Dil sevgisi ile şiir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Dil sevgisi ile şiir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: “Yanıt da ortada” diyorum. “Hem de sen söyledin. Bu sözler de Türkçe değil ki. Ayrıca, dilimizi bu şekilde konuşanlar, sadece babanın yaşında olanlar da değil bu ülkede. Öte yandan bakıldığında ise durum, ümitsiz değil bence, sizin gibi anlamaya, öğrenmeye meraklı gençler var olduğu sürece …”


    “Dil bizim evimizdir.
    Biz orada otururuz” demiş, düşünür Heidegger. Dil ile düşünür, o dilin yetmediği yerde yetmeyen alanları dolduracak yeni sözcükleri dilimize ekleriz. Böylece dilimiz, zenginleşirken bu kez o zenginleşmiş dille düşünür, yeni durumları daha fazla sorgular, yeni anlamlar yakalarız, yeniden dil zenginliğine yol açan zeminde giderken. Bu, doğru orantılı olarak artan, birbirini artıran, arttıkça zenginleşen bir yoldur.


    Ve şimdi, internet ve
    cep telefonu kanalıyla yüz ifadesinden, ses tonundan, vurgudan yoksun hızlı yazışma kültürünün içinde yer alırken, kısa ve kısaltmalı yazışmaların yüz yüze konuşmaya tercih edildiği günler yaşıyoruz. Böyle bir gerçekliği ve bunun kültüre, dolayısıyla dile etkilerini görmezden gelerek sorunları çözmek mümkün mü? “Her şeyi anında tüket, kenara bırak” yaklaşımı ile işleyen popüler kültürün bu kadar içinde yaşarken, dili bu çarkın dışında tutabilmek ne kadar olası; saf kalmasını baskıyla kontrol edebilmek, ne kadar çözüm olurdu; sözcük anlamlarında anlaşmış olmanın önemini anlatamadıktan, yaşama geçiremedikten sonra?


    Günlerdir, elimde içi Türkçe sözcüklerin, yazılı ve
    görsel medyada yanlış kullanımlarının örnekleriyle dolu kitaplar var. Bunları okudukça söyleniyorum kendi kendime. Sonra düşünüyorum, sözcüklerin şekil olarak doğru kullanımları, elbette önemli. Ama yola çıkışta bunların takibini yapıp doğruları ile yer değiştirtme çalışması, çok sonraki safha gibi görünüyor gözüme, çözüm yolunda. Hatta sözcük anlamının önemini vurgulamaktan bile önceki safha, doğru iletişimin önemini anlatmak olmalı.


    “Önce imge ve dil arasında
    engel var. Zihin imgelerle düşünür ama bir başkasıyla iletişim kurmak için imgeleri düşüncelere, sonra da düşünceleri kelimelere dönüştürmek zorundadır. İmgeden düşünceye, düşünceden dile doğru bu ilerleyiş ihanetlerle doludur.Kayıplar olur: imgenin zengin, yumuşak dokusu, olağanüstü esnekliği ve yoğrulabilirliği, özel nostaljik duygusal renkleri-tümü, imgenin dile tıkıştırılmasıyla kaybolup gider.” demişti I.D. Yalom “İki Tebessüm” isimli (tebessümlerin bile anlamlarının kişilerde farklı anlaşılışının anlatıldığı) öyküsünde.


    Şevki Bey de demiş ki;


    “Dil yâresini andıracak
    yâre bulunmaz. ”


    Diyeceksiniz ki; “Nereden nereye geçtin birden?
    Burada geçen “dil” sözü, “ gönül, yürek” anlamında.”


    Biliyorum.
    Öte yandan bizi kültürel bir varlık yapan araç olarak düşünün, aynı sözcüğü. Söz, bildiğimiz konuşma ve yazı dili anlamında kullanıldığında; dize, hâlâ gücünü koruyor, değil mi? İzin verilirse gönül yarası kadar büyür, dil yarası da.Yazdığım yazı boyunca konuya dair kuramsal sözler etmedim, farkındasınızdır. Sözcüklerin köklerinden, sözlükteki sayılarından, tarihsel, sosyal, psikolojik gelişiminden; diller arası geçişlerinden, bu konuda ekonominin doğrudan etkilerinden, bununsa bilgisayar, tıp vb alanlardaki yansımalarından; gençlerin bahsettiği o havalı olma durumlarında aslında ekonominin etken oluşlarından filan bahsetmedim uzun uzun. Dilin, bundan sonraki toplumsal gelişimimizde nasıl da etken olacağı ise, ayrı bir yazı konusu. Ben çizmeyi aşmamaya özen göstererek kendimce gördüğüm, kalbime değen yerden yazdım konu hakkındaki düşündüklerimi. Dilin zaten yarası ağır oluyor, ağır konuşulunca. Ancak hiç değilse, sözcüklerin doğru anlaşılır olarak kullanılmadığı alandan doğacak yaraları olsun, peşin peşin yok edebilmek ümidiyle; yazımı, dilin kalbimizdeki öneminden dem vurarak bitirmek istedim sanırım.


    Aynur Özbek Uluç








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi