Çocuk padişah

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Çocuk padişah ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Börtecine
    Emekli
    Reklam

    Çocuk padişah

    Reklam



    Çocuk padişah

    Forum Alev
    Monarşik yönetim sistemlerinde krallar ve padişahların bir hanedan üyesi olup, yönetimin babadan oğula veya hanedanın diğer bir üyesine geçtiğini hepimiz biliriz. Tarihin ve zamanın külliyetli bir bölümünü işgal eden söz konusu yönetim sistemi doğuda ve batıda, zaman zaman çocuklara da taht yolunu açmış ve onları bir ülkenin sahibi yapmıştır.


    Bu yüzden Osmanlı şehzadelerinin tamamı, daha küçük yaşlardan itibaren yönetim ağırlıklı eğitimler alır, bu arada bilim, sanat, zenaat, edebiyat vb. yanında savaş teknikleri, siyaset, devlet ilişkileri, teşrifat vb. hükûmet etme bilgisiyle donatılırlardı. İlk dönemlerde bu eğitim ülkenin herhangi bir eyaletini yönetmekle tecrübeye dönüşür, şehzade şehirleri diye anılan Manisa, Amasya, Konya, Edirne, Trabzon, Kütahya gibi vilayetlerde vali sıfatıyla tek yetkili olarak hüküm sürerler, gelecekte sahibi olacakları taht yönetiminin provasını yaparlardı.

    Klasik dönemler sona erdiğinde tarihin garip tecellilerinden olarak bazan tahtın varisi bir çocuk olur, henüz hiçbir eğitim almamışken saltanata hükmedecek makama otururdu. Tabii bu durumlarda onların yerine devleti kendi çıkarlarına göre yöneten birileri mutlaka bulunur, sonuçta devlet yönetimi de ikincil, üçüncül ellerde zaafa uğrardı. Öte yandan; bu uygulama neticesinde bir çocuktan nasıl hükümdar olamıyorsa, bir hükümdarın da çocuk olma hakkı maalesef bulunmuyordu.

    Osmanlı tahtına oturan ilk çocuk padişah bilindiği gibi Sultan II. Mehmet’tir. Daha sonra yeniden tahta çıktığında tarihler onu Fatih Sultan Mehmet olarak anacaklardır. Keza IV. Murat da çocuk yaşta tahta çıkan hükümdarlardandır. Ancak onlardan daha küçük yaşta iken tahta çıkan ve kırk yıl boyunca ülkeyi aralıksız idare eden bir Mehmet daha vardır. Ona Avcı Mehmet veya IV. Mehmet diyoruz. 8 Ağustos 1648 tarihinde tahta çıktığında Mehmet henüz yedi yaşındaydı. Tabii ki yetkilerini, onun yerine anneliği Mahpeyker Kösem Sultan veya Turhan Sultan kullanıyorlardı. Kadınlar ve vezirler arasında taht mücadelesi sürerken çocuk padişah bahçelerde oynuyor, sarayın odalarında dolaşıyordu. Ne ki padişah olduğu için yalnızdı ve oyun arkadaşı bile bulunmuyordu. Günlerden bir gün kader ona bir arkadaş gönderdi. Anadolu’daki zeametlilerden iken savaşta şehit düşen bir sipahinin oğluydu bu. Kendisi gibi çocuk olan padişaha Cuma selamlığı sırasında bir dilekçe sunmuş ve babasının dirliğinin kendisine verilmesini istemişti. Padişah kendi yaşındaki bu çocukla biraz konuştuktan sonra onu sarayına davet etmiş ve hasodada birkaç gün misafir edinmişti. Öğleden sonraları arkadaşının kaldığı has odaya geliyor ve orada sarayın dışındaki hayattan ve çocukluktan konuşuyorlar, çocukça eğleniyorlardı. Padişah onun sarayda devamlı kalmasını istiyordu ama diğer hasodalılar kıskançlıklarından buna fırsat vermediler. Nihayet Turhan Sultan duruma el koydu ve “Sarayda ve şehirde yetişmediği için masum padişaha olmadık şeyler söyleyip kötü şeyler öğretiyor.” gerekçesiyle çocuğu saraydan çıkarttı. Padişaha da, kanunların bu çocuğu saraya almaya müsait olmadığını söylediler. Padişah dünyada tek arkadaşını memleketine yolcu ederken her ikisi de ağlamışlardı. Tabii ona babasının dirliğini vermeyi unutmadı.

    Aradan tam otuz yıl geçti. Bir zamanlar çocuk olan padişah artık bütün idareyi ele almış, sultanlığın nasıl yapılması gerektiği iktidar ve güç ile öğrenmişti. Bir gün o eski günleri hatırladı, bahçede birlikte oynadıkları çocuğu arattı. Kaderde bir daha görüşmeleri yokmuş; gelen haberciler bir yıl önceki sefer-i hümayunda, hem de hükümdarın silah arkadaşı sıfatıyla kahramanca dövüşürken şehit olduğunu söylediler. Ardından da ilave ettiler:

    Sultanım, şehidin yetim bir oğlancığı kalmıştır. Henüz yedi yaşındadır.

    ·Bunları duyunca haşmetli hükümdarın gözleri nemlendi, uzak hatıraları ve aciz olduğu günleri anıp başını sallarken eski arkadaşına bir Fatiha, evladına da geride kalan malını bağışlamak için yanındakilere ferman buyurdu:

    Babasının dirliğini ona ihsan ettim; bir yiğitler ocağı hanedandır, babasından mülkümüze yarar erişmiştir, inşallah evladı da öyle olsun; dirliği yetimciğe versinler ve ihtiyacı varsa gidersinler...

    ·Tarih sayfalarında kayıtlı hazin hatıralardandır vesselam...


    (İskender Pala)




  2. 2
    erenhan
    Üye

    --->: Çocuk padişah

    Reklam



    güzel olmuş gerçekten saolasın







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi