Peygamberİmİzİn Şakalarindan Bİr Demet

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Bölümünden Peygamberİmİzİn Şakalarindan Bİr Demet ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    halogen
    Üye
    Reklam

    Peygamberİmİzİn Şakalarindan Bİr Demet

    Reklam



    Peygamberİmİzİn Şakalarindan Bİr Demet

    Forum Alev
    Peygamber Efendimiz, Allah'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi, vakarlı, ağırbaşlı, heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev, üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın...
    Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimize yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı.
    Herkes gibi Peygamberimiz de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır.
    Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
    "Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile olsa lüzumsuz tartışmayı bırakmadıkça tam inanmış bir mü'min olamaz."
    Peygamberimizin yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.
    Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek:
    —Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.
    Peygamber Efendimiz:
    —Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.
    Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.
    —Peygamber Efendimiz, Sahabîlere:
    "Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.)
    Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.
    Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.
    Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman'a:
    -"Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir."
    —Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.
    —Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.
    -"Eyvah! Devemi kesmişler" diye feryada başladı.
    —Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:
    -"Bunu kim yaptı?" diye sordu.
    -"Nuayman yaptı" dediler.
    —Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman'ın peşine düştü, aramaya koyuldu.
    —Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.
    —Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:
    -"Biz onu görmedik" diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman'ın saklandığı çukura işaret ediyordu.
    —Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman'ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:
    -"Niçin böyle yaptın?"
    Nuayman:
    —Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana..."
    Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman'ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.
    Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı.



  2. 2
    mumsema
    Özel Üye

    --->: Peygamberİmİzİn Şakalarindan Bİr Demet

    Reklam



    Allah cc razı olsun kardeim:)
    __________________________

    PEYGAMBERİMİZİN ŞAKALARI

    Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimiz (sav)’e yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı.
    Zaten insan her zaman ciddi ve ağır meseleleri konuşamaz, bazen ortamın yumuşatılması, insanların rahatlatılması gerekir.
    Herkes gibi Peygamberimiz (sav) de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır.
    Bunun yanında, Peygamberimiz (sav) insanlarla alay etmez, hafife almaz, dalga geçmez, küçük düşürmez, mahcup etmez, zor durumda bırakmaz, "işletme" gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı.
    Peygamberimiz (sav)’in yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.

    Peygamberimiz (sav)’in bir başka latifesini de Enes bin Mâlik'ten dinleyelim:
    "Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimiz (sav)’e her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da, Peygamber (sav) Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu:
    "Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz."
    "Peygamberimiz (sav) Zahir'i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı.
    "Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber (sav) Efendimiz gitti, sessizce yaklaştı, Zahir'i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı.
    "Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın' diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz (sav) olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimiz (sav)’in göğsüne iyice dayamaya başladı.
    "Zahir'in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber (sav) Efendimiz yüksek sesle:
    "Bu köleyi satıyorum, var mı alan?' diye seslenmeye başladı.
    "Zahir boynu bükük, mahzun bir halde:
    "Yâ Resulallah, benim gibi değersiz bir köleye vallahi kuruş veren olmaz' deyince Peygamber (sav) Efendimiz: "Hayır, yâ Zahir, sen Allah katında hiç de değersiz değilsin' buyurdu."
    Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimiz (sav)’e gelerek:
    "Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.
    Peygamber (sav) Efendimiz:
    "Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.
    Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.
    Peygamber (sav) Efendimiz, Sahabîlere:
    "Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.)

    Peygamberimiz (sav) kimsesiz, fakir, yoksul, herkesin yüz vermediği, ilgilenmediği insanlarla küçük şakalar yapar, kalplerini kazanırdı.
    Enes bin Mâlik anlatıyor:
    "Bir gün adamın biri Peygamber (sav) Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.
    "Peygamberimiz (sav) ona, 'Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?' diye takıldı.
    "Adamcağız, 'Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?"
    "Peygamber (sav) Efendimiz gülerek:
    "Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?' buyurdu."
    Peygamberimiz (sav)’in dadısı ve Zeyd bin Hârise'nin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelir ve onu evine davet eder:
    "Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor."
    "O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?"
    "Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!"
    "Evet, gözlerinde beyazlık var."
    "Vallahi yok yâ Resulallah."
    "Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın."








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi