En Güzel Aşk Şiirleri

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden En Güzel Aşk Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    TheSaw
    Üye
    Reklam

    En Güzel Aşk Şiirleri

    Reklam



    En Güzel Aşk Şiirleri

    Forum Alev
    guzel-ask-siirleri.jpg

    ANLAR MISIN?

    Gökyüzünde parlayan yıldız,
    Derdim desem anlar mısın ?
    Kalbim O'nun için yanar,
    Yanar desem anlar mısın ?

    Yoksa sen de benim gibi
    Bir hayırsız yar elinden
    Gece-gündüz ağlar mısın ?

    Neye baksam,karşımda "O"
    Ekmeğimde Aşımda "O"
    Dertli,garip başımda "O"
    Sevdim desem anlar mısın ?

    Yoksa sen de benim gibi
    Bir hayırsız yar elinden
    Gece-gündüz ağlar mısın ?

    Gündüzlerim,gece oldu,
    Gülen yüzüm,yaşla doldu,
    Görmeyeli aylar oldu,
    Hasretimi anlar mısın ?

    Ahmet Ünal Çam




    Ben Sana Mecburum

    Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum.

    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski İstanbul mudur
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun.

    Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
    Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
    Durup köşe başında deliksiz dinlesem
    Sana kullanılmamış bir gök getirsem
    Haftalar ellerimde ufalanıyor
    Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    Ben sana mecburum sen yoksun.

    Belki haziran da mavi benekli çocuksun
    Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
    Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
    Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Bu kurtlar sofrasında belki zor
    Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Sus deyip adınla başlıyorum
    İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    Hayır başka türlü olmayacak
    Ben sana mecburum bilemezsin.

    Attila İlhan




  2. 2
    TheSaw
    Üye
    Reklam



    Hani...yeşillikler içinde mulu,
    Gül yorgunu bahçeler vardır!...

    Bahçe bana,
    Gül sana benzer....

    Çiçekler sevdalıdır dallara,
    Dallar ışıl ışıl baharlara...

    Bahar bana,
    Çiçek sana benzer...

    Bu şehri terk-i diyar ederim;
    Alır başımı giderim...

    Gurbet bana,
    Düş sana benzer....




    Her Şey Sende Gizli



    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

    Kanatların çırpındığı kadar hafif..


    Kalbinin attığı kadar canlısın,
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...



    Sevdiklerin kadar iyisin,
    Nefret ettiklerin kadar kötü..



    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..



    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..



    Gülebildiğin kadar mutlusun.
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin



    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin...



    Seninle Olmak Vardı...
    Şimdi seninle olmak vardı gülüm
    Seninle demlemek zamanı,
    Geçen günlerin inadına
    Seninle yaşamak bugünü, yarını...
    Başkaldırmak bakışlarımla kör bir vakit,
    Bin hınç ile sarılmak boğazına çaresizliğin
    Boğmak,
    Parçalamak
    'Cızz' etmeden yüreğim...
    Ve bütün engellere rağmen
    Döküp ortaya ne varsa,
    Ne varsa yakmak sensizliğe ait...

    Çekip aralamak zaman perdesini
    Umutların gözlerinden yol geçirmek,
    Bir adıma indirmek mesafeleri
    Son bir şansımı denemek
    Önümde ateşten barikat,
    Arkamda kulak asmadığım 'Dur' ihtarı.
    Soluk soluğa koşmak sana
    Beni sana getirmek...
    Simdi seninle olmak vardı gülüm...








  3. 3
    TheSaw
    Üye
    BEN AŞKIM


    Ben aşkım
    fitarihinde muhtelif cömertlikler doğurdu beni
    hayatın kıpırtısıdır yüreğimi kancalayan atılgan düşlerime
    hiçbir kalemin çizemediği bir yeryüzüm var –saklıdır–
    iyi hal üzre yoğunlaştıkça kalbim
    ayın rahminde rahmana açılan eller benim elimse
    aşkımı söylemeye bu can az gelir.

    Ben aşkım
    şair körfezime tabiat imge taşır ben ceylan adım
    şiirim yılan kabuğunca soyunur suya nakşeder kuytulardan
    usandıkça girerim kemik köprülerimin kıl besleyen evine
    düşe-kalka tozuturum gövdemi sana karşı
    okurum yastığıma yazılmış gül cengini kâlû belâdan beri
    çavdar ekmeğine varınca bir sarı anka
    çaprazlanmış bir aşkı yürürlüğe sokarım.

    Ben aşkım
    gümrah gözlerimde harfi harfine sen varsın
    kıyamet arşivinde yağmurlanmış bu gözlerimde
    çok muhacir olmuş süryani ilinde kıyama durmuş
    utanmış arınmış yanmış velhasıl
    ve benim kükremiş zamanımda ölçmüş kendini
    bir nişan almış azrail örtülü namus gelincik
    evcil tutmuş isyanları kendinde şahan kıymış
    esmiş yemenlere eşkiya rüzgârlarla ve bana doğru
    üç usul devenin ümmi çobanı aşkımın selâmı
    veysel karani.

    Ben aşkım
    kimse dolduramaz bu fukara isteğimi karşılanmış sevdayla
    zenci bir çocuğun göz aydınlığında kokar dururum
    kokar dururum eğrelti kalmış yontulmamış zamanda
    uçtukça havalandıkça bütün bu kuşlar ve aramakla sözlü ben
    hamd ü senalarımı göklere düğümlerim
    sevgilim bozdikenler içinde rüya yollayan hür ağzımla
    bir akkuşun uçuşundan inanç emerim.

    Ben aşkım
    işte böyle bir tutam köz koyarken kalbime serinkanlı
    ferah kentler adına hicretlerim gitgide çoğaldıkça
    yakup bir gözde anneler anneleri hep bekledikçe varım
    ve bütün yollarım hakka çıktıkça çekingen kırlangıçlar örneği
    filintam elimde namlu kaldıkça
    ben aşkım.

    Ben aşkım
    kardeşim söz atmış mercan benzerliklerle
    çemrenmiş gömleğimde açık ve gerili pazım
    bu uyanık göbeğim alanlarda attıkça
    öpüşler kovalarken sizi inci kızlarım
    demir atacağım bulutların ardından menekşeler kentine
    umuda yakı yaktım
    ben aşkım yavrum.

    ISSIZ OZAN





    KAR DİLİYLE SEVİYORUM SENİ

    şimdi sokaklar kar diliyle konuşuyor;şairler de
    farkındayım aşksız yaşadığımın,fotoğraflarım
    bir kez daha sıyırıyor alnımı;şarkıların diline düşmüş
    gençliğim
    bazan yağmurun adını çağırıyor içimdeki mahpusluk
    bazan hayra yoruyorum hayatımı
    usta bir karanfil yakalıyor saçlarımdan-şehri gözetleyen
    dikbaşlı çocuklar
    sonra kar diliyle çorap söken kadınlar-hazan abla
    bir çay içimi molasında
    elma! elma!
    elma!
    benim de şakaklarımda bir çapkınlık
    günün ortasında mahşer sevinci-babam
    ve sanki sinema biletimdeki koltuk
    akşama heryer yarılmış
    düşlerin ve karıncaların yolu ayrılmış
    ve biliyorum şahlar da ölüyor-dişlerinin kısmetinde
    memleket havaları
    sevgilim bize kar diliyle bu yalnızlık ayrılmış
    bir yanı yaşamak biryanı
    senin de adın kar diliyle çağrılmalı
    gecenin yüreği büyüsün diye,sevgilim
    saçlarına kardan meç yapılmalı,gözlerin gözlerin...gözlerin....
    bakarken sürgün günlerimin erkekliğinden
    birşeyler hatırlatmalı....

    ISSIZ OZAN






    KESKİN KILIÇ YARALARI VAR YÜREĞİMDE

    Bağışla beni sevdalım
    Seni incitmek istemezdim
    Keskin kılıç yaraları var yüreğimde
    Avuçlarımda sayısızca nasırlar
    Dermansız kalmışım ülkemde
    Bir o kadar sahipsiz

    Sabrında bir sınırı var elbet

    Prangaların uyuduğu bir gecede
    Çıkmak isterdim gökyüzüne
    Haykırmak isterdim Sevdamı Sevgiliye
    Bulutlarla ağlamak kuşlarla gülmek isterdim.

    Ve yıldızların sinesine yaslanıp uyumak...

    ISSIZ OZAN








  4. 4
    TheSaw
    Üye
    BİTEN BİR ŞARKIYA

    yeniden bir şeyler yazmak istiyorum, yeni şeyler
    kargışlanmamış bir şeyler
    nehrin kızını yazmak istiyorum nehri öpen dudaklarını
    kaçak bir güvercin oluyor yüreğim, bir rüzgar
    güz, hırkama altın ışıklar bırakıyor, kendimi şehre bırakıyorum
    ve yüzümü çiğ düşmüş kelebek kanatları sarartıyor hasta kızlar, kör bekçiler
    sonra alışıyorum ben de posta katarını gözleyip telefonların kırık diline
    hoşçakalın çocuklarım hoşçakal karım ama beni unutmayın derken
    bir tül çekiiliyor gözlerimize, ıslak otlara atılmış sevgili resmi gibi
    ey çocuk, ey nehrin kızı, bir dilek sun, bir kalp yarala, bir sepet
    zerdali çiçeği taşı bu yaşlı gökyüzüne.

    ISSIZ OZAN





  5. 5
    TheSaw
    Üye
    BELKİ DE YAKINIMDA HİSSETMEK SENİ

    Herşeye yeniden başlamak istiyorum istiyorum,
    Benim için üzülmeni, "Sigarayı bırak" demeni.
    Eskisi gibi sana yakın olmak istiyorum,
    Tekrar yaşamak istiyorum o güzel günleri.

    Çok sevdiğin o filmi izlemek istiyorum.
    Ama yine eskisi gibi hiç izlememeyi.
    Önce başını omzuma koymanı istiyorum,
    Yavaş yavaş yaklaşmayı eskisi gibi.

    Kolumu yine omzuna atmak istiyorum,
    Bir süre birlikte sessizce beklemeyi.
    Yanağına kocaman bir öpücük kondurmak istiyorum,
    Koklamak istiyorum o güzel tenini.

    Birbirimize iyice yaklaşmamızı istiyorum,
    Hissetmek dudaklarını, eskisi gibi.
    Engeller olmadan her şeyi yapmak istiyorum,
    Belki de yakınımda hissetmek seni.


  6. 6
    TheSaw
    Üye
    O YATAĞIN DİĞER UCUNDA

    Eski bir dosttun benim için sen
    Yalnızlığımı paylaştığım telefonda
    Hiç bir zaman bıkmazdım senden
    Yerin doldurulamazdı hayatımda

    Benim için her şeye katlandın
    Hep fazlasını verdin bana
    Çekip gitmekte bile haklıydın
    Ben hiç layık olamadım sana

    Herşeyi paylaştık sen ve ben
    Dost da olduk seninle düşman da
    Güzel bir anısın artık sen
    O yatağın diğer ucunda



    BAKIŞLARIN

    Gecelerce aklımdan çıkmadı
    Sanki rüyalarımda bir parçaydı
    Sen artık yanımda olmasan da
    Bakışların hep aklımda

    Yanımda olmandı hayatın anlamı
    Kim unutabilir ki yaşadıklarımızı
    Gözyaşlarımın tuzu dudağımda
    Bakışların şimdi bile aklımda

    Sessizliği bozar bir aşk şarkısı
    Der ki: "O hiç unutulmamalı"
    Yaşamaya çalışırken yokluğunda
    Bakışların hala aklımda



    ESKİ SEVGİLİYE

    Şehirlerarası bir yol ve çalan ayrılık şarkıları
    Yıllardır bana seni çağrıştırıyor seni hatırlatıyor
    Ne yapsam bakışların bir türlü aklımdan çıkmıyor
    Sen oluveriyor uzaktan gözüken köy ışıkları

    Sonu gelmeyen bir yol gibisin sen benim için
    Sevgini de istemiyorum artık iki sene önceki
    Unutmalıyız senin de dediğin gibi maziyi
    Çıkmalı aklımdan o bir kaç günkü güzel sözlerin

    Uzun bir dönem hayatıma hep sen yön verdin
    İlk senin tenine dokundum dokunulmuş olsa da
    Verdiğin tadı vermedi başkaları hayatıma
    Önce bana yüz verdin ama sonra çektin gittin

    Artık ne tenine dokunmak istiyorum senin
    Ne de dudaklarını hissetmek dudağımda
    Artık sadece görmek istiyorum karşımda
    Unuttun ama müptelasıyım ben muhabbetinin



    Bekleyenler İçin


    Bir ayak sesi duymayayım
    Kapıya koşuyorum
    Gelen sen misin diye
    Bir siyah saç görmeyeyim
    Yüreğim burkuluyor
    Ağlamaklı oluyorum
    Her şey bana seni hatırlatıyor
    Gökyüzüne baksam
    Gözlerinin binlercesine görürüm
    Bir rüzgar değse yüzüme
    Ellerini düşünmeden edemem
    Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
    Tadı senden gelir
    Yediğim yemişlerin
    İçtiğim içkilerin
    Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
    Bu emsalsiz hüzün
    Seni beklediğim içindir

    Resmine bakamaz oldum
    Uykulardan korkuyorum artık
    Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
    Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
    Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
    Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

    Ve şu saat geldiğin anda
    Durabilir sevincinden
    Zaman çıldırabilir
    Çünkü benim dünyamda
    Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
    Bir çocuk dogmayı bekler
    Bir ağır hasta ölmeyi
    Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
    Yalnız bir kadın sevilmeyi
    Ve düşün ki bir adam
    İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
    Seni bekler
    Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

    Sen gelinceye kadar
    Pencerem kapalı duracak
    Rüzgar gelmesin diye
    Artık perdeleri açmayacağım
    Gün ışığı girmesin diye
    Sonra kahrolacağım
    Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
    Ve günlerce gecelerce haykıracağım
    Nerdesin diye, Nerdesin?
    Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
    Biliyorum
    Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
    Yıllarca sonra
    Öldüğüm gün bile gelsen
    Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
    Çocuklar gibi sevineceğim
    Kalkıp sarılacağım ellerine
    Uzun uzun ağlıyacağım.

    Ümit Yaşar Oğuzcan


  7. 7
    TheSaw
    Üye
    yeniden denemelere gebe
    kutsal bir şans gibi
    bırakmaktansa
    açık
    tüm yollarımı
    sana çıkan..
    birden
    bir sonu seçtim
    ben
    içinde
    seni bulundurmayan..

    ben
    ki yani şimdi o gitti senle,
    sessiz bir vedayı
    seçtim
    karanlığında bir gecenin
    hiç mahal vermeden
    öksüz bir vuslata...
    ben...
    senle,
    senden gittim...



    sayıklamalardayım
    saklanmalardayım
    sensizlikten..
    yorgun bir çığlık yankılanır
    eski bir şarkının nakaratı mırıldanılır
    kaldırmlarında ölü kentimin
    hastalıklı bir sevda
    gönlümde debelenir durur
    sayıklamalardayım ismini
    saklanmalardayım sensizlikten
    gel bul beni
    oku aklımda geçenleri
    konuşmaya vaktim kalmadı
    anlatmaya takatim..
    gel hadi
    yeniden
    sev beni..


    Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
    tekkede manastırda eremezsin
    Bir kere gerçekten sevdin mi dünyada
    Cennetin Cehennemin üstündesin


    direnmekte
    sevdam
    tüm
    barikatlarında
    ölümüne direnmekte..
    olanca sosyal yapısını
    alaşağı etmekte
    devrimler bitmekte beynimde
    taptaze rejimler
    sonra..
    sonra
    sımsıcak bir gülüş
    deli gibi
    çekelemekte
    delmekte
    öksüz kabuğunu yaramın..
    mutsuz bir adam
    tek kağıtlık
    sigarasından
    sonsuz bir nefes çekmekte
    can çekişmekte
    sağda solda
    saadetler..
    ve hergün biraz daha
    hergün bir daha
    ölmekte
    bu adam
    sendeki sensizlikte


  8. 8
    TheSaw
    Üye
    AŞK HAYATI

    sevmek gibi geliyordu her şey,
    sevmek gibi gidiyordu kadın
    adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
    bir bulut evet ama aslolan
    bulutun suyu yağmasaydı...

    "bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
    ve boşanmak için
    en az iki şahit gerekiyordu!

    Yılmaz Erdoğan


    ASK

    Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git.
    Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmistik
    Sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
    Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
    Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
    Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
    Sanki hic olmamisti

    Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
    Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
    Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
    Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
    Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
    Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
    Cunku iki kisiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
    Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
    Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
    Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
    Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
    Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
    Sonrasi iyilik guzellik.

    Cemal SÜREYYA


    Vefasızmışsın

    --------------------------------------------------------------------------------

    Ne kadar ağladım geceleri senin için
    yinede sana göre ben bir hicim
    ne istedin de yapmadim?
    senin dayanilmaz kahrina katlandim...

    canimi iste, verirdim sana
    bir tek seni seviyorum desen bana.
    gururumu serefimi cignettirdim seni sevdigimden
    sen ise kurtarmadin beni kederimden

    dünyam basima yikildi, gercegi ögrenince
    bunlarda mi basima gelirmis, birini sevince?
    ne yaptimda sana, beni böyle cezalandiriyorsun?
    seviyormus gibi yapip aldatiyorsun

    felegi suclayamam, kendi kaderimi kendim cizdim
    bile bile senin gibi vefasizi sectim
    kalbime degilde aklima uysaydim sanki, ne olurdu?
    Bari hikayem güzel son bulurdu...


    delisiyim;
    ölgün gecelerin,
    sebepsiz susmaların,
    kaynağı sen olan
    acıların...
    köşebaşına
    sanki daha bir inatla
    daha bir bardaktan boşalırcasına
    ağlarcasına
    yağan yağmurun.
    öksüz bir çocuğun delisiyim
    hiç ağlamayan
    ve mesken tutmayan
    köprüaltlarını.
    düşünmeyen
    bir kızın
    delisiyim yarınını...
    bir bakışı
    en halsiz külleri
    bile yeniden
    alevlendirecek
    bir kızın delisiyim..
    yüreğim.
    ah yüreğim..
    nerdesin?


  9. 9
    TheSaw
    Üye
    nerelerdeysen
    çık gel artık
    bir lodostur
    ki eser
    üşütür
    kalbimin
    en sensiz köşelerini,
    bir suçsuz adam
    vurulur
    düşer olduğu yere
    yatar
    ve adı yazılır
    gazetelere..
    belli saatler
    sonrası kent yasak
    ama sen neredeysen
    çık gel
    yeter
    bir adam bekler
    sukutlar da vurulur
    yere düşer
    temyize kapalı olsun bu dava
    vuslatlara beraatler


    senden
    daha da güzel
    birşey olma ihtimalini
    baştan
    yoksaydım ben
    tüm önyargımla seviyorum
    seni
    ve birtakım sesler
    duyuyorum
    öksüz bir kentinden kalbimin..:
    yanıyorum..
    bütün rejimleri devriliyor
    beynimin
    devrimler çaresiz kalıyor
    yasak bir şarkı çalıyor
    sen susuyorsun
    aydınlatacakken bir kelimen
    içimdeki bu iflah olmaz karanlığı
    susuyorsun
    sallıyorsun hançerini
    ve hiç acımadan
    açıyorsun en derin yaramı
    ne var ki faydasız
    ben seni koşulsuz sevdim
    önyargısız
    bilmiyorsun..

    Eğer

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
    dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
    utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
    yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.
    korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
    okadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
    daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.
    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
    düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
    su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
    rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
    o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
    o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
    bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
    kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
    anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
    uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
    ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
    yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
    inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
    gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
    ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
    sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...
    evet Sevgili,
    kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

    CAN YÜCEL


  10. 10
    TheSaw
    Üye
    ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

    Gözlerin gözlerime degince,
    felaketim olurdu aglardim.
    beni sevmiyordun bilirdim,
    bir sevdigin vardi duyardim.
    çöp gibi bir oglan ipince,
    hayirsizin biriydi fikrimce.
    ne vakit karsimda görsem,
    öldürecegimden korkardim,
    felaketim olurdu aglardim.

    Ne vakit ada'dan geçsem,
    limanda hep gemiler olurdu.
    agaçlar kus gibi gülerdi,
    bir rüzgar aklimi alirdi
    sessizce bir cigara yakardin,
    parmaklarimin ucunu yakardin,
    kirpiklerini egerdin bakardin.
    üşürdüm içim ürperirdi,
    felaketim olurdu aglardim.

    Aksamlar bir roman gibi biterdi.
    jezabel kan içinde yatardi.
    limandan bir gemi giderdi,
    sen kalkip ona giderdin.
    sabaha kadar kalirdin.
    hayirsizin biriydi fikrimce,
    güldü mü cenazeye benzerdi.
    hele seni kollarina aldi mi;
    felaketim olurdu aglardim.


    atilla ilhan


    Yangınlar yaraladı ruhumu,
    Çok acılar biriktirdim...
    Ama bu sitem SANADIR!

    Aklımı firara vermişim zaten,
    Öyle bir küsüp gidişin vardı ki,
    Umarsız.. vefasız.. insafsız!
    Sen şimdi gülüp eğlenmekte mutlu bir bayramdasın nasıl olsa,
    Hani her bende sen vardın da,
    Meğer hiçbir sende ben yokmuşum ya işte öyle bir şey...

    Bende de biten sevdanın son elvedasıdır bu satırlar..
    Her bitiş yeni bir şiire gebe..
    Nerden baksan kocaman bir hüzün bulutu,
    Nerden baksan yabancılık...
    Nasıl yorumlarsan yorumla,
    Her dilde aynı sızıyı hatırlatır yalnızlık,
    Ve evlat acısı kadar koyar insana ‘aşkım’ sözcüğünden ayrılmak!

    Neyse...
    Sitemlerim mübaladır,
    Yanılgımsa aşina..
    Ne ilktin nede son...


    NE SENİNLE,NE SENSİZ

    Bak gülüm,söylemiştim sana
    Ne seninle ne sensiz olmuyor işte
    Duymadan gözlerimden anlasana
    Sevginin ateşi sönmüyor işte


    Yanımda olsan yakıyor tenin
    Uzağa gitsem,dinmiyor hasretin
    Her an kulağımda,gitmiyor sesin
    Anlatmaya dilim varmıyor işte


    Kimi zaman alevlenir küçük yüreğim
    Bazen de tutup nehirleri serperim
    Bu kararsızlık da,bu umut ta benim
    Gözlerim başkasını görmüyor işte


    Sende başlayanlar,sende bitecek
    Ruhum hep seninle,bedenim ölecek
    Bu coşku sonsuzlukta sürüp gidecek
    Senin sevgin olmadan ölünmüyor işte


  11. 11
    TheSaw
    Üye
    Reklam



    BEKLEYEN

    Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
    Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
    İstersen dünyayı çağır imdada;
    Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

    Seni korkutacak geçtiğin yollar,
    Arkandan gelecek hep ayak sesim.
    Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
    Enseni yakacak ateş nefesim.

    Kimsesiz odanda kış geceleri,
    İçin ürperdiği demler beni an!
    De ki: Odur sarsan pencereleri,
    De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

    Göğsümden havaya kattığım zehir,
    Solduracak bir gül gibi ömrünü,
    Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
    Bana kalacaksın yine son günü.

    Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
    Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
    Varılmaz hayale işaret diye,
    Toprağında bir taş olur, beklerim...


    üstad necip fazıl

    Her sabah guller acar penceremde
    Ve gunes hep neseli dogar
    Uzaktasin ama yuregim seninle!
    Guller bana senin yuzunu
    Gunesin ýsýklarý tenini
    Yagmurun yagisi gozlerini anlatýr hep
    Sakin mutluluðgu martilarin kanatlarýna takma
    Zaten mutluluk yureginden ucamaz
    Martýnýn kanadina taktigin olsa olsa yuregindir
    Ve insan yureksiz yasayamaz
    UNUTMA;
    En acili ve en zor aninda hatirla
    Uzaklarda ama yuregi seninle olan bir insan var
    Dedim ya insanlar yüreksiz yaþayamaz
    Yüregim yanindaysa
    Bilki bende
    ORDAYIM!...




    --Kaybetmek var
    --Vazgecmek alsa,
    --Onurum var
    --Gururum alsa,
    --Özür vardir
    --Yalvarmak alsa,
    --Yemin var
    --Yalan alsa
    --Sevmek vardir ama
    --Ihanet asla !!!!



    --Bakarsan uzaktayim,
    --düsünürsen aklindayim,
    --hissedersen kalbindeyim,
    --uyuyorsan tenindeyim,
    --özlüyorsan yanina geleyim
    --SEVIYORSAN ÖMÜR BOYU SENINLEYIM


    Eger ölürsem beni yakip bir kavanoza koysunlar.
    O kavanozu basucuna koy.
    Anliyorsun degil mi fedakarligimi
    vazgeçtim toprak olmaktan
    vazgeçtim çiçek olmaktan.
    Sirf senin yaninda kalabilmek için..





    ellerin vardi sicacik dokunan.
    dudaklarin vardi.askla öpen.
    simdi ne yapsam olmuyor.
    yerin dolmuyor.
    sen baska ben baska.seni çok seviyorum.






    sakin düsmesin içine bir endise,
    gidecek gelmiycek gelecek sevmiycek,
    sözlerime kulak ver askim sadece,
    bu can ölecek aski ancak ozaman bitecek



    O kadar güzelsinki yüzüne bakamiyorum
    Titriyor ellerim ellerini tutamiyorum
    Dolanip sarmak geliyor saramiyorum
    Ölesiye baglanmisim ki sensiz duramiyorum...




    Sen havada ucan kuslar gibi.
    Ruyalirimi susleyen melekler gibi.
    Gok deki bulutlar gibi.
    Beni kimse sevmedi senin gibi.



    Gurbet elde bir basima
    Kimim var ki senden baska
    Öldüm desem bir damla su
    Veren mi var senden baska
    Kekik kokan daglarim yok
    Bülbül öten baglarim yok
    Tutunacak dallarim yok
    Neyim kaldi senden baska
    Bana candan bir kez askim
    Diyen mi var senden baska
    Semaverde çayim sensin
    Her çiçekte balim sensin
    Ne gelirse senden gelsin
    Canim mi var senden baska










    Bu aksam çok efkarliyim
    Kalbim neden kan agliyor
    Bunu bir bilsen sevgilim

    Günes solgun gündüz gece
    içimde sen bir bilmece
    Izdirabi heceliyor

    Sensiz yalniz sensiz içim
    Gözyaslarim yagmur gibi
    Yanagimi islatiyor

    Kollarim bekliyor seni
    Öpsem öpsem ellerini TUTSAM
    Yine de sana hasretim

    Dudaklarim da bir ates
    Avuçlarimda alevsin
    Sensiz yalniz sensiz içim
    Ilahimsin sevgilim
    Sen benim herseyimsin

    Hayatim anlamsiz simdi
    Sendin bana nese veren
    "Seviyorum, sevdim" diyen
    Sen benim sicak günesim
    Güzel tatli tek
    Kara sevdam sevgilimdin

    Unutamam asla seni
    Hergün aniyorum yasla seni


    Kollarim bekliyor seni
    Öpsem öpsem ellerini tutsam
    Yine de sana hasretim


    ISTE BEN SENI BU SEKILDE SEVERIMMMMM
    BENIM GIBI ICTEN SEVEN BIRINI TANIYORMUSUN.???
    BEN SENI GOZYASI GIBI ICTEN SEVIYORUM BE CANIMMMM!!
    BEN ICTEN SEVENLERDENIM








    Hayat benim anlami sensin,
    yildiz benim dilek sensin,
    bulut benim yagmur sensin,
    günes benim isigim sensin,
    kor benim alev sensin,
    ben sendeki benim,
    sen bendeki sensin : ömür denilen meçhul bizimle tükensin...



    Seni tahmin edemeyecegin kadar degil, tahammül edemeyecegin kadar çok seviyorum..



    Seviyorum your eyes,
    cünkü onlar very nice,
    birkerecik Look et me,
    ondan sonra dont forget me,
    Kalbim tik tak four you,
    cünkü I LOVE YOU!!!
    (((NASIL AMA.??)))



    Sen Yalnizlik Nedir Bilirmisin?
    Hani o Kapkaranligi Nefesini Daraltir.
    Icindeki Bosluga Atilirsin Ciglik Cigliga,
    Ne Duyan Olur Ne De Goren.
    Hani Olum Fermani Almis Zanlilar Gibi Asilirsin Ya,
    Can Ceke Ceke Feryat Figan ILe Aci Cekersin.
    Iste Ben o Aciyi Tadiyorum Sensiz Her Nefes ALisimda...




    HABERÝN OLSUN:Seni görmeyince inanki caným. içim sýkýlýr yüreðim yanar......
    gözlerim baktýkça hep seni arar...
    seni özlüyor haberin olsun..
    uzun oldu tanýdým seni.
    uðruna adadým inan kendimi.
    herkese kapattým aþkýmý sevgimi.
    sana açýk kalbim haberin olsun.
    zamanla kaybolur terk edilmiþ hisler.
    gönül alýþmýþ hep seni ister.
    bu sözlerim sana unutma sakýn.
    her zaman kalbimdesin haberin olsun.
    seviyorum. senden saklamak niye. yazdýðým bu þiir olsun benden hediye.
    kimdemiþ BEN aGlamaz diye MAZLUMDA AGLADI HYABERÝN OLSUN...



    BÝRTANEM:Gözlerim gülmeyi unttu sanki.
    Gülmüyor birtanem gülmüyor sensiz.
    Yokluðun güneþi küstürdü sanki.Doðmuyor bitanem doðmuyor sensiz.
    Özlemin kanayan yara inan.Faydasýz kadere bendeeki isyan.
    Kýrdýðým kadehler derdime derman.Olmuyor birtanem olmuyor sensiz.
    Bir ruzgar esti savurdu sanki.Bir bhar gününde dallar çiçeksiz.
    Güller bile sitem ediyor sanki.Açmýyor birtanem açmýyor sensiz......






    ----------------------

    Seninle Olmak Vardı...
    Şimdi seninle olmak vardı gülüm
    Seninle demlemek zamanı,
    Geçen günlerin inadına
    Seninle yaşamak bugünü, yarını...
    Başkaldırmak bakışlarımla kör bir vakit,
    Bin hınç ile sarılmak boğazına çaresizliğin
    Boğmak,
    Parçalamak
    'Cızz' etmeden yüreğim...
    Ve bütün engellere rağmen
    Döküp ortaya ne varsa,
    Ne varsa yakmak sensizliğe ait...






    BAKIŞLARIN

    Gecelerce aklımdan çıkmadı
    Sanki rüyalarımda bir parçaydı
    Sen artık yanımda olmasan da
    Bakışların hep aklımda

    Yanımda olmandı hayatın anlamı
    Kim unutabilir ki yaşadıklarımızı
    Gözyaşlarımın tuzu dudağımda
    Bakışların şimdi bile aklımda

    Sessizliği bozar bir aşk şarkısı
    Der ki: "O hiç unutulmamalı"
    Yaşamaya çalışırken yokluğunda
    Bakışların hala aklımda


  12. 12
    TheSaw
    Üye
    Uykunda Öpüyorum Seni

    Uykunda ağlıyorsun...
    Uykunda öpüyorum seni... Korkmadan ağlıyorum
    seninle...
    Senin için bir şey yapamayışıma, seni bu dünyada
    yapayalnız, kimsesiz bırakışıma ağlıyorum...
    Senin için gerçeklik yok, bu hayat, bu hayatın
    kuralları yok... Kendine nasıl derinden ve katıksız
    inanıyorsan, bu hayata, bu insanlara da öyle
    inanıyorsun... Bunu sana ben anlatamam. Bak bu sensin,
    bak bu da hayat, bu da kuralları; bak, insanlar seni
    aslında nasıl görüyor, yok bu hayatta duygularının

    karşılığı, diyemem. Seni sevginden uyandıramam...
    Yıllar önce senin olduğun yerdeydim ben de. Tam orta
    yerde. Benim de saçlarım sevecen bir kardeşlik
    kokardı.
    Herkese koşarken açıkta kalırdı öldürülmeye en açık,
    en savunmasız yanlarım. Nereme bıçak saplanırdı
    bilmezdim, ama hep yersiz kanayan o zavallı saçlarıma
    dostluklara gölge düşürüyor, diye kızardım...Umudu
    ürkütüyor diye yaralarıma kızardım... Ben en çok beni
    yaralayanlara koşar; bir suç, bir yanılgı varsa,
    çoğunu omuzlamak için kendimden vazgeçerdim...
    Sırf sevgiler bitmesin, sırf hayatın sevinci
    gölgelenmesin, dostlukların son günü gelmesin diye
    üstüme alırdım bütün günahları, bütün yanılgıları,
    geçmiş ve gelecek bütün kötülükleri... Sevginin
    umutları sürsün diye, göze alırdım kalbime akıtılacak
    zehirleri... Göze alırdım eksik yaşanmış bütün
    sevgilerin tanığı ve sürgünü olmayı...
    Sonra baktım kimsesiz ve tesellisiz ölüyorum... Gördüm
    kendimi nasılsa. Gördüm anısız ve habersiz öldüğümü...
    Son kez baktım etrafıma, bir yakın, bir içten ses, bir
    kardeş kokusu aradım kendime. Bağlanmak istedikçe
    öylesine kopmuştum ki insanlardan, öylesine çok
    sevmiş, öylesine çok inanmıştım ki, nasıl oldu
    bilmiyorum, içimden bir kötülük, bir acımasızlık;
    içimden zavallı bir intikam duygusu çıkartıp, o yaralı
    kendimi, beni ben yapan o kimsesiz sevgimi o boşluktan
    çekip aldım... Aldım onu ve korumaya başladım.. O
    yaralı, o parçalanmış, o kimsesiz sevgimi, kötülükle,
    acımasızlıkla, hırsla, kıskançlıkla korumaya
    başladım... O da yetmedi, yazmaya başladım sevgili.
    Yazmaya... Ne hissedersem, ne hissedeceksem, hayatımda
    ne varsa, her şeyi yazmaya başladım...
    Yazmak, acılardan, aşklardan, yitirişlerden, itilip
    kakılmalardan kurtulmanın en geçerli yolu oldu benim
    için...
    Kimse elimden söküp almasın diye o yaralı, o kimsesiz
    sevgimi ve bir daha o karanlık boşluğa düşmemek için
    yazmaya başladım...
    Yıllar sonra şimdi sen o boşluktasın. O yaralı, o
    kimsesiz sevginle bir zamanlar benim olduğum yerdesin.
    Saçlarındaki kan kokusunu buradan duyabiliyorum. Bu
    kokuyu iyi bilirim. Çünkü yıllarca, sevginin peşinden
    koşulsuzca koştuğum o yıllar boyunca hep kendi kanımı,
    hep bu kokuyu koklamak zorunda kalmıştım...
    Arzuladığım ne varsa her şey karşılıksız kaldı bu
    hayatta. Saçlarımdaki kan kokusu şimdi içimde sahipsiz
    bir nefrete dönüştü...
    Kin öyle bir şeydir ki sevgili, her şeyi; yaşanmış ve
    yaşanan bütün sevgileri, gerçek adına ne varsa her
    şeyi çamurunda gizler.. Gün gelir, artık hiçbir şey
    anlaşılmaz olur. Haklılar haksızlara, kurbanlar
    cellatlara, sevgiler nefretlere karışır... Ve bir
    bakarsın, sen de bu acımasız hayatın hakemliğini kabul
    etmişsin. O kanlı nehrin kenarına gider ve günlerce,
    hatta yıllarca oradan düşmanının cesedinin geçmesini
    beklersin... Bu bekleyişin sonu yoktur. Çünkü
    düşmanlarının sonu yoktur... Biri biter, diğeri gelir
    ardından. Ve sen düşmanlarınla uğraşmaktan bezgin ve
    kimsesiz sevginle uğraşmaya dayanamaz, öylece
    kalırsın...
    Yalnızlığınla birlikte düşersiniz boşluğa. O çok
    korktuğun boşluğa... Öyle kirletirsin ki yalnızlığını,
    o kirlettiğin yalnızlığını sevsinler diye, dünyanın en
    samimiyetsiz insanlarına, kardeşim, diye sarılırsın...
    Biliyor musun, sen benim o çok eski halimsin... Sana
    bakıyorum yazılarımı yazdığım bu soğuk, bu uzak
    odadan. Bana umutsuzca sevdalanmanı seyrediyorum.
    Bende hiç umut yokken, beni vazgeçilmezin yapmanı
    seyrediyorum... Seni seyrediyorum sevgili, seni...
    Saçlarındaki kan kokusunu içime çekiyorum. Yıllar
    önceki kendi kokumu içime çekiyorum... Hayır,
    acımıyorum sana, sendeki kendimi özlüyorum en çok.
    Sendeki o çocuk cesaretini, o çıplak sevgiyi
    özlüyorum. Sendeki o kanayan, o kimsesiz, ama saf, o
    tepeden tırnağa sevgiye inanan kendimi özlüyorum...
    Bedelsiz, acıtmayan, hesap sormayan ve çok savunmasız
    bir güzelliğin vardı senin... Duygusuzlara göre çok
    kolaydın. Kurbanın o doyumsuz şehveti vardı sende. En
    kırgın, en yaralı insanları bile bir cellat yapardı o
    saf, o gerçeküstü sevgin...
    Seyrederdim seni o uzak odamda, bir şey yapamadan
    seyrederdim seni yazarken...
    Buruk bir sevinçle izlerdim cellatlarınla sevişirken
    aldığın hazzı. Nasıl da kıskanırlardı seni,
    kendilerine duyduğun sevgiyi bile kıskanırlardı...
    Seninle sevişirken aldığın o inanılmaz hazzı
    kıskandıkları gibi... Sen o çıplak, o bedelsiz
    sevginle bütün dengelerini bozardın onların. Aldığın o
    hazla kendilerine duydukları o bütün sahte güvenlerini
    derinden sarsardın... Senin bu sınırsız hazzı, bu
    çıplak sevgiyi, bu derin ve çılgın bağlanışı onca
    yitirişler, onca göze alışların sonucunda kazandığını
    anlamazlıktan gelirlerdi... Ne kadar zevk alsalar da
    bu kimsesiz sevginden, her yakınlığa hazır oluşundan,
    çabucak bağışlamandan, yine de seni kendilerine
    benzetmek, dahası yorulmanı, güce ve gerçeğe teslim
    olmanı, onları bütün o kayboluşlarında,
    tükenişlerinde, yani her durumda, her şekilde
    kabullenmeni isterlerdi...
    Onları her halleriyle kabul ettiğinde ise senden
    korkmaya başlarlardı... Çünkü öylesine korunaklı,
    öylesine derinlerde saklıydı ki sevgileri, seni
    anlaşılmaz, tuhaf, hatta bulaşıcı bir hastalığa
    yakalanmış, tehlikeli biri gibi görmeye başlarlardı...
    O çıplak, o sahipsiz sevgin yıllar önce terk ettikleri
    kalplerini, düşlerini, inançlarını hatırlatırdı
    onlara. Çekiciliğine kapılıp yanına geldikleri anda ve
    seni anlar anlamaz ölümcül bir ürküntüye kapılmaları
    bu yüzdendi...
    Çünkü bugünün insanı kimden korkuyorsa, kim ona yok
    ettiği kendisini hatırlatıyorsa onu öldürmek ister
    sevgili.
    Safı, çıplağı, koşulsuz seveni, kendisine yitirdiği
    insanlığını hatırlatanı öldürmek ister...
    Kabul et artık, kimi sevsen, kimin özgürlüğünü istesen
    ölümünü istemedi mi senden. İstemedi mi... Kabul et
    artık...
    Ben onlardan hiç olmadım. Ben gözümü senden hiç
    ayırmadım. Çünkü sen benim saf çocukluğumdun. Sen
    benim o yaralı, o kimsesiz gençliğimdin...
    Hayatı bitirdiğim yerde sen yeniden başlıyorsun..
    Dokunurken içimi acıtan başında benim kanım var...
    Anla artık, seni değil, en çok kendimi yalnız
    bırakıyorum o rutubetli evde... Senin o affedemediğin
    kalbinde yatıyor benim tek ve gerçek sevgim...
    Tek umudum senin bu savunmasız halin. Senin bu
    kimsesizliğin... Uyumsuzluğun. Tek çıkışım senin bu
    deli, bu çıplak sevdan...
    Kötülüklerin yok muydu, yok muydu hırsların... Vardı
    elbet. Ama öylesine acemiydi ki hırsların;
    kötülüklerin bu hayat karşısında öylesine çaresiz ve
    öylesine masum kalırdı ki, sonunda yine sana dokunurdu
    zararı; karşındakileri değil seni engellerdi o
    kimsesiz öfken... Kötülüklerinin zararı sonunda sana
    dokunmasaydı, yenseydin karşına çıkanları, yenseydin
    kalbini, hayat senin için hiçbir zaman böyle
    olmayacaktı... O kutsal, o hiç sönmeyen ışık nereye
    gitsen ardından gelmeyecekti... O sevinçli ıstırap
    kalbini hiçbir zaman böylesine içtenlikle
    ısıtmayacaktı.
    Bu şehri ebediyen terk edip giderken, bana söylediğin
    o son sözde saklı olmayacaktı hayatımızın gerçeği:
    'Hayatın kuralları derdin hep, biliyor musun, bu
    hayatta hiçbir şeyi başaramadım ben...'

    Cezmi Ersöz

    biraz uzun ama okursanız pişman olmazsınız.........


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
en güzel aşk şiirleri,  aşk şiirleri,  güzel aşk şiirleri,  ask şiirleri,  dünyamsin siir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi