İstanbul Şiirleri 2

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden İstanbul Şiirleri 2 ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Reklam

    İstanbul Şiirleri 2

    Reklam



    İstanbul Şiirleri 2

    Forum Alev
    Bir Başka Tepeden

    Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
    Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
    Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
    Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

    Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
    Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
    Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
    Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

    Yahya Kemal




  2. 2
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: İstanbul Şiirleri 2

    Reklam



    Hayal Şehir

    Git bu mevsimde, gurub vakti, Cihangir’den bak!

    Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!

    Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;

    Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;

    O ilah isteyip eğlence hayalhanesine,

    Çevirir camları birden peri kaşanesine.

    Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka

    Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.

    Mest olup içtiği altın şarabın zevkinden

    Elde bir kırmızı kaseyle ufuktan çekilen

    Nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı

    Böyle ma’mur eder ettikçe hayal Üsküdar’ı.

    O ilahın bütün ilhamı fakat anidir;

    Bu ateşten yaratılmış yapılar fanidir;

    Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.



    Az sürer gerçi fakir Üsküdar’ın saltanatı;

    Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına;

    Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına,

    Ezeli mağfiretin böyle bir ikliminde

    Altının göz boyamaz kalpı kadar halisi de.

    Halkının hilkati her semtini bir cennet eden

    Karşı sahilde karanlıkta kalan her tepeden,

    Gece bir çok fıkara evlerinin lambaları

    En sahih aynadan aksettiriyor Üsküdar’ı.

    Yahya Kemal








  3. 3
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    İstanbul destanı

    İstanbul deyince aklıma martı denir
    Yarısı gümüş, yarısı köpük
    Yarısı balık yarısı kuş
    İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
    Bir varmış, bir yokmuş
    İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
    Anadolu`da toprak damlı bir evde
    Gülcemal üstüne türküler söylenir
    Süt akar cümle musluklarından
    Direklerinde güller tomurcuklanır
    Anadolu`da toprak damlı bir evde çocukluğum
    Gülcemalle gider İstanbul’a
    Gülcemalle gelir
    İstanbul deyince aklıma
    Bir sepet kınalı yapıncak gelir
    Şehzadebaşı`nda akşam üstü
    Sepetin üstünde üç tane mum
    Bir kız yanaşır insafsızca dişi
    Boyuna bosuna kurban olduğum
    Kalın dudaklarında yapıncağın balı
    Tepeden tırnağa arzu dolu
    Sam yeli söğüt dalı harmandalı
    Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
    Şehzadebaşı`nda akşam üstü
    Yine zevrak-ı derunum
    Kırılıp kenara düştü
    İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
    Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
    Cezayir marşı gelir
    Dört başı mamur bir gelin odası
    Haraç mezat satılmakta
    Bir gelinle güvey eksik yatakta
    Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
    Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
    Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
    Paslı Acem kılıçları
    Amerikan kovboyları
    Eller yukarı
    Ne kadar da beyaz elbiseleri
    Amerikan deniz erleri
    Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
    Sütten duru buluttan beyaz
    Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
    Yakışmaz
    Ama harbederken onlara
    Bambaşka elbiseler giydirirler
    Kan rengi, barut rengi, duman rengi
    Kin tutar kir tutmaz
    İstanbul deyince aklıma
    Kocaman bir dalyan gelir
    Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
    Gerinir Beykoz’da
    Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
    Dalyanda kırk tane Orkinos
    Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
    Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
    Denizin içinde ağaçlar devrilir
    Kan çanağına döner dalyanın yüzü
    Camgöbeği yeşili bulanır
    Bir çırpıda kırk Orkinos
    Reisin sevinçten dili dolanır
    Bir martı gelir konar direğe
    Atılan Kolyosu havada yutar
    Bir başkasını beklemez gider
    Balıkçı gülümser tatlı tatlı
    Adı Marikadır bu martının der
    Her zaman böyle gelir böyle gider
    İstanbul deyince aklıma Adalar
    gelir Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
    Çalımından geçilmez altmışlık madamların
    Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
    Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
    İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
    Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
    Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
    Galata kulesine varır
    Bir sürü çocukları olur
    İstanbul deyince aklıma
    Tophane`de küçücük bir sokak gelir
    Her Allahın günü kahvelerine
    Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
    Kimi dilenecek dilenmesine utanır
    Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
    Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
    Çöpçü olmuştur bugüne bugün
    Kiminin sırtında perişan bir küfe
    Kiminin sırtında nakışlı semer
    Şehrin cümbüşüne katılır gider
    Kalın yağlı bir kolana koşulur
    Piyano taşırlar omuz omuza
    Kendinden ağır yükün altında adamlar
    Balmumu gibi erir dururlar
    Sonra kanter içinde soluk alırlar
    Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
    Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
    Nazdan nazik çiniden bilezik eller
    Derken
    Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
    Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
    Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
    Gamı şadiyi felek
    Böyle gelir böyle gider
    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
    Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
    Bulutlar atılır top top pare pare
    Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
    Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
    İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm
    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Kanımın karıştığını duyarım ılık
    ılık Memleketimin insanlarına
    Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
    Ben de bağırırım birlikte
    Avazım çıktığı kadar
    Göğsümü gere gere
    Ver Lefter`e yaz deftere
    Stadyum gelir
    İstanbul deyince aklıma
    Binlerce insanın aynı anda
    Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
    Heybetini düşünürüm
    Birbirine eklenir kafamda
    Binler yüzbinler milyonlar
    Sonra bir mısra havalanır ürkek
    Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
    İstanbul deyince aklıma
    Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
    Şimdi Orhan Veli gelir
    Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
    Demindenberi senin tadın senin tuzun
    Senin şiirin senin yüzün
    Yaralı bir güvercin misali Başımın üstünde dolanır durur
    Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
    Neresine mi arayan bulur
    Erbabı bilir
    Deli eder insanı bu şehir deli
    Kadehlerin çınlasın Orhan Veli
    İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
    Burgaz adasında kıyıda
    Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
    Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
    İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
    Bütün İstanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
    Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
    Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
    Ziba mahallesinde gece yarısı
    Sabaha Galata’dan geçer yolları
    Maytaba alacakları tutar kahvede
    Zararsız bir deliyi
    Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
    Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
    Sonra oturup sessizce ağlarlar
    İstanbul deyince aklıma
    Sait Faik gelir
    Taşında toprağında suyunda
    Fakirin fukaranın yanıbaşında
    Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
    Kıldan ince kılıçtan keskin
    Hep iyiden güzelden yana
    Hep kimsesizlerin
    İstanbul deyince aklıma
    Said`in son yılları gelir
    Hey Allahım en güzel çağında Said`e
    Dört beş yıl ömrün kaldı denir
    Sait Sait olur da nasıl dayanır
    Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
    İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
    Bir zehir yeşilidir açılır
    Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
    Bir yeşil ki kasıp kavurur
    Küçük mavi çocuk
    İhtiyar balıkçı
    Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
    İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
    Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said`in şiiri
    İstanbul deyince aklıma
    Sabiyem gelir
    Sabiyem boynundan büyük bir demetle
    Sarıyer`den gelir Pendik`ten gelir
    Bahar nereden gelirse velhasıl
    Sabiyem oradan gelir
    Ne delidir ne divane
    Aslını ararsan çingenedir
    Tepeden tırnağa güneştir
    Topraktır
    Anadır
    Analar içinde bir tanedir
    Biri sırtında biri memesinde biri karnında
    Karnı her daim burnundadır
    Canını mendil gibi takar dişine
    Yürekten birşeyler katar işine
    Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
    Alçakgönüllüdür Sabiyem
    Hem maşa satar, hem göbek atar
    Ver bir çeyrek güzelim der
    Neyse halin o çıksın falin
    Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
    Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
    Görürüm üryamda bir sarı yılan
    Cenabet uğraşır durur benimlen
    Uyanır bakarım benim bebeler
    Yatağın ucuna kaymış
    Ayağımın parmaklarını emer
    İstanbul deyince aklıma
    Bir basma fabrikası gelir
    Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
    Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
    Kanter içinde mahzun
    Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
    Fabrikada pencereler tavana yakın
    Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
    Dışarda ağaçlar dizi dizi
    Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
    Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
    Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
    Dışarda dışarda dışarda
    Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
    Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
    Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
    Kötü kötü düşünüyor
    İpeğin akışına doyum olmaz
    Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
    Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
    Bir top Amerikandan neler çıkmaz
    Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
    Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
    Gülsüm`ün gözleri kamaşır
    Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
    Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
    Gülsüm`lerin sürüsüne bereket
    Yerine bir Gülsüm`cük bulunur elbet
    Gider Gülsüm gelir Gülsüm
    Azrail ettiğin bulsun
    İstanbul deyince aklıma
    Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
    Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
    Samsun`dan Sürmene`den Sinop`tan
    Yaz demez kış demez mutlaka gelir
    Kirli yelkeninde yeni bir yama
    Demirinin pası gelir dilime
    Nabzımda duyarım motorunun hızını
    Canımın içine sokasım gelir
    İri kalçaları pullu denizkızını
    İstanbul deyince aklıma
    Takalar gelir
    Alçakgönüllü kalender
    Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
    İstanbul deyince aklıma
    Koca Sinan gelir
    On parmağı on ulu çınar gibi
    Her yandan yükselir
    Sonra gecekondular gelir ardısıra
    İsli paslı yetim
    Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim

    BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU








  4. 4
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    İSTANBUL'U DİNLİYORUM

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar, ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda,
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Kuşlar geçiyor, derken
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda
    Bir kadının suya değiyor ayakları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Serin serin Kapalıçarsı
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
    Los kayıkhaneleriyle bir yalı
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Bir şey düşüyor elinden yere
    Bir gül olmalı
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
    Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
    Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vurusundan anlıyorum
    İstanbul'u dinliyorum.

    ----


  5. 5
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Canım İstanbul

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canim;
    Vatanim da vatanim...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
    Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...

    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul’da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir katibi mi...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
    Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
    Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

    Gecesi sümbül kokan
    Türkçe’si bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul...

    Necip Fazıl Kısakürek


  6. 6
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel

    Pençe-i Âlî`deki şemşîr aşkına
    Gülbang-ı âsmânı tutan pîr aşkına
    Ey leşker-i müfettihü`l-ebvâb vur bugün
    Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına
    Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün
    Gelmiş bu şehsüvâr-i cihângîr aşkına
    Düşsün çelengi Rûm`un, eğilsün ser-i Firenk
    Vur Türk`ü gönderen yed-i takdîr aşkına
    Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
    Fecr-i hücûm içindeki tekbîr aşkına

    Yahya Kemal Beyatlı


  7. 7
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?..
    Küskün duruyorsun.
    Bir şey kuruyorsun.
    Seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle:
    Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?..
    Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
    Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin
    Bir sâha-i nilî.
    Ey neyyir-i leylî,
    Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin
    Bir şeb ki, zîrinde küsûfun,
    Seyrangehi olmakda tuyûfun.
    Mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl..
    Bir âh-ı müebbed.
    Hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl,
    Ey şi’r-i muakkad
    Yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab
    Atîde görünmezse o mâzideki mehtâb
    Olmazdı sabahın da yarın gülmeye meyli
    Pîşinde bu dîdar-ı mahûfun.
    Kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b;
    Oldum sanıyordum Melekü’l Mevt ile hem-hâb


    Abdülhak Hamid Tarhan


  8. 8
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Sevgisi içimde yaşayıp duran
    Nazlı güzellerin şirin İstanbul
    Hayali kafamda hükümdar süren
    Görmez gözlerime görün İstanbul

    Ortasında deniz kenarlar kara
    Bu dünyada cennet olmuş kullara
    Mehtapta sandallar ne hoş manzara
    Sahildir yayladır yerin İstanbul

    Gemilerin gelir peşi peşine
    Şöhretin yayılmış hudut dışına
    Ayrı bir güzellik başlı başına
    Sevgi muhabbetin derin İstanbul

    Fatih Mehmet Sultan temeli kurdu
    Ondan sonra oldu Türklerin yurdu
    Edirne'den gelen o büyük ordu
    Ayyıldız bayrak nurun İstanbul

    Denizler kilidi boğazların var
    Dünyaya haykıran avazların var
    Yılmaz Türk Ordusu şahbazların var
    Ferah tut gönlünün serin İstanbul

    Dünya güzelliği sendedir mevcut
    Hususi özenmiş yaratmış Mabut
    Herkesin gönlünde vardır bir maksut
    Halis Türk maksadın varın İstanbul

    Edipler şairler yetişmiş sende
    Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende
    Bir aciz kimseyim Veysel'im ben de
    Seversen olayım yarin İstanbul


    Âşık Veysel Şatıroğlu


  9. 9
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Hangi ayazmadan su içsen
    Başında kaç batın
    Susuzluktan ölmüştür

    Iğrıpları çekmeye gör
    Boğazda her balığa
    Bir ------ gömülmüştür

    Dinmişse
    Saraylarda düğünler
    Harem ağası gülmüştür

    Yangın yerlerinde tekbir
    Yoksulların
    Canevinden dökülmüştür

    İstanbul
    Çağların görmekten korktuğu
    Düştür

    Talât Sait Halman

  10. 10
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Niksar'da evimizdeyken
    Küçük bir serçe kadar hürdüm.

    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Mevsimler ne çabuk geçiverdi
    Unutmak, unutmak, unutmak.

    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Yine kamyonlar kavun taşır

    Fakat içimde şarkı bitti.


    Cahit Külebi


  11. 11
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: İstanbul Şiirleri 2

    Reklam



    Caddelerden İstiklâl caddesi
    Havuzdur da havuzdur
    Kadınlar da ördekleri
    Dalaşır şıpıdak şıpıdak

    İstiklâl Caddesinde dükkanlar
    İki yandadır da iki yandadır
    Vitrinlernen incik boncuk
    Şıkırdaktır da şıkırdaktır

    İstiklâl Caddesi dediğin
    Antep kilimine benzer
    Beyazlar yeşiller karalar
    Fırıldaktır da fırıldaktır

    İstiklâl Câddesinde dullar
    Cımbızlarıyla dolaşır
    Baldırnan eksik eteknen
    Fıkırdaktır da fıkırdaktır

    Akşamları İstiklâl Caddesinde
    Çiçekler kokulanır da kokulanır
    Karanfillernen afişler
    Kıkırdaktır da kıkırdaktır

    Caddelerden İstiklâl Caddesi
    Uzundur da uzundur
    İstiklâl Caddesinde bekârlar
    Dolaşır şıpıdak şıpıdak


    Salâh Birsel


  12. 12
    BERKİTO
    Yeni Üye
    güzel çalışma olmuş elinize sağlık

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi