Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Rehberlik Bölümünden Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    oneHope
    Usta Üye
    Reklam

    Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!

    Reklam



    Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!

    Forum Alev
    Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!
    "Az bilmek için çok çalışmalısınız."

    Charles de Seconrat- Montesquieu Baronu.

    "Çok fazla bilmek için akıllıca çalışmalısınız" tezimi savunarak barona meydan okuyorum. Neden bu yüzyıllık söze meydan okuyorum dersiniz? Çünkü biz çalışma teknikleri hakkında çok şey biliyoruz fakat O bilmiyor. Öyleyse daha fazla değil daha akıllıca çalışmak üzerinde düşünmeliyiz.
    Ne zaman çalışmalısınız?


    Mümkün olduğunca, çalışmak için her gün belli vakitler belirleyin. Bazı uzmanlar her gün aynı saatlerde aynı şeyi yapmanın, devamlılık gerektiren işlerde en etkili yol olduğunu söylüyorlar. Bazı öğrenciler her gün, zaman dilimleri halinde programlar yaparak çalışmalarını sürdürmeyi daha kolay bulurlar.

    Kim olursanız olun, gün içinde çalışacağınız vakti belirleyen faktörler şunlardır:

    1. Kendinizi en iyi hissettiğiniz zaman çalışın.
    Performansınızın zirveye çıktığı saatler yani çalışmak için günün en iyi saati nedir? Bu saatler, kişiden kişiye değişir. Sabah vakitleri, öğleden sonraya kadar kendinizi bir Ölü gibi hissediyor ve sadece akşamları iyi çalışabiliyor olabilirsiniz. Ya da gün içinde kendinizi çok zinde hissederken gece yarısına doğru aşın yoruluyor olabilirsiniz. Tercih size kalmış

    2. Uyku alışkanlıklarınızı göz önünde bulundurun. Alışkanlıkların çok güçlü etkileri vardır. Eğer her sabah saatinizi 7:00'ye kuruyorsanız, saati kurmayı unuttuğunuz zamanlarda da o saatte uyanırsınız. Eğer çocukluğunuzdan beri gece 11'de uyumaya alıştırılmışsanız, hiç şüphesiz sabah 02:00'a kadar uyumadığınız zaman, aşırı yorulursunuz ve çalışmak için ayakta kalmaya çalıştığınız bu üç saatte, fazla verim alamazsınız.

    3. Çalışabildiğiniz zaman çalışın. Her ne kadar zihninizin en açık olduğu zamanda çalışmaya başlamayı tercih etseniz de, birtakım dış faktörlerin de çalışmanız üzerinde etkileri vardır. En iyi hissettiğiniz anda çalışmak her zaman avantajlıdır. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Şartlar uygun olduğu zaman çalışın.

    4. Zaman ayarlaması yaparken, yapacağınız işin yoğunluğunu da göz önünde bulundurun. Yapacağınız işlerin ne olduğunun, programınız üzerinde önemli etkileri vardır. On beş dakikalık aralarla çalışabilirsiniz. (Bence yarım saat aralıklarla çalışmak daha ideal bir zaman. Bununla birlikte uzun süreli konsantrasyon gerektiren projeler üzerinde çalışıyor ve ara vermeden uzun süre çalışabiliyorsanız bir saatlik aralıklarla çalışmanızı öneririm.) Uzun süreli projelerde 15-20 dakika aralarla çalıştığınızda kaldığınız yeri yeniden tekrarlamak zorunda kalacak olabilirsiniz. Bununla birlikte, tekrar yapmadan kaldıkları yerden çalışmaya devam edebilen öğrenciler de vardır tabii.


    Nerede çalışmalısınız?

    1. Kütüphanede. Pek çok seçeneğiniz var. Büyük okuma salonundan, kişilere has özel okuma odalarına kadar imkanınız bulunmaktadır. Benim "şehirden uzak olan evim" sadece dört beş arkadaşımın bildiği küçük bir odaydı. Dört rahat sandalyesi, hafif ışıklandırması, kulaklık sistemi ile dinleme imkanı bulduğunuz 500 adet klasik plak ile muhteşem bir mekandı. Benim gibi müzik eşliğinde çalışmaya alışmış biri için o oda gerçekten de eşsizdi!

    2. Evde. Unutmayın ki burası dışarıdan müdahalelerin en fazla olacağı mekandır. Kütüphanedeyken kimse sizi telefonla aramaz ve ortalıkta sizi rahatsız edecek kardeşler (veya kendi çocukları nız) olmaz. Çalışmalarınızın ana merkezi olarak en uygun yerin burası olduğuna şüphe yok ancak en etkili mekan eviniz olmayabilir.

    3. Bir arkadaşınız, komşunuz ya da akrabanızda. Bu herkes için bir seçenek olmayabilir ancak bir iki alternatif çalışma mekanınız olsun istiyor olabilirsiniz. Birçok uzman her gece aynı yerde çalışmanız gerektiğini söyler (ki ben buna katılmıyorum). Oysa benim bir arkadaşım, bunun tam tersine, motive olmak için sürekli çeşitlilik arar. Çalışmaktan hoşlandığı dört yer vardır ve her gece bunlardan birine gider. Siz de sizin için neyin en iyi olacağını düşünüyorsanız onu yapın.

    4. Boş bir sınıfta. Birçok üniversitede ve bazı liselerde çalışmalarınızı yapabilirsiniz. Bu seçenek pek çok öğrenci tarafından pek düşünülmemiş olduğundan ilginç bir fikir sayılabilir! Her ne kadar devlet okullarında pek olası bir ihtimal değil gibi gözükse de, bir şeyler ayarlayıp ayarlayamayacağınızı sormakla hiçbir şey kaybetmezsiniz. Lisede bile birçok atletizm takımları akşam üzeri 18:00 veya daha geç saatlere kadar çalışmalar yaptıkları için, okulun bir yerlerinde izin alarak kullanabileceğiniz henüz kilitlenmemiş mekanlar bulabilirsiniz.

    5. İşyerinizde. Part-time çalışan, tüm gün çalışıp part-time okula giden bir öğrenci olabilirsiniz. Bu durumda, çalışma saatlerinde, hatta herkes çıktıktan sonra (tabii bu patronunuzun size ne kadar güvendiğine bağlı) bile boş bir ofiste çalışma yapabilirsiniz. Eğer ortaokulda veya lisedeyseniz, okuldan sonra iş çıkışına kadar ailenizden birinin, bir aile dostunun ya da akrabanızın işyerinde çalışabilirsiniz.


    Dikkatinizi çalışmalarınız üzerinde nasıl toplarsınız?
    Nerede çalışırsanız çalışın, çalışacağınız mekanın düzeni konsantrasyonunuzu etkiler ve eğer dikkatli olmazsanız veriminizi düşürür. Hadi şimdi çalışma masanıza oturun ve çalışma mekanınızı değerlendirin:

    1. Sadece çalışmanız için ayrılmış bir veya iki özel mekanınız var mı? Yoksa o an neresi uygunsa ya da nereyi bulursanız orada mı çalışıyorsunuz?

    2. Çalışma alanınız hoş bir yer mi? Burayı iyi bir çalışma mekanı olarak bir arkadaşınıza önerir miydiniz?

    3. Işıklandırma nasıl? Çok mu loş veya çok mu parlak? Tüm masa iyi aydınlatılmış mı? Yoksa sadece bir kısmı mı aydınlatılmış?

    4. İhtiyacınız olan her şey el altında mı?

    5. Burada başka neler yapıyorsunuz? Yemek yiyor musunuz? Uyuyor musunuz? Mektup yazıyor musunuz? Zevk için okuyor musunuz? Eğer müzik dinlediğiniz ya da telefonda konuştuğunuz bir mekanda ders çalışmayı denerseniz, ders çalışmayı düşündüğünüz bir anda kendinizi başka bir şey yapıyor bulabilirsiniz!
    Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!

    6. Çalışma alanınız trafiğin yoğun olduğu bir bölgede mi, yoksa az olduğu
    bir yerde mi? Bulunduğunuz yere ne kadar sıklıkta insanlar girip çıkıyor?

    7. Dış etkilerden ve gürültülerden uzaklaşmak için kapınızı kapayabiliyor musunuz?

    8. Burada en fazla ne zaman vakit geçiriyorsunuz? Günün hangi saatinde çalışıyorsunuz? Kendinizi en iyi hissettiğinizde mi? Yoksa kaçınılmaz olarak yorgun ve daha az üretken olduğunuz bir zamanda mı çalışmak zorunda kalıyorsunuz?

    9. Kağıtlarınız, dosyalarınız ve diğer çalışma eşyalarınız derli toplu ve çalışma alanınızın yakınında mı? Bir dosyalama sisteminiz var mı?


    Eğer okumaktan ve okuduğunuzu anlamaktan ziyade gelişigüzel karalamalar yapıyor ve işinizi ağırdan alıyorsanız aşağıdaki çözümleri deneyin:

    1. Rahat olabileceğiniz bir çalışma ortamı hazırlayın. Masanızın ve iskemlenizin büyüklüğü ve şekli, odanın ışıklandırması, yaptığınız çalışmayı oldukça etkiler. Sizin için en iyi mekanı oluşturmak için mutlaka vakit ayırın.

    2. Işıkları ayarlayın. Size en uygun olacak şekilde aydınlatmayı ayarlayın. Bu hem rahatınız için hem de uyanık kalmanız ve konsantrasyonunuz için gereklidir.

    3. Bazı kurallar koyun. Ailenizin, akrabalarınızın ve özellikle de arkadaşlarınızın, çalışmalarınıza ne kadar önem verdiğinizi bilmelerini sağlayın ve bu çok özel saatlerde rahatsız edilmek istemediğinizi belirtin.

    4. İhtiyacınız olduğunda ara verin. Bir ara vermeden önce ne kadar süre çalışmanız gerektiğine dair verilen öğütler iyi niyetli olsa da eğer size uygun değilse bunlara uymayın. İhtiyacınız olduğunda ara verin.


    Yorgunluk ve sıkıntıyla savaş
    En iyi çalışma noktasını seçerseniz kimse sizi rahatsız edemez. Ancak yine de göz kapaklarınızı açık tutmak için kibrit mi kullanıyorsunuz? İşte size bu konuda yardımcı olacak bir kaç fikir:

    Biraz kestirin. Nasıl fikir ama! Çalışamayacak kadar yorulduğunuzda, kendinize gelebilmek için biraz kestirin. Uykuyu kısa tutarsanız, daha etkili olur. Bunun için ideal süre 20 dk, kesinlikle maksimum süre ise 40 dk dır. Bundan sonra uykunuz farklı bir aşamaya geçer ve uyandığınızda bir öncekinden bile daha yorgun olabilirsiniz.

    Bir şeyler için. Biraz kafeinin size bir zararı olmaz. Bir bardak kahve ya da çay veya bir bardak soda için. Ancak sınırı aşmamaya özen gösterin. Belli bir miktarın üzerine çıkıldığında, kafeinin "uyandırma" özelliği tersine dönerek sizi olduğunuzdan daha da yorgun hale getirir!

    Sıcaklığı azaltın. Bir Eskimo evine ihtiyacınız olmasa da çok sıcak bir odada henüz üzerine hiçbir şey yazılmamış kağıdınız sizi beklerken hayallere dalabilirsiniz.

    Hareket edin. Yürüyüşe çıkın, mutfağa kadar birkaç egzersizle ilerleyin. Hafif bir egzersiz bile sizi aniden kendinize getirecektir.
    Çalışma programınızı değiştirin. Eğer böyle bir ihtimaliniz varsa daha uyanık
    ve daha etkili olabileceğiniz bir zaman çalışmanın yolunu bulun.


    Firavunlar onaylamaz ama...

    Şimdi daha önce de bahsettiğim 1. Ters Yüz Edilmiş Piramit Teorisini açıklayacağım.

    Ters yüz edilmiş piramidin üst tarafı geniş, alt kısmı ise dardır. Bu bir teste hazırlanmanın sembolüdür. Tüm materyalleri (kitaplar, defterler, video kasetler) toparlayın ve nelere ne kadar vakit ayırmanız gerektiğini belirlemeniz için kısaca gözden geçirin.

    Ben buna buğdayı kabuğundan ayırmak diyorum. Buğday kabuğundan ayrılır ve çikolatalı şekerlemelere dönüştürülür. Kabuk ise geride kalır. Bu kabuk bir zamanlar önemliydi şimdi ise gerekmiyor. Şimdi aynı şey bir sonraki sınava çalışacağınız kaynaklar için de geçerli. Şimdi bunu deneyin:

    1. Gerekli her şeyi birleştirin; kitaplarınız, çalışma kitaplarınız, çeşitli metinleriniz, notlarınız, ödevleriniz, bir önceki sınav sorularınız ve kağıtlarınız.

    2. Sorumlu olacağınız kaynakları karşılaştırın kendinize şu soruyu sorun: Bu sınav için tam olarak neleri çalışmalıyım?

    3. Tekrar edilecek notları seçin. Böylece pek çok kitabı veya sayfayı biran evvel, aradan çıkartmış olursunuz. Buda sizi psikolojik olarak ferahlatır. Sınav için yeterli zamanı ve enerjiyi bir anda yakaladığınızı hissedersiniz.

    4. Sayfa 153 ve 154'deki Test Öncesi Programının fotokopisini çekip, doldurun. Sorumlu olduğunuz kaynaklan iyi düşünün. Olabildiğince az detay çıkarmaya çalışın. Bu egzersiz, neye ihtiyacınız olduğunu ölçmenize yardımcı olacaktır. Kaynaklarınıza amaçsızca bakınıp duracağınıza nerede ne bulabileceğinizi bulmanız kolaylaşacak.

    5. Tüm kaynaklan tekrar ettikten ve sınav için çok iyi hazırlandığınıza emin olduktan sonra koyu renkle "tamam" yazarak belirtin. Böylece ters yüz edilmiş piramit örneğinde olduğu gibi kaynaklarınız çok miktardan başlayarak siz öğrendikçe azalacaktır.
    Şimdi artık diğer kaynaklardan da (arkadaşlarınız, öğretmenleriniz, kütüphane) faydalanmanız için yeterli vaktiniz olacaktır.

    6. Sınav sorularını elinize aldığınızda bu "piramidi" tamamen bitirmiş olmalısınız. Şimdi sorulara başlayın ve başarılı olun!


    Yeniden mi okumak istiyorsunuz?
    Her şeyi yeniden okumak için zamanınız olmayabilir. Önemli noktaları bulmak için bazen göz gezdirmeniz veya taramanız gerekmektedir.

    Göz gezdirmek bir görüş elde etmek maksadı ile genel bir bilgi almak içindir. Taramak ise belirli bir bilgiyi bulmak için hızla okumaktır. Her ikisinde de "hız" ve "okuma" önemlidir. Tabii kitabın sayfalarını acele acele çevirmenize veya kitabı baştan okumanıza gerek yoktur.

    Altını çizdiğiniz veya fosforlu kalemle işaretlediğiniz yerlere bir bakın. Koyu renk ve italik yazılmış kelimelere, alt başlıklara, sorulara dikkat edin. Bunlar o bölümün "can damarıdır."

    Aynı okuma metotlarını, kendi notlarınız dahil başka bir çalışma kaynağında uygulayın. Büyük ihtimalle notlarınız en detaylı okumanız gereken, öğretmenin en çok önem verdiği konuları içermektedir.

    Notlarınızın da özetini çıkarabilir ve sınava hazırlanabilirsiniz. Bu notlardaki esas mesajı bulabilir ve sınavda size sorulması beklenenleri inceleyebilirsiniz. Yani buğdaydan süper buğdayı çıkarmış olacaksınız.


    Işığın yolu
    İlkokuldaki resimli kartları hatırlıyorsunuzdur. Bunların bir tarafında resim, ötekinde kelime veya bir tarafında açıklama, diğer tarafında ise kelime olurdu. (Örn; böcekler üzerinde araştırma yapan kişi; zoolog)
    Bu kartlardan birini kullanarak kendinize sınav hazırlayabilirsiniz. Bu yöntem ayrıca grup olarak çalışanlar içinde yararlıdır. Bunlarla sözcük çalışabilir, eşleştirme ("Toprak" ve "Patates"), doğru-yanlış bile oynayabilirsiniz.


    Hiç kimse bir ada değildir
    Bilgilerinizi, sınıfınızdaki diğer öğrencilerle paylaşın. Siz onlardan onlar da sizden faydalanmalı. Başka bir deyişle bir çalışma grubu oluşturun.
    Kendi seviyenizde veya sizin seviyenizin biraz üs-tündekilerle çalışmayı deneyin. Yalnız biraz üstünüzde dedim. Eğer siz zar zor orta alıyorsanız ve çalışacağınız kişiler her zaman pekiyi alıyorsa, birlikte çalışmanız faydalı olmaz. Sizin çalışmak istediklerinizi onlar istemeyeceklerdir. (Aynı durum sizden çok düşük seviyedeki insanlar için de geçerlidir.)


    Çalışma grubu pek çok şekilde organize edilebilir. Grup içinde herkese ayrı ayrı görevler verilir. Biri notları alır, öteki düzenler. Eğer ek kaynaklardan okuma gerektiren bir konu ise bir kişide bunu üstlenir ve detaylı özet çıkarır.
    Buna alternatif bir çalışma grubu modelinde de gruptaki herkes kendi notlarından sorumlu olur. Fakat bir tartışma grubu oluştururlar, konunun ana noktalarını analiz ederler ve birbirlerine sorular sorarlar.

    Bir yada iki arkadaş, özellikle büyük sınavlara çalışırken yeterli olmayacaktır.
    Çalışma grubu için en az dört en fazla altı öğrenci olmasını tavsiye ederim. Böylece tüm grup birbirine rahatlıkla bilgi alışverişinde bulunabilir.
    Grup üyeleri birbirleri ile çok samimi arkadaş olmak zorunda değilseler de aralan bozuk da olmamalıdır. Tecrübelerin ve bilginin paylaşılması gereklidir. Bununla birlikte ilk sınavda sönüverecek olan bir 'yıldız' olmamaya da özen gösterin.

    Ayrıca asla bir araya gelip de bir saat boyunca öğretmenlerinizi çekiştirmemelisiniz!

    Çalışma saatlerini son derece titizlikle koruyun. Grup içinde de belirli kurallar koyun. Hele ciddiyetsiz kişileri asla grupta tutmamalısınız. Kimsenin az çalışıp sizin çalışmanızdan faydalanmasını istemezsiniz herhalde öyle değil mi?

    Her öğrencinin görevini net bir biçimde belirleyin. Eminim ki hiçbir arkadaşınız çalışmadığı halde diğerlerinin çalışmalarından faydalanan üyeleri bu grupta barındırmak istemeyecektir.


    Hatalarınızdan ders almalısınız
    Daha önceki sınavlarınızı tekrar ederek çalışabilirsiniz. Özellikle de bir sonraki sınavınız aynı kaynakları kapsıyorsa size faydası dokunacaktır.
    Aynı sorular bir daha çıkmayacaktır. Ancak testin hazırlanış biçimi, soru tipleri, (örneğin 100 adet doğru/yanlış sorusu, 50 adet çoktan seçmeli ve bir adet de kompozisyon sorusundan oluşan bir test olabilir) gibi konularda size gelecek sınavınızın nasıl olacağı hakkında en azından biraz ipucu verecektir.
    Bir başka yol da aynı öğretmenden ders alan öğrencilerin, bir önceki senenin veya dönemin sınav sorularını istemenizdir. Bunlar da size biraz ipucu verebilir.

    Sizi bekleyen sınavın nasıl olduğunu bilirseniz ne kadar başarı göstereceğinizi da tahmin edebilirsiniz (Ne kadar çalışmanız gerektiğini de belirleyebilirsiniz). Unutmayın "her şeyi" kapsaması mümkün değildir.
    Genel olarak hızlı bir göz gezdirme ile pek çok kaynağı elersiniz. Böylece sorumlu tutulacağınızdan emin olduğunuz konular üzerinde daha fazla yoğunlaşabilirsiniz.

    Her sınav için "çalışma" metni hazırlayın. Bu metinde tekrarlamanız gereken kitapları, kontrol etmeniz gereken notlan, belirli konuları ve fikirleri sıralayın. Çalıştıkça her maddeyi silin. Böylece her birini başarı ile sonuçlandırarak çalışmanızı organize edebilirsiniz.



    Tüm öğretmenler eşit değildir (veya adil,veya sevimli...)

    İdeal bir dünyada, tüm öğretmenler, öğrencileri ile paylaşacakları bilgiler ile dopdoludurlar. Verdikleri dersler, heyecan verici ve özlüdür. Sorularını öğrencilerinin bilgilerini ölçmek amacı ile sorarlar.

    Benimle "Hangi dağda kurt öldü?" diye alay etmeden önce size şunu söylemek istiyorum; okullar ve öğretmenler her ne kadar eleştiri alırlarsa alsınlar hâlâ böyle düşünen ve davranan öğretmenler olduğunu size söylemek istiyorum. Eğer hâlâ böyle bir öğretmeniniz yoksa bile ileride mutlaka olacaktır.
    Tehlike sinyallerine iyi bakın. Gelecek sınavın ne zaman olduğunu bilmiyormuş gibi görünse de bunu mutlaka öğrenmeye çalışın. İnanın bana, bunu sormak için istek duyacaksınız. Perşembe günkü sınavı, şimdi öğrenmeniz size bir hafta kazandıracaktır. Aksi halde bundan çarşamba gününe kadar haberiniz bile olmaz.

    Yine sınavın neyle ilgili olduğunu da bilmediğini iddia ederse sürekli olarak sormaya devam edin. Öğretmeninize, ne tür sorular çıkacağını (doğru / yanlış, çoktan seçmeli, kompozisyon vs.) ve puanlamanın nasıl olacağını da sorun. Bu sorularla sınavın kafasında canlanmasına yardımcı olmuş olursunuz ve öğretmeniniz de sizin ihtiyacınız olan bilgiyi size verir.

    Sınavınız değerlendirildikten sonra cevap kağıdınızı iyice inceleyin. Eğer doğru yapmış olduğunuz bir soruyu yanlış olarak değerlendirmiş ise bunu kendisine söylersiniz. Eğer sorduğu bir soru son derece belirsiz ise ve kendi cevabınızın da böyle bir soru için doğru olduğunu düşünüyorsanız bunu da kendisine iletmelisiniz.


    Ve şimdi, karrrrrşımzdaaaaaaaaaa ÖSS!
    Pekala işte en sonunda başardınız. Beklediğiniz o büyük sınava; ÖYS'ye girdiniz.

    Özellikle bu standart sınavlar pek çok alanda bilgilerinizi ölçerler. Çok fazla detay öğrenmenize hiçbir zaman gerek yoktur. Kimya kitabının 14. bölümünün en ince detayını çalışmak yerine genel ve önemli noktaları bilmelisiniz.
    Bu testler farklı konulardaki bilgilerinizi ölçerler. Hatta pek çok cevap, yıllardır kazandığınız bilgileri de kullanmanızı gerektirir. Bazı sorular ise bu sömestr edindiğiniz bilgileri ve teknikleri içerir.

    Standart sınavınıza hazırlanmanız için size tek bir sorum olacak. Geçmişteki sınav tecrübelerinizi düşünün; zayıf olduğunuz yönler neydi? Her zaman kompozisyon sınavlarında çuvallar mıydınız? Kelimeler arasındaki benzerlikleri bulmanız istendiğinde başınız fini fini dönmeye mi başlıyordu? Bir üçgen gördüğünüzde donup kalıyor muydunuz?

    Bu tür sorulan size verebilecek olan öğretmenlerinizin, kütüphanecilerinizin ve okul danışmanınızın peşlerinden adeta koşmalısınız. Testlerden örnekler yapmalı ve nasıl yaptığınızı değerlendirmelisiniz. Kendinizi sürekli olarak deneyin ve ne kadar yapabildiğinizi ölçün.

    "Kelimeler arasında benzerlik bulmak mı? Çocuk oyuncağı!" diyen öğrencilerden fikir almalısınız. Eğer gerçekten de yapabiliyorlarsa onlardan püf noktalarını öğrenin.

    Temel matematik ve Türkçe derslerini tekrarlamak her zaman faydalıdır. Eğer geometriden hoşlanmıyorsanız kendinize genel kavramların yer aldığı bir kitap edinin ve sınavda çıkan egzersizleri yapmak için hepsini ezberleyin. Eğer kütüphanenizde bu tür kaynaklar yoksa öğretmenlerinizden yardım alın.


    Çalıştırılmalı mısınız çalıştırılmamalı mı?
    Sınava hazırlık kurslarına katılmalı mısınız? Sizce bunun için para, zaman, emek ve sıkıntı yaşamaya değer mi?

    Bu sorulara belki diye cevap verebilirsiniz. Her şey pek çok etkene bağlı. Öncelikle diğer arkadaşlarınızın tavsiyelerine başvurun. Niçin bu kurslara katılmak istiyorlar veya istemiyorlar? (Onların sebepleri, sizin için geçerli olmayabilir bu noktaya dikkat etmelisiniz.) Her kursun etkilerini ve sonuçlarını öğrenin.

    Bu kursu almak için zamanınız ve paranız var mı? Eğer varsa ne tür bir kursa katılmalısınız? Eğitmenlerin verdiği kurslar olduğu gibi kaset dinletilerek yada bilgisayar programlan kullanılarak eğiten kurslar da var. Okul danışma bürosuna tavsiyelerini muhakkak sorun. Belki bu kasetlerin kopyaları bile onlarda bulunabilir. Eğer yeterli miktarda paranız yoksa, maddi olarak yardım alın ya da fiyatı biraz daha azaltmaları için pazarlık yapın.

    Hangi kursa gidiyorsanız gidin profesyonel olmalarına çok dikkat etmelisiniz? Kullandıkları malzemeler nasıl? Profesyonel olarak hazırlıklılar mı? Yoksa fotokopi ile çoğaltılmış kağıtlar ve tozlu dosyalar mı kullanıyorlar? Buradaki öğretmenler sınıf dışında da yardımcı oluyorlar mı?

    Sonuç olarak parayı geri vermeyi garanti ediyorlar mı? En iyi şirketler -bu alanda veya başka alanlarda-ürünlerinin her zaman arkasındadırlar ve memnun olmayan müşteriye geri ödeme yaparlar.


    Her şeyin metodu var
    Standart testleri hazırlayan programlar, iki alanda görev üstlenmişlerdir. Ben bunlara Metot ve içerik diyorum.

    Metot, bir sınavı nasıl alacağınızı belirler. Bu kitapta da bu kısma bol bol yer verdik ve vermeye de devam ediyoruz.

    İçerik ise test içerisinde ne gibi soruların olacağını belirler. Örneğin bilinmeyen kelimeler, matematik problemleri, kompozisyon soruları, benzetmeler ve bunun gibi...

    Her iki kavramda birbirini tutar. Matematik problemlerine çalışırken cevabın yollarını gösteren metotlar vardır ve bu cevabında içeriği vardır.
    İçeriğe benzeyen soruları cevaplayarak sınav için pratik yapılır. Ancak bununla birlikte öğretmeninizden alacağınız bilgiler de çok önemlidir. (Danışman veya diğer bilgili öğrenciler de olabilir.) Örneğin doğrunun ne olduğunu bilmeden, durmadan egzersiz çözmenin hiçbir anlamı yoktur.




  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Daha Akıllıca Çalışın; Daha Fazla Değil!

    Reklam



    İş yerinde yaptığımız işler bizi yorar.Bazen çok çalışırız ama fazla bir iş yapmamışız gibi olur.Aslında çalışma planı yapmak ve zamanı iş gücünü verimli kullanmak gerekir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi