Bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Müzik Köşesi ve Sanatçı Tanıtımları Bölümünden Bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    Reklam

    Bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı

    Reklam



    Bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı

    Forum Alev
    YALIN

    İlk solo albümü "Ellerine Saglık" ile büyük başarı yakalayan YALIN; "Doğru iş, hakkettiği ilgiyi ve takdiri görür" sözünü doğrularcasına tüm müzikseverleri kısa bir süre içinde kendine hayran bırakmayı başardı.


    Son yıllarda Türkiye'de yeni çıkış yapan sanatçılar arasında albüm yayınlanmasına takiben ilk haftasında 200.000 adet'i aştı ve ilk ay sonunda 300.000 adet tirajını geçen albümüyle YALIN, 4 ay gibi kısa bir sürede 500.000 rakkamına ulaştı. "Ellerine Sağlık", 2004 yılının en çok satan albümlerinden biri oldu...

    30 Mart 1980 İstanbul doğumlu olan YALIN, ilk olarak babasının akşamları ona çaldığı gitarın "Gipsy Kings" tınılarıyla başlayan müzik aşkı ile, şimdi güçlü adımlar atıyor ve tamamı kendisine ait şarkılarla, Türkiye'de kendi söz ve bestelerini seslendiren en kuvvetli yorumculardan biri olma yolunda çok yol aldı.

    YALIN, ilk bestelerini, St. Michel Fransız Lisesi'nde okuduğu yıllarda Yurdaer Doğulu ve Doğan Canku Müzik okullarında gitar dersleri alırken yapmaya başladı. Halen eğitim gördüğü İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümünü kazandığı dönemde ise beste çalışmalarını hızlandırdı ve albüm demolarını hazırlamaya başladı.

    1,5 sene süren bir çalışmanın ardından KARGO grubundan tanıdığımız Selim Öztürk'ün prodüktörlüğünde hazırlanan albümle, tamamı yürekten kopup gelen, hesapsız ve samimi sözleri, büyülü melodileriyle 2004 yılının parlayan yıldızı oldu.


    Sözleri, besteleri, adıyla sanıyla "YALIN" olan "ELLERİNE SAĞLIK" adlı albümüne 3 klip çekildi. Müzik televizyonlarında ve radyolarda en çok istek alan şarkılar Zalim, Sonsuz Ol ve Günaydın klipleri MTV Wold Chart Express listelerinde de 1 numaraya yükseldi. İlk albümüyle birçok ödül alan Yalın’ın şarkıları Yunanistan ve Bulgaristan’da da listelere girdi.

    Yalın 2004 yaz sezonu boyunca 40'a yakın konser yaptı. İstanbul'da Rumeli Hisarı ve Harbiye Açık hava Konserleri başta olmak üzere 7 konser verdi. Türkiye Çapında birçok üniversitenin Bahar Şenliklerinde sahne aldı. Konserler için gittiği diğer yerler ise; Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Bodrum, Çorlu, Çeşme, Eskişehir, İzmir, İzmit, Karamürsel, Karadeniz Ereğlisi, Kuşadası, Kıbrıs, Kastamonu, Kartalkaya, Silivri, Tokat, Zonguldak, Nürnberg, Mannheim.


    Yalın Türk Pop Müziğine yeni bir soluk olarak geldi. Tarzıyla, şarkı söz ve müziklerine gösterdiği özen ve farklılıkla, diğer pop şarkılarından ve şarkıcılarından ilk bakışta ayrılan yapısıyla, düzeyli ve kaliteli duruşuyla 7'den 70'e tüm müzikseverlerin beğenisini kazandı...

    2005 YAZINA YALIN'DAN "BİR BAKMIŞSIN"
    10 yeni şarkının yer aldığı albümün genel konseptinde kendi tarzını, yorumunu koruyan YALIN, albümün müzikalitesi, şarkı sözlerinin ve yorumunun gücüyle ilk albümünün üstünde yer alan bir projeye imza attı..

    İlk albümünde olduğu gibi, Prodüktörlüğünü Selim Öztürk'ün yaptığı "BİR BAKMIŞSIN" da şarkıları düzenlenmesi ve kayıt aşamasında,
    aynı ekip ve aynı ruhla çalışıldı. Tüm enstrümanların canlı olarak çalındığı albümün şarkıları, Aralık 2004 - Şubat 2005 tarihleri arasında Yalın, Selim Öztürk, Serkan Çeliköz, Burak Karataş, Ferhat Hasanoğlu tarafından düzenlendi.

    Yaşamış olduğu duyguları, yürekten, hesapsız ve samimi olarak sözlere döken YALIN, büyülü ve pozitif melodileriyle 2004 yılında olduğu gibi 2005 yılının da parlayan yıldızı olacak...

    17 Nisan 2005'te çıkan yeni albümü ile Yalın, ilk albümünde belirlediği çizgisini bozmadan kalitesinden ödün vermeden yolunda ilerliyor

    devamı geliyor...




  2. 2
    Genç.bjk
    Bayan Üye

    --->: bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı

    Reklam



    MOR VE ÖTESİ



    Mor ve Ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı, Harun Tekin, Derin Esmer ve Alper Tekin tarafindan kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum'da kaydeden grup, 1996'nın Ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve "Şehir", 1996'nın Haziran ayında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi "Yalnız Şarkı", farklı tarzıyla büyük ilgi çekti.



    1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ'de veren mor ve ötesi'nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin'in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998'den itibaren Captain Hook'ta ilk düzenli bar programını yapan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu'nda Volkan Gürkan'la beraber kaydedilen "Bırak Zaman Aksın"ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999 Mart ayında Ada Müzik tarafından yayınlandı.



    1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan "Sen Varsın" üzerinde çalışıyordu. Tam o günlerde benzersiz bir felaketle karşılaştı Türkiye. 17 Ağustos'tan sonra, herkes gibi, grup da bir süre kendine gelemedi.



    2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer karşıtı kampanyaya destek verdi. Bu destek hem konserlerle, hem de zamanın Cumhurbaşkanı'na canlı yayında yöneltilen bir soruyla sürdürüldü. Akkuyu'ya nükleer santral kurulması büyük bir toplumsal uzlaşma sonucu engellendi. 16 Haziran'daki H2000 müzik festivalindeki konser çok başarılı geçti, Temmuz ayında ise grubun "Sen Varsın"la katıldığı "Şarkılar Bir Oyundur" adlı Ortaçgil'e saygı albümü yayınlandı. Mor ve Ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 16 Aralık'ta Hilton Convention & Exhibition Center'da Placebo'nun ön grubu olarak gerçekleştirdi.



    Üçüncü albüm "Gül Kendine"nin kayıtları, 27 Aralık günü Volkan Gürkan prodüktörlüğünde Ada Müzik Stüdyosu'nda başladı, ve albüm 2001 Aralık ayında piyasaya çıktı. Grubun resmi web sitesi http://www.morveotesi.com



    2002 Nisan ayında mor ve ötesi ilk Türkiye turnesine çıktı. İzmir, Denizli, Bursa, Adana, Antalya ve Antakya'yı kapsayan bu turne, Fil Yapım'la başlayan uzun soluklu bir işbirliğini müjdeliyordu. 2 Temmuz 2002 akşamı H2000'de Mor ve Ötesi tarihinin en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın yayın organlarınca görsel ve işitsel bir şölen olarak nitelenen performansa yaklaşık 5000 kişi tanıklık etti.



    2003 yılı dünyanın gördüğü en görkemli muhalefet dalgasıyla başladı. Yaklaşan Amerikan saldırganlığına karşı ses çıkaran milyonlara Mor ve Ötesi de sanatçı dostlarıyla birlikte katıldı. Grubun bestelediği ve Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirilen "Savaşa Hiç Gerek Yok" adlı parça, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da 100.000 kişiyle birlikte söylendi.



    2003 Mayısı'nda mor ve ötesi "Yaz" isimli bir single yayınladı. Bu single'da yer alan Şehrazat bestesi "Yaz Yaz Yaz" yaza damgasını vururken, grup Fanta Gençlik Festivali kapsamında 17 kenti kapsayan bir turne gerçekleştirdi. Sonbaharla birlikte dördüncü albüm çalışmalarına hız verilirken, grup bir yandan da Çağan Irmak'ın "Mustafa Hakkında her şey" filminin müziklerini hazırladı.



    Ocak 2004'te "Dünya Yalan Söylüyor" için stüdyoya giren grup, çalışmalarını Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hızla sonuçlandırdı ve albüm 30 Nisan Cuma günü Pasaj Müzik etiketiyle yayınlandı. Albümün ilk video klibi için Mustafa Hakkında her şey filminde de kullanılan 'Bir Derdim Var' adlı parça seçildi. İkinci video klip ise "Daha Mutlu Olamam" ve "Yaz Yaz Yaz" kliplerini de yöneten Mahir Akyol tarafından "Cambaz" isimli parçaya çekildi.
    da aynı ay içerisinde faaliyete geçti.








  3. 3
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    DEMET AKALIN


    Gölcük'de doğan Demet Akalın ilköğretim ve lise öğrenimini Gölcük'te büyük başarıyla bitirdi. Ve Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesinden lise diplomasını büyük mutlulukla aldı. İlkokul yıllarında gazeteci ya da öğretmen olma hayalleri kurardı. O zamanki Üniversite sınavı şartları günümüze göre daha zor olduğu için hayalleri suya düştü.

    Ne yapacağım ne yapacağım diye düşünürken annesinin elinden tutmasıyla soluğu Yaşar Alptekin'in mankenlik kursunda aldı ve arkası geldi. 1990 senesinde Mayo Güzeli seçildi. Ardından Neşe Erberk'te mankenlik yapmaya başladı. Hani o zamanlarda mankenlik ciddi ve iyi bir meslekti. Büyük performansla mesleğini sürdürürken bir gün sesinin güzelliğinin farkına vardı ve mankenlikte zirvedeyken "hadi bir de şarkı söyleyeyim" dedi ve en iyi gazinolarda dev isimlerin kadrosunda başladı yeni mesleğini icra etmeye...

    Başardığını düşündüğü bir zamanda "hadi bir albümün olsun" dedi ve "Sebebim" adlı albümünü piyasaya çıkardı, işler yolunda gitti yani başarıya bir başarı daha eklendi ve artık mankenliği bırakıp tamamen şarkı söylemeyi seçti.

    Daha sonra da "Senin Anan Güzel mi?" dedi ve ilk single çalışmasını çıkardı. O ekstra senin bu exstra benim derken artık sahnelerin bir parçası oldu. Sonrası mı? "Unuttum" dedi ve 3. albüm çalışmasını müzik severlerin beğenisine sundu. İyi de tepkiler aldı ve kendini bir kez daha kanıtlamış oldu. Uzun ve sıkı bir çalışma sonunda, radyolarda ve
    clublerde en çok istek alan albümü "Banane" ile müzik kariyerini sağlamlaştırdı.

    DEVAMI VAR...









  4. 4
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    TARKAN

    17 Ekim 1972 tarihinde Alzey (Almanya) ’de doğan Tarkan, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu. Çok küçük yaşlarından ittibaren sanatsal yetenekleri dikkat çeken Tarkan’ a ailesi her zaman destek oldu. Mütevazı bir geçmişe sahip olan ve çocukluğundan beri kendi kendine olmayı seven Tarkan için, müzikle ilgilenmek, kendi dünyasını yaratmanın yollarından biriydi. Müziğin Tarkan’ ın hayatındaki bu önemli yeri ve yaptığı her işi en ince detayıyla ele alan karakteri, onu müzikle daha profesyonel anlamda ilgilenmeye yöneltti ve Türkiye’ de müzik eğitimi almaya başladı. Tarkan, önce Karamürsel ardından da Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde Klasik Türk Müziği eğitimi aldı ve bunun sayesinde çocuk denecek bir yaşta müziğin temellerini özümsemiş oldu.

    Liseden mezun olduktan sonra, müzik alanında kendisini hayal kırıklığına uğratan bir takım girişimlerde bulunan Tarkan, tam Almanya’ya geri dönüp müziği ve yıldız olmaya ilişkin hayallerini geride bırakmayı düşünüyordu ki, kaderin kendisi için yarattığı farklı bir plan devreye girdi ve prodüktör Mehmet Söğütoğlu ile tanıştı. İstanbul Plak ile imzaladığı anlaşma sonucunda, Tarkan’ın ilk albümü “Yine Sensiz”1993’te Türkiye’de piyasaya sürüldü. Bu albümün ilk single’ ı olan “Kıl Oldum Abi” çok kısa sürede dinleyenlerin ilgisini çekerek popüler mekanlarda çalınmaya başladı ve nihayet Türk radyolarının Top 20 listelerine girdi. “Çok Ararsın Beni” ve “Vazgeçmem” şarkıları albümün başarısını perçinledi. Çocuksu çekiciliğine tezat çapkın bakışları ve özgür, başına buyruk tavırlarıyla fark yaratan görünümü, güçlü sesi ve yorumuyla birleşince, Tarkan’ ın gençliğin kalbini kazanması çok da zor olmadı.

    Tarkan’ın ikinci albümü “Aacayipsin”1995 yılında piyasaya sürüldü. Sezen Aksu işbirliği ile hazırlanan “Hepsi senin mi” nin yanısıra albümdeki “Kış Güneşi”, “Gül Döktüm Yollarına”, “Unutmamalı” gibi birçok şarkı Türkiye’ de 1. sıraya kadar yükseldi.

    Tarkan 1995 yılında Avrupa’da ve Türkiye’de 74 canlı konser verdi. New York Palladium konseri Türkiye’ de de canlı olarak yayınlandı ve büyük ilgi uyandırdı. Albümün satışları 2.5 milyonu aşarak tüm diğer sanatçıların aynı yıl içerisindeki albüm satışlarını geçti ve Tarkan’ın Türk müzik dünyasında güçlü bir isim olarak kabul edilmesini sağladı.

    Türkiye’deki başarılarının ardından, Tarkan, kariyer planlarına yön vermek ve İngilizce öğrenmek üzere New York’a taşınmaya karar verdi. Türkiye’ den ayrılmadan önce kader O’ nu bu sefer de, 1960 ve sonrasının Amerikası’ nda müzik endüstrisinde büyük rol oynamış olan Atlantic Records’ un kurucusu ve yöneticisi Ahmet Ertegün ile karşılaştırdı. Ahmet Ertegün’ ün, yeteneğinden ve enternasyonal bir dinleyici kitlesine ulaşma potansiyelinden emin olduğunu ifade ettiği Tarkan’ı İngilizce şarkı söylemeye yönlendirmesi, gelecek planlarını şekillendirecek ilk kıvılcım oldu.

    Tarkan’ın üçüncü albümü “Ölürüm Sana”, 1997 yılının Temmuz ayında piyasaya sürüldü. Dünya çapında çok iyi yorumlar alarak yaklaşık 4 milyon satan bu albümün en can alıcı şarkısı “Şımarık” yine Tarkan’ ın Sezen Aksu’ yla ortak bir çalışmasıydı. Şarkı, uluslararası müzik piyasalarına başarılı bir giriş yaparak, kısa sürede Billboard’ın Hot 100 listesinde ilk sıralara çıktı ve albümün dünya çapında satılmasını sağladı. ”Şımarık” farklı sanatçılar tarafından birçok dilde yorumlandı. Ayrıca şarkının video klibi Avrupa’da MTV ve MCM gibi uluslararası müzik kanallarında yayımlandı ve CNN gibi uluslararası haber kanalları programlarında Tarkan’ın başarılarına yer verdiler. Tarkan, müzik çalışmalarına, biletleri satışa sunulduğu anda tükenen bir Türkiye turnesiyle devam etti. Türkiye turnesini, 17 farklı şehrini kapsayan bir Avrupa turnesi izledi. Bunlara daha sonra Güney Amerika’ daki konserler eklendi. Güçlü sesi ve yorumu, dinamik dansları ve dinleyicileriyle bütünleştiği sahne performansı ile Tarkan tüm dünyanın dikkatini çekti ve gittiği her yerde hayranlarının sonsuz ilgisi ve sevgisi ile karşılaştı. 1998 yılında, PolyGram France, lisansını aldığı albümü uluslararası müzik piyasasına yeniden sundu. Bunun sonuncunda albüm Meksika’da Platin, Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya’da Altın Plak ödülü aldı.

    Tarkan’ın Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, Portekiz, Fas, Avustralya ve Tunus’ u kapsayan turnesi Türkiye’nin 1999 yılındaki korkunç depremle sarsılması ile sona erdi. Binlerce kişinin kaybolduğu ve evsiz kaldığı 1999 depremi kurbanları için İstanbul’da düzenlenen yardım konserine katılmak üzere Türkiye’ ye dönen Tarkan bu konserin hemen ertesinde askerlik hizmetini tamamladı.

    Tarkan, kariyeri boyunca gerek yaşam tarzı, gerekse ilişkileri ile olsun halkın ilgi odağı olmaya ve sürekli eleştiriler almaya devam etti ancak O, kendisine, müziğine ve hayranlarına sadık kalarak fırtınaları yatıştırmayı başardı.

    Sevenlerinin, uzun bir bekleyiş döneminden sonra 2001 yılı Ağustos ayında kavuştukları “Karma”, Tarkan’ın daha önce dinleyicilerine hiç yansımamış yönlerini gösteren, dokunaklı, içe dönük ve son yıllardaki karmaşalar içerisinde yaşadığı tüm deneyimlere ışık tutan felsefesinin bir dışavurumuydu. Hayranları, bu yeni albümün ortaya çıkışıyla, sanatçının kendi özüne dönüşüne tanıklık ettiler. Albümün ilk single’ı olan “Kuzu Kuzu” üç ay boyunca bir numarada kaldı ve bu dönemde Türkiye’yi etkisi altına alan ekonomik ve politik krize rağmen “Karma” albümü 2.5 milyondan fazla sattı. Albüm, Rusya’da da etkileyici bir başarı kazandı ve Rusya müzik piyasasının seyrini şaşırtıcı bir şekilde değiştirdi.

    Bu başarının ardından, Tarkan’dan 2002 senesinde Dünya Kupası’na katılacak Türk Milli Futbol Takımı için bir şarkı yapması istendi. O sene dünya üçüncüsü olan Türk Milli Futbol takımının resmi şarkısı Tarkan’ın sözlerini yeniden düzenleyip yorumladığı “Karma”albümünün hitlerinden “Taş”oldu. Ayrıca yine “Karma”albümünden“Hüp”, Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı tanıtım belgesellerinde kullanıldı ve Turizm Bakanlığı, Tarkan’ı, müziği ile Türkiye’yenin tanıtımına katkıda bulunması ve dünya çapında ülkesini temsil etmesi nedeni ile ödüllendirdi.

    Tarkan’ın beşinci albümü “Dudu”2003 yazında satışa sunuldu. “Dudu”, listelerde kararlı bir şekilde yükselerek Tarkan’ın önceki albümlerinin satışlarındaki başarıyı yakaladı. Bu albümün piyasaya sürülmesinin ardından yine başarılı bir turne gerçekleştirildi. Türkiye’ de çeşitli illerini kapsayan turnenin yutdışı ayağında ise Almanya’ nın 6 şehri, Moskova, Bakü ve Alma Ata’daki konserler yer aldı.

    Gerek satış rakamları gerekse popülerlik açısından Tarkan, Türkiye’nin son on yıl içerisindeki en büyük starıdır ve başarısı Avrupa’dan, Güney Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ ya yayılmış bulunmaktadır. Şarkıları 1992 yılından bu yana her yıl Top 40 listelerinde yer almıştır. “Şımarık”, “Şıkıdım”, “Hüp”, “Kuzu Kuzu” ve “Dudu” da dahil olmak üzere birçok şarkısı, çağdaş pop müziğinin standartlarını şekillendirmiştir. Kariyerindeki başarıları ve imajı birçok uluslararası markanın ilgisini çekmiş ve dünyaca tanınan markalardan Police, Pepsi, Doritos, Tarkan’ ın ve turnelerinin sponsorluğunu yapmışlardır. Tarkan ayrıca Pepsi’ nin yeni yüzü olarak reklam filmlerinde oynamıştır. Tarkan, 2005 Eylül’ ünde, Türkiye’ de toplam 200.000’ i aşan bir izleyici kitlesinin karşısına çıktığı dört stadyum konseri verdi. Türkiye’nin en büyük stadyumlarında birinde gerçekleşen İstanbul konserinde ise, dünyaca ünlü sahne tasarımcısı Justin Collie tarafından hazırlanan sahnedeki etkileyici show’ unda Tarkan’ a, uzun yıllar Michael Jackson ile çalışmış olan başarılı koreograf Travis Payne’ in çalıştırdığı Amerikalı, Fransız ve Türk dansçılardan oluşan uluslararası bir dans grubu eşlik etti.

    2006 yılının Nisan ayında dinleyicisiyle buluşan “Come Closer”isimli bu yeni albüm, Tarkan’ın uzun süredir beklenen ilk İngilizce albümü. Universal Music tarafından ilk olarak Avrupa’da ve Güney Amerika’da satışa sunuldu. Aynı anda Türkiye’de de çıkan albümde Tarkan; Wyclef Jean, Pete Martin, Devrim Karaoglu, Billy Mann, Lester Mendez, Dexter Simmons, the Jettsonz, Supaflyas gibi alanlarında önemli başarılar kazanmış müzik adamları ve prodüktörlerin yanı sıra dünya çapında birçok besteci, müzisyen ve teknisyen ile çalıştı ve herbirinin “Come Closer” da unutulmaz izleri var. Albümün prodüksiyonu New York’ tan Los Angeles’ a, Londra’ dan İstanbul’ a uzanan heyecanlı bir süreç oldu. Doğu ve batı müziğinin uyumlu bir düet halinde bütünleştiği bu yeni albüm, Tarkan’ın ilk evrensel çalışmasıdır. Tarkan’ ın, yerleşmiş pop star kalıplarını kırarak, tümüyle “orijinal” tarzıyla yarattığı “Come Closer”, uluslarası müzik dünyasına Türkiye’den açılan ilk kapı olmuştur. Bu kapının ardında ise Tarkan için uzun soluklu bir yol görünüyo



  5. 5
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    KEREMCEM

    1977 yılının 28 Aralığında, Muğla'nın Milas ilçesinde ailesinin halen oturduğu evin oturma oadasında dünyaya geldi. Babasının deyimiyle 'kara kuru, çirkin' bir bebekti. Bunun nedeni doğumda göbek kordonunun boynuna dolanmasıydı. Nitekim büyüdükçe babasına göre babasına, annesine göre ise annesine benzemeye başladı. Ondan 4 yıl önce doğan ablası Beste'nin kardeş istemesi Keremcem'in dünyaya gelmesinin sebeplerinden biriydi. Kendi deyimiyle 'Erol Evgin gözlü' bir kardeş istemişti. O kadar olmasa da küçük gözlü bir kardeşi oldu. Kocasına sonsuz bir aşkla bağlı olan annesinin, oğluna onun ismi olan 'Cem' adını vermek istemesi, babasının iste 'Kerem' adında ısrar etmesi 'Keremcem' ismini oluşturdu. İsminin tam söylenmesi konusunda takıntılı olan annesi, Keremcem'in adını eksi söyleyen arkadaşlarını epey uğraştırdı. Müzikal altyapısını avukat babasının klasik müzikten, Türk sanat müziği ve Türk Halk müziğine uzanan zengin plak arşivi oluşturdu. Bir gün deniz kıyısında ayak parmaklarıyla oynayan oğlunu görüp, piyano çalmak istediğine yoran öğretmen annesi Keremcem'i 6 yaşında piyano derslerine başlattı. Fakat ders saatinin Şirinler çizgi filmiyle çakışması bu sevdanın kısa sürmesi için yeterli bir sebebpti.

    İlkokul yıllarını en iyi arkadaşı kuzeniyle, anneannesinin evindeki masayı uzay gemisi olarak kullanarak geçti. İzmir Özel Fatih Koleji’ndeki ortaokul tahsilinden sonra, gitarlada tanışacağı Muğla Turgut Reis Lisesi yılları başladı. Hard rock dinleyip kafa salladıkları, ucuz şarap içip sabahladıkları okul bahçesi müzikal değişimini sağladı. Müzik dinlemenin ötesinde, müzik yapmaya başlaması da kuzeni Görkemle birlikte oldu. Ergen yaz tatillerini geçirdikleri küçük balıkçı köyü Güllük’teki barlarda, bırakın parayı izin alarak çalıp söylemeye başladılar.

    Kendisinin söylediğine göre ilk şarkı söylemeye başladığında insanların yorumunu beğenmesine çok şaşırmış, ama zamanla alışmış ve takdir edildiği bu işi yapabildiği kadar devam ettirmeye karar vermiş. Tabii ki bunun üstüne gitmesinde karşı cinsin ilgisini kendisi de inkar etmiyor. Sahilde gitar çalıp şarkı söyleyen birinin kızlar üzerindeki etkisi tecrübeyle sabittir diyor.

    Lise son sınıfta yeni öğrendiği bilardo nedeniyle üniversite sınavını kazanamayınca, dersane için gittiği Ankara dönemi başladı. Şarkı yapabildiğini anladığı dönem Ankara’da geçirdiği 1995 senesidir. İçindeki bir dürtü müydü, yoksa tetikleyen bir ‘ilham’ mıydı bunu kendisinin de bilmediğini söylüyor ama hepsi sırayla oldu; önce evde bulduğu bir F.H. Dağlarca kitabındaki beğendiği şiirleri besteledi. İlk kendi deyimiyle ‘tam’ şarkısı olan ‘Elimde değil’ i İzmir’de ’96 da yaptığında aslında mutluluktan havalara uçmamıştı. Çünkü bunun ‘nizami’ bir şarkı olup olmadığına karar verememişti. Ta ki besteci arkadaşı Engin (Bozkurt) şarkıyı ilk dinlemesinin üstüne beş defa arrka arkaya söyletinceye dek.

    1996’da Ege ünüversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandığında hayatında müzik dışında yeni bir sayfa açılacağını düşünüp korktu ama mezun olduğunda üniversite yıllarının onu müzikten uzaklaştırmak yerine, daha çok müziğin içine çektiğini farketti. Gerek okul kermesleri, gerekse çıktığı gece mekanları, şarkı söyleyen birinin besini olan alkışları fazlasıyla vermişti.

    Şark yapmada en verimli senesi 2000 senesiydi. Şarkı üretmenin kendine göre yolunu bulmuştu: ‘kendi içine bakmayı’ öğrendi. Bu geçiş dönemi ilişkilerini ve ayrılıklarını biraz abartılı yaşamasına neden olduysa da bu duyguları ‘ilham’ olarak kullanmayı becerdi. İlk başlarda, hislerini bilerek ayakta tutarak, bestelerinde kullanmakla kalbine ihanet ettiğini düşünüyordu ama kendi deyimiyle ‘daha yaşamadığı olay, hissetmediği bir duyguyu şarkıya aktaracak kadar profesyonel olamamıştır’.

    Yıllarca birlikte müzik yaptığı arkadaşı Yunus (Adak) Keremcem’in İstanbul’a yerleşme arefesinde (2001) yeni yaptığı ‘Eylül’ isimli şarkıyı dinlettiğinde İstanbul macerasına daha bir anlam katmıştı.

    Müzik için İstanbul’a yerleşme fikrini açtığında, hayatının her döneminde, konu ne olursa olsun sonsuz destek veren ailesi onu yine şaşırtmadı ve maddi, manevi tüm desteklerini bu amaca seferber etti. Keremcem onlara gönül borcunu söyle anlatıyor: ‘Yaptığım her şeyi kendi başarım kadar ailemin desteğini haketmek için de yapıyorum, hedefim müzikal başarımın yanında bunun onlara vereceği mutluluktur.’

    Yonca Evcimik’le tanışması ise İstanbul’a gelişini kesinleştiren etken oldu. Kendi deyimiyle yonca ona ve şarkılarına inanan ilk profesyoneldi.

    Müzik piyasasına girdiğinde birkaç sonuca ulaşmayan yapım denemesinden sonra ki bunlar 3 senesine mal oldu, vazgeçmeyi hiç düşünmedi ama tam şevkini kaybetmek üzereyken yolu Aykut Gürel’le kesişti. Onun gibi iyi bir müzisyenin aranjörü ve aynı zamanda yapımcısı olması fikri o kadar çekiciydi ve gerek şarkı seçimi ve düzenleme tarzı, gerekse Aykut-Seden Gürel çiftinin arkadaşça misafirperverliklri, 3 yıllık keyifsiz periyodun ardından öyle ilaç gibi geldi ki, bu sinerji ilk albümün 3 ay gibi kısa bir sürede hazır hale gelmesini sağladı...



  6. 6
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    TAN TAŞÇI

    30.10.1981 Doğumlu Olan Tan, Bir Sanat Şehri Hannofer Hildeshaim de Dünyaya Geldi. Selma ve Yusuf Taşçı'nın Küçük oğlu olan Tan, İlkokula Ankara Arı Kolejinde Başladı. Lise Eğitimini İse Keçiören Lisesinde Tamaladıktan Sonra Polifonik Korolarda Uzun Süre Şarkı Söyledi. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yarı Zamanlı Korosuna Katıldı. Bunun Yanında Şan Dersleri Aldı. Engellenemez Müzik Tutkusu Onu Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera ve Şan Bölümünde Öğrenci Yaptı. Aynı Zamanda Halk Müziği, Sanat Müziği Korolarında Görev Aldı. Devlet Operasında Görev Aldı. Sahne Dersi de Gören Tan, 2004 Yılında Türkan Şoray ve Bulut Aras'ın Başrollerini Paylaştığı Mürüvetsiz Mürüvet İsimli Kısa Metrajlı Sinema Filminde Dimitri İsimli Yunanlı Bir Şarkıcıyı Canlandıran Rolü İle Çıktı Karşımıza. Bir Çoğumuz Varlığından Habersizken Eskişehirliler Onun Muhteşem Sesi ve Şarkılarıyla Coşuyorlardı. Her Tarzda Şarkı Söyleyip, Her Tarzda Müziği Dinleyen Tan, Müziğin Evrensel Bir Dil Olduğuna İnanıyor. Öğrencilik Yıllarında Gece Klüplerinde ve Çeşitli Organizasyonlarda da Sahne Alan Tan, 2005 Yazında Kendi Bestelerinden Oluşan Rica Ederim İsimli Albümünü Dokuzsekiz Müzik Etiketiyle Çıkardı. Rica Ederim İsimli İlk Albümü 10+1 (Remix) Parçadan Oluşuyor ve Tüm Söz ve Müzikler Kendisine Ait. Asla İsimli Parçası ve Klibiyle Birçoğumuzun Gönlünü Fethederken Rica Ederim, Kalbime Gömüyorum, Ağla Ağla ve Ben Her Bahar Mutsuzum Parçalarının Klipleriyle Ününe Ün Kattı. Albümünde Ayrıca Klip Çekmediği Zampara, Aç Kollarını, Büyü Yaptın, Yalvarırım ve Külliyen Yalan Parçaları Şimdiden Klasikler Arasına Girdi ve Lakabı Slow Şarkıların Prensi Oldu... "Uzun Bir Macera Bitti Mi, Yoksa Yeni Mi Başladı Bilmiyorum." Dedi ve Macerasına Kaldığı Yerden Çok Yakında Erol Köse Productıon Etiketiyle Çıkacak Olan 2. Albümüyle Devam Ediyor. Çıkarmaya Hazırlandığı 2. Albümü "Sana Böylesi Yakışır" 16 Parçadan Oluşuyor. Sevgililer Gününe Özel Çıkan "Aşkım Aşkım" ın Dışında "Sözümü Tutamadım", "Bıktım Senden", "Ziyan", "Yağdır Günahları Üstüme", "Sana Böylesi Yakışır", "Neler Neler", "Doğum Günü", "Belki Merak Etmezsin", "Kızılca Güneş" Gibi Sözü ve Müziği Kendisine Ait 10 Parça Bulunmakta...Ayrıca Çok Güçlü Sese Sahip Olan Sezen Aksu nun da "Geçer" Adlı Parçasına Yapılmış Bir Cover İle "Miracle (Mucize)" Adını Verdiği Bir İngilizce Parçasıda Yer Alıyor Başarılı Sanatçının Yeni Albümünde...



  7. 7
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    SERDAR ORTAÇ

    Serdar Ortaç, 16 Şubat 1970 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Kocamustafapasa'da ve ortaokul eğitimini Suadiye Lisesi'nde tamamladı..

    Liseyi bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandı. Bilkent Üniversitesi'ndeki tahsilini tamamlamadan üniversiteden ayrıldı.

    Bir sene kadar İstanbul'da özel radyolardan birinde program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Radyo programlarını dinleyen bir plak yapımcısı tarafından dönemin en büyük plak şirketlerinden biri olan RAKS ile anlaşma yapması teklif edildi. Böylelikle o güne kadar yazdığı şarkılarını, kendi sesi ile seslendirme şansını yakaladı ve ilk albümünü yaptı.

    1994 yılında ilk albümü "Aşk İçin" müzik dünyasına merhaba dedi. 'Kara Biberim' şarkısına çekilen video klip televizyonlarda en fazla gösterilen klipler arasındaydı.

    1996'da ikinci albümü olan "Yaz Yağmuru"nu yaptı. Albümün açılış parçası olan "Ben Adam Olmam"ın İspanyolca versiyonu "Loco Para Amar" Meksika radyolarında da çalındı. 3. Albümü olan "Gecelerin Adamı", 1998 senesinde çıktı.

    1999 yılında 4. albümü "Bilsem ki" yayınlandı. Albümde yer alan Asrın Hatası adlı şarkı o sene tüm gece klüplerinde, barlarda ve radyolarda en fazla çalınan şarkılardan biriydi. Şarkıyı seslendirmeyen hemen hemen hiç şarkıcı kalmadığı söylenebilir.

    2001 yılında daha önce başka sanatçıların albümleri için gerçekleştirdiği çalışmalarını 'Sahibinin Sesi' albümde topladı ve 5. albümü için yeniden stüdyoya girdi. Daha önce Sibel Can'ın seslendirdiği "Padişah" koca bir sene boyunca yılın en sevilen şarkısı oldu. Bu bestesi ile MİLLİYET yılın şarkısı ödüllerini aldı.

    6. Albümü "Okyanus" 2002 senesinde çıktı. Geceleri Yakıp, Je t'aime, Kabahat gibi şarkıları yine en gözde mekanların favori şarkı listelerinde yer aldı.

    7. albümü olan "Çakra"yı 2004 yılında sevenleriyle buluşturan Serdar Ortaç, bu albümle 807 bin üzerinde satış rakamı yakalayarak, 2005 MÜYAP Müzik Ödülleri töreninde En Çok Albüm Satan Sanatçı ödülüne layık görüldü.

    2005'in ilk haftasında 'Bu Şarkılar Kimin İçin' adlı Mavi Ağaç Yayıncılık'tan yayımlanan ilk kitabıyla hayranlarının karşısına çıkan Serdar Ortaç, yine aynı yıl Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde hem 'En Çok Albüm Satan Sanatçı' hem de 'En İyi Pop Erkek Sanatçı' kategorilerinde iki ödüle birden layık görüldü.

    8. Albümü Meafe'yi 2006 Yılı'nın Mayıs Ayı'nın ilk haftalarında piyasaya sürdü..

    Serdar Ortaç, 'Beste Fabrikası' olarak anılmakta, yazdığı ve bestelediği şarkılar her zaman en sevilen şarkılar arasında yer almaktadır... Haydarpaşa Meslek Lisesinde torna-tesviye bölümünde okudu
    17 şarkıdan oluşan bu albümün ilk klibini Son adlı şrakıya çekti


  8. 8
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    OĞUZHAN KOÇ

    13.05.1985’te Erzincan’da doğdu.8 yaşında Bursa Devlet konservatuarı hocalarıdan müzik eğitimi almaya başladı.Orta ul ve lisede amatör olarak tiyatro ile ilgilendi.Bir yandan müzik çalışmalarına devam eden Oğuzhan 2007 yılında Bkm Atölye Oyuncularına katıldı.Halen İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümünde öğrenimine devam etmektedir.Şu anda Çok Güzel Hareketler Bunlar komedi programında onu görmektesiniz.



    Kendini bildi bileli müzikle ilgilenmektedir.. 6 yıl kadar türk sanat müziği eğitimi almıştır.. sölediği şarkılara kendi nağmelerini katarak sizi sizden alabilir...

    Çakırkeyf grubundan ayrı olarak kendi solo albüm çalışmalarına başlamıştır.....çıkaracağı albümüyle de tüm Türkiye'nin onu ve şarkılarını çok seveceğinden grup arkadaşlarının hiç şüphesi yoktur...Tabi biraz endişe vardır ama kesinlikle bir şüphe değildir bu...korku mu? asla!...belki de kocaman bir kuşku...istanbul üniversitesi antropoloji bölümü öğrencisidir..

    internette dolaşan gül ki sevgilim adlı parça da kendisine aittir.

    Suanda
    hep oyunculuk hemde müzikle uğraşıyor.

    Çok Güzel Hareketler Bunlar programında oyuncu-yazar olarak tiyatro
    yasamına devam edıyor..
    daha şimdiden gül ki adlı şarkısı internet sitelerinden birçok insana ulaşmış durumdadır


  9. 9
    Genç.bjk
    Bayan Üye




    G
    ülben Ergen

    Gerçek Adı : Gülben Ergen Erdoğan
    Doğum Yeri : İstanbul
    Doğum Tarihi : 25 Ağustos 1972
    Eğitimi : Lise

    GÜLBEN ERGEN

    Pop müzik sanatçısı, eski model, sunucu, sinema ve dizi oyuncusu. Daha çok şarkıcılık ile ön planda olan sanatçı, sanat yönetmeni ve gazeteci Mustafa Erdoğan ile evlidir. Dadı dizisinde canlandırdığı Melek karakteri ve öncesinde çıkardığı Sade ve Sadece albümünü ile ünlenmiştir.

    Gülben Ergen ortaokulu Erenköy Kız Lisesi'nde, liseyi Kadıköy Ticaret Lisesi'nde okudu. 1987 yılında Hürriyet Gazetesi'nin düzenlediği Sinema Yıldızı Yarışması'nda ikinci olan Ergen liseyi bitirdikten sonra mankenliğe başladı.

    1988 yılında çekilen ve başrolünü Bülent Ersoy'un oynadığı Biz Ayrılamayız, Ergen'in ilk sinema deneyimi olmuştur. 1988 yılında bu defa Kartal Tibet'in yönetmenliğinde çekilen Deniz Yıldızı filminde Kenan Kalav ile birlikte başrolü paylaşmıştır. Bu filmlerden sonra Cüneyt Arkın ile Av, Eşref Kolçak'la da Kanun Savaşçıları filmlerinde yer alan Ergen kendisinden beş yaş büyük ağabeyini bir trafik kazasında kaybetti. 1994 yılında Maksim Gazinosu'nda İbrahim Tatlıses'in alt kadrosunda çıkan Ergen, Tatlıses'in Haydi Söyle adlı klibinde de yer aldı. Müzik kariyerine başlangıç yapan Ergen Nurdan Torun'un da alt kadrosunda görev aldı. Daha sonra İbrahim Tatlıses'in yönetmenliğini üstlendiği ve başrolünü oynadığı Fırat dizisinde yer aldı.

    Gülben Ergen Dadı dizisinde Sinem Kobal'la başrolü paylaştı.

    Ergen 1997 yılında ilk albümü Merhaba'yı çıkardı. Gümbür Gümbür Gülbence programı ile hayran kitlesini arttıran Ergen, 1998-2000 yılları arasında Marziye adlı dizide Marziye karakterini canlandırdı. 1999 yılında ikinci albümü Kör Aşık'ı çıkaran Ergen, 2000 yılında Show TV'de yayınlanan Haldun Dormen ve Kenan Işık ile birlikte Dadı adlı dizide Melek karakterini canlandırarak hayran kitlesini genişletti. 2001'de Gülbence adlı bir dergi çıkaran sanatçı, 2002 yılında Sade ve Sadece adlı bir albüm çıkardı ve 2003 yılında Hürrem Sultan dizisinde Hürrem Sultan'ı canlandırdı.

    Ergen kariyerinin ilk yıllarında bir tavernada çalışırken, tavernanın sahibi İlyas Atak ile aşk yaşadığı dönemde, cinsel ilişki sırasında videoya alınması ve bu kasetin İmar Bankası soruşturması sırasında Hakan Uzan'a ait olduğu belirlenen kasalardan birinde ortaya çıkması bir skandal şeklinde basına yansıdı. Daha sonra Yeşim Salkım, Hakan Uzan ile boşanmasının nedeni olarak Gülben Ergen'i göstermiştir. Mustafa Erdoğan ile evliliği sonrası olay gündemden kalkmıştır.

    Gülben Ergen 2004 yılı Eylül ayında Sultans of the Dance ve Anadolu Ateşi gibi çeşitli organizasyonlarda görev alan gazeteci ve sanat yönetmeni, Yılmaz Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan ile evlendi ve Erdoğan soyadını aldı. Aynı yıl Uçacaksın albümünü çıkaran Erdoğan, 2005 yılında herhangi bir projeye imza atmadı. 2006 yılında kendi adını taşıyan Gülben Ergen albümünü çıkaran sanatçı, aynı zamanda Gönül dizisinde oynamaya başlamıştır. 7 bölüm süren dizinin ardından, 18 Ocak 2007 tarihinde bir erkek çocuk doğuran Erdoğan, çocuğunun adını Atlas koydu 2007 yılı boyunca ailesiyle vakit geçiren sanatçı, suyun yanlış kullanımını önlemek için çekilen bir reklam için kamera karşısına geçti ve çeşitli basın toplantılarında bu konunun önemine değindi.

    2008 yılının Mart ayında 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılacak olan Türkiye Millî Futbol Takımı için yazdığı Ege Çubukçu ile düet yaptığı Avrupa / Milli Takım adlı şarkının da bulunduğu, Aşk Hiç Bitmez adlı bir albüm çıkardı. Mayıs ayında atv'de yayınlanan Gülben Ergen'le Sürpriz programını sunmaya başlayan Erdoğan, bir deodorant firmasının reklamlarında yer alarak uzunca bir süre sonra oyunculuğunu denemiş oldu. 2008 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Azerbaycan'ı temsil eden Elnur Hüseynov ve Samir Cevadzade'nin Day After Day şarkısı için Türkiye'de düzenlenen Azerbaycan'a destek konserinde Ruslana ve Yalın ile birlikte sahneye çıkan Erdoğan, gelirini Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışlayacağı Gülben'den Masallar adlı bir kitap çıkardı. 2008 yılı Rumeli Hisarı Konserleri'nde yer almak üzere anlaşan Erdoğan, uzun bir aradan sonra Eyvah 40 Yaşındayım adlı bir dizinin çekimleri için kamera karşısına geçti.


  10. 10
    Genç.bjk
    Bayan Üye
    EBRU GÜNDEŞ


    Ebru Gündeş, 12 Ekim 1974 tarihinde İstanbul´da doğdu.Konfeksiyon işçisi olarak çalıştığı yıllarda sesinin güzelliğini duyan bir tanıdık vasıtasıyla Neşe Demirkat´a götürülür. Amaç, Ebru Gündeş´in Allah vergisi güçlü sesini değerlendirmek ve müzik piyasasına kaliteli ve genç bir ses sunmaktır.Neşe Müzik Yapım, o günlerde henüz kurulmadığı için Neşe Demirkat, bu sesi değerlendirmeleri için Marş Müzik Yapım´ın o zamanki yöneticisi Koral Sarıtaş ve ünlü kemani ve besteci Selçuk Tekay´a yönlendirir onu.Gündeş, bu iki önemli müzik adamından da tam not alarak Marş Müzik Yapım´la anlaşır.
    Albüm hazırlıklarına başlamadan önce sahne tecrübesi kazanmak ve şöhret dünyasının büyüleyici dünyasına alışabilmek için bir süre Emel Sayın´a vokalistlik yapar. Güzel sanatçı, çok kısa sürede uyum sağlayarak ilk albümünün hazırlıklarına başlar.

    Ve 1993 yılında 'Tanrı Misafiri' adlı ilk albümü müzik dünyasına bomba gibi düşer. Selçuk Tekay´ın prodüktörlüğünü, Özkan Turgay´ın aranjörlüğünü yaptığı albümde Gündeş, ilk albümünde milyonluk satış rakamına ulaşır.
    Bu albümle birçok ödüle layık görülen Gündeş, 1994 yılından başlayarak Kral TV Video Müzik Ödülleri´nde 'En İyi Kadın TSM Sanatçısı' ödülünü üç yıl boyunca kimseye kaptırmaz.

    Ebru Gündeş, ilk albümün ardından hemen ikinci albümün hazırlıklarına başlar ve ertesi yıl 'Tatlı Bela' yayınlanır. Genç sanatçı, 'Tatlı Bela'da bu sefer ağırlıklı olarak slow ve romantik parçalar seslendirir.

    'Ben Daha Büyümedim' adlı üçüncü albümü 1995 yılında çıkar.Albüm, 'Fırtınalar' adlı ilk hitiyle ses getirirken Gündeş, 'Ben Daha Büyümedim' ve 'Çok mu Gördünüz' adlı parçalarla eleştirilere sitem eder.Bu albüm, Ebru Gündeş´in müzik hayatında Serdar Ortaç´la olan birlikteliğin de başlangıcı olur.

    'Kurtlar Sofrası' adlı dördüncü albümü 1996 tarihinde çıkar. Bu arada oyunculuk tekliflerini de değerlendiren Ebru Gündeş, albümlerinin ismini taşıyan televizyon dizilerinde başrol alır.

    İki yıllık bir aranın ardından 1998 yılında 'Sen Allahın Bir Lütfusun' adlı albümü müzik marketlerdeki yerini alır. Albüm, Selçuk Tekay´ın yanında Kerem Ökten´in yönetmenliği ve aranjörlüğünde gerçekleşir. Oniki şarkının yer aldığı albüm, Ebru Gündeş´in kendi tarzını sağlamlaştırdığı bir çizgidedir.

    Ebru Gündeş 2000 yılında hayranlarının karşısına yepyeni bir albümle çıktı. 'Dön Ne Olur' adını taşıyan bu albümünün stüdyodaki tanıtımı sırasında , basın mensupları önünde beyin kanaması geçiren Ebru Gündeş, bir süre hastanede kaldıktan sonra, uzun bir süre de dinlenerek hayranlarından uzak kaldı. Ancak hayranları ona olan sevgilerini albümüne yansıttılar ve Ebru Gündeş´in 'Dön Ne Olur' albümü milyon barajını geçerek büyük bir rekora imza attı. Tarık Ağansoy´un düzenlemelerini yaptığı albümde, genç söz yazarı ve bestecilerin de parçaları bulunuyor. Sezgin Büyük, Altan Çetin, Sinan Özşeker, Ertuğrul Polat, Hakkı Yalçın´ın yanısıra Sezen Aksu´nun unutulmaz 'Hata' parçası da albümde yer alıyor. Sanatçının alışılagelen çizgisini sürdürdüğü albümde bir de sürpriz yaptığı 'Deli Deli' isimli çocuk parçası da yer alıyor.

    Uzun bir süre dinlenme döneminin ardından, ilk konserini 11 Mart 2000 gecesi Bostancı Gösteri Merkezi´nde veren Ebru Gündeş, konserin tüm gelirini Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Vakfı Hastanesi Reanimasyon Kliniği´ne bağışladı.


  11. 11
    Genç.bjk
    Bayan Üye

    --->: bazı ünlülerimizin (yerli) hayatı

    Reklam



    SERTAP ERENER

    Sertab Erener 1964 yılında doğdu. İlk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Devlet Konservatuvar'ında eğitimine devam etti. Gelecek vaad eden bir soprano olması ve müziğe olan tutkusu ile 6 yıllık eğitiminde farklılığını ispatladı. Mezun olduktan sonra çeşitli gruplarda vokalistlik yaparak profesyonel müzik hayatına başladı. 1990'ların başında Sezen Aksu'nun deadesteğiyle adını duyurmaya başlayan Sertab Erener'in 1992'de ilk albümü Sakin Ol yayınlandı. Ardından 1994'de Lal ve 1996'da Sertab Gibi geldi. Bu ilk üç albümüyle toplam 2,5 milyon satan Sertab Erener Türkiye'nin en gözde şarkıcılarından biri haline geldi. Sertab Erener adı birçok uluslararası üne sahip isimle de birlikte anılmaya başlandı. Jose Carreras ile birlikte yaptığı düetle klasik müzikte de iyi bir yorumcu olduğunu gösterdi. Sertab Erener 1999 yılında dördüncü albümü Sertab'ı çıkararak Türkiye listelerinde 1.. Aynı dönemde Porto Riko'lu sanatçı Rick Martin, Sertab'la yaptığı düete albümünün Ortadoğu baskısında yer verdi.
    numaraya yerleşti


  12. 12
    Genç.bjk
    Bayan Üye

    BARIŞ MANÇO

    Konya ovasında yaşayan Mançozade adlı büyük bir aile, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması ile birlikte Rumeliye göç etmiş ve Selanik'e yerleşmiştir.
    Birinci Dünya Savaşına kadar Selanik'de yaşayan Mançozade ailesi, savaşın hayat koşullarını güçleştirmesi nedeniyle tekrar İstanbul'a göç etmiştir. Mançozade'lerden Mehmet Abdi bey İstanbul'da bir konağa yerleşmiş ve arkadaşının kızkardeşi olan Nimet hanımla evlenmiştir. Yıllar sonra Nimet hanım Barış Manço'nun "Gülpembe" şarkısının ilham kaynağı olacaktır. Cumhuriyet devrimlerini yaşayan aile soyadı kanunu ile birlikte Mançozade olan aile adlarını değiştirerek Manço soyadını alırlar. Abdi bey ile Nimet hanımın oğlu Hakkı bey, Rikkat Uyanık ile evlenir. Hakkı bey ile Rikkat hanımın ikinci çocuğu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço dur.

    Barış Manço, Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Manço ile birlikte 4 kardeştiler.2.Dünya savaşının sonlarında doğan Barış Manço, ailesinin savaşın bitmesine duyduğu özlem nedeniyle "Barış " ismini seçtiklerini söylemektedir. Döneminin Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat hanımla, Hakkı bey Barış 3 yaşındayken ayrılırlar. Babasının yanında büyüyen Barış Manço'nun çocukluğu Kadıköy'de geçmiştir. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal ilkokulunda tamamlamış, daha sonra Galatasaray Lisesine devam etmiştir. 10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesinden ayrılarak Şişli Terakki Lisesine gitmiş ve oradan mezun olmuştur. Aileden gelen yetenekle 2 yaşından itibaren şarkı söylemeye ve Ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır.
    Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Paris'e oradanda Belçikaya ağabeyi Savaş Manço'nun yanına gider. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisinde resim, grafik ve iç mimari okur. Lisede çok başarılı olmayan hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Galatasaray Lisesinde başlayan müzik hayatı, Belçikada da devam etti. 1969 yıllarında yurda döndüğünde Dağlar Dağlar şarkısını yaptı. Bu şarkı onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile bir ekol oluşturmaktadır.
    Barış Manço insan ilişkileri konusunda çok iyidir. Bağlantı kuramayacağı hiçbir canlı yok denebilir. Zaten daha sonraki yıllarda da yaptığı bir röportajında " Kendimi, toplumla diyalog kuran bir iletişim aracı olarak görüyorum" diyecektir. 1971 yılında askerlik yılları başlayacaktır. Askerdeki ilk ayları, hem ani olarak askere alınması, hem de diplomasına rağmen üniversite mezun olmasının tartışılması ve de saçlarının kesilmesi gerektiği nedeniyle çok keyifli başlamadı. Askerliğini Polatlıda Topçu asteğmen olarak yaptı. Askerliğin son ayları ise güzel dostluklar ve askeriye de bir dizi konserlerle üretken bir hale dönüştü. Askerlikten sonra yine bir dönem Belçika günleri araya girmektedir. Barış Manço, sıra dışı kıyafetleri, takıları, enterasan el hareketleri ve şarkılarına çektiği klipler ile bizleri şaşırtmayı sürdürmeye devam eder. Sanatçının görevinin biraz da şaşırtıcı şeyler yapmak olduğuna inanmıştı. Yıllar geçtikçe bu davranış ve biçimlerin onun özgün kişiliği olduğunu daha iyi anlayacaktık.
    18 temmuz 1978 yılında Kadıköy evlendirme dairesinde Lale Manço ile evlendi. Bu konuda da topluma örnek olmayı başaran Barış Manço, evliliğinde de İstanbul geleneğini sürdürdü. Bu evliliği, Lale Manço da 1998 yılında yaptığı bir röportajda " Barış içinde 23 yıl" diye tanımlıyor. Evdeki birliktelikleri, iş hayatında da devam eder, Lale Manço, televizyon programlarına yönetmen ve yapımcı olarak imzasını atar. Bu beraberliğe oğulları 19 Mayıs 1981 yılında Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984 yılında Batıkan Zorbey katılır. Dünya çocuklarının Barış abisi, kendi çocuklarıyla da iyi arkadaş olduğunu söylemektedir. Yoğun iş programı çocuklarını ihmal etmesine asla neden olmamıştır. Çocukları için en büyük öğüdü, yaptıkları işin en iyisini severek yapmaları gerektiğidir. Çocukları için tek kaygısının adam gibi adam olsunlar diye dile getiriyor ve hangi meslek olursa, tornacı bile olabilirler ama kendi deyimiyle onlar için "Doğukan usta, öyle bir vida sıkar ki başka türlü sıkar" denmesini arzu ettiğini söylemektedir. Doğu ile batının sentezini yapmıştı. Ona göre, doğunun herşeyi kötü, batının herşeyi iyi doğru bir kavram değildir. Oğullarına da Doğukan ve Batıkan isimlerini koyması doğu ve batının barış içinde olması dileğinden kaynaklanmaktadır.
    Barış Manço'ya göre Türkiyenin de bulunduğu konumun kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır. Bu konudaki duygularını ise, Japonya konserinde 20.000 Japon'un Türk bayrağı çıkartıp sallamasından televizyon başındaki 60 milyon insanın gözyaşları içinde izlemesi gibi heyecanlandığını ve gurur duyması ile ifade ediyor. Barış Manço yabancı ülkelerdeki çalışmaları için yaptığı değerlendirmede "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor, Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiyede bunun onda biri yapılmadı. Belçikada ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği onur ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçikanın en büyük gazetesi birinci sayfada yarım sayfa ayırdılar. Türkiyede 40 yıllık sanat hayatımda baş sayfaya çıkamadım" gibi serzenişte bulundu. Ne yazık ki yıllar sonra baş sayfada bulunma nedenin "ölüm" olması çok hüzünlü idi. Önemli olmaktan çok değerli olmayı tercih ettiğini söyleyen Barış Manço, duygusallığını seçtiği bir yaşam biçimi olduğunu vurgularken, kendi deyimiyle kuzey kutbunu da asla kaybetmediğini de sözlerine ekliyor. Rus romantikleriklerinden, Korsakof, Musolski ve Çaykoski den etkilenerek, evinin dekorasyonunda da romantik çağı, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başını yansıtan tarzı tercih etmişti. Türkiyedeki en uzun ve başarılı televizyon programlarını yaptı. 200' ün üstünde şarkısı ona 12 altın, platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçeye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliği hakkında bilgi vermektedir. Bu konuya başka bir örnekte Mısır da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı. En büyük arzusunun ansiklopediler de yer almak olduğunu söyleyen ve Barış Manço müzesi kurmak isteyen Manço, " 20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türküm, 20. yüzyılın Türk Müziğini yapıyorum" demektedir. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi