Çanakkale Şehitlerine......

+ Yorum Gönder
Eğlence ve Şehir ve İlçeler Bölümünden Çanakkale Şehitlerine...... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    TürkBuraks17
    Üye
    Reklam

    Çanakkale Şehitlerine......

    Reklam



    Çanakkale Şehitlerine......

    Forum Alev
    Çanakkale Şehitlerine


    Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.

    Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitab...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.

    "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına.

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecrâmiyle.

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan.

    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına.
    Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına.

    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebrîz etsem.

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultanı Salahaddin'i.

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran.

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla berâber gezer ecrâmı adın.

    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

    Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif ERSOY






  2. 2
    17Gençlik
    Emekli
    Reklam



    saol saol saol kardeşim benimm...







  3. 3
    driwer
    Üye
    sağol dostum aslımızı hatırlattın bize teşekkürler sana. Ayrıca birde Dur yolcu diye bir Efsanesi varya büyük üstad Mehmet Akif ERSOY'un(mekanı cennet olsun) onuda paylasırsan sevinirim.







  4. 4
    E_L_A
    Yeni Üye
    bu güzel paylasimlarinin devamini dileriz,ellerine saglik

  5. 5
    DOLUNAY
    Özel Üye
    Çanakkale Şehitlerine - 18 Mart Çanakkale Şehitler Günü Şiiri


    Çanakkale Şehitlerine


    Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
    Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
    Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
    Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
    “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
    Seni ancak ebediyetler eder istiab.
    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
    Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif ERSOY


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi