Çöreği büyük Zaviyesi (tekkesi)

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Çöreği büyük Zaviyesi (tekkesi) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Çöreği büyük Zaviyesi (tekkesi)




    Soru: ÇÖREĞİBÜYÜK ZAVİYESİ(tekkesi)
    XIV. yüzyılda Anadolu, Anadolu Beylikleri adıyla, bölge bölge kurulan Türk Beyliklerinin idaresi altındadır.Selçuklu Devletinin çöküşünden sonra türeyen, her biri kendi başına buyruk, her biri bağımsız, büyüklü küçüklü bu beylikler, tek bir devlet gücüne bağlanıncaya kadar, birbirleriyle sürekli olarak çatışmışlardır. Aralarında birlik olmayınca, Anadolu'da dirlik de olmamış, halk sürekli bir huzurun özlemini çekmiştir.
    Hele iki beylik vardı ki, bunlar ötekilerinden daha büyük, daha güçlüydüler. Biri Karamanoğulları, öteki Osmanlılardır kayseri,sivas Tokat yöresini ele geçiren kadı burhanettin buralarda egemenlik kurmuş bu yörelerde tekkeler zaviyeler hanlar hamamlar yaptırmıştır . her ne kadar Tokat 1400 lü yılların başında osmanlılara katılsada osmanlı beyliği burda tam otorite sağlayamadı diğer türk beylikleri arasında Tokat birkaç defa el değiştirdi . Anadoluda türk birliğini sağlama çalışmaları yıldırımbeyazıtla başlamış yavuz selimle tamamlanmıştır.Bu dağınık durumda anadoluda yüzlerce beylik oluşmuş beyliklerin bir kısmı anadolu selcuklu devletine bağlı bir kısmı bağımsız bir kısmı osmanlıya bağlı bir kısmı karamanoğullarına bağlı kalmışlar dır osmanlıların anadoluya tam hakimiyetleri epey zaman almıştır Çöreğibüyük zaviyeside işte bu dönem aralığında yapılmıştır. Kitabesini Tokatlı araştırmacı tarihçi merhum Halis Cinlioğlu okumuş kitabesinde 1451 yapılış tarihi yazdığını yaptıranın pir mehmet zübeyr olduğunu söylemiştir ,kitabesi giriş kapısının hemen üstündedir kitabe yazısı selçuklu sülüs yazısı şeklinde olup okunup çözülmesini çok az kişi yapabilmektedir.Çöreğibüyük zaviyesi anadolu selçuklu devletinin dağıldığı bir dönemde yapılmış fakat işlevini daha çok osmanlılar zamanında yerine getirmiştir.
    Selçuklu eserleri Tokat listesinde bu tekke zaviye olarak geçer zaviye tekkeden küçük tarikat evidir.Buranın yapılış amacı şöyledir:Selçuklular zamanında verimli topraklar başlarına bu tip yerler yapılırdı,buraların genel ismi menzil hanedir.Menzil hanelerin bazıları tekke,bazıları zaviye (zaviyeler tekkelere bağlıdır)bazıları kervansaray, bazıları han şeklindeydi ulaşım buralardan sağlanırdı.O zamanlarda devlet sistemi dine dayandığı için tekke ve zaviyelerin önemi büyüktü tekke ve zaviyelere görevli devlet tarafından atanır bu görevli dürüst çalıştığı zaman ölene kadar kalırdı.o yerlerden biride çöreği büyüktür.Tekke ve zaviyelere araziler vakfedilir işletilerek ordu sefere çıktığında ihtiyaçlar buralardan karşılanırdı. Çöreği büyük ismi bazı olasılıklara dayanmaktadır:kubbenin tam ortasında karşılıklı düz üstü çömelmiş iki ceylan resmi büyük yuvarlak rölyef şeklindedir bu rölyef çöreğe benzetilir bundan kaynaklanmış olabilir bu rölyef zamanla bakımsızlıktan ,definecilerden dolayı kaybolmuştur.diğer bir olasılıkta burayı işletenlerin lakabıdır yani zavişenin lakabıdır(tekke görevlisine tekke şin zaviye görevlisine zavişin yada zaviyadar denirdi) isim konusunda net bir durum yoktur.Aynı adla Tokat-Niksar ilçesinde Çöreği büyük cami vardır,burası önceleri dergah olarak yapılmış sonradan camiye çevrilmiştir ,bazı kaynaklar buranın İlhanlılar döneminde yapıldığını yazmaktadır kesin tarihi belli değildir. ilhanlılar o zaman Selçuklulara bağlı beyliktir , çöreği büyük tekkesi ile çöreği büyük dergahı (camisi) aynı mimariye sahip aynı dönemin eseridirler,kesin bir yazılı kaynak yok ama buralar menzil hane görevi sağladığı için aynı kişiye bağlı olabilir.ilk yapılış amacı dergah olarak zaviye niteliğindedir sonradan cami yapılmıştır. Gelir kaynakları olarak vakfedilen araziler, halktan toplanan vergilerin bir kısmıdır birde burası yapıldıktan sonra sakızlık ağaçları dikilmiştir bu sakızlık ağaçlarından elde edilen yağlar ordunun koşumlarında Tokattaki Gök medresenin (şimdiki müze binası) Dar-ül şifa (üniversite hastanesi)da ilaç olarak kullanılırdı. Bu sistem Selçuklular yıkıldıktan sonra Osmanlılar zamanındada devam etmiş Osmanlının zayıflaması ile buraların arazilerine beyler ve ağalar el koymuş tur Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Atatürk tekke ve zaviyeler kanunu ile buraları kapattırmıştır şu andaki çöreğibüyük tekkesi yıkılmak üzere köylüler birkaç kez onardılar ama buda tarihi özelliğine uygun olmadığından esasen kültür bakanlığı restore etmelidir halk tarafından yapılan restorasyon aslına uygun olmamaktadır.Tekkenin içersinde kabirler vardır .Çöreğibüyük zaviyesini halk tekke olarak bilir tekke olarak söyler ,Tokat' a 20 km mesafede çöreğibüyük köyü sınırları içinde ve çöreğibüyük mezarlığı içindedir
    ZAVİYELERİN GÖREVLERİ :
    ZAVİYE : Kelime anlamı ile Köşe, bucak, evin bir odası. Tarikat faaliyetlerinin yürütüldüğü küçük yapıdır. Zaviyelerde görev yapan şeyhlere zaviyedâr, buralarda oturan dervişlere de zaviyenişîn denirdi. Tarikatların yayılmasına paralel olarak, tarikat üyelerinin toplandığı ve görevlerini yerine getirdiği merkezî yapılar da yayıldı: Bu yapılar tekke, dergâh, asitane, hankâh, zaviye gibi çeşitli isimlerle anıldı. Tarikatların merkez tekkelerine genellikle asitane ya da hankâh deniyordu. Tekkelere göre daha küçük olan tarikat yapılarına zaviye adı verildi. Zaviyeler, büyük yerleşim alanları dışında, küçük köy ve kasabalarla yollar üzerinde açılıyordu. Çevredeki dervişlerin toplanma yeri olmasının da ötesinde kimi görevleri vardı. Özellikle Türk dünyasının çeşitli yerlerinden gelen derviş ve tâcirlerin yolculuklarını rahat biçimde yapmalarını sağlamak, bu görevlerin başında geliyordu. Zaviyelere gelen derviş ve yolcular, buralarda konaklıyor, dinlendikten sonra yoluna devam ediyordu.
    Anadolu'da açılan ilk zaviyelerden itibaren bu sosyal görev zaviye vakfiyelerinde açıkça belirtiliyordu. Buna göre Türk dünyasından gelen misafirlerin yeme, içme ve barınma gibi zaruri ihtiyaçları karşılıksız olarak üç gün boyunca karşılanıyordu. Ayrıca, misafirlerin kimlikleri tesbit edilerek ilgili makamlara bildirilecek, misafirler geldikleri yerler hakkında bilgi verecekler, onlar aracılığı ile de Anadolu'nun durumu Orta Asya'ya iletiliyordu. Misafirlere gerektiği gibi hizmet etmeyen zaviye görevlileri, kadı'ya haber verilerek görevlerinden alınıyordu. Yüzyıllar boyunca sosyal bir kurum olarak önemli hizmetlerde bulunan zaviyeler de, 30 Kasım 1925 tarih ve 877 sayılı kanunla tekkelerle birlikte kapatılarak tarihe karıştı.
    İster Selçuklu ister Osmanlı döneminde olsun, Anadolu’da zaviyelerin kuruluşları incelendiği zaman şu manzara göze çarpmaktadır:
    Her hangi bir tarikata bağlı bir şeyh, yanında belli sayıdaki müridiyle ya bir şehir, kasaba ve köyde veya yol üzerinde uygun bir mevkide zaviyesini açmaktadır. Bunun için gerekli yerler şeyh tarafından ya bizzat temin edilmekte, yahutta o yerin hükümdarı, devlet adamı, zenginleri tarafından bağışlanmaktadır. Ayrıca kurulan zaviyeye eğer şehirde ise masraflarını karşılamak üzere belli bir miktarda arsa ve emlâkın geliri vakfedilmekte veya devlet hazinesinden tahsisat ayrılmaktadır. Köylerde ve yol üzerinde olan zaviyelerde ise durum daha başkadır. Buralarda kurulan zaviyeler masraflarını kendi üretim güçleriyle karşılıyorlardı. Bu zaviyelerin etrafında târlalar, bahçeler, bağlar ve değirmenler meydana geliyor, hayvan sürüleri besleniyordu. Dervişler hem kendi ihtiyaçlarını, hem de gelip geçen yolcuların masraflarını bizzat kendi emekleriyle karşılıyorlardı. Anadolu topraklarında zaviyeler konusu Anadolu’nun iskânı Türkleşmesi ve Müslümanlaşması konusu ile paraleldir. Bu ülkede zaviyeler ilk devirlerde bir iskan unsuru olmuşlar ve İslâmiyetin yayılmasında en önemli rolü oynamışlardır. Anadolu’da ilk zaviyenin veya zaviyelerin nerede ve ne zaman kurulduğu konusunda kesin bir şey söylemek mümkün görünmemekle beraber bunların askeri fetihlerle birlikte batıya doğru bir yayılış çizgisi tâkip ettikleri kolayca tahmin olunabilir.
    Bu derviş ve şeyhlerin Anadolu’yu tercih etmelerinin sebepleri arasında, bu ülkenin cihad ve gazaya elverişli olması kadar, Anadolu Selçuklu hükümdarlarının müsait olmalarıdır Başlangıçta tekke ve zaviyeler, tarikat şeyhleri tarafından seçilen yerlere inşa edilirken, Osmanlılar bir amaç doğrultusunda tercihi değiştirdiler… Amaç emniyet ve âsayişi temindi… Bu yüzden yolculuk için tehlikeli olan yerlere tekke kurmaya başladılar. Bu anlamda tekke ve zaviyeler, bir bakıma “karakol” işlevini de üstlenmiş oldu. Bu süreçte ıssız dağ başları, tehlikeli boğaz ve geçitler tekke ve zaviyelerle doldu. Bunlar hem yol emniyetini sağlamakta jandarma karakolu işlevi görüyor, hem yolcuları ağırlıyor, hem ticareti kolaylaştırıyordu; bir yandan da askeri sevk ve idarenin sağlanmasına katkıda bulunuyorlardı.
    Tekkede kalan farklı inançlara ve milliyetlere mensup yolcuların getirdiği haberler, Osmanlı Devleti’nin haber alma örgütüne mensup elemanları tarafından derlenip rapor haline getirildikten sonra Başkente gönderiliyor, bu sayede Başkent, fazla emek harcamadan çevrede olup bitenler konusunda bilgi sahibi olabiliyordu.
    Araştıran ve Derleyen : Gazi POLAT
    ?







  2. 2
    Sihem
    Özel Üye





    Cevap: eline sağlık







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi