Umay Umay Röportajı

+ Yorum Gönder
Müzik Köşesi ve Sanatçı Tanıtımları Bölümünden Umay Umay Röportajı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Reklam

    Umay Umay Röportajı

    Reklam



    Umay Umay Röportajı

    Forum Alev
    Hayat,Aşk ve Umay
    Beş yıldır 'kendini ifade edemediği' tüm alanlardan uzak duran Umay Umay, yeni bir albümle geri dönüyor. Umay Umay aşkını, acısını, sanatını, yeni albümünü, anlamlarını, anlamsızlığını, hayatı anlatıyor...

    -Hayat muhalifi misiniz?


    Hiçbir zaman öyle olmadım.


    -Şarkılarınızda, kitaplarınızda, yazılarında hayata karşı bir meydan okuma var...


    O, hayata karşı değil, hayat diye yutturulan palavralara karşı. Palavra kimlikler, palavra hikayeler... Aslında benimki tepki de değil, bunlar komik geliyor bana. Zaten hiçbir zaman meydan okuyorum diye ortaya çıkmadım. Birileri benim meydan okuduğumu söyledi, ben de hayretle dinledim. Kendi doğalımı yapıyorum.


    -Şarkılarınızda hüzün var. Ama bu dik başlı bir

    hüzün...

    Hayatın beni başlattığı ve getirdiği yer içinde bir sarayda yaşamadım. Aslında hüzünlü olup olmadığımın da farkında değilim. Ama hüzne, acıya karşı meyilli bir ruh olduğum çok açık. Bu yazarak, yaşlanarak keşfettiğim bir şey. Anneannemin çok güzel bir lafı vardır; 'Acısı eksik olanın sevinci de eksik olur.' Aynı zamanda çok coşkulu, sevinç dolu bir insanım. Hüzün, acı çok gerçek, içe dönük şeylerdir. Zaten sanatın temelinde de içe dönüklük vardır. Belki sanatçı bir kalbe sahip olduğum için acı, hüzün, meydan okuma gibi şeyler bana yakıştırılıyor. Bunlar fark ederek yaşadığım şeyler değil.


    -Acılardan bir şeyler çıkartıyorsunuz diyebilir miyiz?


    Acı çok gerçektir. 'Güüm' diye oturur içinize. Sevinç iz bırakmaz, acı iz bırakır. Acıdan tat almıyorum ama hayatımda acı var. Sevinci acıdan daha çok seviyorum. Hayatla, kendimle alay etmeyi çok iyi beceriyorum. Kitaplarımda da şarkılarımdaki gibi acıyla değil kahkahayla meydan okuyorum. İçimde acıyla sevinç arasında çok yakın bir akrabalık var. Çok sevişen iki duygu.


    -Uzun bir aradan sonra yeni bir albüm hazırlıyorsunuz...


    Beş yıldır albüm çıkarmıyorum, televizyona çıkmıyorum. O insanlardan biri olmama isteği değil kendime koyduğum tavır. Çünkü bu, 'Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış' diye de algılanabilir. Durum aynen bu. Ama bir tavşan olarak küsmeyi, kimsenin haberi olmamasını göze aldım ve çok bilinçli bir şekilde önce televizyonu reddettim, sonra gazeteleri reddettim, hayat enerjilerime geri bir yolculuk başlattım. Ama bu kesinlikle onlardan biri olmadığımı göstermek için değildi. Çünkü onlar da benim için insan ve çok önemliler. Ama kendim olmak daha önemliydi. Kendimi oralarda ifade edemedim. Çünkü televizyon her zaman bir ülkenin palavrasıdır. Bu kalbi, bu heyecanı sokakta ya da televizyonlarda bulmadım. O yüzden kendimi korumak zorundaydım. Hiçbir şey anlamıyordum, bir salağa dönmüştüm. Yaptığım her televizyon programı, röportaj benden bir şeyler ***ürüyordu. Sonuçta da çok komik bir şey ortaya çıkıyordu: 'Anlaşılmaz kadın, marjinal kadın, aykırı kadın'


    -Gerçekten öyle misiniz?


    Bunların hepsi yalan. Dünyanın en anlaşılır, uyumlu kadınlarından biriyim. Anlaşamayacağım, sevişemeyeceğim kimse yok. Televizyona çıktığımda insanlar bana öcü gibi bakıyor ama Doğu'ya yolculuk yaptığımda herkes beni çok seviyor. Herkesin söylediği laf; 'Biz seni böyle bilmezdik.' Televizyonda kendimi ifade edebileceğim bir oda, durum, ışık yoktu. Kendimi korudum. Pop yapmamakta direndim. İki üç kez stüdyoya girdim. Olmuyordu. Çıkan her iş çok pop oluyordu.


    -Pop'a karşı mısınız?


    Popu reddetmiyorum. Aksine çok sevdiğim bir şey. Bugün Tarkan'ı sevmemek, sokaktaki çocuğu sevmemek demektir. Pop çok gerçek, anarşist, parçalayıcı bir şeydir. Her şeyi nasıl kullandığınız çok önemli. Popu da, televizyonu da adam gibi kullanabilirsiniz. Türkiye'de her şey gibi popun da vıcığı çıktı. Müzik artık pop dışı bir şey oldu, yaratık haline döndü.




  2. 2
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: Umay Umay Röportajı

    Reklam



    -Yeni albümünüzün tarzı nedir?

    Nekropsi'nin basçısı Patrick'le kreatif dil albümü yapıyorum. Bütün sıkıntımı, acımı, neşemi, hayatla nasıl ti geçtiğimi, nerede kanadığımı, kimi sevdiğimi, neden nefret ettiğimi anlatacak bir albüm için sözcüklere çok ihtiyacım var. Bu nedenle albümde melodiyi yok ettim. Çünkü bir şarkıcı olarak tanındım ama kendimi yazı yazan bir insan olarak tanımlıyorum. Kafayı oraya taktım. Sadece yazıyorum neredeyse. Sürekli içe dönüyorum. O yüzden artık yapacağım müzikler her zaman dil parçalayan işler olacak. Kendimi yazı yazan bir insan olarak tanımlarken dille de büyük problemim var. Çünkü dil aslında en ehil, uzlaşık alan. Bundan sonra kitaplarımda da konuşma dili kullanacağım. Hiyerarşik olan, aslolan, PR yapan, methedilen, bir ailenin içine sokulan hiçbir şey bana göre değil.


    -Yeni albümdeki şarkılara klip çekmeyi düşünüyor musunuz?


    Yalnız bir yere çekildiğim için o sektörden arkadaşlarım benimle daha çok ilgilenmeye başladı. Daha çok şarkı vermek isteyenler, bedava klip çekmek isteyenler. Ama ben kimsenin kendini temize çekme defteri değilim. Mete Özgencil'le bu defteri kapadım zaten. Herkesle çalışıp her türlü numarayı çekip kendini Umay Umay'la temize çekmesi defterini kapattım. Artık bir palavranın parçası olmayacağım. Hiç de olmadım. Bu ülkede yaşıyorsan, bir yere bok yağıyorsa, senin paçana değmemesi mümkün değil. Benim de paçama birçok bok değdi. Ama o bokları yıkadım bir daha değmesini istemiyorum.


    -'Aşk bana ------luğu sevmeyi öğretti' diyorsunuz, ------ nedir sizin için?


    Parlak, çok parlak, çok etkileyici...


    -Umay nelere aşık olur, aşkını nasıl yaşar?


    Her zaman durumunun, kendi hayatının erki olan erkeklerle beraber oldum. İlk kocam transfer kralı bir futbolcu; çok başarılı davulcular, müzisyenler, çok yi bir film yönetmeni... Nedense aşk ilişkilerimde tutup alnının ortasından vurabileceğim adamlar seçtim. Aslında hiç bana göre olmayan adamlar seçtim. Onlara deli gibi aşık oldum. Onların beni sevdiğinden daha çok sevdim onları. Ama aşklarımı erk psikolojilerden seçtiğimi fark ettiğimde çok güldüm. Çünkü bu da kendime oynadığım bir oyundu. Onlarla sadece savaşmak için seviştim. Geriye baktığımda sadece yaptığım savaşlara ve kendime aşık olduğumu düşünüyorum. Bundan sonra benimle beraber olacak erkeklere ya da kadınlara, çünkü aşta cinsel ayrımcılık yapamıyorum, Allah kolaylık versin.


    -Dostlarınız da erk insanlar mı?


    Dostlarım neredeyse hayat karşısında kırım kırım kırılmış, yani cesaretten ruhları yanmış insanlardır. Yalnızca aşk ilişkilerim için geçerli o erk. İnsan dostunu savaşmak için seçmez ki...


    -Ruhunuzu neler acıtıyor?


    Şu komik laf var ya, evrensel. Benim galiba evrensel acılarım var. Beni her şey üzebiliyor. Beni Kamboçya'daki savaş da üzebiliyor, Doğu'daki bir çocuğun yüzü de üzebiliyor, Bosna'yı izlerken de üzülebiliyorum. Dünyayla kurduğum bütün bağların acısını çekiyorum.


    -Çocukluğunuzu anlatan bir kitap yazmayı düşünüyordunuz...


    Vazgeçtim. Zaten çok içe dönük bir insan olamama rağmen çok dışavurumcu çıkışlarım var. Çocukluğumu yonta yonta yaptım. Sanki bir ağacın gövdesini kesip tırnaklarımla, dişlerimle, saçlarımla yontarak güzel bir kap haline getirdim. Şimdi o kabın içinden herkese kiraz yedirmek istemiyorum. Ama çocukluk her yerde kendini ele verir. Yazdıklarınız, söyledikleriniz, hareketleriniz, giyiminiz... Çok zeki gözler bir çocukluğu okuyabilir. Ama ben yazmayacağım.








  3. 3
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    -Beyoğlu...

    Okul. En basitinden Kemancı. Kemancı birçok insan için bir okuldur. Bizim bir okulumuz daha vardı, Airport disko. Beyoğlu'nun gecesi bir okuldu benim için. Tinercisiyle, zenginiyle, ------suyla, --------iyle, esrar satıcısıyla, şairleriyle, artistleriyle, tam bir okuldu, müthiş bir hayattı. Bir insanın hayat olarak başına gelebilecek en güzel şeydir Beyoğlu. Ve en zor yerdir. Orada kendini var etmek aslında çok kolay gibi görünür ama çok zordur. Beyoğlu'na insanlar gelir, kendini ayrıksı gösterir, güzel gösterir, yetenekli gösterir ama ufalanır giderler. Beyoğlu'nda ayakta kalmak, gerçekten doğurgan olabilmek çok zordur çünkü sürekli üstündedir. Sabah 5'ten önce bardan çıkamazsın çünkü çok güzel içiyorsundur, dans ediyorsundur, öpüşüyorsundur, eve geliyorsundur sevgilinle seks yapıyorsundur... Akşam kalkarsın, işe yetişirsin bilmem ne... Hem çok yorucu hem çok tatlıdır. Bu iki şeyin içinde kendini gerçekleştirebilmek çok zor. O okuldan herkes de mezun olamaz, çoğu insan vazgeçmiştir Beyoğlu'ndan. 5 sene 10 sene Beyoğlu'nda barlarda bir elinde gitar, bir elinde mikrofon, önünde defter olan sanatçı adaylarını ya da hayat orijini adaylarını orada 10 yıl sonra göremeyebilirsin. Benim okulum her zaman dans, müzik ve aşktır ve seks ve kalbim. O yüzden benim okulum orası. Orada soluyan hayatın vahşeti ve çekiciliği beni çok ilgilendirdi.

    Başka bir şekilde tarif edemem Beyoğlu'nu.








+ Yorum Gönder
umay umay şimdi ne yapıyor,  umay umay röportaj
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi