bunları sayabilmesi, hakikatini idrak edebilmesi mümkün değildir. Yüce Rabbimiz bu nimetleri sürekli olarak ikram etmeye devam etmekte, her nimetin ardından bir başkası gelmektedir. Nitekim Cenab-ı Allah bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur: “O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız…” (İbrahim, 34)
    Allah Teala’nın insanoğluna verdiği nimetlerin en büyüğü, O’na iman etmek ve O’nun katından gelenlere inanmak, Allah Teala’nın farz kıldığı ve emrettiği şekilde bunların gereğini yerine getirmektir. En kıymetli nimetlerden birisi de zaman nimetidir. Nitekim pek çok ayet-i kerime zamanın ehemmiyetine, ne kadar büyük bir nimet olduğuna ve de önemine işaret etmektedir: “Biz, geceyi ve gündüzü birer ayet (delil) olarak yarattık. Nitekim Rabbinizin nimetlerini araştırmanız, ayrıca, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine, eşyayı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz, her şeyi açık açık anlattık.” (İsra,12)

    “RAHMET RÜZGARLARINA İSABET ETMEYE ÇALIŞIN”

    Rasulullah Efendimiz (s.a.v) zamanın önemine şöyle işaret buyurmuştur: “İki nimet vardır. İnsanların çoğu bunları değerlendirmede aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” (Tirmizi, Zühd; İbni Mace, Zühd) Evet, bizler vaktin kıymetini bilmeli ve özellikle de Allah Teala’nın bizlere birer lütuf olarak gönderdiği bu kutlu zaman dilimlerini fırsat bilmeyiz. Rasulullah Efendimiz (s.a.v) bu zamanların değerlendirilmesi hususunda şu tavsiyede bulunmuştur: “Bütün vakitlerde hayrın peşinde olun. Rabbinizin rahmet rüzgarlarına isabet etmeye (yakalamaya) çalışın; çünkü Allah’ın rahmet rüzgarları eser. İsteyen kullar ona isabet eder. Allah’tan ayıplarınızı örtmesini ve korkularınızdan emin kılmasını isteyin!” (Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal; Suyuti, Camiu’s-Sağir)

    MUKADDES ZAMANLAR

    Allah (c.c) mekanlar içinde mukaddes mekanlar; zamanlar içinde de mukaddes zamanlar yaratmıştır. İşte o mukaddes zamanlardan birisi de üç aylar diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Dinimizce bu üç ayların önemi ve kıymeti pek büyüktür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu aylarla ilgili olarak, “Allahım, Receb ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” şeklinde dua etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned; Süyutî, ed-Dürrü’l-Mensur, Heysemi, Mecmau’z-Zevaid)

    GÖNÜL EVLERİMİZİ AYDINLATAN IŞIKLAR; KANDİLLER

    Halkımızın “kandil” olarak adlandırdığı geceler, gönül evlerimizi aydınlatan ışıklardır. Mübarek gecelere “kandil” isminin verilmesi, o gecelerde salâtîn camileri başta olmak üzere mabetlerin, dergahların içlerine ve minarelere kandillerin asılması ve mahyaların döşenmesi şeklindeki son birkaç asırlık bir Osmanlı geleneğine dayanmaktadır. İlk olarak Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminde (1566–1574), camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakıldığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir.
    Üç aylar dediğimiz Recep, Şaban ve Ramazan ayları dört mübarek geceyi misafir ederler: Reğaip Kandili, Berat Kandili, Miraç Kandili ve Kadir Gecesi. Regaip, Recep ayının ilk cuma gecesine; Miraç, Recep ayının yirmi yedinci gecesine denir. Berat, Şaban ayının on beşinci gecesine; Kadir Gecesi ise Ramazan ayı içinde saklıdır. Bu kutlu zamanlar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Esasen bütününün değerlendirilmesi gereken müminin hayatında, böyle zamanlar ayrıca yenilenme fırsatı olarak kabul edilmelidir.

    İFRAT VE TEFRİTTEN SAKINMALI

    Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Yüce Allah’ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah’a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği kandiller geçididir. Ancak şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki, manevi hayat süreklilik ve kararlılık ister. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), “Allah’ın en çok sevdiği (nafile) ibadet, az da olsa devamlı olanıdır.” (Müslim, Fedail)
    buyurarak müminleri bu hususlarda daha dikkatli olmaya ve titiz davranmaya davet etmektedir. Kandil gecelerinde güzelce ibadet edip, ondan sonra bırakmak, çok fazla ibadet edip de sonra yorulup dermansız düşüp, ibadetten soğuyup kenara çekilmek doğru değildir. Nebi (s.a.v) “İşlerin en hayırlısı orta yollu (mutedil) olanıdır” (Beyhaki, Şuabu’l-İman; Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal) hadisiyle bizlere ifrat ve tefritten sakınmamızı tavsiye etmektedir.

    Üç aylar ve mübarek geceler, öncelikle Rabbimiz’e, ailemize, milletimize ve ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hatalarımızdan ve günahlarımızdan tövbe etmemize vesile olmalıdır. Nitekim yüce Allah, engin rahmetine sığınıp tövbe etmemizle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “(Ey Muhammed!) De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)

    ÜÇ AYLARI NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

    • Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltebilmenin yollarını aramalıyız. Yani hesaba çekilmeden önce burada kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz ki, ahiretteki hesabımız kolay olsun.
    • Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli ve bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız.
    • Eğer kaza namazlarımız varsa bunları kılma yoluna gitmeli, kaza namazımız yoksa bile, çokça nafile namaz kılmaya çalışmalı ve özellikle geceleri iyi değerlendirmeliyiz.
    • İmkanımız nispetinde çokça Kur’an okumalıyız.
    • Akrabalarla, komşularla ve dostlarımızla olan yakınlığımızı bir kat daha arttırmalı ve yapacağımız ziyaretlerle onların gönlünü almalıyız.
    • Etrafımızdaki fakir fukaraya yardım etmeli, imkanımız ölçüsünde sadaka vermeli, fakir öğrencilerin okuması için onların elinden tutmalıyız. Çünkü bu zaman dilimlerinde vereceğimiz sadakalar veya zekatlarımız bize kat kat fazla sevap
    getirecektir.



  2. 2
    Şem'a
    Üye

    Cevap: üç Aylar-Mukaddes Zamanlar

    Reklam



    ÜÇ AYLAR



    İslâm'ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder. Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir. Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında küçük önem taşıyan ve "üç aylar" diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında Hz. Peygamber (s.a.s)'in bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir. Rasûlüllah (s.a.s) bir hadis-i şerifinde; "Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır" buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince, " Âllahım! Receb ve Şabanı bize mübarek kı!! Bizi Ramazana ulaştır" diye dua ederdi.

    Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regaib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.

    Hz. Peygamber (s.a.s) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Rasûlüllah (s.a.s)'ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: "Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim" (Tecrid-i Sarih, VI, 295).

    Ramazan ayının fazileti ise çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: "Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır" (Müslim, Kitâbu's-Sıyam, 1).

    Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir gecesinde yapacağı ibadet ve tevbe ile manevî hazza ulaşır.

    Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur'ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır.

    Şamil İA







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi