Osmanlinin Balkanlardaki Mirasi ( USKUP )

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Osmanlinin Balkanlardaki Mirasi ( USKUP ) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Osmanlı Torunu
    Özel Üye
    Reklam

    Osmanlinin Balkanlardaki Mirasi ( USKUP )

    Reklam



    Osmanlinin Balkanlardaki Mirasi ( USKUP )

    Forum Alev


    Yazı : Sezen Seyfullah
    Fotoğrafçı : Halit Ömer Camcı


    Üsküp….Yıldırım Han diyarı, bize ataların yadigârı, Üsküp Şar Dağı’n da devamıydı Bursa’nın, Osmanlı’nın başkentlerinden, Yiğit Paşa’nın fethettiği, Evliya Çelebi’nin karış karış keşfettiği, Yahya Kemal Beyatlı’nın doğup ta bedenen terkettiği ama ruhen terkedemediği kaybolan şehir Üsküp….


    Üsküp hala bir Osmanlı şehri, hala Osmanlı kokuyor, havasında asilliğin abidesini taşıyor yüzyıllardır. Bu asalet ona camisiyle, hamamıyla, tekkesiyle buram buram Osmanlı kokmasının, bu havayı yaşatmasının sebeplerini ele veriyor. Ibn-i Kemal XVI. yüzyılda: “Üsküp cennet bahçesinin kopyasıdır” demiştir. Bununla da kalmayarak Üsküp’ün Rumeli’deki Bursa olduğunu da dile getirmiştir. Osmanlı’nın asaletini temsil eden Üsküp şehrinin Osmanlı eserleri genellikle XV ve VXI. yüzyılda inşa edilmiştir. Osmanlı Üsküp’te tamı tamına 520 yıl geçirmiştir. Üsküp’te olduğu gibi Rumeli’de ve en önemlisi Balkanlarda, bal kanına sahip olanların diyarında geçirilmiş 520 yıl. Üsküp’te Osmanlıyı adeta temsil eden izler yanı sıra, silinmiş izlere rastlamak ta mümkün. Üsküp te aslında doğuyla batıyı bağlayan İstanbul gibi, Diyarbakır gibi, Kudüs gibi sentez bir şehir. Makedonya Cumhıriyeti’nin başkenti Üsküp daha ilk fethedildiği tarihlerden itibaren Osmanlı Türk soyundan gelen aristokratların yaşadığı önemli şehirlerden biriydi. Bugün Avrupa’yı Yakın, Orta ve Uzak Doğu’ya bağlayan bir şehir olma özelliğini taşıyor. Dört tarafı dağlarla sarılı Balkanların göbeğinde kurulmuş bir şehir. Üsküp’ü fetheden ilk Osmanlı beyi Yiğit Paşa’dır. Yiğit Paşa Üsküp’ü 1392 yılında fethetmiştir. Yiğit Paşa 1414 yılına kadar toplamda 22 yıl tahtta kalmıştır. Ardından Üsküp’ün yönetimini ele alan isim Yiğit Paşa’nın oğlu İshak Bey’dir. İshak Bey Üsküp’ü 1414 yılından 1439 yılına kadar yönetiyor. İshak Bey’in ardından Üsküp’ün vilayet komutanlığına oğlu İsa Bey gelmiştir. İsa Bey’in de 1463 yılına kadar bu görevde kaldığını kaynaklardan öğreniyoruz. Üsküp, fethedildiği 1392 yılından 1912 yılına kadar Osmanlı’nın hakimiyetinde bir şehir olmuştur. İlk fethedildiği an itibariyle Türk kültürünün maddi ve manevi unsurları Üsküp şehrine geçmeye başlıyor. Türk mimarisine özgü evler inşa ediliyor, Türk mimarisinin vazgeçilmezlerinden olan mahalle yaşama şekli, çarşı, çarşı içinde zanaatkârların zanaat gördükleri, işlerini icra ettikleri dükkânlar kuruluyor. Zanaatçılarla çarşı esnafının ibadetlerini aksatmamak için camiiler, tekkeler, mescitler inşa ediliyor. Üsküp Çarşısı’na yerli ve yabancı tüccarlar ilgi gösterip Üsküp’e geldikleri için onların konaklamaları için kervansaray hanları inşa ediliyor. 1555 ve 1963 yıllarında gerçekleşen, Üsküp tarihinde önemli yer alan iki ayrı deprem, 1689 ve 1908 yılındaki büyük yangınlar, XVIII ve XIX yüzyıllarındaki büyük sellerden dolayı birçok eser yerle bir olmuştur. Buna rağmen de birçok eser de ayakta kalmayı başarabilmiştir. Ayrıca yeni şehir planlamalarıyla birçok Osmanlı eseri de bu yüzden günümüze kadar ayakta kalmayı başaramamıştır. Üsküp, İstanbul, Diyarbakır ve Kudüs gibi birden fazla dine mensup olan insanların yaşadığı ve bundan dolayı birden fazla dine ait mabedlerin yer aldığı bir şehir. Aynı duruma etnik halk kökenlilikte de rastlıyoruz. Üsküp’te bugün Türk, Makedon, Arnavut, Boşnak, Rom, Torbeş, Sırp, Ulah, Yunan etnik kökenden halklar yaşıyor. Üsküp Makedonya’nın hem başkenti hem en büyük hem de en kalabalık şehridir. Osmanlı beş yüzyıl boyunca dini türden bu yapıtları inşa etmiştir: camii, mescit, imaret, medrese, türbe ve tekkeler. Dini olmayan yapıtlar: kervansaray hanları, çarşılar, hamamlar, su kanalları, kamusal çeşmeler, köprüler v.s. Bugün gerçek anlamda asıl hizmete girmiş ibadete açık olan yapı olarak camileri sayabiliriz. Çarşı içindeki Bedesten, Hanlardan Sulu Han, Kapan Han, Kurşunlu Han, Davut Paşa Hamamı, Postahane ve Vilayet Konağı bugün asıl amaçlarından farklı hizmetle kullanılıyorlar. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre onun döneminde 120 camii varmış. Bugün Cuma namazı ibadetine açık 45 camii, diğer beş namaz vakti ibadetine açık sadece 21 camii bulunuyor.




  2. 2
    Osmanlı Torunu
    Özel Üye

    --->: Osmanlinin Balkanlardaki Mirasi ( USKUP )

    Reklam



    Camiler genelde taş ve tuğladan yapılmıştır. Üsküp’e has bir özellik te camiyi yaptıranın adının mahalleye verilmesiymiş. Örneğin, Yahya Paşa Camisi ve Yahya Paşa mahallesi. Üsküp’te Osmanlı’dan kaybolan izler ise bugün ayakta kalamayan ve kullanıma elverişli olmayan camiler ve türbeleri var. Kullanıma elverişli olmayan camiler arasında öncelikle Arasta Camisi’nden bahsedebiliriz. Bugün Üsküp Türk Çarşısı’nın içinde Bedesten ile Kurşunlu Han arasında bir yıkıntı harabesi olarak duruyor. Camiinin Yiğit Paşa ile ilgisine 1699 yılına ait Üsküp Sicil’inde rastlıyoruz. Üsküp’te inşa edilen en eski camilerden biri sayılır. Kaynaklarda Arasta kelimesinin Farsça’dan eldiğini ve “kapalı” ya da “kapalı çarşı” manasına geldiğini öğreniyoruz. Bunların arasında daha birkaç yıl önceye kadar Hatuncuklar Camii ile Dükkancık Camisi’ni sayabilirdik ama son birkaç yıldır yıldır yeniden inşa edildiler ve hizmete açıldılar. Hatuncuklar Camii Yahya Paşa Camii ile Rufaî tekkesi arasında yer alıyor. Hacı Balaban Camisi’ne yakın inşa edilmiştir. 1963 depreminde büyük zarar gören caminin giriş kapısındaki yazısı hasara uğradığı için ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Mevlana Musliddin-Abdül Gani ya da diğer adıyla müezzin Almadini Hoca tarafından yaptırılmıştır. Dükkancık mahallesinde bulunur. Yiğit Paşa Camisi ise Üsküp’ün en eski camisiymiş. Üsküp Fatih’i Yiğit Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1452-1455 yıllarına ait 12 numaralı defterde vakfın adına giden ve Yiğit Paşa tarafından yaptırılan yapıtlar var. Camii 1943 yılındaki İkinci Dünya Savaşı sırasındaki bombardımanlar sonucu zarar görmüş. Camii avlusunda 1963 depremine kadar Yiğit Paşa ile yine Üsküp fatihlerinden Meddah Baba’nın mezarları bulunuyordu. Yiğit Paşa Camisi’nin avlusunda bulunan mezarın üzerinde türbe de vardı. Bugün o türbeden geriye eser kalmamıştır.


    Hem büyüklüğü, hem de inşa edildiği yer bakımından ayakta olmamasına rağmen Burmalı Camii tarihin önemli camilerindendir. Vardar nehrinin sağ tarafında yer alan camilerden birisiymiş. Burmalı Camii o zamanlar buünkü Üsküp Şehir Meydanı’nda yer alıyordu. Vardar nehri Üsküp’ü ikiye ayırdığı gibi yaşayış bakımından da Müslüman ve Hıristiyan halkı ayırıyor. Bugün Vardar nehrinin sol tarafında yaşayanları çoğunlukla Müslümanlar temsil ederken, sol tarafında da çoğunlukla Hıristiyan kesim yaşıyor. Vardar’ın sağ tarafında bugün hiçbir camii bulunmamasına karşılık, Müslüman kesimin yaşadığı Vardar nehrinin sol tarafında ibadete açık ve kapalı kiliseler bulunuyor. Burmalı Camisi’nin o zamanlarda Vardar nehrinin sağ tarafında inşa edilmiş olması önemli bir özelliktir. Burmalı Camii dış güzelliğe sahip ender camilerdenmiş. Burmalı Camisi’nin avlusundaki türbede Huma Şah Sultan’ın kabri yer alıyordu. Burmalı Camii XV yüzyılda inşa edilmiştir. Burmalı Camii 1925 yılında şehir planlamasına göre yerine Subay Evi inşa edilmek üzere yıktırılmıştır. Burmalı Camii 1495 yılında Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır.
    Üsküp’ün tarihinde önemli camilerden biri de Kazancılar Camisi’dir. Üsküp Türk Çarşısı’nda Kurşunlu Han yakınlarında bulunuyormuş. Önceden Kazancılar Camisi’nin kurşundan yapıldığı tahmin ediliyor. Caminin bir özelliği de minaresinin müstakil değil de caminin kubbesinden çıkmasıymış. Minarenin daha 1555 depreminde büyük zarar gördüğü tahmin ediliyor. Camiye 1950 yılında onarım yapıldıktan sonra 1963 depreminde yıkılmıştır. İnşa edildiği tarih belli değildir çünkü giriş kapısındaki yazı sağlam kalamamıştır. Dükkancık Camisi Vakıfnamesi’ne göre Muslihiddin Abdul Gani ya da ünvanı olan Müezzin Hoca tarafından yaptırılmıştır. Vakıfname belgesi 1550 yılına ait. Camii o zamanki kayıtlara göre Tanrıvermiş mahallesinde Bakırcılar Camisi’in yakınlarında bulunuyormuş.


    Kazancilar Camisi de Bakırcılar Camisi olarak tanınıyormuş. Kazancılar adını ne zaman aldığı bilinmiyor. Kazancılar Camisi’nin XV yüzyılda inşa edildiği tahmin ediliyor. Bu ve buna benzer camiiler izleri silinmiş, tarihe çok az tanıklık gösteren camiilerdir. Ancak henüz yaşayan ve yaşatılan izler de var. Bunlardan ilk olarak Sultan Murat Camisi’ni sayabiliriz. Camii 1436 yılında inşa edilmiştir. Üsküp’te inşa edilen en eski camiilerden biri sayılır. Camii yanında eskiden medrese ve imaret te inşa edilmiş. Camii bahçesinde bugün iki türbeden başka birşey korunmamıştır. Bunlar Beyhan Sultan ile Dağıstanlı Ali Paşa’nın aile mezarlığı. Sultan Murat Camisi bahçesinin kuzeyinde camii bütünlüğünü oluşturan Saat Kulesi bulunuyor. Eskiden Sultan Murat Camisi Hünkâr Camisi yani Sultan Camisi manasına gelen isimle tanınıyormuş. Aynı zamanda Camiatik(Eski Camii) ve Üsküp alkı tarafından Saat Camisi olarak biliniyormuş. Sultan Murat Camisi 1537/38 yılında yanmış, 1539-1542 yılları arasında temelleri onarılmıştır. Camiinin onarımı ise ise 1711/12 yılında gerçekleşmiştir. Sultan Murat Camisi’nin en son onarımı 1911 yılında Sultan Reşad tarafından yapılmıştır. Medreseden geriye kalanlar caminin güney tarafında yer alıyor. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Sultan Murat Han medresesinden Üsküp’ün en dikkat çeken medresesi olarak bahsediyor. 1537/38 yangınında zarar gören medrese, 1555 depremiyle 1689 yangınında harebeye dönüyor. 1884 Üsküp doğumlu Yahya Kemal “Anılar”ında medreseden bahsediyor. O, 1889 yılında “Yeni Mekteb” diye adlandırılan bu medresenin öğrencisi oluyor. Bu medresenin 500 yıllık bir vakıf olduğunu da dile getiriyor. Okulun 1932 yılına kadar eğitim verdiğini de kaydediyor. Buna da 30 yıl sonra gerçekleştirdiği Üsküp ziyaretinde şahit olduğunu söylüyor.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi