Allah yolunda bır bedenın azaları bir binanın tuğlaları olmalıyız

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Allah yolunda bır bedenın azaları bir binanın tuğlaları olmalıyız ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Allah yolunda bır bedenın azaları bir binanın tuğlaları olmalıyız





  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör





    Cevap:
    HARCI KURŞUNDAN BİR DUVAR GİBİ SAF TUTMAK
    Handan Özduygu


    Kur-an’ı Kerim’de icaz, az sözle çok şey anlatma sanatı, karisini her zaman aciz bırakmıştır. Kalbe tesir ederek, teslim alan insanın gönlünde okunduğu anda bir aksiyon hissi uyandıran ayet-i kerimelerden biri de: Sure-i Saf-4 de yer almaktadır.

    “Kuşkusuz Allah kendi yolunda, kurşunla kaynamış binalar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”

    Bir yandan tasvirdeki sağlamlığı tasavvur ederken bir yandan da, yer almanız gereken saffı öğrenmiş oluyorsunuz. Kurşunla kaynamış binalar gibi olmak, dağılmaz çözülmez, taviz vermez, geri adım atmaz, zafiyet göstermez bir bütünlük içinde bir yapılanmayı emrediyor. Kurşunla kaynayıp kenetlenme benzetmesi: “Mü’minler bir vücudun azaları gibidir.” hadisi şerifinin, sanki bu ayetin tefsiri için söylenmiş olduğu hissini veriyor. Öylesine sağlam bir kenetlenmeden bahsediliyor ki, hiçbir düşmanın aşamayacağı, hiçbir şeytanın vesvese veremeyeceği, fitneye ve ayrılığa düşüremeyeceği bir toplum akla geliyor.

    İnne’llahe yuhibu’lezine yukâtilune fi sebilihi saffen keennehum bunyanun marsus

    Fahruddin Er-Razi ayeti kerimenin tefsirinde “Onlar savaş esnasında kendilerini adeta birbirine kenetlenmiş bir duvar gibi dizer, saf-saf dururlar. Marsus kelimesi rasas kurşun ile bağlanmış, yani harcı kurşundan olan bir duvar manasında olduğu, görüşüne yer vermiştir. “Allah Subhanehu ve Teala, tıpkı birbirine kenetlenmiş bir binanın duruşu gibi, cihad için azimli ve kararlı olan ve bulunduğu yeri hiç terk etmeyen kimseleri sevdiğini belirtmiştir. Bu ifade ile mücadele hususunda yekvücut olmalarının ve tıpkı, birbirine kenetlenmiş bir bina gibi, birbirlerini sevip desteklemelerinin kastedilmiş olması söz konusudur.” Katade: “ İnşaat yapan bina sahibini görmez misiniz, binasının birbirinden ayrı olmasını, ördüğü duvarın bir yandan ayrılmasını sever mi? Allah Azze ve Celle de böyledir. O’nun emri birbirinden ayrılmaz. Allah Teâlâ müminlere savaşta saf tutturduğu gibi namazda da saf tutturmuştur.”Kurtubi: “Yani yüce Allah, Allah yolunda cihada sebat eden ve bina gibi yerinden ayrılmayan kimseyi sever. Bu, mü’minlerin düşmanla savaşırken nasıl olacaklarına dair Allah’tan onlara bir talimdir.” Rivayete göre, bu ayeti kerime ensardan aralarında Abdullah İbn Reveha’nın da bulunduğu bir topluluk hakkında nazil olmuştur. Onlar bir meclis de; Allah için amellerin hangisi en çok sevimlidir bilsek de ölünceye kadar onunla amel etsek dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlar hakkında bu ayeti kerimeyi indirdi. Abdullah İbn Reveha: Ben ölünceye kadar kendimi Allah yolunda tutuklu sayarım, dedi ve gerçekten ömrünü şehit olarak nihayetlendirdi. Ayeti kerime üzerinde yoğunlaştığımız zaman iki önemli husus dikkati çekmektedir. Birincisi, mevzu edilen kurşunla kenetlenme bir yandan Allah’ın emir ve yasaklarını ifa ederken emirleri birbirinden ayırt etmeden yerine getirilmesi ki burada Sure-i Bakara,85 ci ayeti kerimeyi hatırlamak gerekiyor: “… Yoksa siz kitabın bir kısmını inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz…” İkinci önemli husus da sosyal bir yapılanmaya dikkat çekerek inananların birbirine kenetlenerek saf olmaları gerektiğidir. Beş vakit namaz eda edilirken de düzgün tek bir hat üzerinde saf tutulmasının hikmeti de bu ayeti kerimede belirtilmiş olmaktadır. Arada boşluk bırakmadan saf tutulması müminlerin birbirine kurşunla kaynamış binalar gibi sağlam bir topluluk olduğunun göstergesidir. Zaten sureye de ‘saf’ ismi verilerek konunun öneminin sanki altı çizilmiştir. Nitekim Sure-i Mülk’de bu bağlamda “Gözünü çevir bir bak, bir boşluk nizamsızlık görebiliyor musun? Sonra gözünü tekrar çevir bak, göz aradığı bozukluğu bulamamaktan aciz bitkin sana geri dönecektir.” Buyrulmuştur. Yaradılışta bir boşluk bir nizamsızlık olmadığı gibi Allah’ta kullarının aynı şekilde düzgün ve sağlam bir hat üzere kenetlenerek yekpare haline gelmesini sevdiğini belirtmiştir. Aksi takdirde saflar arasında yaratılan boşluk ve gevşeklik şeytana, düşmanlara sızıp fitne yaratması için fırsat vermektir. Allah-u Subhanehu ve Teala bu ayeti kerimede bize kendisine giden yolu, vasıl olabilmenin, sevip sevilmenin şartını öğretmektedir. Evvela harcı kurşundan sağlam örülmüş bir duvar gibi saf bağlayıp, mücadele etmeyi sevdiğimiz takdirde, Allah’ın sevgisine mazhar olacağımızın müjdesini bize vermektedir. Saf tutmayı sevmeden, bir safta kenetlenmeden sevgi söz konusu değil yani. Divan-ı Kebir’de Mevlana Celâleddin Rumi’nin: “Bugün seher vaktinden beri darmadağınız, sarhoşuz… Mademki darmadağın olmuşuz, darmadağın sözler söyleyelim…” beyiti bizi kurtarmaz. Ruh dünyası darmadağın, zihni darmadağın meclisi, mescidi darmadağın bir neslin evladı olarak kenetlenerek saf tutmak bize biraz hayalî bir efsane gibi gözükmektedir. Düşmanın böl, parçala, yut taktiği toplumda ve zihnimizde kronikleştiği için ayeti kerimeyi tabiri caizse trene bakar gibi okuduğumuz vakıadır. Değil mücadelede saf tutabilmek, bugün mescitlerimizde saflarımız dağılmış, namazlarımız ifsat olmuştur. Zihni ve kalbi darmadağın bir insan için zaten mescitte saf tutmanın zarureti sadece bir fantezi olmuştur. Harcı kurşundan yıkılmaz yerinden oynamaz bir duvar gibi saf tutabilmek için, bu duvarın bir tuğlası, zincirin sağlam bir halkası olabilmek için öncelikle kendi bünyemizde sağlam bir hat, sağlam bir kişilik oluşturabilmeliyiz. Yani ayeti kerimeyi toplumsal bağlamda yaşanabilir kılmak için öncelikle ve özellikle bireysel olarak kendi kimliğimizi oluştururken, kendi bünyemizde uygulamalıyız. Kendi iç dünyamızda şeytanın vesveseleri ile girip, nefisle işbirliği halinde, işgal ve istila etmesine fırsat vermeden kararlılıkla azim ve azametle geri dönüşü olmayan bir sebatla sıratı müstakim üzerinde yerimizi belirlemiş olmamız gerekmektedir. Aşılmaz dağlar, yıkılmaz kaleler gibi bir duruş sergileyebilmek için “sen kendini hak ile meşgul etmezsen; batıl gelir seni istila eder” hikmetine kulak verilmelidir. Mehter takımı gibi iki ileri bir geri, ritim bozukluğu olanlar, safta boşluk yaratanlar “Yuhibbuhu ve yuhibbunehu” (Onlar Allah’ı sever; Allah’da onları sever ... Sure-i Maide/54) ayeti tecelli ettiğinde mahrum, mahcup ve perdeli kalacaklardır…








+ Yorum Gönder
bunyanun marsus
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi