Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Oruç Bölümünden Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken

    Reklam



    Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken

    Forum Alev
    Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken
    ramazan hakkında yazılar
    ramazanın gelişi hakkında
    ramazan hakkında güzel yazılar

    Zaman çok çabuk geçiyor. Daha birkaç ay öncesi gibi ramazan-ı şerifi uğurlayışımız… Sonra kurban bayramı daha dün gibi. Döndük dolaştık, yine mübarek üç aylara geldik. Receb-i şerif bereketiyle geldi. Bereketli yaz mevsimiyle birlikte geldi.

    Biz hiç farkında olmasak da akıp gidiyor zaman. Ömrümüz hızla tükeniyor. Öyleyse bu mübarek aylar kendimizi hesaba çekmenin zamanıdır. Kendimizi derleyip toparlamanın zamanı…

    Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. buyuruyor ki:

    “Beş şey gelmeden önce şu beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin, meşguliyet gelmeden boş vaktin, ölüm gelmeden hayatın…” (Buharî, Edeb, 22)

    Yine buyuruyor:

    “Bütün hayatınız boyunca hayrın peşinde olun. Rabbinizin rahmet rüzgârlarının peşine düşün, onlardan istifade etmeye bakın. Çünkü Allah’ın rahmet rüzgârları eser. İsteyen kullar ondan istifade eder. Allah’tan ayıplarınızı örtmesini, sizi korkularınızdan emin kılmasını isteyin!” (Ali el-Müttaki; Beyhakî)

    . . .

    Mübarek üç aylar oruç aylarıdır. Farz olan ramazan-ı şerif orucu bir yana, recep ve şaban-ı şerif ayları nafile oruç ile bereketleneceğimiz aylardır. Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. mübarek üç aylar geldiğinde şöyle dua etmiştir:

    “Allahım! Recep ve şabanı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi ramazana ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel; Süyûtî; Heysemî)

    Evliyaullahtan Zünnun-ı Mısrî hazretleri de şu güzel sözüyle üç aylar hakkında bize yol gösteriyor:

    “Recep ekme ayıdır, şaban sulama, ramazan ise hasat ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa onun karşılığını bulur. Bir kimse ekimi bırakırsa hasat zamanı pişmanlık yaşayanlardan olur.”

    Üç aylarda oruç tutmaya gayret etmemiz lazım. Bol bol Kur’an-ı Kerim’i okumamız, ibadet etmemiz lazım. Gücümüz yettiğince sadaka vermek, hayır işleriyle meşgul olmak ise Rabbimizin rızasını kazanmak için son derece önemli.

    . . .

    Okullar tatile giriyor. Bu yaz tatilini çocuklarımız için güzel bir fırsata çevirmenin yollarını aramamız gerekir. Yaz aylarında camilerimizde, Kur’an kurslarımızda, çeşitli vakıf ve derneklerin gençlik merkezlerinde Kur’an-ı Kerim eğitimi veriliyor.

    Sürekli çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamaktan bahsederiz. Onların istikbaline dair tedirginlik yaşar, endişeleniriz. Bütün bu dünyalık endişelerin yanında onların ebedi hayatına, ahiret istikbaline dair ne düşünüyoruz, neler planlıyoruz, düşünmemiz gerekiyor.

    Ebeveyn olarak çocuklarımıza dinimizi öğretmek, öğrenmelerine vesile olmak en temel vazifemiz. Unutmayalım, çocuklarımızın bizim üzerimizdeki hakkı bu.

    Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. buyurur ki:

    “Kim Kur’an-ı Kerim’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı on sevaptır. Ben, ‘elif lâm mîm’ bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, lâm bir harftir, mim de bir harftir.” (Tirmizî)

    Ebu Hüreyre r.a. da şöyle buyurmuştur:

    “Herhangi bir evde Kur’an okunursa, şüphesiz o ev aile efradı için genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. Kur’an okunmayan ev, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar.”

    . . .

    Yaz mevsimi geldi. Okullar tatile giriyor. Büyük ekseriyet tatil hakkını yaz aylarında kullanıyor. Her işimizi, her anımızı olduğu gibi, tatilimizi de hayra dönüştürme gayretinde olmalıyız.

    Sıla-i rahim, Cenab-ı Mevlâ’nın bizlere yüklediği bir mükellefiyet olduğu kadar bir lütfu da. Çalacak bir kapımızın, arayacak bir büyüğümüzün, dertleşecek yakınlarımızın olması ne büyük rahmet!

    Sıla-i rahimde öncelik anne ve babamızda. Onların hizmetini görmek, Allah’a kulluktan sonraki ilk vazifemiz. Haklı bile olsak onları hiçbir şekilde incitemeyiz, bir şikayet ve yakınma olarak ‘öf’ bile diyemeyiz. Bu, Yüce Rabbimiz’in Mukaddes Kitabımız’da hepimize verdiği bir emirdir. Anne-babamız için Rabbimiz bize şöyle buyuruyor:

    “Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: ‘Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup büyüttükleri gibi, sen de onlara şefkat ve merhamet et!’ diyerek dua et.” (İsra, 24)

    Anne-babadan sonra yakın akrabalarla ilgili vazifelerimiz geliyor. Geçinemeyen akrabanın ihtiyaçlarını karşılamak, imkanımız varsa mecburi bir görev. Biz de muhtaç bir hale düşersek, yakından uzağa doğru maddi durumu müsait olan akrabalarımızın da bizim ihtiyaçlarımızı karşılamaları mecburi.

    Dinimizin öngördüğü bu zorunluluk, anne-baba ve çocuklar gibi en yakın akrabadan başlar, aralarında evlenme yasağı bulunan bütün akrabaları içine alır. Kardeşler, kardeş çocukları, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler… birbirlerine karşı hukuken sorumludurlar.

    Mesela amcamız, dayımız veya teyzemiz muhtaç duruma düşse ve imkan sahibi olan en yakın akrabası biz olursak, onun aylık geçimini temin etmek zorundayız. Biz muhtaç duruma düşersek, onlar da bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak mecburiyetindeler.

    Öncelikle yükümlülüğümüzün farkına varmamız gerekir. Muhtaç durumda değilseler bile, küçücük bir hediye ile de olsa ziyaret etmek, hal ve hatırlarını sormak İslâmî ve insanî görevimiz.

    . . .

    Zaman geçtikçe ömür sermayesinin de azaldığını unutmamak gerekir. Vaktimizi, sermayemizi hayra dönüştürme çabası müslüman hayatın başlıca gayesidir.

    Rabbimizin tevfik ve inayetiyle…

    Alıntıdır



  2. 2
    ZİREGÜL
    Bayan Üye

    Cevap: Zaman Rahmet Mevsiminde Akarken

    Reklam



    Her günümüz bize verilen mühlet ve bu mühletin rahmetten geldiğini bilmek gerekir. Hata ve günahlara rağmen huzura gitmemiz ve Allahu tealanın emirlerini yerine getirip şefaatine nail olmamız için beklenmektedir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi