Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Özel Gün ve Geceler Bölümünden Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    mum
    Özel Üye
    Reklam

    Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri

    Reklam



    Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri

    Forum Alev
    Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri

    İslam kültürü içerisinde önemli zaman dilimleri vardır. Bunlar Müslümanlar tarafından dört gözle beklenir, gelince de gereği yapılır. Bu müstesna zaman dilimlerinden birisi de Aşure günüdür. Bu gün diğer günlere nazaran farklı bir öneme sahiptir.

    Muharrem, “Allah’ın ayı” olarak bilinir. Muharrem ayı, Kur’an-ı Kerim’de kıymet verilen dört aydan biridir. Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Muharrem ayının onuncu gecesi, Aşure gecesidir. Ertesi günü de Aşure günüdür. Aşure, İbranice “aşûr” sözcüğünden gelir. Türkçeye ise Arapçadan geçmiştir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Bugünde Cenab-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuştur.

    Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Resulullah Efendimiz aşure orucunu ihmal etmezdi. Fakat sadece o gün değil, bir gün evveli ve bir gün sonrasıyla birlikte üç gün boyunca oruç tutardı. Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır! Aşure günüyle ilgili şu hadisler bizlere yol göstermektedir: “Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur”… “Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehitler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.”

    Hz. Peygamber Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu. Cevap olarak şöyle dediler: “Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah’a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız” dediler. Bu cevap karşısında Hz. Peygamber; “Biz Musa’nın sünnetine sizden daha yakınız” dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. O gün bugündür Aşure günü oruç tutmak faziletli bir ibadet kabul edilir. Muttakiler Aşurenin bir gün öncesini, bir gün sonrasını ve gününü oruçlu geçirmeye gayret ederler. Bu hususta Resulullah’ın sünnetine sarılırlar.

    Aşure orucu çok eskilere dayanmaktadır. Ramazan orucu yokken Aşure orucu vardı. Bu hususta Hazret-i Ayşe validemiz şöyle demektedir: “Aşure, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretmiştir. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.”

    Aşure günü, bazı kesimlerin zihninde tatlıyı çağrıştırır. Midelerini beyinlerinden öncelikli düşünen bu insanları fazla yadırgamamak lazımdır. Çünkü Aşure aynı zamanda bir tatlının adıdır. Muharrem ayı boyunca evlerde aşure pişirilmesi de adettendir. Aşure hicri takvime göre Muharrem aynının onuncu günü yapılan tatlıdır.

    Aşure tatlısının tarihi kökeni ve kökleri vardır. İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü, Hz. Nuh (a.s), Nuh tufanından sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı(aşureyi) yapmıştır. Aşure genel olarak su, buğday, nohut, tozşeker, kuru fasulye, pirinç kullanılarak yapılır. İçine onlarca malzeme konulur. Konu komşuya, eşe dosta dağıtılarak günün anlam ve önemine münasip bir biçimde paylaşılır. Böylelikle bu önemli güne herkes ağız tadıyla girer. Resulullah Efendimiz Aşure günüyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Her kim Aşura gününde ailesine ve konu komşusuna ikramda bulunursa, Cenab–ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder”

    Muharrem ayı, Aşure günü ve Kerbela hadisesi Türk kültüründe ve şiirinde derin akislerini bulmuştur. Bu günü sadece bir kesimin değeri gibi görmek ve göstermek son derece yanlıştır. Bu değerler İslam kültürünün paydalarındandır. Pek çok şair ve yazar bu konuya değinmiş, duygularını satırlara ve mısralara yansıtmıştır. İşte bunlardan biri olan, âlimliği, arifliği ve şairliği yüreğinde terkip eden Avlarlı Efe Hazretleri divanına aldığı bir şiirinde muharrem ayını, aşure gününü ve Kerbela hadisesini şöyle şiirleştirmiştir:

    “Bu gün mah–ı Muharremdir, muhibb–i hanedan ağlar.
    Bu gün Eyyam–ı matemdir, bu gün ab–ı revan ağlar.
    Hüseyn–i Kerbela’yı elvan eden gündür bugün.
    Bu gün Arş–ı muazzamda olan âli divan ağlar.

    Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı
    Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar
    Güruh–i hanedana Lütfiya kurban ola canım
    İla yevmil kıyame can ile ehl–i iman ağlar.”

    M. Nihat Malkoç




  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör

    --->: Aşure Gününün Kültürümüzdeki Yeri

    Reklam



    paylaşım için Teşekkürler







  3. 3
    rabia07
    Usta Üye
    “Bu gün mah–ı Muharremdir, muhibb–i hanedan ağlar.
    Bu gün Eyyam–ı matemdir, bu gün ab–ı revan ağlar.
    Hüseyn–i Kerbela’yı elvan eden gündür bugün.
    Bu gün Arş–ı muazzamda olan âli divan ağlar.

    Paylaşım için Allah c.c.razı olsun emeğinize sağlık







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi